Enternasyonal (L’Internationale) Türküsü / Şiiri / Marşı 120 Yaşında, Prof. Dr. M. Şehmus Güzel

“Cellâtların döktükleri kan
Kendilerini boğacak
Bu kan denizinin ufkundan
Kızıl bir güneş doğacak.
Bu kavga en sonuncu kavgamızdır artık
Enternasyonalle kurtulur insanlık.”

120 Yaşında ve yüzünde tek kırışık yok.
Yüz yirmi yaşında ve tek yorgunluk işareti vermiyor.
120 Yaşında ve hala vicdanlarımıza, gönüllerimize, beyinlerimize ve özetle kardeşlerim ?içimizdeki bize? ilk günün çoşkusuyla hitap ediyor.
Daha önceki dönemleri saymasak bile 19. yüzyıldan bu yana daha örgütlü ve daha düzenli bir biçimde savaş belasıyla mücadele ediliyor. Ve bu mücadelede Enternasyonal?in de önemli bir yeri var.
Sadece bu kadar da değil: Emekçilerin sömürülmesine, kadın, erkek ve çocuk işçilerin, sanayide ve tarımda ve hizmet sektöründe ahlaksızca ezilmelerine başkaldırıdır Enternasyonal.
23 Temmuz 1888?de Lille kentinde ilk kez okunuşundan bu yana tamı tamamına 120 yıl geçti ama bu şiir, bu türkü, bu marş gücünden ve etkisinden, güncelliğinden, güzelliğinden ve yiğitliğinden hiç bir şey evet hiç bir şey yitirmedi. Hem en sıkı ve en sahici biçimde barışçıldır Enternasyonal: Bütün savaşlara ve silah satıcılarına karşıdır. Hem de sıkılı yumruklarıyla yürüyen, gösterilerde, toplantılarda, binbir tür eylemlerinde ve dayanışmalarda hem kendilerini hem de sınıfdaşlarını savunan emekçilerin, kadın, erkek ve çocukların gür sesidir Enternasyonal.
Evet, içimizin, beynimizin ve kalbimizin derinliklenine hitap ediyor Enternasyonal: Bugünlerimiz ve yarınlarımız için.
Enternasyonal?in 120. yıldönümü vesilesiyle Mayıs 1992?de Mülkiyeliler Birliği Dergisi?nde yayınlanan ?Enternasyonal? başlıklı makalemi buraya aynen almak istiyorum.
Makaleye Enternasyonal?in Fransızca olarak ilk yazıldığı biçimiyle şiirini sunarak başlıyorum. Sonra Enternasyonal?in marş olarak bütün ülkelerin emekçileri ve işçilerince seslendirilişinin Türkçesini.

ENTERNASYONAL

Enternasyonal’in 1870’de yazılan ilk şekli

C’est la lutte finale.
Groupons-nous et demain
L’İnternationale
Sera le genre humain.

Debout! l’âme du prolétaire!
Travailleurs, groupons-nous enfin.
Debout! les damnés de la terre!
Debout! les forçats de la faim!
Pour vaincre la misère et l’ombre
Foule esclave, debout! Debout!
C’est nous le droit, c’est nous le nombre:
Nous qui n’étions rien, soyons tout.

Il n’est pas de sauveur supréme:
Ni dieu, ni césar, ni tribun.
Travailleurs sauvons-nous nous- mêmes:
Travaillons au Salut Commun.
Pour que les voleurs rendent gorge,
Pour tirer l’esprit du cachot,
Allumons notre grande forge!
Battons le fer quand il est chaud!

Les rous nous soûlaient de fumée,
Paix entre nous! guerre aux tyrans!
Appliquons la grève aux armées,
Crosse en l’air! et rompons les rangs!
Bandit, prince, exploiteur ou prêtre
Qui vit de l’homme est un criminel;
Notre ennemi c’est notre maitre:
Voila le mot d’ordre eternel.

L’engrenage encore va nous tordre:
Le Capital est triomphant;
La mitrailleuse fait de l’ordre
En hachant la femme et l’enfant
L’Usure folle en sec colères,
Sur nos cadavres calcinés,
Soudée à la grève des Salaires
La grève des assassinés.

