Friedrich Engels ile Söyleşi 1893: “Biz, orta sınıf partilerine nüfuz etmeye inanmıyoruz. Biz halka nüfuz ediyoruz.”

Herr Engels’i Regent’s Park Road’daki evinde zafer sarhoşu olarak buldum, kuşkusuz Alman Reichstag’ı seçimlerinin sonucu nedeniyle.

“10 sandalye kazandık” dedi sorularıma yamt olarak. “Birinci turda 24 sandalye aldık, ve ikinci tura kalan 85 adayımızdan 20’si seçildi. 16 sandalye kazandık ve 6 kaybettik, bize net kazanç olarak 10 sandalye kaldı. Berlin’de 6 sandalyeden 5’i bizim.”

“Toplam oyunuz nedir?”

“Bunu seçim sonuçlarının açıklanacağı Reichstag toplamnadan bilemeyiz, siz 2.000.000’un üzerinde bir şey olarak yazabilirsiniz. 1890’da, 1.427.000 oy aldık. Ve bunun tamamen sosyalist oylar olduğunu anılmamalısınız. Bir tür radikal-cumhuriyetçi parti olan Volkspartei’nin [Halk Partisi’nin] dışında tüm partiler bize karşı birleşmişti. 391 adayımız vardı vezherhangi bir başka partiyle seçim ittifakı yapmayı reddettik. Bunu yapmak isteseydik, 20 ya da 30 daha fazla sandalye sahibi olabilirdik, ama biz kararlılıkla herhangi bir uzlaşmaya karşı olduk, ve konumumuzu güçlendiren neden de budur. Adamlarımızdan hiçbiri kendi parti programımız dışında herhangi bir bağlayıcılığı kabul etmiş ya da herhangi bir partiyi destekleme yemini etmiş değildir.”

“Ama 2.000.000 oyunuz kesinlikle daha fazla sandalye getirmeliydi? “

“Bu, sandalye bölüştürülmesindeki kusurdan ileri geliyor. Reichstag ilk kez oluşturulduğunda, her 100.000 nüfusa bir üye ile eşit seçim bölgelerine sahip olmamız gerekiyordu, ama başlangıçtaki eşitsizlikler ve nüfus artışı ve kayması, her seçim bölgesindeki seçmen sayısını çok eşitsiz bir duruma getirdi. Bundan en ağır zararı gören biziz. Berlin’de Lieb-knecht’in durumunu ele alın. 500.000 nüfusun olduğu bir seçim bölgesinde 51.000 oy aldı.”

“Yitirdiğiniz 6 sandalyeye ne dersiniz? “

“Her biri için farklı koşullar var. Breınen her zaman 1890’daki bir raslantı olarak görünmüştü. Lu-beck’te, yakın zamanda Bebel’den duydum, çalışanların birçoğu başka yere gitmiş, ve eğer seçim kışın yapılmış olsaydı sandalye sahibi olacaktık. O zaman, yeniden, anımsamaksınız ki, ticari bunalım, bizi, sizi etkilediğinden daha çok etkiler, ve biz her işverenin keskin düşmanlığına karşı savaşmak zorunda kaldık. Her ne kadar oylama gizliyse de, çıkarları olanlar onun gizliliğini geçersiz kılacak araçları buldular. Biz, sizin İngiltere’de yaptığınız gibi bir kâğıdı işaretleyerek değil ama her seçmenin kendisiyle birlikte getirdiği oy pusulasım kullanarak oy veriyoruz. Ticari bunalım, ve bunun yam sıra 1892 kolera salgım, birçok emekçiyi, kendilerini bir yıllık oy hakkından yoksun bırakacak olan devlet yardımını kabul etmeye zorladı.

“Ama, utkularımızdan çok yenilgilerimizden gurur duyuyorum,” diye devam etti Herr Engels. Dres-den’de (kırsal bölge) tüm diğer partilerin desteğini alan adayın aldığı oydan 100 oy gerideydik ve toplam 32.000 oy sayısına ulaştık. Ottenseen’de adayımız, aym biçimde desteklenen bir üyenin 500 oy gerisinde kaldık ve 27.000 oy aldık. Stuttgart’ta adayımız 13.315 oy topladı ve seçilen üyeden yalmzca 128 oy geride kaldı. Lubeck’te 19.000 oy aldık, yalmzca 154 oyla kaçırdık. Ve, daha önce de dediğim gibi, bunların hepsi, tüm diğer partilerin birleşmesine karşı toplanan sosyalist oylardır.”

