Kategori: Yuval Noah Harari

Romalılar tarafından şehirleri yakılıp yıkılan Numantialıların destansı direnişi

ROMALILAR YENİLMEYE ALIŞIKTI. Tarihteki çoğu büyük imparatorluğun yöneticileri gibi üst üste pek çok muharebe kaybedip yine de savaşı kazanabiliyorlardı. Aldığı darbeyi hazmedip ayakta kalamayan bir imparatorluk zaten imparatorluk sayılamaz. Fakat Romalılar bile MÖ 2. yüzyılda kuzey Iberya’dan gelen haberleri kolayca hazmedemezdi. Adanın yerlisi Keltlerin yoğun olarak bulunduğu Numantia adındaki küçük

okumak için tıklayınız

İnsanlığın Serüveni: Yok Oluş, Tanrılaşma ve Ötesi

Neandertallerin Kaderi ve İnsanlığın İlk Zaferi Homo sapiens’in Neandertallerle karşılaşması, evrimin çıplak gerçeğini mi yansıtır, yoksa daha karmaşık bir hikâyenin perdesini mi aralar? Darwin’in “en uygun olanın hayatta kalması” ilkesi, sapiens’in teknolojik ve sosyal üstünlüğünü işaret eder: daha iyi aletler, daha karmaşık iletişim ağları ve belki de toplu avlanma stratejileri.

okumak için tıklayınız

Neolitik Devrimin İnsanlığa Zihinsel ve Fiziksel Bedeli

Neolitik Devrim, insanlığın avcı-toplayıcı yaşamdan yerleşik tarım toplumlarına geçişini simgeleyen bir dönüm noktasıdır. Yuval Noah Harari’nin perspektifinden bakıldığında, bu devrim yalnızca insanlığın maddi dünyasını değil, aynı zamanda zihinsel, etik, toplumsal ve varoluşsal dokusunu da kökten dönüştürmüştür. Ancak bu dönüşüm, insanlığın hem fiziksel hem de zihinsel evriminde derin kayıplar pahasına gerçekleşmiştir.

okumak için tıklayınız

Neolitik Devrimin Yuval Noah Perspektifinden Derinlemesine İncelenmesi

Yuval Noah Harari’nin perspektifinden Neolitik Devrim, insanlık tarihinin en dönüştürücü kırılma noktalarından biridir. Tarım devrimi olarak da bilinen bu süreç, yalnızca besin üretim biçimlerini değil, insanın kendisini, toplumu, doğayı algılayışını ve varoluşsal anlam arayışını kökten değiştirmiştir. Harari’ye göre, bu devrim bir ilerleme hikayesinden çok, insanlığın hem kazanımlar hem de kayıplarla

okumak için tıklayınız

Tanrısal Gücün Bedeli: Dolores’in İsyanı ve Yabancılaşma

Homo Deus: Tanrısal Güç ve Yabancılaşma Yuval Noah Harari, Homo Deus’ta, insanlığın teknolojiyle biyolojik ve bilişsel sınırları aşarak tanrısal bir konuma yükseleceğini öngörür. Ancak bu güç, bireyleri birbirine ve doğaya yabancılaştırabilir; veri odaklı toplum, empatiyi ve organik bağları erozyona uğratır. Westworld’de, hostlar (örneğin Dolores), insanlığın bu tanrısal arzusunun bir ürünüdür;

okumak için tıklayınız

İnsanlar her gün enerji tarihindeki en önemli icatla karşı karşıya geldiler ama bunu fark edemediler

Bu uzun bin yıllar boyunca, insanlar her gün enerji tarihindeki en önemli icatla karşı karşıya geldiler ama bunu fark edemediler. Ne zaman bir ev kadını veya hizmetkar çay yapmak için su kaynatsa veya ocağa bir tencere patates koysa bunu görebiliyorlardı. Su kaynadığında kabın veya tencerenin kapağı fırlıyor, yani ısı harekete

okumak için tıklayınız

Görünmez Ordular: salgınlar ve bulaşıcı hastalıklar

Kıtlıktan sonra insanlığın ikinci en büyük düşmanı salgınlar ve bulaşıcı hastalıklardı. Tüccar, memur ve seyyahların aralıksız akınlarıyla birbirine bağlanan şehirler her ne kadar medeniyetlerin beşiği olsa da, aynı zamanda hastalıkların üremesi için de en uygun ortamı oluşturuyordu. Antik dönemde Atina’da ya da ortaçağ Floransa’sında yaşayanlar, hayatlarını her an hastalanıp bir

okumak için tıklayınız

Yuval Noah Harari: “Gılgamış’ı durdurmak imkansız olduğundan Frankenstein’ı durdurmak da imkansızdır.”

