Şiddeti kutsamayan polisiye – Deniz Antepoğlu

Karin Slaughter?ı diğer çok satan, popüler yazarlardan ayırmak gereken bir nokta var. Yazar tüm kötü olayları anlatırken insan olduğunuzu unutturmuyor. Şiddeti destekleyici, sadece bundan keyif alıcı bir şekilde romanını işlemiyor.

Ünlü polisiye yazarı Karin Slaughter?ın yeni romanı ?Paramparça? Kırmızı Kedi Yayınları?ndan çıktı. Kitabın olay örgüsü bir cinayet ve peşi sıra gelişen bir kaçırma olayı etrafında şekilleniyor. Roman esasen, yazarın internet sitesinde belirttiği üzere ?Will Trent Serisi? içersinde yer alıyor. Ülkemizde daha evvelki romanları farklı yayınevlerince yayımlandığı için bu son romanın seriye dahil olduğuna dair bir ibare kitapta yer almıyor. Ancak serinin Türkçeye son kazandırılmış romanı olduğunu belirtmekte fayda var.
Yazar, kitabın arka kapağının da bize söylediği gibi dünya çapında çok satan romanlara sahip. Sırrının ne olduğunu soracak olursanız, herhangi popüler polisiyelerden aşırı farklı yanları olduğunu söyleyemeyeceğim. Bence kitaptan yola çıkarak esas sorulması gereken polisiyelerin neden ilgi gördüğü ve genelde neden ABD kökenli yazarlarla karşılaştığımız?
Geçen hafta ABD?de gerçekleşen okul baskınını düşündüğümüzde sanırım bu tarz romanların ilgiyle karşılanmasını daha rahat anlayabiliriz. ABD?de sık sık bu tarz toplu katliamlar yaşanıyor ve bireysel silahlanmanın arttığını hepimiz biliyoruz. Şiddet bizim ülkemizde oldukça fazla olsa da, ülkemizde yaşanan şiddetin daha farklı nitelikte olduğunu, en azından ABD?de yaşanan toplu katliam ve seri katil olaylarına benzer şekilde olaylarla çok karşılaşmadığımızı da kabul etmemiz gerek. Yani edebiyatın hayatla bağlarının çok güçlü olduğunu düşünürsek polisiyelerin konularının ve neden bazı ülkelerde özellikle yaygın olduğunu anlamak da o kadar kolaylaşıyor. Daha net bir örnek de kuşkusuz ABD polisiyeleri arasındaki kıyaslamadan geçiyor. Daha evvel burada da yazdığım Hammett, Chandler gibi yazarları düşünürsek eski zaman polisiyeleri para, mafyatik ilişkiler, hırsızlık gibi konular etrafında dönüyor. Ancak şimdikiler seri katiller, çocuk kaçırma olayları, pedofili ve her türlü cinsi suçtan oluşuyor. Yani şiddetin ve suçun değişimini daha iyi gözlemlemek için birebir.

POLİSİYEDE İNSANİ DUYGULAR
Karin Slaughter?ı diğer çok satan, popüler yazarlardan ayırmak gereken bir nokta var. Yazar tüm kötü olayları anlatırken insan olduğunuzu unutturmuyor. Şiddeti destekleyici, sadece bundan keyif alıcı bir şekilde romanını işlemiyor. Aksine durumdan faydalanıp bunu romana çevirdiğini düşünmüyor ve bir yerlerde ülkesinde yaşanan şiddet olaylarına itirazının olduğunu hissediyorsunuz. Bunun yanı sıra ABD?de yaşanan kimi şiddet dışı olaylara da tepkisini gösterdiğini, en azından aksaklıkları yazdığını gözlemleyebiliyorsunuz.
Roman bir seriye ait olsa da yazar, tek karakterle romanı ilerletmiyor. Romanda mağdur olan aileler de önemli bir yere sahip. Üstelik her seferinde onların neler hissettiklerini ifade etmeye çalışan ve bunu gerçekten önemseyen bir yazar da var. Seriye adını veren dedektifin çalışma arkadaşları da hayatları ve hisleriyle beraber romanın temel taşlarını oluşturuyor. Ayrıca tüm olay çözüldükten sonra roman hemen bitmiyor. Olaylar sonrasında insanların hayata tutunma çabalarını ve olayı atlatma sürecini az da olsa anlatıyor, yine insan olduğumuzu tekrar hatırlatmak istercesine. Bu sebeple geri kalan popüler polisiyelerden bir adım önde ?Paramparça?.

DENİZ ANTEPOĞLU
denizantepoglu@hotmail.com

(Paramparça, Karin Slaughter, Kırmızı Kedi Yayınevi, Çev: Ali Cevat Akkoyunlu, 387 s.)

Yorum yapın

Daha fazla Makaleler, Polisiye Romanlar
Nâzım yazmış bu çizgi filmleri! – Levent Cantek

İki DVD ekli kitapta, senaryosunu Nâzım Hikmet?in yazdığı, 1959 ve 1962 yıllarında hazırlanan Sevdalı Bulut ve Hanene Huzur Dolsun adlı...

Kapat