Çocuklara ölümü anlatmak – Uzm. Psk. Mesut Umar

Ölüm yaşamın bir gerçeğidir. Silahlı çatışmalar, trafik kazaları, doğal afetler, ağır hastalıklar vb. olaylar bu gerçekliği her an bize hatırlatmaktadır. Ölümlerin sürekli var olduğu bir ortamda büyüyoruz. Böyle bir ortamda ölümü konuşmamak zorlaşıyor, hatta imkansız oluyor. ?Ölümü konuşmamak? diye ifade ediyorum. Çünkü çocuklarımızı ölümün soğukluğundan korumak adına onlardan saklanarak, onların olmadığı ortamlarda acılarımızı yaşamaya çalıştık, çalışmaya devam ediyoruz. Doğru yaptığımızı, çocuğumuzu yaşadığımız acıdan uzak tuttuğumuzu düşünüyoruz. Oysa onca çabaya rağmen beklemediğimiz bir anda cevap vermekte zorlandığımız soruyla karşılaşıyoruz: ?Anne/baba, babam/annem nerede??. Doğru ve anlaşılır bir şekilde cevabı verilmesi gereken bir soru. Birçoğumuz bu soruya çok yanlış cevaplar vermekteyiz. Bu cevaplarla çocuğumuzun yaşadığı kaygı ve korkuyu daha da arttırıyoruz.

Yanlış cevaplar

Birçok anne baba, çocuğun ebeveynlerinden biri ya da başka bir yakını öldüğünde, ?o derin bir uykuya daldı?, ?seyahate çıktı?, ?Allah onu yanına aldı?, ?hastalıktan dolayı öldü? gibi ifadeler kullanırlar. Bu tür açıklamalar çocuğun ölüm konusundaki merakını gidermez, onu rahatlatmaz. Çocuğa ölen kişi için yapılan açılama ?O derin bir uykuya daldı? şeklinde olursa, çocuk ölen kişinin geri geleceğini düşünür. Bir beklenti içine girer. Ayrıca çocuk yatağa girmekten ve uyumaktan korkabilir. Çünkü ölüm, ona uyku olarak ifade edilmiştir. Kendisi de uyursa ölebilir. Kendisine, babasının/annesinin başka bir yere gittiği belirtilen çocuk, yıllarca ebeveyninin geri geleceği beklentisi içine girebilir. Çocuğu bu şekilde aldatmak onun ruhsal durumunu bozar. Bazıları çocuklarına ebeveyninin iyi olduğu için Allah?ın onu yanına aldığını belirtirler. Bu açıklama çocukların kaygı ve korkusunu daha da arttırır. Çünkü onlar, bu açıklamadan ?iyi insanlar ölür? sonucunu çıkartabilir. ?Hastalıktan öldü? cevabı da yanlıştır. Bu cevap çocuklarda hastalanma korkusunu doğurur. Hastalandıklarında kendilerinin de öleceğini düşünebilirler.

Ölüm algısı

Çocuklara ölümü ifade etmenin en iyi yolu, uygun bir ifadeyle gerçeği anlatmaktır. Eğer, ölüm çocuğun yaşına uygun bir ifadeyle anlatılırsa ve çocuğa zamanında gereken destek verilirse, yas süreci daha kolay atlatılır. Çocuğa nasıl bir destek verilebileceğini aktarmadan önce çocukların ölümü nasıl algıladıklarını ifade edelim. Konuyla ilgili yapılan değerlendirmeler birbirine benzer noktalara işaret etmektedirler. Buna göre 6 yaşında ve daha küçük çocuklar ölümü yaşamın devamı, uyku ya da uzun bir yolculuk gibi düşünürler. Ölümün ne anlama geldiğini bilmezler. Ancak bir ayrılık olduğunun farkındalar. Onlara göre ölüm geçicidir. 6-9 yaş grubundaki çocuklar ölüme insan ya da insanüstü özellikleri olan birinin yol açtığını düşünürler. Bazı insanların öldüğünü bilirler. Ancak herkesi özellikle de kendilerinin öleceğine inanmazlar. Bu dönemdeki çocuklar ölümün mutlaklığını ve kesinliğini kabul ederler. Ancak ölü kişinin anlamı hakkında kesin bir bilgiye sahip değildir. 9 yaş ve daha büyük çocuklar ölümün evrensel ve kaçınılmaz olduğunu, vücut fonksiyonlarının sona erdiğini anlarlar. Kendilerinin de öleceğini bilirler. Bu yaştaki çocukların ölüm kavramı erişkinlerinkine yakındır.

