Kategori: Hukuk

Hammurabi Kanunları ile Tevrat Arasındaki Dilbilimsel İlişki

Hammurabi Kanunları ve Tevrat’ın Dilbilimsel Etkileşimi Hammurabi Kanunları, MÖ 18. yüzyılda Akadca yazılmış bir hukuk metni olarak Mezopotamya’nın yasal düzenlemelerini sistemleştiren önemli bir belgedir. Tevrat ise İbranice yazılmış, Yahudi toplumunun dini ve hukuki kurallarını düzenleyen kutsal bir metindir. Bu iki metin arasında dilbilimsel bir etkileşim olup olmadığı, tarihsel ve kültürel bağlamda incelenmesi gereken bir konudur.

okumak için tıklayınız

Yahudi Kimliği ve Hammurabi Kanunları: Babil Sürgününde Antropolojik Dönüşümler

Yahudi Kabile Yapıları ile Hammurabi Kanunlarının Karşılaşması Babil Sürgünü (MÖ 597-539), Yahudi toplumu için köklü bir antropolojik dönüşüm dönemiydi. Sürgündeki Yahudiler, Hammurabi Kanunları’nın katı toplumsal hiyerarşisiyle karşılaştığında, kendi kabilevi yapılarındaki eşitlikçi eğilimlerle bu düzeni uzlaştırmaya çalıştı. Hammurabi Kanunları, toplumun sınıflara (asil, özgür, köle) ayrılmasını ve her sınıf için farklı haklar tanımlanmasını dayatıyordu. Yahudiler, kabilevi dayanışmayı

okumak için tıklayınız

Sürgündeki Yahudilerin Hammurabi Kanunları’na Direnci ve İnsan Hakları Kavramlarının Kökenleri

Tarihsel Bağlam: Sürgün ve Hammurabi Kanunları Babil Sürgünü (MÖ 6. yüzyıl), Yahudi halkı için derin bir dönüm noktasıydı. Kudüs’ün Babil Kralı II. Nebukadnezar tarafından yıkılması ve Yahudilerin Babil’e zorunlu göçü, toplumu hem dini hem de toplumsal açıdan yeniden şekillendirdi. Bu dönemde, Babil toplumu Hammurabi Kanunları’nın (MÖ 18. yüzyıl) etkilerini hâlâ taşıyordu. Hammurabi Kanunları, Mezopotamya’da hukukun

okumak için tıklayınız

Hammurabi Kanunları ile Tevrat’ın Çağdaş Yankıları

Hammurabi Kanunları ve Tevrat, insanlık tarihinin erken dönemlerinde ortaya çıkan iki önemli yazılı düzenleyici metindir. Hammurabi Kanunları, Mezopotamya’da MÖ 18. yüzyılda Babil Kralı Hammurabi tarafından oluşturulan, toplumsal düzeni sağlayan bir hukuk sistemini temsil ederken; Tevrat, Yahudi geleneğinde Tanrı’nın vahiy yoluyla Musa’ya verdiği kutsal yasa olarak kabul edilir. Bu iki metin, din ve devlet arasındaki ilişkiyi

okumak için tıklayınız

Babil Sürgünü ve Yahudi Kimliği: Günümüz Diasporik Topluluklarına Yansımalar

Babil Sürgünü’nün Tarihsel Bağlamı Babil Sürgünü, MÖ 6. yüzyılda Yahudi halkının Babil Krallığı tarafından Kudüs’ten sürülmesiyle başlayan ve Yahudi kimliğinin dönüşümünde kritik bir dönüm noktası olan tarihsel bir olaydır. Yahudiler, tapınak merkezli dini yaşamlarından koparılmış, yabancı bir toprak ve kültürle karşı karşıya kalmıştır. Bu dönemde, toplu ibadet ve ritüellerin yerini yazılı metinlere dayalı bir dini

