Çiğdem ve Hakkı – M. Şehmus Güzel

m.şehmus güzelHakkı minik sırt çantasını her zamanki gibi huzur ve barış içinde hazırladı. Kitaplar önce, sonra iki tişört ve yedek bir pantalon. Hepsi bu kadar. Sırtında keten bir çeket, bir tişört, bir gömlek, bir pantalon. Ayakkabısı sıradan bir tenis, hesaplı tarafından. Hakkı marka sevmez. Çiğdem’i sever. Samsun’da aynı fakültede, aynı sınıfta, aynı anfide, aynı sırada dirsek dirseğe. En güzel anıları kantinde bir simit bir çaylı, yürüyüşte elele, kolkola anları.

Kuru fasulya pilav günleri de oluyor ama daha çok bir simit bir çay. Bu da onlara yetiyor. Birbirlerini seviyorlar. Çiğdem kumral, saç hep kısa kesilmiş, gözler yeşile durmuş. Bir içim su. Hakkı’nın sözlüsü. Kütahya doğumlu. Kütahya işlemeli renkli kazaklar giyer kışın. Kısa siyah paltosu var. Yaz kış pantalon. Eylem içinde doğmuş Çiğdem. Onsuz eylem, onsuz seminer yok. Çiğdem çok dinler az konuşur. Herkes dinler söylediklerini. Çiğdem’in « Bu kadar savaş yeter artık Barış ilan edilmeli ! » lafı nitekim bir slogana dönüşmüştür zaman içinde. Birşeyler var Çiğdem’de. Birşeyler var. Bu açık. Bu kesin. Bu yaz Çiğdem’le Hakkı tatili Samsun’da, Kütahya’da, Bodrum’da, Kuşadası veya Marmaris’te geçirebilirdiler. Her kentte, her kasabada bir abla, bir abi, bir teyzekızı bir amcaoğlu. Hayır Çiğdem ve Hakkı’nın yüreğini Kobane aşkı tutuşturuyor aylardan beri. Gençliklerini birer kaleşnikof gibi omuzlamış namus, hakiki demokrasi ve özgürlük savaşı veren, köy, kasaba ve küçelerini, ev ev, adım adım kurtaran, özgürleştiren gençlerin mücadelesine yardımcı olmak azusu. O gençler ki yaşdaşları. Yoldaşları. Yol arkadaşları. Kimiyle Samsun’da, Giresun’da, Mugla’da, Bursa’da, Ankara’da, Hatay’da, Ağrı’da, Mudanya’da, Van’da, Kütahya’da yürüyüş kollarında kolkola ve hep birağızdan kurtuluş, özgürlük ve hakiki demokrasi türküleri söylemişler. Zaman geçmiş yaşdaşlarından, yoldaşlarından, yol arkadaşlarından kimi düşmüş, düşmeden kaleşnikoflarını peşlerinden gelen hevalelere ve hevallere teslim etmişler : « Al bu namusumuzdur ! » diyerek. Düşenler zihinlerde canlı. Kurtarılan küçeler, köy ve kasabalar yıkık, yanık ve yaralıdır. İki gözüm sen bilirsin namuslarına leke sürülmüştür. Çiğdem ve Hakkı oralara gitmek ve görmek istiyordu. Gitmek, görmek ve bilhassa köy, kasaba ve kuçeleri yeniden inşa etmek için. Umut, coşku ve barış taşımak için. Günü ve saati gelince Çiğdem ve Hakkı ana ve babalarıyla ve kardeşleriyle sarılıp öpüşmüş, helalleşmişlerdi. Bu yolun gidişi vardı dönüşü olmayabilirdi. Düğüne değil Hevalimin « Savaş Alanı »na gidiyorlardı. Ana-baba evini, abla ve abi evlerini terkettiklerinde arkalarından kovayla su dökülmüştü. Döneceklerine inanılıyordu çünkü. Aileninin göz nurları, medar-ı iftiharlarıydı onlar : İki fidan, iki can, iki heyecan. Barış ilan edilmeli artık ! Samsun’dan ayrılmadan Karadeniz’e kadar uzanmış, yüzlerini denize sürmüş, Mustafa Suphi ve yoldaşlarına kızıl mendilleri ve bir avuç kızıl karanfille veda etmişlerdi. Karadeniz kızıla çalmış, durulmuş, çocuklarını sarmış sarmalamış ve alınlarından öperek yolcu etmişti. Otobüse bindiklerinde yalnız değildiler. Türkülü (Sen söyle bana iki gözüm Nuray, « Nereye uçar turnalar »), coşkulu birçok genç daha yürüyüşe çıkıyordu onlarla. Çiğdem ve Hakkı mutluydular. Urfa’ya yolculuk bir göz açıp kapayana kadar sürmüş, tütün ve ipek kokulu bu kente varır varmaz İsmail’in ve İzhak’ın babası, Yahudilerin ve Müslümanların atalarından Hazreti İbrahim’in « Balıklı Gölü »nü ziyaret etmiş, ellerindeki simitten birer parçayı balıklara sunmuşlardı : « İkramımızdır. » Suruç’a minibüsü kolayca bulmuş, kavimler kapısı ülkenin dört köşesinden birçok gençle birlikte yola çıkmışlardı. Suruç, Tarih’in ve insanoğlunun kadim mekanlarından : Çok dilli, çok dinli. İnsanları güleç veya asık suratlı, bazen somurtkan, tümü bıyıklı, kimi sakallı, tamamı şalvarlı, püşili, efkarlı, cigaralı, kiminin yüzünde bir bıçak darbesi gibi Şark Çibanı. Gençleri heyacanlı. Bıraksan bir adımda sınırı atlayacak kardeşleriyle birlikte silaha sarılacak. Görmüş geçirmiş Suruç. Sağlam. Çiğdem ve Hakkı ve yol arkadaşları Amara Kültür Derneği’ne vardıklarında coşkuyla karşılandılar, dostlar sofrasında, kendileri gibi Sosyalist Gençler Dernekleri Federasyonu (SGDF) taraftarı onlarca genç tarafından. Kobane’nin yeniden inşasına gidilecekti. Kültür Derneği’nin ağaçlar gölgesindeki bahçesinde konuşmalar yapıldı, kararlar alındı … Yola çıktılar. Yol uzun. Pusu kurulu. Gençlik sağolsun yürüyüş kolu uzun. Gelecek yürüyüşte. Yürüyüş yolunda. Çiğdem ve Hakkı bizimle, biz onlarla, birlikte yürüyoruz artık. Çiğdem ve Hakkı bizimle evet. Yol uzun. Yürüyüş kolu da. Gelecek yürüyüşte artık. Çiğdem’in ve Hakkı’nın ve Suruç’ta iz bırakan yol arkadaşlarının izinde. Ölenlerin adlarını unutma İki Gözüm.

Yorum yapın

Daha fazla Makaleler, Yazarlarımızın son çalışmaları
Bellek ve Akdeniz – Müslüm Üzülmez

(Tarihle İlgili Okuduğum Kitaplar 3) 5. Bellek ve Akdeniz Fransız düşünür Fernand Braudel, Bellek ve Akdeniz(*) kitabında tarihin bir belleği...

Kapat