Eğitim ve Tek Tip Giysi – Zafer Köse

Çocuklara tek tip kıyafet giydirerek eğitim verilebilir mi?

Öğrencinin kişisel özellik geliştirmemesi için önlem almak eğitime dahil olabilir mi? Mantık aramadan beklenen davranışları yapması, beynini sadece kuralların ne olduğunu öğrenmek ve uygulamak için kullanması hedeflenerek yetiştirilince, o insan eğitilmiş mi oluyor?

Öyleyse en etkili eğitim askerlikte mi uygulanıyor? Kızlar nasılsa annelerinden ek ders alıyordur, erkeklerin eğitimi ise kışlada mı tamamlanıyor? Birbirleriyle aynı biçimde selamlaşan, adımlarını aynı atan, uyuyup uyanması, düşünmesi, yemesi içmesi, nefes alması belirlenmiş kalıplara göre şekillenen insanlar yetiştirmek midir eğitim?

İtaat etmesini öğretmek, düşündüğünü söylememeye, giderek düşünmemeye alıştırmak mıdır?

Askerde ?komutanım? demeye alıştırmaktan niteliksel bir farkı var mıdır eğitim denilen şeyin? Komutanım. Komut verenim, beni yönetenim, sevk ve idare edenim. Ben kendimi yönetemem ki! Sen ne dersen doğru, benim ayrıca düşünüp yorum yapmam yanlış. Yanlış olduğu kadar tehlikeli! Sen haklısın, çünkü rütben büyük. Benim şimdiye kadar düşündüklerim de yanlışmış. Toplu halde yaşamak demek, herkes gibi olmakmış. Sivil zihniyet bunu beceremediği için sorunlar çıkıyor. Hep bu yüzden kargaşa yaşanıyor.

Bu mudur eğitim?

Evet, budur! Bir açıdan bakınca, eğitim tam da böyle bir şeydir. Yani eğitim veren irade için uygulanır. Amaç insanın özgür bir kişi olarak kendini geliştirmesi, varoluşunu gerçekleştirmesi falan değildir. Zaten bu nedenle zorunludur. Sistemin istediği özelliklerde insan yetiştirmek için eğitilir çocuklar.

Onlar, eğitim sistemini yönetenlerin gözünde birer hammaddedir. Önceden belirlenmiş hedeflere uygun biçimde işlenecek, sisteme faydalı birer ürüne dönüştürüleceklerdir.

Eğitim, en azından bir yönüyle böyle bir şeydir.

***

Tek tip giysiyi savunmak, herkesin görünüşünün birbirine benzemesini doğru bulmak, dünyanın hiçbir yerinde, hiçbir zaman diliminde özgürlükle, sol düşünceyle, hümanizmle bağdaşamaz.

Hele eşitlikten yana olmakla hiç bağdaşmaz böyle bir şey. Eşitliği savunan hangi mantık, eşitsizliklerin üstünün örtülmesini, gözden uzak tutulmasını tercih edebilir?

İnsanlık değerlerinin maddi değerlerden daha üstün olduğunu düşünmekle de tek tip kıyafetin bir ilgisi olamaz. Eşitsizlik, adaletsizlik, yoksulluk gözler önünde olursa, ancak o zaman yoksulluğun nedeninin yoksul insanlar olmadığı, bu durumun utancının haksız gelirler sağlayan sisteme ait olduğu, onurun markalı giysiyle elde edilemeyeceği öğretilebilir.

Hiçbir gerekçe, tek tip giysi uygulamasının sürmesinden yana tavır almayı haklı çıkaramaz.

Okullarda kıyafet serbestliği adı altında dinci uygulamaların yolunu açan bir hükümetin varlığı da geçerli bir gerekçe olamaz.

***

Tek tip insan yetiştirmenin sembolü olan tek tip giysi uygulamasını savunmak, ancak ve ancak ?iyi eğitilmiş? olmakla açıklanabilir.