okumak için tıklayınız

Hammurabi Kanunları’nın Modern Hukuk Sistemlerine Etkileri

Hammurabi Kanunları, yaklaşık MÖ 1750 yılında Babil Kralı Hammurabi tarafından oluşturulan ve tarihin en eski yazılı hukuk metinlerinden biri olarak kabul edilen bir yasalar bütünüdür. Bu kanunlar, cezai adalet anlayışıyla, toplumsal düzeni sağlama ve bireyler arasındaki ilişkileri düzenleme amacı taşır. Modern hukuk sistemlerinde, Hammurabi Kanunları’nın doğrudan uygulanmasa da, ideolojik ve etik izleri çeşitli biçimlerde kendini

okumak için tıklayınız

Hammburabi Kanunları’ndan Bugüne: Geçmişten Günümüze Uzanan İzler

Hammurabi Kanunları’nın Modern Hukuk Üzerindeki Etkileri Hammurabi Kanunları, tarihin en eski yazılı hukuk sistemlerinden biri olarak cezai adalet anlayışında katı bir denge arayışını yansıtır. “Göz göze, diş dişe” ilkesine dayanan bu sistem, suç ve ceza arasında orantılılık ilkesini vurgular. Modern hukuk sistemlerinde bu anlayış, cezaların caydırıcılığı ve adaletin tarafsızlığı gibi ilkelerde iz bırakmıştır. Özellikle ceza

okumak için tıklayınız

Antik Yakın Doğu’da Hukuk ve Toplum: Hammurabi Kanunları ile Tevrat’ın Karşılaştırması

Lex Talionis: Ortak Köken mi, Bağımsız Gelişim mi? Hammurabi Kanunları’nda (MÖ 18. yüzyıl) yer alan “göze göz, dişe diş” ilkesi, yani lex talionis, cezalandırmada karşılıklılık ilkesini temel alır. Bu ilke, suçun niteliğine uygun bir ceza verilmesini öngörerek toplumsal düzeni sağlamayı amaçlar. Tevrat’ta, özellikle Çıkış (21:23-25) ve Tesniye (19:21) kitaplarında, benzer bir ilke açıkça ifade edilir.

okumak için tıklayınız

İnsanlar Neden Hukuksuzluğa Göz Yumar ; Psikodinamik Bir Bakış 

Hukuksuzluğa göz yumulmasını psikodinamik açıdan ele alırken bireysel ve toplumsal bilinçdışı süreçlere bakmak gerekir. Bu durumu birkaç temel kavram üzerinden inceleyebiliriz: 1. Savunma Mekanizmaları ve Rasyonelleştirme İnsanlar, adaletsizliği ve hukuksuzluğu gördüklerinde bilişsel uyumsuzluk yaşarlar. Bu uyumsuzluğu azaltmak için savunma mekanizmalarını devreye sokarlar: 2. Otoriteye Bağlılık ve Toplumsal Hipnoz Freud’un süperego kavramı burada önemli bir rol oynar. Hukuksuzluğa

okumak için tıklayınız

Türkiye’de Anayasalar – Taha Parla

Parlamenter sistemden uzaklaşarak siyasi gücün tümüyle tek-adamda toplandığı bugünkü gidişatın temeli Taha Parla’ya göre 1982, hatta bazı yönleriyle 1961 Anayasası’nın ve bunlarda yapılmış muhtelif sahte “demokratik” değişikliğin yasama ve yargıyı zayıflatma, “yürütme”nin üstünlüğünü artırma, pekiştirme yönündeki eğiliminde yatmaktadır. Oysa sanılanın aksine “en kötü parlamenter sistem bile en iyi başkanlıktan daha iyidir.”

okumak için tıklayınız

Düştü Çamura – Zafer Köse (Öykü)