Ouvriers, paysans, nous sommes
Le grand parti des travailleurs.
La terre n’appartient qu’aux hommes.
L’oisif ira loger ailleurs.
C’est de nos chairs qu’ils se repaissent!
Si les corbeaux, si les vautours,
Un de ces matins disparaissent?
La terre tournera toujours.

Qu’enfin le passé s’engloutisse!
Qu’un genre humain transfiguré
Sous le ciel clair de la Justice
Mûrisse avec l’epi doré!
Ne crains plus les nids de chenilles
Qui gataient l’arbre et ses produits.
Travail étends sur nos familles
Tes rameaux tout rouges de fruits.

C’est la lutte finale.
Groupons-nous et demain
L’İnternationale
Sera le genré humain.

ENTERNASYONAL
Uyan artık uykudan uyan
Uyan esirler dünyası
Zulme karşı hıncımız volkan
Bu ölüm dirim kavgası
Yıkalım bu köhne düzeni
Bir başka alem isteriz
Bizi hiçe sayanlar bilsin
Bundan sonra herşey biziz
Bu kavga en sonuncu kavgamızdır artık
Enternasyonalle kurtulur insanlık

Tanrı, paşa, bey, ağa, sultan
Nasıl bizleri kurtarır
Bizi kurtaracak olan
Kendi kollarımızdır
Yükselt kurtuluş bayrağını
Zulmü rüzgârlara savur
Körükle devrim ocağını
Tavı gelen demire vur
Bu kavga en sonuncu kavgamızdır artık
Enternasyonalle kurtulur insanlık

Hem fabrikalar, hem de toprak
Herşey emekçinin malı
Tufeyliye tanımayız hak
Dünya emeğin olmalı
Cellâtların döktükleri kan
Kendilerini boğacak
Bu kan denizinin ufkundan
Kızıl bir güneş doğacak
Bu kavga en sonuncu kavgamızdır artık
Enternasyonalle kurtulur insanlık

___________________________

Enternasyonal marşı ilk kez 23 Temmuz 1888’de Fransa’nın Lille kentinde söylendi. Sözlerini bir Fransız işçi, Eugène Pottier, 1870’de yazdı. Bestelenmesi ise 1888’de yine bir Fransız işçinin, Pierre Degeyter’in eseri. Enternasyonal’in serüveni birçok açıdan ilgi çekici: Pottier kim ve niçin böyle bir şiir yazma ihtiyacını duydu? Degeyter niçin besteledi? İlk kez nasıl ve neden söylendi? Kısa sürede milyonlarca sosyalist, komünist ve ilerici işçinin marşı biçimine dönüşmesinin sırrı nedir? Burjuvaziyi korkuturken işçi kitlelerine ve militanlarına nasıl cesaret kaynağı ve umut ışığı oldu?

YAZAN: EUGÈNE POTTİER
Enternasyonal’in sözlerini E. Pottier yazdi. Pottier (1816-1887) dönemine şair, siyasetçi ve halk adamı olarak damgasını vuran bir militan. 4 Ekim 1816’da Paris’te mütevazi bir sandık yapımcısı zanatkârın oğlu olarak dünyaya geldi. Babası O’nu oniki yaşında okuldan alıp, yanında çırak yapmak istedi. Fakat Eugène baba mesleğinden hoşlanmadığı için kağıt işçiliğini tercih etti.

Tam anlamıyla halk adamı olan Pottier gerçek bir autodidacte: Boş zamanlarını okumaya, özellikle de Pierre Jean de Béranger’nin türkülerini ezberlemeye ayırıyor. Béranger başkaldıran, isyancı türküleriyle tanınıyor. “Le peuple, c’est ma muse” (Halk benim ilham kaynağımdır) diyen Béranger genç Pottier’yi etkiliyor. Ve o da yazmaya başlıyor. Pottier ilk türküsünü 1830 ihtilali sırasında kaleme alıyor: Vive La Liberte (Yaşasın özgürlük). Türküsünde Babeuf ve Fournier’nin etkisi görülüyor. Pottier ana babasının bonapartist ve dinci inançlarını yadsıyıp, din tanımayan sosyalizmi benimsemiştir artık. Kralın, krallığın, dinin, dinsel ahlâkın ve din adamlarının halk türkülerinde “tiye” alındığı bu yıllarda Pottier de kervana katılıyor. Alaycı ve eleştirici türkülerini, mahallesinin isçi, zanatkâr, küçük dükkan sahiplerinin toplanıp sohbet ettiği küçük kahvelerde söylüyor. Edebi ve bohem bir yaşam sürdürüyor. Bu yıllar kahveler sivil toplumun en önemli unsuru, en birinci muhalif mekânlardır. Kahvelerde yapılan söyleşiler ve içkili toplantılar, halk türkü ve şiirleri ile onların elden ele dolaşan örnekleri iktidarların en çok korktuğu propaganda araçlarıdır. Bu tür kahveler işçi örgüt, birlik ve sendikalarının toplantı yaptığı yerlerdir. Haftanın belli günlerinde doktor muayenesi yine bu kahvelerde yapılıyordu.

