Edebiyata “örtülü ödenek” mi?

AKP?nin Kültür ve Turizm Bakanlığı, 40 edebiyatçıya 463 bin TL teşvik verecek haberi ortalığı kasıp kavuruyor son günlerde. Edebiyat dünyasından da gelen bir dizi tepkiler söz konusu. Yine edebiyat dünyasındaki figürlerin ?teşvik? üzerine yorumları birbirinden farklı olmakla beraber şaşırtıcı da? Basından izlenebildiği kadarıyla konu üzerinden görüşlerine başvurulan edebiyatçıların yanıtları birbiriyle çelişiyor izlenimini edinmek mümkün.

?Edebiyat Eserlerinin Teşvik Edilmesi Hakkında Yönetmelik?e hangi yazarlar başvurdu, seçici kurulda hangi isimler var şimdilik bilinmese de bakanlığın bu girişimi Adnan Menderes?in devletin örtülü ödenek hesabından para dağıttığı yazarları, gazetecileri akla getiriyor. Bir farkla DP hükümeti ödemeleri saklı yaparken, AKP hükümeti bunu açık açık yapıyor.

Kültür Bakanlığı?nın ?Edebiyat Eserlerinin Desteklenmesi Hakkında?ki yönetmeliğine bakıldığında söz konusu teşvik yazarın neyi nasıl yazacağına bağlı olmakla beraber, ek olarak teşvikin kimlere verileceği, hangi konuda ve içerikte eser vereceğine bağlı olarak belirleniyor. Üstelik hangi konuda eser vereceğinizi belirtmek yetmiyor, komisyon bu konuyu işleyip işlemediğinizi, nasıl işlediğinizi denetleme hakkını da saklı tutuyor. Teşvik alan yazara istediği aşamada ?bilgi ve belge? sunma sorumluluğunu yüklüyor. Üretilecek eserin edebiyat üretimini artırması ve edebiyata yeni boyutlar kazandırması garantisi de talep ediliyor. Ayrıca ?Kurul, Müsteşar veya ilgili Müsteşar Yardımcısı başkanlığında, Genel Müdür ve edebiyat alanında temayüz etmiş kişiler arasından Bakanlık onayı ile belirlenecek 5 kişi?den oluşuyor. İlginçtir ki bu temayüz etmiş yani seçkin kişiler kimler ve hangi kriterlere göre belirlenmiştir o da bilinmiyor.

Kültür ve Turizm Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Nihat Gül, ?edebiyata destek? tartışmalarıyla ilgili bir basın toplantısı düzenleyerek soruları yanıtladı. Cumhuriyet gazetesinden Aslı Uluşahin’in röportajında Nihat Gül’ün bakanlıktan destek alan 40 kişinin adlarını ?tamamen insani duygularla? gizlediklerini söylemesi, oyuncu Cem Yılmaz?ın yıllar önce oynadığı bir reklamı hatırlattı.

Belli ki Kültür Bakanlığı?nın ?Edebiyat Eserlerinin Desteklenmesi Hakkında?ki yönetmeliği edebiyat dünyamızda bir süre daha tartışılmaya devam edecek. İleri Haber olarak bu konuyla ilgili bir soruşturma dosyası hazırladık. Edebiyat alanından çeşitli yazarlarımıza bir dizi sorular sorduk aldığımız yanıtları okurlarımızla paylaşacağımız bir dosya hazırladık.(04-09-2014,http://ilerihaber.org/)

Semih Çelenk: Ülkemizde destek “inayet”e dönüyor
?Bizim ülkemizde ‘destek’ bir anda ‘yardım’a ve ‘inayet’e dönüveriyor. Alaturka bir devlet ağa çıkıyor ortaya. Oysa bunun bir ‘kamu ödeneği’ olduğu vurgulansa ve devletin ya da hükümetin bu kamu ödeneğini yani halkın verdiği parayı sanat, edebiyat, fikir üretenlere vermede aracı olduğu gerçeği kabullenilse bu mesele daha sorunsuz olacaktır.?