Ölümün çocuklar üzerindeki psikolojik etkileri

Çocukların ölümün evrenselliği bilgisine sahip olmamaları onların yakınlarının ölümünden etkilenmeyeceği anlamına gelmez. Küçük çocukların ölümden fazla etkilenmeyeceğini düşünmenin ve onlara gereken desteği sunmamanın yanlışlığını belirtmekte fayda vardır. Çocuklar, ölüm sonrasında ilk aylardan itibaren üzüntü duygusunu yaşarlar. Ancak 6 yaşlarında erişkinlere benzer şekilde üzüntü duygusunu dile getirirler. Bağlanma kuramına göre 6 ay- 4 yaş arası çocuklar ayrılığa belirli bir sıra içinde tepki verirler. Bu tepkiler sırayla içe çekilme, protesto etme, ümitsizlik ve kopmadır. Küçük çocuklar büyük çocuklara göre daha kısa ve daha az yoğun bir şekilde üzüntü duygusunu yaşarlar.

Çocuklar ölüm olayından derin bir şekilde etkilenirler ve bazı çocuklarda bu etkiler ömür boyu devam edebilir. Ebeveynlerinden biri ya da başka bir yakını ölen okul öncesi çocukta konuşma bozukluğu, yeme problemleri, uyku ve tuvalet alışkanlığında beklenmedik değişiklikler görülebilir. Beklenmedik anda duygusal tepkiler gösterebilirler. Öfke nöbetleri görülebilir. İlkokul dönemi çocuklarında erişkinlere benzer depresif belirtiler, özyıkım düşünceleri, uyku problemleri, okul başarısında düşüş görülebilir.

Ebeveynlerinden birini kaybeden çocuklarda suçluluk duyguları görülebilir. Çocuk babasının ölmesini, onun sözünü dinlememesine ya da okulda başarılı olmamasına bağlayabilir. Bununla birlikte kendilerini yalnız bıraktıkları için anne ve babaya bir öfke de duyabilir. Allah?ı suçlayabilir. Ölüm sonrasında çocuk yalnız kalmayı da seçebilir. Sevilen kişinin kaybından kaynaklı yalnız kaldığını, terk edildiğini düşünebilir. Arkadaşlarıyla ilişkilerini kesebilir. Özellikle küçük çocuklarda okul başarısında düşüş görülebilir. Anne ya da babasını kaybeden çocuk, ergenlik ve sonraki dönemlerde daha kolay suça karışabilir. Yapılan değerlendirmelerde erken çocukluk döneminde evebeynlerinden biri ölen kişilerde depresyonun ortaya çıkma ihtimalinin yüksek oranlarda olduğu bildirilmiştir.

Yas yaşanmalı

Çocukların ölüm olayından şiddetli düzeyde etkilenmemesi için yakınları tarafından onlara güçlü bir desteğin sunulması gerekmektedir. Çocuğa verilecek desteğin ilk basamağı ölümle ilgili çocuğun zihnindeki belirsizliği ortadan kaldırmaya çalışmaktır. Başka bir ifade ile çocuğa ölümün ne olduğunu doğru bir şekilde anlatmaktır. Herhangi bir ölüm olayı yaşanmadan ölümün ne olduğu anlatılabilir. Ölümün hayatın bir parçası olduğu, vücudun temel fonksiyonlarını yitirmesiyle gerçekleştiği ifade edilir. Çocuğa verilecek cevaplar onun gelişimsel özelliklerine uygun olmalıdır. Çocuklara ölümü anlatırken çok sabırlı olmak ve onları iyi dinlemek gerekir. Bir hayvanın ölümü hakkında konuşmak iyi bir tecrübe olabilir. Çocuğa verilecek bilgi net, açıklayıcı ve gerektiği kadar olmalıdır.

