Fırtınayla borayla denenmiş şair: Nihat Behram – Cafer Yıldırım

Nihat Behram?ın adı lise yıllarımızda belleğimizde yer etti. 1970?li yılların ikinci yarısında özellikle ?Darağacında Üç Fidan?, ?Ser Verip Sır Vermeyen Yiğit? anlatılarıyla kalbimize devrimin sıcaklığını üfürürken devrimci ahlakımızın şekillenmesinde de büyük pay sahibi oldu… Bütün bunların yanında onun asli kimliği şairliğidir.

Milli Eğitim Bakanlığı?nın 2005 yılında çıkarttığı ?Orta Öğretim Türk Edebiyatı Dersi Öğretim Programının 2011 yılındaki yeniden düzenlenmiş şeklinin ?12. Sınıf Türk Edebiyatı? bölümünde ?İkinci Yeni Sonrası Toplumcu Şiir (1960-1980)? başlığı yer almaktadır. Bu başlığın altındaysa ders kitabı yazarları için şu yönlendirici bilgiler verilir: ?1960 sonrasında kendilerini toplumcu olarak nitelendiren İsmet Özel, Süreyya Berfe, Nihat Behram, Ataol Behramoğlu, Refik Durbaş gibi şairlerin eserlerinden metinler seçilir.?

Ülkemizdeki gelmiş geçmiş iktidarların kültür ve edebiyat alanındaki tutumları düşünüldüğün-de tabii ki bu durum sevindiricidir. Edebiyat programındaki açılımı mevcut iktidar kendi demokratik tavrının bir göstergesi olarak sunsa da meselenin aslı edebiyatçılarımızın görmezden gelinemez, reddedilemez nitelikleri ve edebiyat tarihinin kronolojik akışıyla ilgilidir. Ayrıca toplumsal evrimin payını da görmezden gelemeyiz.

Programda yer verilen Nihat Behram, adı lise yıllarımızda belleğimize düşmüş bir şairdir. 1970?li yılların ikinci yarısında özellikle ?Darağacında Üç Fidan?, ?Ser Verip Sır Vermeyen Yiğit? anlatılarıyla kalbimize devrimin sıcaklığını üfürürken devrimci ahlakımızın şekillenmesinde de büyük pay sahibi oldu.

Nihat Behram?ın ilk şiir kitabı 1972?de yayımlanıyor. ?Hayatımız Üstüne Şiirler? yayımlanmasıyla birlikte yasaklanıyor ve şairi de askeri cezaevine tıkılıyor. Behram iki yıllık tutukluluktan sonra yarım kalan yüksek öğrenimini tamamlıyor ve 1975?te Vatan gazetesinde gazeteciliğe başlıyor.
 İlk kitabının yayımlandığı 1972?den 2012?ye dek kalemi elinden bırakmayan Nihat Behram?ın şiir başta olmak üzere anlatı, roman, makale, deneme, söyleşi, antoloji, çeviri gibi edebiyatın birçok alanında eseri bulunuyor. Eserlerinin toplam sayısı yirmiyi geçiyor. Fakat onun edebiyat üretimi kitaplarıyla sınırlı değildir. Türk edebiyatına damga vurmuş ?Halkın Dostları?, ?Militan? ve ?Güney? dergilerinin hayat bulmasında da etkin rol oynadığını biliyoruz. Bütün bunların yanında onun asli kimliği şairliğidir.

Samimi his, duygulu anlatım, inançlı duruş ve feda edilmeyen estetik… Nihat Behram şiirinin mimarisi işte bu dört sütun üzerinde yükselir. Onun şiirinin eşiğinden adım attığınızda sizi ilk karşılayan sınıf çelişkisinin uğuldayan soluğu olur. Sınıf çelişkisi, işçi sınıfı ve burjuvaziye indirgenmiş bir darlıktan değil, halk olmakla halkı sömüren ve ona hükmeden olmak biçimindeki tezatlar tablosundan sunulur. Bu bütünlüklü tablo çarpıcılığıyla belleğinize kazındığı gibi dokunaklı görüntüsüyle de içinizi sızlatır.

Nihat Behram?ın şiirini mimari bir yapıyla eş tutarsak bu yapının dış duvarları bin bir çiçeğin renkleri ve kuş seslerinin resimleriyle bezenmiştir. Kemerlerinde ve benzer muhtelif nişlerinde halk deyişlerinin hat sanatının inceliğiyle işlenmiş sureti görülür. İç mekânlarda ise devrim ülküsünün telaşlı, hırçın, huysuz çırpınışlarının yankıları ve yansımaları bütün benliğinizi sarıp sarmalar.

