Gören Edebiyat; Grafik Romanlar ve Maus üzerine… – Selma Aydemir Jachmann

Tahta yiyen aç insanlar, ev ev, sokak sokak, şehir şehir hatta ülke ülke Yahudi avı, birer ölüm makinasına dönüşen ?bilim? insanları, korku, birkaç saat sonra öleceğinin bile bile para kazanma sevdasından vazgeçmeyenler, mezbahaya dönen sıkıştırma (konsantrasyon) kampları…

Hayır, Tarantino?nun 2.Dünya Savaşı?nı karikatürize ettiği, Nazi rollerini sadece Alman oyunculara vererek ırk mimlemesi yaptığı, bol bol kan döktürerek öç aldığı filminden bahsetmeyeceğim. Zaten 2.Dünya Savaşı?nı belgesellerden ve kitaplardan değil de, filmlerden öğrendiğimiz için tarihteki olayları da yaşanmış olaylar gibi değil de film gibi hatırladığımızı düşünüyorum,sözü geçen mekanları görmek gibi bir şansımız yoksa.

Polonyalı Yahudi Spiegel ailesinin tek çocuğu olan Art Spiegelman 1948 yılında dünyaya geldiğinde, aile Ausschwitz toplama kamplarından sağ kurtulmayı basarmış, ABD?ye göç etmişti. Fakat ilk çocukları olan Richieu tüm koruma çabalarına rağmen kurtarılamadığı gibi toplama kampın ilk kurbanlarından olmuştur.Anne Anja Spıegelman ise daha sonra yaşadıklarının ağırlığına yenik düşer ve intihar eder.Art Spiegel?in deyimi ile hayatta kalmışlardı ama bir yanıyla da hafızalarındaki Ausschwitz?de mahsur kalmışlardı.

Spiegelman öncelikle babası ile yaptığı konuşmaları kaydederek işe başlar.Daha sonra resimler ve bir dergide yayınlar.Kitap olarak basımı daha sonradır.ABD?deki Süper kahramanlı çizgi romanların aksine siyah-beyazdır,yaşananlarsa birer kurgu değil gerçeğin ta kendisidir. Öyle ki dikkatli okur kitaptaki bazı detayların, II.Dünya Savaşı?na tanıklık etmiş bir kadının otobiyografisi olan ve savaş sırasındaki toplu tecavüz gerçeğini anlatan Anonyma adlı kitapta da bulacaktır. Roman,bu belgesel yönü ile bağımsız grafik romanın başlangıç miladını oluşturur.Grafik roman diyorum, çünkü (gerek İngilizcide gerekse almanca da) sahip olduğu içerikten dolayı ve varolan çizgi romanlardan daha farklı bir yazınsal çerçeveye oturduğu için bende grafik roman kelimesini kullanacağım. Maus, daha sonra Persepolis?in yazarı Marjane Satrapi?ye de bu yönüyle esin kaynağı olmuştur.

Grafik romanın kahramanlarından anne Anja Spiegelman, sınıfsal mücadelenin içinde yer alsa da bu fazla uzun sürmez. Yaşananları daha çok baba Spiegelman?dan dinleriz. Bunun temel sebeplerinden biri anne Anja Spiegelman?ın intiharı ve arkasında bıraktığı günlüklerin kocası tarafından yakılmasıdır.

Romanda Nazileri kedi, Yahudiler fare ve Polonyalılar ise domuz olarak çizilmiştir. Baba Spiegelman sakladığı yerden çıkıp yiyecek aradığında -ki bu çok tehlikelidir ve tamda bir farenin yiyecek arayışını anımsatır-domuz maskesi ile görürüz. Zengin bir tüccar olan Spiegelman, parasının çoğunu saklanmak için harcar. Sıkıştırma kampı süresince bütün çaba ve hileye başvurur hayatta kalabilmek için.Ticaret hayatı kamplarda da bitmez. Yahudi ispiyonlayana iki kilo şekerin verileceğini duyuran afişler, firar şebekeleri görünümündeki işbirlikler ve zimmetine gizlice para geçiren askerler…

Romanda baba Spiegelman?ın yazarın kendi deyimiyle ?eski anti-semitist karikatürlerde sıkça çizilen cimri karakterlere? benzediğini görürüz. Hatta oğlunun yolüstü arabasına aldığı Afro-Amerikalıya karşı son derece ırkçıdır. Siyahlar onun için hırsız ve tehlikelidir;tıpkı Nazilerin Yahudiler hakkında düşündüğü gibi…

Belgesellerde gördüğümüz, ?Yaptıklarınızdan pişman mısınız? sorusunu, dişlerini bir sinir boşalması ile gıcırdatarak ?Hayırr!!? diyen bir general, şahsen beni daha az şaşırtır.Kamptan sağ kurtulmayı başaran birinin,bu toplu katliamın sebepleri üzerine düşünmeyişi ve benzer davranışlar göstermesi,sınıfsal bakışa sahip olmayan bireyin yaşadıklarını her ne olursa olsun ya bir şekilde normalleştirdiğini yada halı altına süpürdüğünü göstermektedir.

Art Spiegelman, kimi zaman sadece duvarda asılı fotoğrafında varlık bulan kardeş imgesiyle boğuşur. Kitabın yayımlanma aşamasından sonra ortaya çıkan ilgiden ve ?rahat? hayatından suçluluk duymaya başlar.Aileden kalan tek kişidir ve diğer aile üyelerinin hayat dramına karşılık kendi yaşamı,sadece suçluluk duygusu vermeye başlar.

2.Dünya Savaşı?nın birçok detayının ve ?kedi-fare? kovalamacasının belki de en iyi anlatıldığı belgesel bir başyapıttır Maus.

Selma Aydemir Jachmann

Kitabın Künyesi
Maus/Hayatta Kalanın Öyküsü
Özgün adı: Maus: A Survivor’s Tale
Art Spiegelman
Çevirenler: Alı Cevat Akkoyunlu
Gözlem Gazetecilik Basın Yayın A.Ş
2004,
296 sayfa

Yorum yapın

Daha fazla Makaleler
İstanbul?a Güzelleme / Abidin Dino Adına – M. Şehmus Güzel

Bu kent bizim kentimizdir. Avas avaza bir çoşku. Çığlık çığlığa bir gençlik ellerinde ellerimizle. « İstanbul tüm su, yani deniz....

Kapat