Dünyanın Ucunda – Zafer Köse

John ile William?ın karşılaşmasının hikayesi bu. Aile ilişkilerinin açtığı derin yaraların sızladığı bir roman. Dünyanın ucunda geçiyor, Avustralya?da. Bu dünyada yani, o kadar yakın. İçinde toprak sevgisi, yurt edinme çabası var. Sevginin yozlaşarak sahip olma tutkusuna dönüşmesi var.

Olaylar 1992 sonbaharında başlayıp 93 sonunda bitiyor. Hikaye, 9 yaşındaki William?ın bir yangında babasını kaybetmesiyle, aslında her şeyini kaybetmesiyle başlıyor. Belki de fazla bir şey kaybetmiyor William, çünkü zaten pek bir şeyi yoktu. Her zaman biraz yalnızdı. Ama o gün, iyice savunmasız, iyice kimsesiz kalıyor.

Annesi William?ı alıp John?un malikanesine yerleşiyor. Sığınıyor. Başka çaresi yok. Daha doğrusu, başka çözümler düşünebilecek bir kadın değil.

78 yaşındaki John, ömrünü adadığı Kuran Çiftliği?nde yaşıyor. William?ın büyük dayısı. Yani babasının dayısı. (Nedense romanda ?büyük amca? deniyor. Herhalde ?granduncle? sözcüğü öyle çevrilmiş ve ilerleyen sayfalarda adamın amca değil de dayı olduğu anlaşıldığı halde düzeltilmemiş.) Kuran Çiftliği, eski görkemli günlerindeki halinden çok farklıdır artık. Neredeyse terk edilmiş bir görünümü var. Zaten yıllar boyunca ayrılan çeşitli parçalar nedeniyle, uçsuz bucaksız arazi küçülmüş. Ama yine de 25 bin dönümlük bir dev, Kuran Çiftliği. Aynı şekilde, onlarca odası bulunan malikanenin çatısı çökmek üzere. Binanın büyük kısmı kullanılmaz durumda.

Yorgun ve acılı hayatlardan artakalan bu mülkler, her şeye rağmen önemli bir maddi değer. William?ın annesinin tek umudu, çiftliğin oğluna bırakılması. Zaten bu olasılığın işaretini aldığı için oğluyla birlikte ortaya gidiyor.

BİR ROMAN KAHRAMANI: ARAZİ

John, çiftliği William?a bırakma düşüncesini, çok geçmeden, ona açıkça söylüyor. Fakat önce çocuğun eğitilmesi gerektiğini düşünüyor. Dahası, William?dan, çiftliği hak etmesini bekliyor; bunu kanıtlamasını istiyor.

William toprakla konuşmayı öğrenmeli. Bu araziye sahip olmanın anlamını kavramalı. John?un ?eğitim? anlayışı böyle. Bu amaçla çocuğa bir doktor raporu hazırlatıyor. Çünkü William okula bir süre ara vermeli, asıl eğitimine yoğunlaşmalı.

Fakat romanda ilerledikçe, yani John?un çocuktan beklentilerini daha net anladıkça, görüyorsunuz ki, yaşlı adam bir lütufta bulunmuyor. Çocuktan göstermesini istediği gelişim de bir kaprise veya ona vereceklerinin basit bir karşılığına dayanmıyor. Aslında bir iyilik yaptığı yok. Çiftliği çocuğa bırakmak, John?un kendisi için istediği bir şey. Kendi neslinden biri bu hayatı sürdürmeli. Çünkü John için önemli olan tek şey çiftlikle arasındaki derin bağ. Kendisiyle ?konuşan? ve ?yaşayan? bu araziyi, insan ömrünü aşan bir perspektiften algılıyor.

BİR ROMAN KAHRAMANI: ZAMAN

İşte bu durumu anlatmak için olayları aktarmak, betimlemeler yapmak, diyalogları vermek yetmez. İnsan ruhunun derinliklerine ulaşmak gerekiyor. Bir dönemin ve bir coğrafyanın somutluğunda, tüm zamanların ve bütün bölgelerin gerçekliğini yansıtmak gerekiyor. Kahramanları ?iyi insanlar? ve ?kötü insanlar? diye basitçe ayrıştırmadan, içlerindeki iyi ve kötü özelliklerin, yaşadıkları koşullarda nasıl canlandığını anlatmak gerekiyor. ?Roman? denen yazın türü bunun için var. McGahan gibi romancılar bu nedenle gerekli.