Şubat 1848 ihtilaline isyancılar yanında, aktif olarak katılan Pottier, Haziran’da kurşuna dizilmekten kılpayı kurtulur. 2 Aralık 1851’deki hükümet darbesinden sonra Cumhuriyet’in rövanşı alacağından emin Qui la vengera? (O’nun intikamını kim alacak?) isimli şiirini yazdı.(l)

Değişik birçok işe girip çıktıktan sonra resim yapmayı öğrenip Paris’in kumaş üzerine en iyi resim yapan ressamlarından biri olduktan sonra, 1867’de La chambre Syndicale des Ateliers de Dessin’i (Resim Atölyeleri Sendika Odası) kurdu. Sendikacılık ve enternasyonalizm öncülerinden olan Pottier, sendikası ile Nisan 1870’de I. Enternasyonal’e (Assocation İnternationale des Travaileurs. Çalışanlar/ İşçiler Uluslararası Derneği) katılıyor.

İmparatorluğun düşüşü, Cumhuriyetin 4 Eylül 1870’de ilânı ve savaş üzerine, Pottier, Cumhuriyet’in kurtarılması ve savunulması için ulusal muhafız birliğinde astsubay olarak görev alıyor.

Enternasyonal marşının yazılış tarihi uzun süre efsanevi bir havaya büründürüldü. Kimi, Pottier’nin şiirini Komüncülerin insafsızca katledildiği “Kanlı Hafta” (22-28 Mayıs 1871) sırasında ve saklandığı çatı katında yazdığını öne sürdü. Efsanevi ve mitik öykünün bizzat Pottier tarafından canlı tutulduğu bile yazıldı.(2) Ama bugün, tarihi gerçekler ışığında, şiirin ilk versiyonunun, 3. Napolyo’nun Sedan’da Prusya ordusu önünde yenik düştüğü ve Fransa’da Cumhuriyet’in ilân edildiği 4 Eylül 1870’in ertesi günü yazıldığı biliniyor. Gerçek ve inanmış bir cumhuriyetçi olan Pottier coşkusunu Enternasyonal şiiri ile dile getiriyordu. İlk versiyondan sonra şiir birkaç kez, özellikle de 1876-1877’de Pottier ABD’de siyasi mülteci iken, değişikliklere uğradı.(3) Enternasyonal’in gücü, döneminin Fransız ve uluslararası proletaryasının ana konularını ve belli başlı isteklerini, günün diliyle şiirleştirmesinden kaynaklanıyor.

18 Mart 1871’de Paris’te Komün ilânı üzerine, Pottier, 2. arrondissement (İlçe. Paris’te toplam 20 arrondissement var) temsilcisi olarak Paris 20 Arrondissements Cumhuriyetçi Merkez Komitesi üyesidir. Böylece Komün’e aktif bir biçimde katılıyor. “Çağdaş sanatın ihtiyaçlarını, yollarını ve geleceğini” saptamak görevini üstlenen Le Fédération des Artistes (Sanatçılar Federasyonu) bünyesinde yaratıcı ve yöneticilerinden biri olarak da çalışıyor. Komün’ün son gününe dek 2. arrondissement belediyesinin işleriyle düzenli bir biçimde uğraşıyor. Barikatlarda Komün’ü savunuyor. 25 ile 30 bin Komün taraftarının hunharca katledildiği “Kanlı Hafta” katliamından mucize eseri kurtulan Pottier önce İngiltere’ye sığınıyor. Daha sonra ABD’de sürgün hayatı yaşıyor. Komün ve komüncülerin katliamı birçok şiirine konu oldu: Le Mur Voilé (Lekeli Duvar), Le Monument des Fédérés (Federeler Anıtı).(4)