Prof. Dr. Semih Çelenk, (Yazar, Yönetmen, Şair)

-Sizce devlet, edebiyatçıları ücret karşılığında desteklemeli midir?

Devlet’in sanatla edebiyatla ilişkisi çağlar boyu hep sorunlu olmuştur. Antik Yunan’da tragedya sanatının ortaya çıktığı zamanlarda, tragedya yazarlarının çoğu aynı zamanda devletin doğrudan ya da dolaylı çalışanıdır. Cumhuriyetin ilk yıllarında da büyük yazarların çoğu üst düzey bürokratlık, milletvekilliği yapmışlardır. Bu bir realite. Fikir ve sanat üretenleri devletler elaltında, yani kibar deyişiyle “himayelerinde” tutmak ister. Bunun yanında sanat ve edebiyat ağzı bozuk bir serseri gibidir. Kıyafetlerini değiştirsen de, terbiye etsen de olmadık yerde olmadık bir şey söyleyiverir ve oyunu bozar. Sanat, edebiyatla devlet arasındaki ilişki tek boyutlu, şıpın işi tanımlanacak bir ilişki değildir. Çünkü sanat da edebiyat da desteğe ihtiyaç duyar. Yazarların, sanatçıların, bilim insanlarının fikirlerini, hayallerini somut üretime geçirmeleri için “zaman”a ihtiyaçları vardır. Ancak bizim ülkemizde “destek” bir anda “yardım”a ve “inayet”e dönüveriyor. Alaturka bir devlet ağa çıkıyor ortaya. Oysaki bunun bir “kamu ödeneği” olduğu vurgulansa ve devletin ya da hükümetin bu kamu ödeneğini yani halkın verdiği parayı sanat, edebiyat, fikir üretenlere vermede aracı olduğu gerçeği kabullenilse bu mesele daha sorunsuz olacaktır. Örnekse, batıda yerel yönetimlerin ya da kültür bakanlıklarının ya da fonların sanatçılarla kurduğu ilişki “özgürlük” ve “nesnellik” ölçütlerinden milim şaşmıyor. Bana kalırsa sanat ve edebiyat doğrudan devlet tarafından değil, ama “nesnel” ve “özgürlükçü” ve bağımsız kamu fonları tarafından desteklenmelidir.

– Siz Kültür Bakanlığı?nın Edebiyat Eserlerini Destek Projesine başvurur muydunuz?

Ben de birçok yazar gibi bu desteği dağıtıldığı aşamada duydum. Ancak bu türden alaturka bir bakış ve değerlendirmeye tabi olacağımı bilsem, tabii ki başvurmam. Sanat ve edebiyatın tek ölçütü kendisidir. Yani hiçbir ölçütü yoktur. Bundan ötürü de tehlikelidir. Ne yazdığını göreyim, yazdığın katkı sağladı mı sağlamadı mı bakayım ona göre yardım yaparım anlayışı sanat ve edebiyatın yaratıcı ruhu ile bağdaşmaz. Sanıyorum bu değerlendirme ölçütleri ve bu politik ortam içerisinde başvurmazdım diyebilirdim. Genel olarak sanatçılar, edebiyatçılar bu desteklere ihtiyaç duymakla birlikte özgürlüklerini en azından fikren kaybedecekleri kuşkusu ya da nesnel olarak değerlendirilmeyecekleri inancı bu destekler için başvurmalarını engellemektedir.

-Sizce bu durum edebiyatçının özgünlüğüne ve yazma özgürlüğüne bir müdahale olarak yorumlanabilir mi?

Önce de belirttiğim gibi sanatçının, edebiyatçının özgürlüğüne mutlak olarak kimse dokunamaz, müdahale edemez, belirleyemez. Sanatın edebiyatın doğası buna izin vermez. Ancak gerçekte sanatçı, edebiyatçı olmayan biri manipüle edilebilir. Ve hayat boyu da kupkuru, asla okunmayan saçmalıklar yazabilir. Bir yazarın, sanatçının inancıdır ona yön veren. Yazarlar, sanatçılar inandıkları dünya görüşleri, felsefeleri ile bağlanabilirler. Partiler, kurumlar, devletler yazarları sanatçıları, gerçek edebiyatçıları ve gerçek sanatçıları bağlayamaz.