Anlatı boyunca araya giren önceki kuşakların hikayelerini, hiçbir şekilde geçmişte kalan olaylar olarak okumuyorsunuz. Kendi başlarına da anlamlı onlar, ama romandaki asıl işlevleri, 1990?lardaki John ile William?ın ilişkisine derinlik katmak.

Zaten her kişinin hikayesini derinleştiren olgu, içinde yaşadığı toplumun hikayesi değil mi? Kişinin varoluşu, bir ürünü ve üreticisi olduğu kültürüyle bağlantı kurmadan anlaşılabilir mi? ?Sadece o anın anlamını kavramak? gibi telkinlerde bulunan ?kişisel gelişim? kitaplarının aksine, hayatı, içinde yaşanan süreyle birlikte ele alan derinlikli romanlarla ulaşılmaz mı gerçekliğe?

BİR ROMAN BİLEŞENİ: DÜŞÜNCELER

Romanda dönüşümlü anlatılan bölümlerde, Avrupa?dan gelen önceki kuşakların Avustralya?ya yerleşme sürecini okurken, mutlaka düşünceleriniz Amerika tarihine uzanacak, Kızılderililere yönelik vahşi uygulamaları hatırlayacaksınız. Dünyanın çeşitli yerlerinde, çeşitli zamanlarda yaşananları, birbiriyle çelişen çeşitli iddiaları hatırlayacaksınız.

?Yurt sevgisi,? ?toprak sevgisi?, ?milliyetçilik?, ?doğaya uyum?, ?doğayla mücadele?, ?aile bağları? gibi kavramları bir kez daha düşüneceksiniz. Belki, ?Bir çocuğa hiç kimse annesi kadar zarar veremez? diye aklınızdan geçireceksiniz. Güvenli ortam arayışı dışında, insanların ?baba? diye bir kişiye gereksinim duyup duymadığını da sorgulayabilirsiniz.

?Tabut?, ?mezar?, ?ölüm? sözcüklerinin ne kadar hayata dair olduğunu hissedeceksiniz.

Belki de en çok, yalnızlık duygusunun ne kadar korkunç olduğunu fark edeceksiniz. Bu duyguyla, hele bir de güvensiz koşullarda yaşayınca, ruh sağlığının korunamayacağına kanaat getireceksiniz.

Ve mutlaka ?başarı? kavramı üzerine düşüneceksiniz. Bir iş yapmak için uğraşmak eğiliminin sağlıksız bir yönelimle, o işten bağımsızlaşarak, ille de başarmak tutkusuna dönüşmesi? Bu bir toplumsal hastalık mı yoksa hasta toplumun bir semptomu mu, kararsız kalacaksınız.

ACILI BİR ROMANIN DUYGUSU: UMUT

Romanı okuduğunuzda, Aborjinlerin haklarından milliyetçiliğin zararlarına, hırslı insanların trajedilere neden olmasından doğa katliamına kadar birçok konuda McGahan?ın görüşlerini öğreneceksiniz. Düşüncelerini açıkça ortaya koyuyor. Öncelikli derdi ?ilginç anlatımlar? geliştirmek değil, ?meselesi olan? metin ortaya çıkarmak. Belli ki, roman çalışmasını, bir tema işlemek olarak görüyor.

Fakat Beyaz Dünya, hiçbir yerde, kaba bir düşünce açıklama metnine dönüşmüyor. Hiçbir bileşeni, hikaye anlatma önceliğinin önüne geçmiyor. Özellikle bazı ?sahne?lerde, anlatım okuru kendine güçlü bir mıknatıs gibi çekiyor, soluk soluğa bir sürükleyiciliğe ulaşıyor. Ucuz edebiyat numaralarıyla değil, hayata dair olma niteliğiyle ulaşılan bu sürükleyicilik, edebiyat adına sevindirici.

Sevindirici, çünkü bu tür romanların da dünyada ?bestseller? olabilmesi, insanlık adına umut verici. Dünyanın ucundaki yayınevleri, bambaşka dillerin okurları için yayınlıyorlar Beyaz Dünya?yı. Ne güzel!

Zafer Köse
zaferxkose@gmail.com

soL Kitap, 26/03/2014

Beyaz Dünya
Orjinal isim: White Earth
Andrew Mcgahan
Ayrıntı Yayınları / Roman Dizisi
İstanbul, 2014
400 s.

Yorum yapın

Daha fazla Makaleler, Romanlar, Yazarlarımızın son çalışmaları
Katil uşak değil patron

Kurşunlu Benzinin Gizli Tarihi?nde daha ilk sayfadan katilin kimliği açıklanıyor: ?Katil uşak değil patrondur!? Mizah dergilerinden birinde yayımlanan bir karikatürde...

Kapat