Kategori: Felsefe

Bertell Ollman: Bir değer ilişkisi olarak din

BİR DEĞER İLİŞKİSİ OLARAK DİN I Din, etik, bilim, aile ve sanat, değer İlişkisi olarak henüz ele almadığımız konular. Ancak yabancılaşma alanının neresinde gezinirseniz gezinin, hikâye aynıdır. İnsanın her bir alanda etkinliğiyle, ürünüyle, türünün diğer üyeleriyle ve türüyle dörtlü ilişkisi, komünizmde ortaya çıkacak ilişkilerin, güdük halidir. Ancak din, bu ilişkilerin bütün ayrıntılarıyla açığa çıktığı diğer

okumak için tıklayınız

Akıl ve Akıldışılık

İnsanın dini aklıdır, aklı olmalıdır, diyorum. Aklı olmayan, yani aklını kullanmayan, kullandırılmayan kimsenin saygıya değer dini yoktur, olamaz da. O insan ancak çok eskilerden kalma cennet cehennem masallarıyla beşli, akıldışı inançların kulu kölesidir. Peki, insan ne zaman aklını kullanma yetisine, onuruna ulaşabilir?

okumak için tıklayınız

Eşitliközgürlük – Étienne Balibar

Yirmi yıllık bir süre içinde yazılmış iki grup yazı bir arada: Bir yanda modern dönemde özgürleşme için verilen mücadelelerin ayrılmaz bir boyutu olan temel hakların dile getirilmesi ve kurumlaşması sürecini konu edinen felsefi yazılar, öbür yanda siyasi gündeme, özellikle de açığa çıkardıkları siyasal sorunlar dolayısıyla küresel yankıları olan olaylara yönelik müdahaleler.

okumak için tıklayınız

Çağdaş insan için özgürlük ne anlama gelir ve ondan neden ve nasıl kaçmaya çalışır – Erich Fromm

BİREYİN ORTAYA ÇIKIŞI VE ÖZGÜRLÜK KAVRAMI Asıl konumuza -özgürlüğün çağdaş insan için ne anlama geldiği ve ondan neden ve nasıl kaçmaya çalıştığı sorusuna- geçmeden önce, gerçeklikten bir anlamda koparılmış gibi görünen bir kavramı tartışmalıyız. Kopuk görülmesine karşın, çağdaş toplumda özgürlüğün çözümlenmesinin anlaşılabilmesi için ele almak durumunda olduğumuz bir düşünce bu.

okumak için tıklayınız

Organik Bozukluk : 21.Yüzyılda Tembellik Hakkı : Kırkmerak

Hayat her gün, her fırsatta aslında işsiz olduğunuzu hatırlatır size. Bazen sevgili, bazen anne, bazen bir pantolon ve en acıklısı da bir meyhane olarak çıkar karşınıza. Siz tembelliğe tutundukça, hayat işsizlikle saldırır.Her gün aynı noktadan, çalışmanın kutsallığından vurmaya çalışır sizi.Vura vura aşındırır o noktayı ve bir gün gelir, altı gün çalışıp bir günlük saadet için

okumak için tıklayınız

Felsefi Notlar 3 – Nejdet Evren

../. “Ölçme” iki türlü bir değerlendirmedir; ilki benzer olanlar arasında bir ölçme, ikincisi ise benzer olmayanlar arasındaki ölçmedir. Her ikisinin ortak yanı ise, belirli bir sınırlamalar içinde/belirli kalıplara göre önceden yaratılmış olan bir çerçevede/ soyut olandan hareketle “şey”in bir diğerine göre yerini/değerini nicel ve nitel olarak belirlemeye yönelik edimler olmasıdır.

okumak için tıklayınız

İmgelem, Yanılsama ve Cemaat – Ross Poole

“Devlette…(insan) hayali bir egemenliğin düşsel bir üyesidir, gerçek bireysel hayatından mahrumdur ve gerçekdışı bir evrensellikle donatılmıştır.” (Marx) Ulusçuluk, kendisine tabi olanlara rehberlik eden bir kimlik biçimi inşa ederek işler. Benim ulusal kimliğimi bilmek, nasıl davranmam gerektiğini ve kimin böyle yapmam gerektiğini söyleme hakkına sahip olduğunu bilmek demektir. Bu standart oluşturucu kurallar, gerçekte yapmak isteyeceğim şey

okumak için tıklayınız

Ahlaki Çürümenin Sorumlusu Homo Economicus’un ‘Yanlış’ Tanrısı mı?