Şehirler ve fabrikalar olduğu kadar köyler ve tarlalar da onun şiirinde yer alır. Sokakların ve caddelerin tasviri gibi kırsalın, kırların tasviri de canlı ve realisttir. Realizmin incelikle, telaşlı, heyecan verici bir dille yansıtılmasında ise Nihat Behram tamamen kendine özgü ve tektir. O duygulu, lirik bir anlatımdan olduğu kadar söylev tekniğinden, ajite söylemden, slogan dilinin imkânlarından da gereğince yararlanmasını bilmiştir. Bütün bunların sonucunda yalın, anlaşılır, heyecan verici olduğu kadar okuyucu da estetik bir yaşantı da oluşturan seçkin bir şiir kurmuştur. Enstrümanları yerli yerinde kullanılmış bir orkestrayı andıran bu şiir okuyucunun içini sızlatmakla kalmaz, aynı zamanda öfkesini de biler; vicdanını harekete geçirir.

Gerçekte toplumcu gerçekçi, devrimci bir şiirin sahip olması gereken özellikler de bunlar değil midir? Bu bakımdan onun şiiri devrimci şiirin sembolü ve ölçütlerinden biri olmayı hak etmiştir.
Nihat Behram?ın şiiri, devrim özleminin, devrimci mücadelenin susmayan sesi olduğu için şairimiz, 12 Eylül döneminde Bakanlar Kurulu kararıyla vatandaşlıktan çıkarılır Bundan sonrası 17 yıllık sürgünlük hayatıdır. Sürgünlük yıllarının ilk ürünü ?Savrulmuş Bir Ömrün Günlerinden? olmalıdır. Bu kitaptaki şiirlerin altında değişik şehirlerin ve ülkelerin adları bulunuyor: 1980-Zürih, 1980-Sevilla, 1981-Milano, 1981-Paris, 1981- Cenevre, 1981-Atina, 1981-Lu- zern, 1982- Kalküta, 1982- Bombay, Kıbrıs ve İtalya.

Şair, 1980 yılında ve Türkiye?de iken yazdığı ?Gün Oldu. Yine Bir Şiir? şiirini sanki bu gün-leri öngörerek yazmıştır:

?Ne ben uslandım o savurgan aşklardan
ne de acılar bağrımı dişlemekten usandı..
Minicik bir sevinç uğruna bile nice ezgin duygular yaşadım oysa..
Sabahları kalbimde palazlanan heyecan
nice bıçkın, nice hırçın arzular olarak uğuldadı;
sardım, sarındım en narin sıcaklıkları..
Gün oldu sarsılıp yaralandım.. Yine de
ne ben uslandım o savurgan
aşklardan
ne de acılar bağrımı dişlemekten usandı. ?(Irmak Boylarında Turaç Seslerinde)

Nihat Behram on yedi yıllık sürgünlük hayatından 1997 yılında döndü. Toplumsal mücadele içindeki yerini aldı. Dönüşünden sonraki Türkiye ortamının değerler değişimini ?Şiir bitti!? sözüyle imgelese de bunu ironik biçimde yine şiir aracılığıyla yaptı. ?Ayaklanmaya Çağrı? adlı işte o şiirden bir bölüm:

?Şiir bitti! Tozlandı hançeresi sezginin
Susan da ikiyüzlü konuşan da İhanetin sinmediği giz unutuldu Yalan doruklarda çığırtkan
Şiir bitti! Dindi rüzgârı tükenmez gücün
Ağıtlar yetim, türküler öksüz Zalim yaradana pervasız, mazlum ölümüne çaresiz..
Şiir bitti! Soğudu tez canlı yüreğin yanardağı
Ne dövüşün külhanı kaldı ne sevişmenin
Suskunluk kanıksandı, kabalık azgın
Ne Dadal?a sadık halk ne Karacaoğlan?a
Sokakta sabrın tiryakisi ruhsuz bir kalabalık..
Tek umut ki- yaşam bitti demeye varmıyor dilim
O da çocukların sesi..
İsyan edin isyan edin isyan edin!

Yazının Kaynağı: Aydınlık Kitap Eki, 07.09.2012

Yorum yapın

Daha fazla Biyografiler, Makaleler
İkinci Yeni-Gelenek ve İkinci Yeniyi Anlamak – Erinç Büyükaşık

İkinci Yeniyi anlamak adına yola çıkıldığında çoğunlukla gelenek sorununun nasıl algılandığı, ikinci yeninin kendi öncül şiir anlayışlarına bakış açısı daha...

Kapat