Kategori: Politika

V for Vendetta’da V’nin İdeolojisi ve Maskesinin Anlamı

V’nin Anarşist İdeolojisinin Temelleri V’nin ideolojisi, otoriter bir rejime karşı bireysel ve kolektif özgürlüğü savunan bir anarşist duruş sergiler. Bu duruş, Bakunin’in kolektif özgürlük anlayışıyla güçlü bir bağ kurar. Bakunin, devletin bireyler üzerindeki baskısını reddeder ve özgürlüğün, bireylerin kolektif bir dayanışma içinde kendi kaderlerini belirlemesiyle mümkün olduğunu savunur. V, totaliter

OKUMAK İÇİN TIKLA

Kapitalizmin Öfkesi ve Geleneksel Solun İntiharı: Neden Yeni Bir Kurtuluş Perspektifine İhtiyacımız Var?

Kapitalizmin temel krizi, sandığımız gibi 2008’de başlamadı. Doğu Bloku’nun 1989’daki çöküşüyle birlikte, sistemin kendi kendini imha etme süreci hız kazandı. Geleneksel solun bu döneme dair tek yapabildiği ise, miadını doldurmuş “işçi sınıfı Marksizmi”ne sarılmak oldu. Bazı radikal eleştirmenler, bu çöküşü sadece kapitalist bir varyantın başarısızlığı olarak değil, bizzat kapitalizmin ruhunun,

OKUMAK İÇİN TIKLA

Anti-Politika: Kapitalist Cinnet Zamanlarında Gerçek Kurtuluş

Modern siyaset, içinde yaşadığımız sistemin sorunlarını çözebileceğine dair bir hayalden ibaret. On yıllardır bize dayatılan neoliberal hegemonyanın ve “piyasadan başka çare yok” propagandasının karşısında, Norbert Trenkle’nin de işaret ettiği gibi, kapitalizmin cinnet dolu öfkesine tanıklık ediyoruz. Bu öfke, sadece ekonomik krizlerle değil, aynı zamanda toplumun en temel bağlarını parçalayan bir

OKUMAK İÇİN TIKLA

Kapitalizmin Sonu ve Gerçek Kurtuluş: Solun Yalanları ve Yeni Bir Başlangıç Mı ?

1989’da “gerçek sosyalizmin” çöküşü, bize “Batı sistemi”nin nihai zaferini müjdeledi. Fukuyama’nın “tarihin sonu” kehaneti manşetleri süslerken, çok az eleştirel ses kaldı. Ancak Krisis Grubu’ndan Norbert Trenkle gibi radikal düşünürler, o anın aslında kapitalizmin kendi kendini tükettiği devasa bir krizin başlangıcı olduğunu haykırdı. Bugün, otuz yıl sonra, bu kehanetin ne kadar

OKUMAK İÇİN TIKLA

Marx Öldü, Yaşasın Marx!

1968 yılı, küresel bir dönüm noktası oldu. Sermayenin “altın yılları” sona erdi, Fordizm ve Keynesçiliğin krizleri derinleşti. Ancak bu sadece ekonomik bir kriz değildi; Amerika’daki karşı-kültür hareketlerinden, Fransa’daki Mayıs olaylarına ve İtalya’daki işçi mücadelelerine kadar uzanan, yeni bir sosyal isyan türü yükseliyordu. Bu isyanlar, sadece iktidarı ele geçirmeyi değil, bireysel

OKUMAK İÇİN TIKLA

Hastalığın Sırrı: İnsan Türü ve Devrimci Bir Kavrayış

Sosyalist Hasta Kolektifi (SPK), 1970’lerde yalnızca bir hasta hareketi değildi; aynı zamanda felsefi ve politik bir devrim çağrısıydı. Onların en radikal iddialarından biri şuydu: “Hastalığın sırrı, insan türünün eksikliğidir.” Peki bu ne anlama gelir? Ve “hastalık kavramı” gündelik hayatta nasıl uygulanabilir? İnsan Türü Eksiklik Olarak SPK’ya göre hayvanlar kendi türlerinin

OKUMAK İÇİN TIKLA

İnsanların çoğunun hiçbir fikri olmamasının nedenleri ?

