Ege’nin İmbatında Yolcu – Serdar Kızık

Türkiye?nin, kendi deyimiyle, ?ayrıcalıklı? topraklarına çıktığı bu yolculukta en ?uç?ta hissetmeyi tadıyor Serdar Kızık. Anadolu?nun en uç topları, toprağın bittiği denize açıldığı yerlere geliyor. Gittiğiniz yer Ege?yse, haliyle deniz bir ağırlığını koyuyor. Ege?de nereleri mi gezmemiş Kızık… Gezmekle de kalmamış, bizlere gittiği yerlerin hikâyelerinden de taddırıyor. Anadolu?nun Tarzan?ından, ilk çevre eylemcisinden Türkiye?nin, da bahsetmeden geçmiyor. Yol haline değiniyor kitap. ?Yola çıkmaya gör bir kez, yoldan çıkarsın…? diye sesleniyor yazar, bizleri yol haline çağırıyor, yani hayata. Kitapla imbata atlayıp, şöyle bir Ege sefasına çıkıyoruz adeta.

Kızık, yolu ve yolcuyu şöyle anlatıyor:
?Bitmeyen bir hikaye, yaşamın olağan akışında bir ezberi bozmaktır. Bir arayıştır, rutine karşı.
Dünyaya, insanlara, doğaya, olup bitenin tümüne farklı bir bakış ve eylemlilik bazen.
Kaçma, kovalama, merak, arayış, keşfetme, görme, sıkıntı ve heyecan.
Kendini ve başkalarını anlamadır ya da anlamama. Arayış ya da aramayış da…
Karmaşadır, halüsinasyon ve ilham kaynağı.
Suskunluk, pişmanlık ya da neşeli bir kahkaha, hayrettir, şaşkınlık bazen.
Henüz ismi konmamış renk tonları, bana göre daha çok mavi…
Uçuk kaçık, sırlı, bazen de ciddi.
Mutluluktan uçulan en yüksek zirve, bazen tersi en dibe çökme, en kuytularda saklanma hali.
Bazen bir avuntu, bazen sahici bir yanıt.
Bilinmezliğin en şehvetli tarafı.
Elde etmenin utkusu.
Lir dokunuşu, derin bir arya, görkemli senfoni.
Gece bütün ürpertilerle deniz olma, buğday tarlasında serinleme, gökyüzünde uçurtma, ormanda uğultu…
Boşlukta baş dönmesi.
Sessizliğin sesi.
En yumuşak dokunuşlar. Tüylerin ürpermesi. Uçma halleri.
Rüzgârın sesi, bir ağaçkakan tıkırtısı.
Baş döndürücü kokular.
Yokluğun yorgunluğu, varlığın gönenci…
Yakamoz çarpıntısı, suda balık, bir kadeh rakı, yelkenin ucundaki bayrak, teknenin dibe giden demiri…
Fenerin kuytusu, lambanın fersiz ışığı, sırtını verdiğin ağların rahatlığı…
Bir gerçeğin ütopyaya dönüşmesindeki ikilem.
Yarılmış bir gerçeğin içinde, ”kaybetme” üzerine kurulan korkular.
Gerçekliğinden şüphe edilen sevişmeler.
Geçmiş, şimdi ve gelecek…
Ya da birbirine geçen bütün zamanların hikayesi. Zamanı tariflemenin zorluğu. Gelenin etkisine göre, geçen ”şimdiki”. Dolayısıyla o anın, büyük bir şaşkınlıkla ?şimdiki zaman hikayesine? dönüşmesi.
Terk etmek, terk edilmek. Zamansız vedalar, beklenmedik ayrılıklar.
İçini anlayamama, dünyayı sallama.
Cümle aleme, hayata, hatta evrene isyan ve küfür.
Ve sevdanın bin bir halleri…
Arayıştır, içindeki sestir yola çıkaran.
Bilmezsin, neler olur.
Bazen yol çizer rotayı, sen değil.
Bazen derin bir yaradır, yarılır gerçekler, ince bir çatlakla kalbe yürümüş haksız ve derin bir sızı, yolculuğu başlatır.
Bir gitar sesi ya da uzaklardan gelen senfoni kıyıda, kumsalda, ormanda, yıldızların altında eşlik eder yola.
Her yolculuğun kendi hali, her yolun sonu vardır.
Yine de yol ve yolculuk adamına göre değişir.
Şimdi aya dokunmanın da tam zamanı.
Kesindir sessizliğin sesini duyacak, sözlüğünü bulacaksın.
Yollara düş, derin hüzünlerin, çağlayan çoşkuların büyüdüğü kıyıya doğru yürü, hayatı ıskalama.
Korkma rüzgarın yoksa da.
Ama kimseleri yollarda bırakma.
Hoşça kal demeden ayrılma.
Alakasız belki ama bence de mutlu aşk yok hayatta.
Yolumdasın, zamanı sildim, karşılaşmamız an meselesi.”