“Şimdi, bana politik programınızın ne olduğunu anlatır mısınız?”

“Programımız, İngiltere’deki Sosyal-Demokrat Federasyonun programıyla neredeyse aynıdır, her ne kadar politikaımz çok farklı olsa da.”

“Fabian Derneğine daha yakın, sanıyorum?”

“Hayır, kesinlikle değil” diye yamtladı Herr, tam bir kararlılıkla. “Fabian Derneği, benim için Liberal Partinin bir kolundan başka bir şey değildir. O partinin sağladığı araçlar dışında hiçbir toplumsal kurtuluş araımyor. Biz mevcut tüm politik partilere karşıyız ve onların hepsiyle savaşacağız. İngiliz Sosyal-Demokrat Federasyonu, yalmzca küçük bir mezhep topluluğu gibidir ve öyle davramr. O, dışlayıcı bir topluluktur. İşçi sınıfı hareketinin genel olarak önderliğinin nasıl ele geçirileceğini ve onun sosyalizme nasıl yönlendirileceğini anlamamıştır. Marksizmi bir Ortodoksluğa çevirmiştir. Bu yüzden, tersane grevinde John Burns’ün kızıl bayrağı açmasında ısrar etti, oysa bu davramş tüm hareketi yıkıma uğratacak ve tersane işçilerini kazamnak yerine onları kapitalistlerin kucaklarına atacaktı. Biz bunu yapmayız. Gene de, bizim programımız salt sosyalist programdır. İlk maddemiz tüm üretim araçlarının ve aletlerinin top-lumsallaştırılmasıdır. Bugün de herhangi bir hükümetin bize verebileceği herhangi bir şeyi kabul ederiz, ama yalmzca, teşekkür karşılığında değil, alacağımızdan düşmek üzere. Her zaman Bütçeye, ve Orduya para verilmesine karşı oy kullandık. İkinci oylamada adayımızın olmadığı seçim bölgelerinde, destekleyicilerimize, yalmzca, Ordu Yasasına, vergi artı-rımına, genel hakların sınırlanmasına karşı oy kullanmaya söz veren adaylara oy vermeleri söylendi.”

“Ve, seçimlerin Alman politikası üzerindeki etkisi ne olacaktır? “

“Ordu Yasası sürecektir. Muhalefetin tam çöküşü söz konusudur. Aslında, şimdi, tek gerçek ve sıkı Muhalefet biziz. Ulusal Liberaller, Muhafazakarlara katıldılar. Freisinnige partisi ikiye ayrıldı ve seçimler onu neredeyse yok etti. Katolikler ve küçük mezhepler başka bir çözülmeyi göze alamazlar, ve bundan önce güçlerini tüketeceklerdir.”

“Şimdi, Avrupa politikasına gelirsek, seçimin onun üzerindeki etkisinin ne olacağını düşünüyorsunuz? “

“Ordu Yasası oylandığında, açık ki Fransa ve Rusya aym doğrultuda bir şey yapacaktır. Fransa tüm erkek nüfusunu, hatta fiziksel özürlü olanlarım bile ordusuna katmıştır, ama lıiç kuşkusuz ordusunu bir savaş makinesi olarak yetkinleştirecektir. Rusya subay bulmakta güçlükle karşılaşacaktır. Avusturya ve Almanya kuşkusuz birbirlerine yaşlanacaklardır.”

“O zaman Avrupa barışı için oldukça çirkin bir manzara bulunuyor?”

“Kuşkusuz, herhangi küçük bir şey bir çelişkiyi keskinleştirebilir, ama bu ülkelerin egemenlerinin savaş için hevesli olduklarım sanmıyorum. Çabuk ateşleyen silahların tam isabeti ve menzili, ve dumansız barutun bulumnası, savaş alamnda öyle bir devrimi ifade eder ki, bu yeni koşullar altındaki bir muharebe için özel taktiklerin ne olacağım kimse önceden kestiremez. Sonu belirsiz bir iş olacaktır. Ve gelecekte birbirleriyle karşı karşıya gelen ordular, önceki tüm savaşları bir somakiyle karşılaştırıldığında ancak çocuk oyunu gibi gösterecek kadar büyük olacaklardır.”

