Değişen Kafalar (Bir Hint Efsanesi) – Thomas Mann

Thomas Mann’ın 1940’ta Stockholm’de yayımladığı Değişen Kafalar, XII. yüzyıldan kalma bir Hint efsanesine değişik bir açıdan yaklaşıyor. Şridaman ile Nanda, farklı kastlardan gelmelerine, zihnen ve fiziki olarak birbirlerinden çok farklı olmalarına rağmen, ayrılmaz iki dosttur. Şridaman, Brahman soyuna dayanan tüccar bir aileye mensup narin yüzlü, çelimsizdir; Nanda ise demircilik yapan, inek güden güçlü ve yakışıklı bir gençtir. Birbirlerini tamamlayan bu iki gencin dostluğu, güzel Sita’yla karşılaşmalarıyla yeni bir boyut kazanır. Şridaman ve Sita evlenir. Ancak Sita’nın, seçimiyle ilgili pişmanlıkları vardır. Hayatları, Sita’nın ailesine birlikte yaptıkları bir yolculukta geçen olaylarla çok ilginç bir biçimde yön değiştirir.

Thomas Mann, Değişen Kafalar ile çok nadir bir olaya, kültürlerarası etkileşime neden olur. Hint efsanesinden yola çıkan Mann’ın romanı, Hint oyun yazarı Giris Karnad’ın ödüllü oyunu Hayava­dana’yı esinler.

Mann eserinde, kelimenin tam anlamıyla mitolojik bir Hint fantezisi yaratmıştır. Doğu ve Batı, zihin ve beden, dostluk ve aşk, erotizm ve ruhsal uyum gibi motifler üzerine çok şey söyleyen Değişen Kafalar, mitolojik ve fantastik bir öykü.
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabın Künyesi
Değişen Kafalar
(Bir Hint Efsanesi)
Thomas Mann
Can Yayınları / Roman Dizisi
Çeviri: Kasım Eğit, Yadigar Eğit
İstanbul, 2011, 1. Basım
128 sayfa

Değişen Kafalar (Bir Hint Efsanesi) – Thomas Mann” üzerine bir yorum

  1. Thomas Mann?ın ?değişen kafalar? adlı kitabı epey önce okumuştum.Konusu, yazarın anlatım biçimi? her cümlesi üzerinde insan düşünmeli, tekrar ve tekrar okumalı. Çok eskiden bir kitap okumuştum onda da iki kişinin ruhları yer değiştiriyordu; bu iki kişi aynı kadına aşıktı ve aynen bu kitapta olduğu gibi içinde bulundukları bedenler de zaman içinde ruhun özelliklerini alıyordu?.

    Bizi biz yapan nedir? Kafa mı? Vücüt mu?, Yoksa davranışlarımıza, hareketlerimize, mimiklerimize yön veren ruhumuz mu? Bunları birbirinden ayırabilir miyiz, biri diğerine göre daha üstündür, asıl olan şudur diyebilir miyiz?? Bugünlerde bizim yaşıtlarımızda bile çok moda olan ?güzellik dokunuşlarını? yaptırınca ?biz? yine ?biz? olur muyuz? Yoksa insan varoluşundan sahip olduğu özellikleri tek tek değiştirmeye başladığında kendine yabancılaşma da başlar mı, dahası sevdiklerimiz bizi aynı gözle görebilir mi? Organ nakillerine ne demeli? Bir başkasının karaciğeri ile yaşayan kişi, onun geçmişten gelen öfke ve kırgınlıklarını sebebini bilmemesine rağmen bu duyguları hisseder mi?…

    Bütün bunlar bir yana, Mann?ın kitabında en sevdiğim yerlerinden biri şu oldu. (maalesef kitap yanımda değil; alıntı yapamıyorum ) ama ?yaklaşık J şöyle diyor yazar ?bana çıkmam gereken basamakları ve öğrenmem gerekenleri bulunduğum seviyeye göre; beni korkutmadan ve incitmeden anlat ki ben de ilk basamağa çıkmak için cesaretimi kaybetmeyeyim?..? yaşamda ilerleyebilmek için çok önemli bir mesaj bence?

Yorum yapın

Daha fazla Romanlar
Yufka Yürekli – Fyodor Mihailoviç Dostoyevski

Dostoyevski'nin ilk dönem öyküleri... Daha önce yayımladığımız Beyaz Geceler ve İkiz gibi uzun öykülerden sonra Dostoyevski, kısalı uzunlu bir dizi...

Kapat