Kitabın Künyesi
Ege’nin İmbatında Yolcu
Serdar Kızık,
Cumhuriyet Kitapları,
Gezi,
Eylül 2009,
267 sayfa

Serdar Kızık ‘ın Hayatı
1958’de Tortum’da doğdu. Tokat Gazi Osman Paşa Lisesi’ndeki ortaokul öğrenimi sonrasında 1975’te Gümüşhane Mareşal Fevzi Çakmak Öğretmen Okulu ve Eğitim Enstitüsü’nü bitirdi.Bir süre Hakkari’de öğretmenlik yaptıktan sonra 1976’da girdiği Manisa Gençlik Spor Akademisi’ni 1980’de bitirdi. Pazarcık Lisesi’nde beden eğitimi öğretmenliği yaparken, 12 Eylül Yönetimi’nce 1402 sayılı yasayla görevine son verildi. 1985 yılında Cumhuriyet gazetesi Ege Bürosu’nda gazeteciliğe başlayan Kızık, 1989’da aynı büronun haber müdürü oldu. 1993’te ise Ege Bürosu’na temsilci olarak atandı ve halen bu görevini sürdürüyor; Cumhuriyet Ege, Gezi ve Spor eklerinde köşe yazıları kaleme alıyor. Cumhuriyet Kitapları arasında 2007’de yayımlanan ?Alışma? adlı bir deneme kitabı olan Kızık, evli ve bir çocuk babası.

Ege’nin İmbatında Yolcu – Serdar Kızık” üzerine bir yorum

  1. ÇEVREMDE İLGİMİ ÇEKEN BAŞKA KONULAR VARKEN BAŞLADIM OKUMAYA..SIKILDIM;10. SAYFASINDA, BIRAKTIM.SONRA DİNGİN BİR ZAMANIMDA, ELİMDE KAHVEMLE TEKRAR BAŞLADIM..ANLAMAK İÇİN YAŞAMAK GEREKİYORMUŞ..SERDAR BEYİM, EGE’NİN TAŞINA,TOPRAGINA, AĞAÇTAKİ DALINA,YAPRAĞINA KİŞİLİK KATARAK ADETA DOĞAYI BİREY GİBİ ANLATMA ŞEKLİNE HAYRAN OLDUM..VE KENDİME “NE KADAR ŞANSLIYIM BU BÖLGEDE YAŞADIĞIMA,BU KADAR NEFİS BİR YERİ BEN NASIL GÖRMEDEN GEÇMİŞİM” YADA “BEN BURAYI GÖRDÜM, YAZIK BANA Kİ BAKMAYI BİLEMEMİŞİM”DİYE DÜŞÜNÜRKEN KİTABI BİR SOLUKTA OKUDUM.ELİNE YÜREĞİNE SAĞLIK..YOLCULUK MÜTHİŞTİ..

Yorum yapın

Daha fazla Seyahat Kitapları
Canlarına Değsin – Mehmet Saraç

Bilen bilir, her yazının başlangıcı sancılıdır, acıtır insanı. Mesele işin hakkını veremeyeceğini düşünmekten ölesiye korkmaktır. Hele ortada gerçek hayatlar, yozlaşmaya...

Kapat