Birçok sürgün ve siyasi sığınmacı Komün taraftarı gibi Pottier de, 17 Mayıs 1873’te, gıyabında ölüme mahkum edildi. Zor, sıkıntılı ve dertli sürgün yıllarında ABD işçi hareketiyle ilişki kurdu. Komün’den çıkarılması gereken dersleri, Komün’ün başarısızlık neden ve sonuçlarını anlattı. ABD Sosyalist Parti kurucuları arasında yer aldı.

1880 affından sonra, birçok Komün taraftarı gibi, Paris’e döndü: Pottier o günlerde yarı felç, yoksul ve artık hiç kimsenin tanımadığı yaşlı bir “eski tüfek”di.

1883’te Lice Chansonnière (Türkü Yarışması) tarafından düzenlenen yarışmaya katıldı. 300 aday arasında birinci seçildi. Böylece Fransa’ya dönüşü duyuldu. Yeni şiirleri tanıdıkları, bu arada müzisyen, besteci ve türkücü Gustave Nadaud tarafından ilgi ve beğeniyle karşılandı.

Bu dönemde Pottier, Jules Guesde ve Paul Lafargue’in Le Socialiste gazetesine katkıda bulunuyor. Onların Parti Ouvrier Français (Fransız İşçi Partisi)’nin kurulması ve geliştirilmesi çabalarına yardımcı oluyor. Şiirleri dost ve tanıdıklarının yardımı ile 1887’de Chants Révolutionnaires (Devrimci Türküler) adıyla yayınlanıyor.

Enternasyonal’in de yer aldığı bu derlemenin 1908 ve 1937’de yeni baskılar yapıldı. 1908 baskısının önsözünü Jean Jaurès, Edouard Vaillant ve Jean Allemane kaleme aldılar.

Eugène Pottier, 6 Kasım 1887’de Paris’te Lariboisière Hastanesinde hayata gözlerini kapadı. Cenazesi 9 Kasımda binlerce kişinin katılımıyla kaldırıldı. “Yaşasın Komün!” sloganlarıyla ve yer yer polisle çatışmalarla topluluk cenazesini Père-Lachaise mezarlığına getirdi. Duvarı dibinde Komüncülerin katledildiği, Komüncüler mezarlığı bir devrimciyi daha kabul ediyordu.

Pottier öldüğünde Enternasyonal henüz bestelenmemişti.(5)

BESTELEYEN: PİERRE DEGEYTER

Fransa’nın kuzeyindeki Lille kenti 19. yüzyılın dokuma ve maden merkezlerinden en önemlisi, belki de en başta geleniydi. İşçi yoğun kent, sosyalizmin kalesidir.(6) Vignette sokağındaki A La Liberte (özgürlüğe), kahvehanesi her pazar sosyalist-işçilerin toplandığı, söyleştiği, tartıştığı, okuyup-yazdığı ve eğlendiği bir yerdir. Aynı kahvehanede Fransız İşçi Partisi’nin (7) kurduğu Lyre des Travailleurs (Çalışanlar Korosu) provalarını yapıyor. İşte bu koronun üç üyesi, yani bir süre sonra Lille’in belediye başkanı ve milletvekili seçilecek olan Gustav Delory(8) ile Pierre ve kardeşi Alphonse Degeyter (9) Enternasyonal’in işçi marşı olarak düzenlenmesinde önemli roller oynuyorlar.

Gustave Delory o sıralarda yapacağı “seçim kampanyasına uygun bir marş” ararken, 1888’de Paris’te, bir yıl önce ölen Eugéne Pottier’nin Chants Révolutionnaires isimli kitabındaki L’İnternationale şiirine tutuluyor. Kitabi alıp, Lille’e dönüyor. Ve hayran olduğu bu şiiri bestelemek istiyor. Yetenekli bir besteci arıyor. Pierre Degeyter işi üstleniyor, 15 Temmuz 1888’de. Birkaç gün, daha doğrusu gündüzleri Fives-Lille fabrikasında çalıştığı için birkaç gece metin üzerinde kafa yoran Pierre Degeyter bu işi kotarıyor.