-Sizce Edebiyat Eserlerini Destek Projesi verili hükümetin kültür/edebiyat alanına bir müdahalesi olarak okunabilir mi?

Dediğim gibi, fikren yazarların, sanatçıların, düşünce dünyasının, bilimin desteklenmesi ve özgürce yaratabilmesi, bu yaratım için “zaman” satın alabilecek desteği bulması olmazsa olmazdır. Çağdaş ülkelerde bunlar bağımsız, özerk fonlar aracılığıyla yapılmakta ve bu ölçütlerden kimse rahatsız olmamaktadır. Ancak bizde son yıllarda hâkim olan anlayış doğulu, alaturka bir hale sokuyor bu destekleri. Osmanlı ruhu hâkim oluyor. Uslu olanlara keseyle altın fırlatılıyor sanki. Bence bu türden desteklerin kalkması, olmaması için değil, bağımsız özerk fonlar tarafından yapılması için bastırılmalıdır. Şu anki durum, fazlasıyla politik bir müdahale gibi duruyor.

-Sizce böylesi büyük parasal teşviklerden yararlanmak yazarlığın doğasına ve etiğine ne kadar uygundur?

Bu çok ciddi bir tartışmadır. Ancak ilk başta verdiğim yanıtta da olduğu gibi ben sanatın ve edebiyatın son kertede müdahale kaldıracağını düşünmüyorum. Goya’nın yaptığı tabloları düşünelim. Nâzım’ın ?Kuvayı Milliye Destanı?nı düşünelim. Daha böyle yüzlerce, binlerce yazdırıldığı, yaptırıldığı söylenen sanat ve edebiyat yapıtı vardır. Niye hâlâ yaşıyor bu tablolar, bu şiirler, bu romanlar? Demek ki manipüle edilemeyen, çağlar ötesine kalan bir ruhu var bu yapıtların. Kimi yazar ve sanatçı bu türden bir bağdan ve destekten büyük rahatsızlık duyuyor ve asla yaşamı boyunca böyle bir yardım, destek ilişkisine girmiyor. Kimi yazarlar, sanatçılar ise bunda bir sakınca görmüyor. Bu kısmen de olsa algıyla ilgilidir diye düşünüyorum. Yineliyorum, sanat ve edebiyat temiz pak giydirilip, terbiye edilerek bir salon efendisi yapılamaz. O ağzı bozuk bir serseridir, sokağın ve hayatın endemik bir ürünüdür. Bu metafor üzerinden düşünürsek, uzun vadede terbiye edilebilir mi ya da terbiye edildiğinde doğallığını ve organiğini yitirmez mi? Tarih boyunca yaşanan sanatçı-mesen ilişkileri hep bunu kanıtlamıştır bize.

Ahmet Cemal: Edebiyatçıyı satın alma denemesidir
?Bu girişim, edebiyatçıyı satın alma, onu eleştirel yörüngesinden saptırma denemesi olarak değerlendirilebilir.?

Ahmet Cemal (Yazar, Çevirmen, Akademisyen, Edebiyat Eleştirmeni)

-Sizce devlet edebiyatçıları ücret karşılığında desteklemeli midir?

– Bu soru her ülke için ayrı cevaplandırılabilir, yani ilgili ülkedeki uygulamalar göz önünde tutularak. Dolayısıyla ben Türkiye açısından bu soruya hayır diye karşılık veriyorum.

– Siz Kültür Bakanlığı?nın Edebiyat Eserlerini Destek Projesine başvurur muydunuz?

Neden başvurayım? Bir yazar olarak ben, iktidar karşısında hep eleştirel bir tutum almakla yükümlü değil miyim? Şöyle mi diyeceğim yani : ?Ey Devletim, beni paraca destele ki seni eleştireyim!?

-Sizce edebiyatçının özgünlüğüne ve yazma özgürlüğüne bir müdahale olarak yorumlanabilir mi?