Türkiye Cumhuriyeti, onlarca yıldır farklılığa tahammülü olmayan, sınıf farkını yok sayan, herkesin kendisi gibi düşünmesini bir kural kabul eden, sorunları çözmek yerine üstünü örten, bu nedenle de sorunları görünür kılan eleştiriyi sorun kaynağı sayan bir irade tarafından yönetildi. Dolayısıyla, eğitim sisteminin amacı itaatkâr ve kişiliksiz insanlar yetiştirmekti.

Eğitim yoluyla istenilen sonucu alamadıklarında, şiddetle, askeri darbeyle, kendi yasalarına bile aykırı uygulamalarla hareket ettiler. Sağcı katillerle, dincilerle işbirliği yapmaktan çekinmediler.

İşbirliği yaptıkları tarikatları kontrollerinde tutamak gibi, sermeyenin ve kaynakların paylaşılmasında bazı değişikliklerin meydana gelmesi gibi, bu yazının konusu olmayan bazı gelişmeler sonucunda, iktidar değişti. Yani sadece bir hükümetin yerine bir başkası olarak AKP gelmedi; ülkeyi yöneten irade niteliksel biçimde değişti.

Daha gerici, daha baskıcı olmasına rağmen daha özgürlükçüymüş gibi görünmeyi başaran bir iktidar bu.

Ne var ki; yeni iktidara karşı çıkmanın yolu, kesinlikle eskisini savunmak olamaz. Çünkü bir şeyin nedenini savunarak o şeye karşı duramazsınız.

Hiçbir sorun, o sorunu yaratan bilinç düzeyinde çözülemez.

Eğitim alanındaki uygulamaları da dahil, iktidarın yaptıklarına itiraz etmek için, mutlaka bir önceki iktidar anlayışına da uzak durmak gerekiyor.

Tek tip insan yetiştirmeye yönelik, eğitim veren iradenin tercihlerine göre şekillenen bir eğitim mantığını değil, serbest giysilerle, insanın özgürleşmesinden yana bir anlayışı savunarak itiraz edebilirsiniz dinselleşmeye, köleliğe, sömürüye… ?Özgür eğitimi? savunarak!

***

Özgür eğitim anlayışında zorlama olamayacağına göre, zorunlu eğitim özgür olamaz.

Dolayısıyla, ?özgür eğitim? düşüncesi, konuya radikal bir yaklaşım gerektiriyor.

Joel Spring, kısa ama oldukça kapsamlı kitabında, başta Ferrer, Godwin, Marx, Illich ve Stirner olmak üzere önemli bazı düşünürlerin çalışmalarından yararlanarak, hümanist bir eğitim anlayışı geliştiriyor.

Zorunluluk değil, hak olarak kabul edilmesi gereken eğitim sayesinde insanların nasıl özgürleşebileceğini, nesne değil özne olmanın yolunu araştırıyor.

Elbette bir üstyapı kurumu olan eğitimin, toplumsal yapıyı tek başına değiştirmesi düşünülemez. Hatta her düzenin kendine en uygun eğitim sistemini doğal şekilde geliştirdiği ileri sürülebilir.

Fakat konu bütün bağlantılarıyla, toplumsal dönüşüm taleplerini de dile getirmenin bir vesilesi olarak ele alınınca, eğitim alanındaki mücadele çok önemli etkiler yaratabilir.

Radikal bir talep olan özgür eğitim ortamı yaratmak, bu zamanda, bu memlekette, bu koşullarda imkansız gibi görülebilir. Oysa bütün ?imkansız? hedeflere, o yönde mümkün olan adımları ?hemen şimdi? atarak ulaşılabilir.

Zafer Köse
zaferxkose@gmail.com

Yorum yapın

Daha fazla Eğitim, Makaleler
Bunun Adı Korsanlıktır – Müslüm Üzülmez

?Başarılı insanların başarısı, bunu elde etmek için kullanmış oldukları yöntem ve vasıtalarla ölçülmelidir.? La Rochefoucauld ?Onbin Yıllık Tarihin Tanığı ERGANİ?...

Kapat