Ve 23 Temmuz 1888’de Lille’de Saint-Sauveur mahallesinin yukarıda bahsettiğim, popüler küçük kahvesinde, Gazete Satıcıları Sendikasının (La Chambre Syndicale des Marchands de Journaux) bir toplantısında Enternasyonal marşı ilk kez İşçi Korosu tarafından söylendi. Ancak herkes marşı beğenmedi. İşçilerin pek çoğu Büyük Fransız Devrimi’nden gelen La Carmagnole ile ilk kez 10 Ağustos 1792’de söylenen ve 14 Temmuz 1795’te Fransa’nın ?ulusal marşı? olarak benimsenen La Marseillaise gibi marşları tercih ediyordu. Ama her şeye karşın Fransız İşçi Partisi Lille yönetimi Enternasyonal marşının bilinmesi, tanınması, yayılması ve ezberlenmesi için basılı altı bin örneğini dağıtıyor.

Bestecisinin işinden atılmasına yol açan ve ilk yıllarında sadece Lille ve çevresindeki devrimci işçilerce bilinen Enternasyonal tam sekiz yıl sonra sihirli bir biçimde bir mücadele marşına dönüştü. İşte öyküsü:

Gustave Delory’nin Lille belediye başkanı seçilmesinden sonra, Fransız İsçi Partisi 14. ulusal kongresini Lille?de yapıyor. Fransa’nın dört bucağından gelen delegeler yanında W. Liebknecht’in de aralarında bulunduğu Almanya Sosyaldemokratları, Avusturyalılar, İspanyollar, Rumenler de kongreye katılıyorlar. 23 Temmuz 1896’da Kongrenin sonuçlanması vesilesiyle düzenlenen dostluk gösteri ve yürüyüşü milliyetçi, tutucu ve dincilerce engellenmek isteniyor. Saldırıya sosyalistlerin yanıtı topluca okunan Enternasyonal marşıdır. Sosyalistler bile marşın söylenişi sırasındaki kendiliğindenciliğe şaşırıyorlar. Ve işte böylece Enternasyonal marş olarak, işçilerin ve sosyalistlerin marşı olarak artık Tarihe geçmiştir. Nitekim ertesi günkü Le Reveil du Nord gazetesi “La Marseillaise’in L’lnternationale tarafından” alt edildiğini yazdı.

Üc yıl sonra 3-8 Aralık 1889’da Paris’te Japy Salonunda “Fransız sosyalist örgütleri genel kongresi” adı altında işçi hareketi içindeki bütün eğilimleri bir araya getirmek ve birliği sağlamak amacıyla bir toplantı yapıldı. Kongre sonunda delegeler hep bir ağızdan Enternasyonal’i söylediler.

Enternasyonal artık işçi grevlerinde, gösteri ve yürüyüşlerinde söyleniyor: Örneğin 14 Haziran 1903’te Nantes’daki işçi gösterisinde, Longwy’de madenciler grevinde, Fressenneville’de anahtar fabrikası işçileri grevinde (3 Nisan-30 Ağustos 1906).

C.G.T.’nin (Confédération Générale du Travail. Genel İş Konfederasyonu. O günkü en önemli işçi sendikaları konfederasyonu) ünlü 1906 Amiens Kongresinde Enternasyonal söylendi.

Uluslararası düzeyde de Enternasyonal gittikçe tanınıyor. 1900’de Paris’te toplanan Uluslararası Sosyalist Kongrede Fransız delegeler birkaç kez Enternasyonal’i söylüyorlar. 7 Şubat 1904’te Brüksel’li sosyalistler Uluslararası Sosyalist Büro toplantısı sonrasında Enternasyonal ve yaratıcıları adına özel bir şenlik düzenliyorlar. Pierre Degeyter tribünden izliyor.

28 Ağustos-3 Eylül 1910’da Kopengah’da yapılan Uluslararası Kongrede Uluslararası Sosyalist Büro Genel Sekreteri Belçikalı Camille Huysman’ın kararıyla Enternasyonal 500 müzisyen ve koro sanatçısı tarafından söyleniyor. Ve delegeler ayakta alkışlıyorlar.