Kadim zamanlarda türünün devamlılığını sağlamak için içindeki vahşi avcıyı uyandıran insan, şiddeti bu uğurda araçsallaştırmıştı. Zamanla sosyalleşen insanın önceliği artık karnını doyurma telaşından, ‘mutlu’ olma çabasına doğru evrilmişti. Güvenliği ve türünün devamlılığı için ödemek zorunda kaldığı bir bedel olarak sosyalleşme, beraberinde yerleşik hayatı da getirmişti. İnsan doğanın vahşi evrenini hakimiyeti altına alırken, gökler evreninin hakimi

okumak için tıklayınız

Robespierre ya da Terörün ‘İlahi Şiddeti’ – Slavoj Zizek

1953’te, Çin Başbakanı Zhou Enlai, Kore Savaşını sona erdirmek amacıyla barış görüşmeleri yapmak üzere Cenova’dayken, kendisine Fransız Devrimi hakkında düşüncelerini soran bir Fransız gazeteciye şöyle karşılık verdi; ‘Bunu söylemek için hala çok erken.’ Bir biçimde haklıydı; 1990ların sonunda ‘halk demokrasileri’nin parçalanıp dağılmasıyla, Fransız Devriminin tarihi önemi için verilen mücadele yeniden alevlenmişti. Liberal revizyonistler, 1989’da Komünizmden

okumak için tıklayınız

Erkek egemenliğine itaat etmeyen ilk kadın Lilith ve Şeytanın Çocukları – Josef Kılçıksız

Eylemleriyle şiddeti yücelten ve radikal bir determinizm ortaya koyan köktendinci öğretinin Lilith anlatısındaki karşılığı kan ve seksin yüceltilmesidir. Lilith anlatısında gözlenen epikurosçu hedonizm günümüz köktendinci anlayışta bir düşkünlüğe ve kültürel dejenerasyona tekabul eder. Tanrının, cennetine dönmek için bir türlü ikna edemediği Lilith nedamet getirmez, o diablo evrenine ait bir varlık olmasına rağmen, şeytani olandan çok

okumak için tıklayınız

Freud ve Nietzsche’nin görüşleri arasındaki benzerlikler ve farklılıklar – Erol Göka

Freud ve Nietzsche “Postmodern durum”da psikanalizin ve psikiyatrinin geleceği için bazı sezgiler Fransız düşünürü Althusser’in modernliğin yetiştirdiği belli başlı gayri meşru çocuklar olarak gördüğü Marx, Freud ve Nietzsche’nin düşünceleri arasında bazı bağlantılar bulmak, birçok kimse için vazgeçilemez bir heves olmuştur (Althusser vd., 1982: 108-129). Bu üçü arasındaki bağlantı noktalarından bugüne kadar üzerinde en az çalışılanı

okumak için tıklayınız

Skolastik köhneleşme

Yeryüzünün eski uygarlıkları, özellikle Asyalı büyük kültürler 17. ve 18. yüzyıllardan itibaren yaratmaz·olurlar. Bu iki yüzyıl, dünya tarihinde bir geçiş dönemi olmuştur. 17. yüzyıl yenilik olarak Dekartçı yöntemin hakimiyeti altında olurken, 18. yüzyıl Aydınlanma ve eleştiri çağı olmuştur. Metafizik ikicilik de ön:gür vicdanın özel alanı ile mutlakiyetçi iktidarın kamusal alanına siyasal olarak yansır. 18. yüzyılda

okumak için tıklayınız

Alaeddin Şenel: Ahlaktan çok söz edilmesi onun azaldığının göstergesi mi?

Ahlaktan çok söz edilmesi onun azaldığının göstergesi mi? Eski Çin’in “erken bireyci anarşist” diyebileceğimiz (MÖ 6. yüzyıl) düşünürü Lao-çe’ye (adı çeşitli kaynaklarda Lao-tsu, Lao-çu olarak da verilen düşünüre) yukarıdaki soru sorulsaydı, olasılıkla “evet öyle” derdi. Bunu Taoculuğun kurucusu sayılan bu düşünürün, ahlak ile bağlantılı kavramlar olan adalet ve acı­ma (merhamet) üzerine sözlerinden çıkara biliyoruz. Onun