Yine Türkiye açısından karşılık veriyorum: Bu girişim, edebiyatçıyı satın alma, onu eleştirel yörüngesinden saptırma denemesi olarak değerlendirilebilir.

-Sizce Edebiyat Eserlerini Destek Projesi verili hükümetin kültür/edebiyat alanına bir müdahalesi olarak okunabilir mi?

Elbette! Buna kuşku mu var?

-Sizce böylesi büyük parasal teşviklerden yararlanmak yazarlığın doğasına ve etiğine ne kadar uygundur?

Bu ve benzeri soruların tümüne rahmetli Sabahattin Eyuboğlu, yarım yüzyıl kadar önce o ünlü ?Mavi ve Kara? adlı denemesi ile karşılık vermişti. Sanatçı var, manatçı var; yazar var, yazıcı var?

Pelin Buzluk: Bu düzen bir zaman sonra sizi esir alır
Kültür Bakanlığı?nın ?Edebiyat Eserlerinin Desteklenmesi Hakkında?ki yönetmeliği edebiyat dünyamızda bir süre daha tartışılmaya devam edecek. İleri Haber olarak bu konuyla ilgili bir soruşturma dosyası hazırladık. Edebiyat alanından çeşitli yazarlarımıza bir dizi sorular sorduk, öykücü Pelin Buzluk’tan aldığımız yanıtları okurlarımızla paylaşıyoruz.

Pelin Buzluk (Öykücü)

-Sizce devlet, edebiyatçıları ücret karşılığında desteklemeli midir?

Devlet kitaba koyduğu KDV?yi kaldırarak yazarların daha fazla okunmasını, kitapların daha erişilebilir olmasını sağlayabilir. Telif hakları yasası yazar lehine işleyecek bir hale gelebilir. Doğrudan ücretle desteklemesi, devleti yazarın işvereni haline getirecektir ki bu da devlete çalışacağınız anlamına gelir.

– Siz Kültür Bakanlığı?nın Edebiyat Eserlerini Destek Projesine başvurur muydunuz?

Başka bir dünyada, bambaşka türden bir destek için belki. Ama bu projeyi samimi bulmuyorum.

-Sizce bu durum edebiyatçının özgünlüğüne ve yazma özgürlüğüne bir müdahale olarak yorumlanabilir mi?

Tabii. Soruyla birlikte cevabı da söylüyorsunuz zaten.

-Sizce Edebiyat Eserlerini Destek Projesi verili hükümetin kültür/edebiyat alanına bir müdahalesi olarak okunabilir mi?

Desteğin kimlere ve nasıl verildiğini henüz bilmiyoruz. Ama devlet, tarihinin her döneminde onu sanatıyla olumlayan ya da maaşla bu olumlamayı, devletin ideolojik aygıtlarından biri olmayı kabul edecek yazarlar bulur. Kültür/edebiyat alanına bir müdahaleden çok kendi çeperini bu yönde de genişletme girişimi olarak algılanabilir bu proje.

-Sizce böylesi büyük parasal teşviklerden yararlanmak yazarlığın doğasına ve etiğine ne kadar uygundur?

Yazarlığın doğası ve etiği yazılı kurallara dayanmıyor. Ne yazdığınız, ne için yazdığınız, neyle yazdığınıza bağlı olarak kendi doğanızı ve etiğinizi buluyorsunuz. Yazma amacıyla hiç çelişmeyecek şekilde bu teşvikleri kabul edecek, hatta belki maaşla çalışacak yazarlar da olabilir. Başta yazdıklarınızla ilgisi yokmuş gibi kabul ettiğiniz bu teşviklerin kurduğu ufak düzen, elbette bir zaman sonra sizi esir alır.

Yorum yapın

Daha fazla Edebiyat Haberleri, Söyleşi
Söyleşi: Sanal dünyanın sol kütüphanesi: “WikiSosyalizm”

Sosyalist öğretinin internette eksik ve yanlış bilgilerle dolu olmasına ve ?Sol Kütüphane? eksikliğine itiraz eden Türkiye?den iki bilgisayar mühendisliği öğrencisi...

Kapat