Frankenstein Kehaneti 1818’de Mary Shelley, yarattığı yapay varlık kontrolden çıkıp ortalığı mahveden bir bilim insanının hikayesi olan Frankenstein’ı yayımladı. Son iki yüz yılda bu hikaye sayısız farklı biçimde tekrar tekrar anlatıldı ve yeni bilimsel mitolojimizin temel taşlarından biri haline geldi. İlk bakışta, Tanrı rolünü oynarsak ve yaşamı tasarlamaya kalkarsak sert

okumak için tıklayınız

Bir parça yiyecek bulabileceğinizi bilmemek nasıl bir histir?

Biyolojik Yoksulluk Sınırı Binlerce yıldır insanlığın en büyük düşmanı olan kıtlıkla başlayalım. Yakın zamana kadar birçok insan, yaşamını biyolojik yoksulluk sınırında, yetersiz beslenme ve açlık tehdidi altında sürdürüyordu. Küçük bir hata ya da birazcık şanssızlık bir ailenin ya da bir köyün tamamının ölüm fermanı demekti. Şiddetli yağışlar hasadınıza zarar verir

okumak için tıklayınız

Mutluluğu ölçebilir miyiz? Aykırı düşünceler

Şimdiye kadar mutluluğu büyük ölçüde sağlık, gıda ve zenginlik gibi fiziksel koşulların bir ürünü gibi düşünerek ele aldık: İnsanlar daha zengin ve daha sağlıklıysa daha mutlu olmalıdırlar. Fakat gerçek bu kadar basit mi? Filozoflar, rahipler ve şairler binlerce yıldır mutluluğun ne olduğuna ilişkin düşündüler ve çoğu, en az fiziksel koşullar

okumak için tıklayınız

Yuval Noah Harari: Kısırdöngüler, tarihi tesadüflerle oluşmuş hayali hiyerarşileri kalıcı hâle getirebilirler.

Amerika’da Temiz Olmak Modern Amerika’daki ırk hiyerarşisini sürdüren şey de benzer bir kısırdöngüdür. Avrupalı fatihler 16. yüzyıldan 18. yüzyıla dek, milyonlarca Afrikalı köleyi madenlerde ve çiftliklerde çalıştırmak üzere Amerika’ya getirdi. Bu köleleri Avrupa veya Doğu Asya yerine Afrika’dan getirme kararı üç temel etkene dayanıyordu. Birincisi, Afrika daha yakındı ve hâliyle

okumak için tıklayınız

Tarihin iki önemli özelliği – Yuval Noah Harari

III. Kısım 13 Başarının Sırrı TİCARET, İMPARATORLUKLAR VE EVRENSEL dinler, eninde sonunda dünyanın tüm Sapienslerini bugün içinde yaşadığımız küresel dünyada birleştirdi. Bu genişleme ve birleşme süreci, elbette durağan ve pürüzsüz değildi. Daha geniş açıdan bakarsak, çok sayıda küçük kültürden az sayıda büyük kültüre ve en sonunda tek bir küresel topluma

okumak için tıklayınız

İnsan neden mutluluğu ıskalıyor? Yuval Noah Harari

Modern insan daha fazla mutluluk için bu kadar uğraşıyorken depresyon ve intihar oranları yükseliyor. Sizce insan, mutluluk arayışında başarısız mı oldu? Sanırım evet, başarısız olundu. Güç kazanmakta iyiyiz ancak bu güçleri mutluluğa dönüştürmekte değiliz. İnsan mutluluğu, Taş Çağı’ndan bu yana pek fark etmedi. Bunun bir nedeni, mutluluk ve ıstırap çekme

okumak için tıklayınız

Yuval Noah Harari yanıtlıyor: Teknoloji ve dinler… Gelecekte nasıl olacak?