“İnsanların çoğunun hiçbir fikri yok… Fikirleri onlara dışarıdan pompalanmalı, tıpkı makinelere yağ pompalanması gibi.” —José Ortega y Gasset demiş. Nedenlerini hiç düşündünüz mü neden ? Özgün fikirlerimizin oluşmamasının nedenleri Ortega y Gasset’in sözünü de destekleyecek şekilde birkaç başlıkta toparlanabilir: 1. Düşünsel HazırcılıkSosyal medya, haber kanalları ve popüler kültür, “önceden paketlenmiş”

OKUMAK İÇİN TIKLA

Nitel Kırılma: Bugün İşin Radikal Bir Eleştirisi Neden Gerekli?

Kapitalist toplumda “çalışma” yalnızca bir geçim aracı değil; tüm sosyal yapının merkezindeki zorunlu bir mekanizma. Hayatta kalmak için ya kendi hesabımıza çalışıyoruz ya da emeğimizi satıyoruz. Her iki durumda da kendimizi bir meta hâline getiriyoruz. Bu gerçeklik, işin basitçe “yararlı şeyler üretmek” olduğu yönündeki popüler inancı tamamen boşa çıkarıyor. 1.

OKUMAK İÇİN TIKLA

Sınıf Üzerine Notlar: Marx’a Göre Sınıf Ne Değildir, Ne Demektir ?

Richard Gunn’un “Sınıf Üzerine Notlar” metni 1. Sınıf Ne Değildir? Marxist bakış açısıyla başlamak gerekirse: Sınıf, basitçe “aynı gelir seviyesindeki” ya da “benzer yaşam tarzına sahip” insanların oluşturduğu bir grup değildir. Bu tanımlar, sınıfı sabit ve durağan bir kategoriye indirger. Oysa Marx için sınıf, durağan değil, hareket hâlinde olan bir

OKUMAK İÇİN TIKLA

Bir Sanat Eseri Olarak Devlet

Bugün bizi yöneten liderlerin saçmalığı, bize karşı kolektif üstünlüklerinin ironik bir ölçüsüdür. Kapitalist sistem ne kadar kusursuz işlemeye başlarsa, yöneticileri o kadar gülünç, tesadüfi ve kolayca harcanabilir hâle gelir. Eğer bir sistemin çalışabilmesi için “yetenekli” bir lidere ihtiyaç varsa, bu zaten sistemin kusurlu olduğunun göstergesidir. Tersine, yetenekli bir liderin devre

OKUMAK İÇİN TIKLA

Marx’ın doktora tezinin “sükût suikastına” uğraması ne anlama gelmektedir?

Karl Marx, Kasım 1837’de Berlin’de Hukuk Fakültesi öğrencisiyken babasına yazdığı mektupta ağırlıklı olarak Kant, Fichte, Schelling, Hegel ve Aristo okuduğunu yazar. 1839 tarihinde sonradan Epikuros’un Felsefesi Üzerine Notlar adıyla yayımlanacak elyazmasını tamamlamış olmasından anlıyoruz ki, Marx 1838-41 yıllarında idealizme sırtını dönerek materyalizme olan ilgisinin tarihsel kökenleri üzerine yoğunlaşmıştır. 1841’de henüz

OKUMAK İÇİN TIKLA

Soytarılar, toplumsal düzenin kırılganlığını teşhir eden felsefi aktörler mi?

1. Gülmenin Altındaki Kriz: Soytarı Bir Tehdit midir? Soytarı yalnızca güldüren değildir; o, düzenin görünmeyen çatlaklarını dillendirir. Saraylarda, kürsülerde, ekranlarda ya da sokaklarda boy gösteren soytarı, çoğu zaman iktidarın aynasıdır ama bu ayna kırık, yamuk ve çarpıtıcıdır. Bu çarpıtma, gerçekliğin ta kendisini daha açık hale getirir. Gülünç olan, aslında çürümüş

OKUMAK İÇİN TIKLA

Her halkın emekçi sınıfının farklı dillerde konuşması kapitalistlere karşı ortaklaşmasına engel midir?