“Ve, Sosyal-Demokrat Partinin Avrupa’daki etkisinin ne olacağını düşünüyorsunuz? “

“Barış için, kuşkusuz. Biz her zaman Alsace-Lorraine’in ilhakına karşı çıktık, ve Sedan’dan soma Marx ve ben. Alman halkının Fransız Cumhuriyetiyle hiçbir çekişmesi bulunmadığına işaret eden, ve onurlu bir barış talep eden, ve de tam olarak ne olmuş ise ona —ilhakın Fransa’yı Rusya’nın kucağına atacağına ve Avrupa barışı için sürekli bir tehdit oluşturacağına— işaret eden Enternasyonalin bir çağrışım kaleme almıştık. Partimiz Reichstag’da her zaman Alsace-Lorraine’lilere gelecekteki yazgılarım —Fransa’ya yeniden katılıp katılmayacaklarım, Almanya’da kalıp kalmayacaklarım, İsviçre’ye katılıp katılmayacaklarım ya da bağımsız olacaklarım— belirlemeleri için fırsat verilmesini talep etti.”

“Öyleyse sizin için bir ‘Avrupa Birleşik Devletleri’ uzak bir gelecekte değil.”

“Kesinlikle. Her şey bu doğrultuda gidiyor. Düşüncelerimiz tüm Avrupa ülkelerinde yayılıyor. İşte” (kalın bir cildi uzatarak) “Romanya için yeni dergimiz. Benzer bir tane de Bulgaristan için var. Dünya işçileri birleşmeyi çabuk öğreniyorlar.”

“Almanya’da sosyalizmin gelişmesini tanımlayacak herhangi bir rakam verebilir misiniz? “

Bunun üzerine, Herr Engels, şimdiki Reichstag için yapılmış bütün seçimlerde, her bir partinin aldığı oyları gösteren ayrıntılı bir şema çıkardı.

“1877’de” dedi, “500.000 oy topladık; 1881’de Sosyalistler Yasasımn katılığına karşın ancak 300.000; 1884’te 550.000 ve 1890’da 1.427.000. Bu kez 2.000.000’un üzerinde oy topladık.”

“Bu olağanüstü büyümeyi neye bağlıyorsunuz?”

“Esas olarak iktisadi nedenlere. Almanya’da 1860’tan beri, beraberinde getirdiği tüm belalarıyla, 1760’tan 1810’a kadar sizin İngiltere’nizde olan kadar büyük bir sanayi devrimimiz oldu. İmalatçılarınız bunu çok iyi bilir. Soma, gene, şimdiki ticari bunalım, yeni bir sanayi ülkesi olan bizim ülkemizi, eski bir sanayisi olan sizin ülkenizden daha çok etkiledi. Bunun sonucu işçilerin üzerindeki baskılardır. Tüm sınıfların demek istiyorum. Küçük esnaf büyük mağaza tarafından ezildi, tezgâhtar, zanaatçı, emekçi, kentte ve kırda, mevcut kapitalist sistemin sıkıntısını duymaya başlıyorlar. Ve biz onların önüne bilimsel bir çözüm koyuyoruz, ve hepsi kendileri için okuyup düşünebildiklerinden, yakında saflarımıza katılırlar. Örgütümüz kusursuzdur — hasımlarımızın hayranlığı ve üzüntüsü. Sizin İrlanda için baskı yasalarınıza çok benzeyen Bismarck’ın Sosyalistler Yasası sayesinde kusursuz bir hale getirildi. Soma, gene, eğitim ve disiplinimiz paha biçilmezdir. Hamburg’un 240.000 seçmeninin tümüne seçim çağrılarımızı ve broşürlerimizi çeyrek saatte ulaştırdık. Gerçekten, geçen yıl kent yönetimi, kolerayla baş etme yollarım anlatan broşürlerin dağıtımı konusunda kendilerine yardımcı olmamız için bize başvurdu.”

“Öyleyse herkesin merak ettiği, iktidarda bir Sosyalist Hükümeti yakında göreceğinizi umuyorsunuz.”

“Neden olmasın? Eğer partimiz normal büyüme oranını sürdürürse, 1900 ve 1910 yılları arasında bir çoğunluk sağlayacağız. Ve bunu gerçekleştirdiğimizde, şundan emin olabilirsiniz ki, ne düşüncelerimizde ne de bu düşünceleri uygulayacak olan kadrolarımızda bir yetersizlik olacak. Sizin halkınız, sanırım, o zaman. Liberal Partinin içine nüfuz etmeye çalışmakla saçlarım ağartan bay Sidney Webb’in içinde bulunduğu bir hükümete sahip olacaktır. Biz, orta sınıf partilerine nüfuz etmeye inanmıyoruz. Biz halka nüfuz ediyoruz.”

The Daily Chronicle, 1 Temmuz 1893

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here