Birçok ülkede olduğu gibi Fransa’da da 1920’de sosyalist hareket ikiye bölünüyor: Çoğunluk Fransız Komünist Partisi’ni (FKP) kuruyor, azınlık Sosyalist Parti’yi. Bir süre sonra Gustave Delory ve Pierre Degeyter’in kardeşi Alphonse, Enternasyonal’in Pierre tarafından değil, Alphonse tarafından bestelendiğini iddia ediyorlar. Amaçları FKP üyesi olan Pierre’e bunu pahalıya ödetmek. Siyasi ve mali mülahazalarla ortaya atılan bu iddia mahkemelerde yıllarca süren dava sonucunda Pierre Degeyter lehine sonuçlanıyor. Zaten Alphonse Degeyter, daha sonra kardeşine yazdığı bir mektupta bu işe Delory tarafından teşvik edildiğini belirtip, özür diledi.

Enternasyonal ilk okunuşundan otuz yıl kadar sonra dünya işçilerinin dillerinden düşmez oluyor.

Bu arada SSCB 1917 ile 1941 arasında Enternasyonal’i ?ulusal marş? olarak kabul etti. (10)

Pierre Degeyter Komünist Enternasyonal’in Moskova’da 17 Temmuz- 1 Eylül 1928’de yapılan 6. Kongresine katılıyor, delegeler besteciye büyük bir sevgi ve ilgi gösteriyorlar. Marş büyük bir orkestra tarafından çalınıyor.

84 yaşında 26 Eylül 1932’de Paris’in hemen kuzey bitişiğindeki Saint-Denis’de vefat eden Pierre Degeyter için 50 bin kişinin katıldığı büyük bir cenaze töreni yapıldı. Le Front Populaire’in (Halk Cephesi) 1936’daki zaferini muştulayan bu cenaze töreni tarihi bir öneme sahip. O gün sosyalist ve komünistler ayrılıklarını unutup birlikte yürüdüler.

Pierre Degeyter’in anısı Saint-Denis Müzesinde yaşatılıyor.

Enternasyonal yoluna devam etti: İspanya iç savaşında Cumhuriyetçileri desteklemeye koşan uluslararası gönüllü birliklerin marşı Enternasyonaldir. Sendika genel kurullarında, 1 Mayıslarda, işçi toplantılarında Enternasyonal dillerdedir.

NOTLAR
(l) Bk. Jacues Estager ve Georges Bossi, L’İnternationale 1888-1988, Messidor-Editions Socialc, Paris, 1988. Bu kitap Enternasyonal’in 100. yıldönümü vesilesiyle FKP’ye yakınlığı bilinen adı geçen yayınevince yayınlandı. Enternasyonal’in 100. yıldönümü, 1988’de oldukça mütevazi bir biçimde kutlandı. 18 Haziran 1988’de Doğu Berlin’de bir tören yapıldı. (Bk. Le Monde, 31 Temmuz-1 Ağustos 1988). Lille belediye başkanı ve milletvekili, Sosyalist Parti Genel Sekreteri Pierre Mauroy, Enternasyonal’in anısına Lille’de bir anıt yaptırılacağını açıkladı. Yine Lille’de kimi kültürel faaliyetler düzenlendi. Alman televizyonu marşın tarihine ilişkin bir televizyon filmi çekti.

(2) Estager-Bossi, s.49.

(3) Ayrıntılı bilgi için bk. a.g.k., s.49-60. Bu konuda kesin bulgular toplumsal türkü tarihçisi Pierre Brochon’a aittir, yazarın şu kitabına bk. Florilège de la chanson révolutionnaire. hier et demain, Paris, 1978.

(4) Bk. Estager-Bossi, s.23-41.

(5) Eugene Pottier ismi bir süre sonra Enternasyonal’in kazandığı ünle daha çok tanindi. Uluslararası bir boyut kazandı. Ailesi kuşaktan kuşağa anısını yaşattı. Nitekim Enternasyonal’in 100. yıldönümü için 1988’de Pottier’nin 85 yaşındaki torunu Bayan Marguerite Eckert ile görüşen gazeteci Pascali Robert-Diard “Marguerite’in ailesinde sosyalizm inançtan öte, bir ödevdir.” diye yazdı. Bk. “Les cents ans de l’hymne revolutionnaire: La gardienne de L’İnternationale”, Le Monde, 31 Temmuz?1 Ağustos 1988.