– Günaydın – Ooo, aleykümselâm. Gel buyur. Bu başıma gelenlerin güzel tarafı da var; sık görüşmeye başladık. – Dışardakiler, köydekiler iyi. Selam gönderdiler. Karşı tarafla da işler yolunda. – Daha öğrenciyken başlamıştın bizi ihmal etmeye. Ama iyi ki büyük okulları bitirip avukat oldun. İşimiz düşünce sana güvenebilirmişiz demek.

okumak için tıklayınız

Maltepe Üniversitesi’ndeki sınav sorusu duygulandırdı

Maltepe Üniversite Hukuk Fakültesi?nde, Soma katliamından yaralı kurtulan maden işçisinin ?Çizmemi çıkarayım sedye kirlenmesin? sözleri final sorusuna konu oldu. Hukuk Fakültesi?nin iktisat dersi final sınavında ?İktisadi adam (homo ecenomicu) ölümcül kaza atlattıktan sonra sedyeyi kirletmemek için ?çizmemi çıkarayım mı?? der mi? Ya da bunu diyebilen insanları çoğaltmak için nasıl bir ekonomik sistem önerirsiniz?? şeklinde soru

okumak için tıklayınız

Uluslararası İnsan Hakları Hukukunda Vicdani Red ve Türkiye – Özgür Heval Çınar

Tarih boyunca ordular, itaatkâr askerlere ihtiyaç duymuşlardır. Ancak her dönemde çeşitli sebeplerle savaşlara katılmayı ya da askerlik yapmayı reddedenler olmuştur. Bunun en doğrudan ve en açık ifade biçimi de vicdani red olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu ise günümüzde vicdan, düşünce ve din özgürlüğü hakkının meşru bir ifadesi olarak tanınmaktadır. Dr. Özgür Heval Çınar, Türkiye’de militarizmin kökenlerini

okumak için tıklayınız

Hukuk ya da Kukla Tiyatrosu (“Edebiyat ve Hukuk” Yazıları) – Cemal Bali Akal

Hukuk ya da Kukla Tiyatrosu. “Edebiyat ve Hukuk” Yazıları, hukuk antropolojisi ve Spinoza düşüncesi üzerine eserler vermiş olan Cemal Bâli Akal’ın, “Burası Tanzanya mı, Karanfil”den (2011) sonra yayımlanan ikinci deneme kitabıdır. Yazar bu derlemede Sofokles, Euripides, Shakespeare, Cervantes, Swift, Sade, Büchner, Stendhal, Dostoyevski, Melville, Kafka, Conrad, Barrie, Musil, Camus, Faulkner, Koestler gibi devlerin eserlerinde dolanarak,

okumak için tıklayınız

Hukuk Devleti (Kökenleri ve Küreselleşme Çağındaki İşlevi) – Berke Özenç

“Siyasi iktidarın, istikrar ve sürekliliğini koruyabilmesi için hukuk devleti olarak örgütlenmesinin önemli bir ideolojik işlevi vardır. Erkek egemen ve sınıflı toplum yapısının biçimlendirdiği siyasi iktidar alanı ve iktidardan masun olduğu var sayılan özel alan, hukuk devletinin kurucu rolü aracılığıyla gayri şahsi bir düzenin parçaları olarak tahayyül edilir. Başta toplumsal cinsiyet ve kapitalist üretim tarzından kaynaklananlar

okumak için tıklayınız

Marksizm ve Hukuk – Hugh Collins

Liberallerin amentüsüne dönüşen “hukuku üstünlüğü” gerçekten de o kadar “üstün” mü? Eğer öyleyse bu dokunulmaz zırhın meşruiyetini sağlayan nedir? Komünizm hukukun ortadan kalkması mı demek? Marksistlerin hukukla ilişkisi her zaman sorunlu olmuştur. Yukarıdaki sorular bile Marksizm ile hukuk arasındaki ilişkinin esastan düşünülmesi gerektiğinin bir yansımasıdır. Hukuk alanındaki çalışmalarıyla tanınan ve halen Modern Law Review’ün editörü

okumak için tıklayınız