Çocukların, yakının ölümünün verdiği acıyı ifade etmelerine, soru sormalarına, duygu ve düşüncelerini açıklamalarına imkan sağlamak gerekir. Babasını kaybeden çocuk, annesi ya da başka bir yakınıyla yaşadığı acıyı paylaşmazsa bu acıyı yıllarca içinde tutar. Bu da değişik psikolojik problemlerin ortaya çıkmasına yol açar. Aile çocuğa duygularını ifade etme olanağı yaratmalıdır. Çocuk gerekirse (hazırsa) cenaze merasimine katılabilir, ağlayabilir. Bu yolla duygularını boşaltmış olur. Çocukları cenaze töreni ortamından uzaklaştırmaya çalışmak yanlış bir tutumdur. Çocuğu önceden hazırlayarak törene katılması sağlanabilir. Ancak istemezse cenaze törenine katılmayabilir. Törene katılmak, çocukları ölüm olayının hayatın gerçek yönlerinden birisi olduğun anlamasına yardımcı olur.

Çocuk, yaşanan ölümden kendisinin sorumlu olmadığı konusunda bilgilendirilir. Çünkü bazı çocuklar yakınının ölümünden kendisini sorumlu tutabilir. Ölümün hayatın bir gerçeği olduğu ve düşüncelerimizin bunu belirleyemeyeceği ifade edilir.

Bir ebeveynini kaybetmiş çocuk, ilgisiz kalabilir ve ihtiyaçları yeterince karşılanamayabilir. Geçim zorlukları, iş yoğunluğu, sosyal destek yoksunluğu gibi etkenler çocukla ihtiyaç duyulan zamanın paylaşılmamasına yol açar. Babanın ölümü sonrasında anne daha fazla güçlükle karşılaşmaktadır. Çevreden anneye sunulacak destek annenin ve çocuğun yaşama uyum sağlamaları açısından önem arz etmektedir.

Annenin ya da babanın yas sürecini tamamlamaması, yaslarının kronik bir hal alması çocuk üzerinde olumsuz bir etkiye sahip olur. Kendi duygu ve düşüncelerini ifade etmeyen ebeveyn çocuklarına da duygularını ifade etme fırsatı sunamaz. Birçok kişi ölümden aylar sonra da eşinin öldüğü gerçeğini kabul etmeyebilir. Eşinin mezarına gitmeme, resmine bakmama, öldüğü hastaneye gitmeme, ölüm hakkında konuşmama vb. kaçınma davranışları ölüm gerçeğiyle yüzleşmek istememenin göstergeleridir. Anne ya da babanın yası uzadıkça çocuk da kendisini ifade etme fırsatı bulamayacaktır.

Sonuç olarak ölümü, çocuklarla konuşmayarak onları koruyamayız. Yapılması gereken çocuğa gerçeği anlatmak, onun duygu ve düşüncelerini anlatması için uygun ortam sağlamaktır. Çocuğun resim yapmasını, hikaye anlatmasını sağlamak, birlikte ölen ebeveynin fotografına bakmak duygularını ifade etmenin yolu olabilir.

Uzm. Psk. Mesut Umar
Kaynak: 22.09.2012, http://www.ozgur-gundem.com

Yorum yapın

Daha fazla Makaleler
Kirlenmek Güzeldir veya ?Metropol?e Dair – Erinç Büyükaşık

Kent üzerine bilinç-akışıyla düşüncelerimi sağaltmayı istiyordum günlerdir. Bu kent tüm kalabalığının içinde yalnızlığımla beni kuşatırken her gün aksamadan süren koşturmacanın...

Kapat