okumak için tıklayınız

Ingeborg Bachmann ve Dil Felsefesi – Zafer Yalçınpınar

Ingeborg Bachmann’ın edebiyat aurasıyla tanışmam, Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından 1985 yılında Doç. Dr. Semahat Yüksel’in çevirisiyle yayımlanan ‘Seçmeler’ adlı kitap ve bu kitapta yer alan “Su Perisi Gidiyor” (Undine Gidiyor) adlı öykü sayesinde gerçekleşti. “Su Perisi Gidiyor” başlıklı öykü -çevirideki bazı tutarsızlıklara rağmen- etkileyici dilsel motifler ile felsefi bir bakış açısından oluşan özel bir

okumak için tıklayınız

İnsanda Güzellik ve Çirkinlik

İNSANDA GÜZELLİK VE ÇİRKİNLİK Bir insanın güzelliğinden söz ettiğimiz zaman, herşeyden önce, insanın kendi «cinsinin ölçüsü»nü, yani, insansal olan ölçüyü kapsıyacak şekilde, o insanın bedensel yapısından başka, insanın zihinsel dünyası ile davranışlarının da yapısından söz ediyoruzdur. Yok eğer, insan güzelliğinin nesnel temel ilkelerini sınırlandırıp, burdaki estetiksel değeri insanın maddi bedeninin yapısına indirgeyecek olursak, o zaman,

okumak için tıklayınız

Arthur Schopenhauer : Bir Filozofun Huzurunda – Söyleşiler, Portreler, Şiirler

Arthur Schopenhauer: Bir Filozofun Huzurunda, Schopenhauer’in aşk, evlilik, toplum, akademi, arkadaşlık, tarih ve insanlığa dair fikirlerini tutkulu biçimde ortaya koyduğu söyleşilerden oluşuyor. Yolu; kendisine ve eserlerine karşı sürdürülen sessizlik politikasını bir komplo olarak değerlendiren, karşısındakilerin kişisel duygularına aldırış etmeyen, her şeye ve herkese karşı argüman üreten, hırslı, kibirli, sivri dilli fakat etten kemikten bir adamla

okumak için tıklayınız

Jean Paul Sartre: Düşmanla işbirliği kim yapar?

DÜŞMANLA İŞBİRLİĞİ KİM YAPAR? Geçenlerde Norveç’e dönen Prens Olaf, düşmanla işbirliği yapanların bütün Norveç halkının yüzde ikisi olduğunu ileri sürüyordu. Fransa’dakiler de aşağı yukarı bu kadardı herhalde. Düşman eline geçmiş değişik memleketlerde yapılacak bir araştırma çağdaş topluluklardaki «işbirlikçi»lerin ortalama bir yüzdesini bulmaya yarayabilir. Çünkü, düşmanla işbirliği yapma, kendini öldürme gibi, adam öldürme gibi olağan bir

okumak için tıklayınız

İletişim Yoluyla Tecrit

İletişim araçlarının tecrite yol açtığı yalnızca zihinsel anlamda doğru değildir. Radyo sunucusunun yalan dolu konuşması yalnızca dilin imgesi olarak beyine yerleşip insanların birbiriyle konuşmasını engellemez; Pepsi-Cola reklamındaki övgüler yalnızca kıtaların yıkımına düzülen övgüleri bastırmaz; film yıldızlarının hayaletimsi modelleri yalnızca yeni yetmelerin birbirine sarılmalarına ya da zinaya örnek oluşturmaz. İlerleme insanları kelimenin tam anlamıyla birbirinden uzak

okumak için tıklayınız

Aklın Geri Çekilişi

1789’da, Aydınlanma’nın etkilediği pek çok entelektüel çevreyi devrimci heyecan kaplamıştı. Ancak bu duygu evrensel değildi. Kısa süre içinde olup bitenleri uygarlığa saldırı olarak lanetleyen sesler duyulmaya başladı. Onların şikayeti henüz üç yıl geride kalmış olan terörle ilgili değildi. Lafayette’in Ulusal Muhafızlar’ı hala Paris’i sıkı denetim altında tutuyor, parlamentoya karşı sorumlu olsa da kral hala hükümetler

okumak için tıklayınız

Ölüm, yaşamı tutkuyla sevmiş olanlar için anlamlıdır ancak.

Ölüm, yaşamı tutkuyla sevmiş olanlar için anlamlıdır ancak. Bırakacak, terk edecek hiçbir şeye sahip olmadan ölmek! İlgisizlik, kayıtsızlık yaşamın ve ölümün inkâr edilmesidir.Ölüm korkusunu yenmeyi başaran kişi, bu korkunun başka bir adı olan “yaşam” karşısında da zafer kazanmıştır.

okumak için tıklayınız