(6) Dün olduğu gibi bugün de durum aynıdır. 1981?1983 arasında Sol Birlik hükümetinin Başbakanlığı?nı yapan, Mayıs 1988’den itibaren uzun süre Sosyalist Parti Genel Sekreterliğini yürüten Pierre Mauroy yıllarca hem Lille belediye başkanıydı hem de milletvekili. Bugün Lille Belediye Başmkanı Sosyalist Parti?nin en önemli isimlerinden Martine Aubry?dedir. Bütün bunlar bu kentin ve bölgesinin günümüzde bile Sol?un kalesi olduğunun göstergeleridir.

(7) Jules Guesde (1845-1922), 1877’den başlayarak L’Egalité (Eşitlik) isimli gazetesi aracılığıyla Marks ve Engels’in fikirlerinin Fransa’da yayılmasına katkıda bulunuyor. Eylül 1882’de Le Parti Ouvrier Français kuruluyor. Aynı yıl Jules Guesde Fransa’nın kuzeyindeki işçi yoğun sanayi merkezlerinde propaganda gezilerine başlıyor. Ve kısa süre içinde işçi sınıfı sosyalizme katılıyor, grev, gösteri vb. savaşımlarında sosyalist fikirleri dile getiriyor. Ve partide örgütleniyor. Bu bağlamda Lille kenti Gustave Delory önderliğinde sosyalizmin kalelerinden birine dönüşüyor.

(8) Gustave Delory (1857-1927), 1896’da Lille’in ilk sosyalist belediye başkanı seçildi. Bu görevi 1904’e dek götürdü. 1909’da yeniden belediye başkanlığına getirildi. Bu kez 1925’e kadar görevde kaldı. İşçi kökenli olan Delory, 1902’den 1925’e milletvekili olarak Meclis’te sosyalizmi savundu. 1920’de Tours Kongresindeki bölünmede, daha sonra Sosyalist Partisine dönüşecek olan S.F.I.O. (Section Française de L’İnternationale Ouvriere. İşçi Enternasyonali Fransız Seksiyonu) içinde kalmayı tercih etti.

(9) Degeyter ismini dönemin gazeteleri de Geyter biçiminde iki ayrı sözcük olarak yazıyorlar: Bk. örneğin L’Emancipation, 1 Ekim 1932. Son yıllarda ise Degeyter yazım biçimi kullanılıyor. 8 Ekim 1848’de Gand’da doğan Pierre Degeyter, Lille’de Fives fabrikasında 7 yaşında dokuma işçisi olarak çalışmak zorunda kalıyor. Yoksulluktan. 1841 tarihli ?Çocukların Çalıştırılmasını Düzenleyen Kanun?un uygulanmadığının çarpıcı bir örneği olan bu durum sadece Pierre’le sınırlı değildi. O yıllarda binlerce, onbinlerce çocuk, çok düşük bir ücretle (örneğin 10 centimes) günde 9-10 saat çalıştırılıyorlardı. Flaman ve çok çocuklu bir ailenin üyesi olarak Pierre yoksulluğu, kötü ve zor yaşam koşullarını çocukluğundan itibaren tanıdı. Daha ayrıntılı bilgi için bk. Estager-Bossi, s.9,92 vd.

(10) Yukarıda belirttiğim Le Monde gazetesinde değişik iki yazıda birer kez 1917-1941 tarihleri verilirken, Estager ve Bossi 1917-1947 tarihlerini ileri sürüyorlar.

Yorum yapın

Daha fazla Makaleler
Bizi Kendilerine Hep Yabancı, Hep Aykırı Gördüler. Cezmi Ersöz

Kapım önce açılıyor, sonra kapanıyor... Merdivenlerden inişini, ayak seslerini duyuyorum. Yüreğindeki sıkıntıyı, o ürkek yorgunluğunu, birazdan kentin o karanlık akıntısına...

Kapat