“Bugünlerde dünya onun kitaplarını konuşuyor. Oxford Üniversitesi’nden doktoralı İsrailli tarih profesörü Harari, ortaçağ tarihi ve askeri tarih çalışmış ve şimdi Kudüs İbrani Üniversitesi’nde ders veriyor. Sapiens: İnsan Türünün Kısa Bir Tarihi ve Homo Deus: Yarının Kısa Bir Tarihi adlı kitaplarıyla Türkiye’de de en çok satanlar listesinden inmeyen Harari ile Davos’taki

okumak için tıklayınız

Yuval Noah Harari: “Tüm yaşamın ve gezegenin geleceğini şekillendirecek 3 büyük zorluk şöyle”

“Bugünlerde dünya onun kitaplarını konuşuyor. Oxford Üniversitesi’nden doktoralı İsrailli tarih profesörü Harari, ortaçağ tarihi ve askeri tarih çalışmış ve şimdi Kudüs İbrani Üniversitesi’nde ders veriyor. Sapiens: İnsan Türünün Kısa Bir Tarihi ve Homo Deus: Yarının Kısa Bir Tarihi adlı kitaplarıyla Türkiye’de de en çok satanlar listesinden inmeyen Harari ile Davos’taki

okumak için tıklayınız

Tarihte Adalet Yoktur

Tarım Devrimi’ni izleyen 1000 yıldaki insanlık tarihini anlamak, tek bir soruyu cevaplamakla mümkün olabilir: Eğer uygun içgüdüleri yoksa, insanlar kitleler halinde işbirliği ağlarını nasıl oluşturuyorlar? Cevap kısaca şudur: İnsanlar hayali düzenler yaratıp, yazıyı icat ettiler ve bu ikisi, biyolojik mirasımızın boş bıraktığı yerleri doldurdu.

okumak için tıklayınız

Kapitalizmde insanların kendilerini aşırı tüketimden öldürmeleri bile teşvik edilir. Tutumluluk ise tedavi edilmesi gereken bir hastalıktır.

Alışveriş Çağı Modern kapitalist ekonomi ayakta kalabilmek için, tıpkı yüzmek ya da boğulmak arasında seçim yapmak zorunda olan bir köpekbalığı gibi sürekli üretimi artırmak zorundadır. Ama üretmek tek başına yeterli değildir, birilerinin de bu ürünleri alması gereklidir, yoksa tüm sanayiciler ve yatırımcılar iflas ederler. Bu felaketi önlemek ve insanların sanayi

okumak için tıklayınız

Mutluluk belki de, bir insanın anlamla ilgili sanrılarını, hakim kolektif sanrılarla uyumlu hale getirmesidir.

Değerlerimiz, “yeni doğmuş bir diktatörün zavallı köleleri” veya “yeni bir yaşamı sevgiyle büyütenler” olarak görmemiz arasındaki temel farkı yaratır. Nietzsche’nin de söylediği gibi, yaşamak için bir sebebiniz varsa her şeyle baş edebilirsiniz. Anlamlı bir hayat, zorluklar içinde geçse de son derece tatmin edici olabilir, buna karşılık anlamsız bir hayat da

okumak için tıklayınız

“Bu adamların size söylediği hiçbir şeye inanmayın. Topraklarınızı çalmaya geldiler”

20 Temmuz 1969’da Neil Armstrong ve Buzz Aldrin, Ay’ın yüzeyine indiler, Apollo 11 astronotları bu seyahatten önceki aylarda ABD’nin batısında Ay’a benzeyen ıssız bir çölde eğitim gördüler. Bu alan pek çok Kızılderili topluluğuna ev sahipliği yapıyordu; bir yerliyle astronotlar arasında geçen bir diyaloğa dair şöyle bir hikaye vardır:

okumak için tıklayınız

İnsanlık, sadece tarihin akışını değiştirebilme değil, tarihi sona erdirebilme kapasitesine de sahip

BÎR İSPANYOL KÖYLÜSÜ 1000 YILINDA uyuyakalıp, beş yüz yıl sonra Kolomb’un mürettebatının Nina, Pinta ve Santa Maria gemilerine binerken çıkardığı patırtı esnasında uyanmış olsaydı, dünya yine de gözlerine çok tanıdık gelirdi. Teknolojide, yaşam biçiminde, siyasi sınırlarda pek çok değişiklik yaşanmış olsa da, bu ortaçağ gezgini yine de kendisini evinde hissederdi.

okumak için tıklayınız

Homo sapiens neden ekolojik bir seri katile dönüştü?

Homo sapiens’in sonu ne olacak? Yuval Noah Harari’nin yazdığı Hayvanlardan Tanrılara: Sapiens, “100 bin yıl önce yeryüzünde en az altı farklı insan türü vardı. Günümüzdeyse sadece Homo sapiens var. Diğerlerinin başına ne geldi ve bize ne olacak?” sorusunun peşinden gidiyor. Evrim geçiren insanların küresel ekosistemde oynadıkları rolden imparatorlukların yükselişine kadar

okumak için tıklayınız