İnsan, dili aracılığıyla düşünür, diliyle dünyayı kavrar ve diliyle başkalarıyla ilişki kurar. Ne var ki, bu iletişimsel çoğulluk, tarihsel olarak emekçi sınıfın dayanışmasını bölmenin de aracı hâline getirilmiştir. Farklı dillerde konuşan halkların emekçileri arasında bir bariyer doğar; fakat bu bariyer doğal değil, sosyo-politik olarak inşa edilmiş bir engeldir. Bu bağlamda

OKUMAK İÇİN TIKLA

Farklı dillerde konuşan kapitalistlerin ortak dili: Kâr

1. Kapitalistin Ulusal Kimliği İkinci Plandadır Kapitalistler Çinli, Amerikalı, Alman, Türk, Arap ya da Rus olabilirler. Ancak ulusal kimlikleri, kapitalist düzen içindeki konumlarının önüne geçmez. Çünkü: Örnek:Apple, Çin’de Foxconn adlı fabrikalarda üretim yaptırır. Amerikalı sermaye, Çinli emeği kullanarak tüm dünyaya satış yapar. Burada milliyet değil kâr-zinciri esastır. 2. “Kâr”, Kapitalistlerin

OKUMAK İÇİN TIKLA

The common language of capitalists speaking different languages: Profit.

Their primary goal is to expand their capital, not their nationality.A German boss prefers workers in China if the profit margin is high.A French investor can partner with entrepreneurs of Kurdish or Turkish origin, as long as there is profit.Example:Apple has production in Foxconn factories in China. American capital uses

OKUMAK İÇİN TIKLA

”Her zaman etrafınızda bir yalaka ordusu bulundurun.” Adolf Hitler’in Propaganda Bakanı Joseph Goebbels X.

🧵 Bu söz, totaliter yönetimlerin sadece propagandayla değil, duygusal izolasyon ve yapay sadakatle nasıl sürdüğünü anlatır. 1️⃣ Bu söz ne demek? Goebbels’e göre: Güçlü görünmenin yolu, etrafınızı eleştirmeyenlerle doldurmaktır.Yani düşünce değil, itaat gerekir.Doğru bilgi değil, onaylanmış tekrarlar esastır. Böylece lider:– Yanılgılarını duymaz– Gerçeklerle yüzleşmez– Kendine inşa ettiği sahte dünyada yaşamaya

OKUMAK İÇİN TIKLA

”Önemli olan aydınlar değil, kitlelerdir. Çünkü onları kandırmak çok kolay.” Adolf Hitler’in Propaganda Bakanı Joseph Goebbels IX.

🧵 Bu söz, propaganda stratejisinin hedefini ve yönünü açıkça ortaya koyar. Aydınlara değil, çoğunluğa oynayan bir zihniyetin haritasıdır. 1️⃣ Bu söz ne demek? Goebbels’e göre:– Aydınlar detaylarla uğraşır, sorgular, çelişkileri görür.– Kitleler ise duygusal, tepkisel ve kolay yönlendirilebilirdir.Yani iktidar, bilgiyi değil; duyguyu hedef almalıdır. “Bir profesörü ikna etmek zaman ister,

OKUMAK İÇİN TIKLA

“Biz Niye Hep Yanlış Anlıyoruz Siyasileri?”

Çünkü anlamamız istenmiyor. Çünkü karmaşık olanı basitleştirip, basit olanı karmaşık gösteren bir algı yönetimi çağındayız. Rüşvetin adı sadakaya çevriliyor, lütuf diye pazarlanan şey aslında senin zaten hakkın olan yardım. Şükür bekleniyor, çünkü hesap sormayı bilen bir yurttaş değil, minnet eden bir “tebaa” isteniyor. Biz ise anlamak yerine “inandık”. Ve inanan,

OKUMAK İÇİN TIKLA