Görenlerin Yararına Körler Hakkında Mektup – Denis Diderot

Bir kör bir gün gözaltına alınır. Zaptiye amirine ?Bana ne yapacaksınız?? diye sorar. Zaptiye ?Seni zindana attıracağız? diye yanıt verir. Kör hiç korkmaz ve filozofça bir yanıt verir: ?Bayım, ben zaten yirmi beş yıldır orada yaşıyorum.? Diderot

Aydınlanma Çağı?nın yılmaz savunucularından Denis Diderot ‘un 1749 yılında yazdığı, ‘Görenlerin Yararına Körler Hakkında Mektup’ (Lettre sur les aveugles à l’usage de ceux qui voient) adlı yapıtı, ilk büyük materyalist eseridir.
Descartes?ın, insanın deneyimi olmasa da yaradılıştan bazı düşünceleri olduğu yolundaki iddiasını eleştiren Diderot, Ingiliz filozofu Locke?un «İnsanın Anlama Yetisi Üzerine Bir Deneme» (An Essay Concerning Human Understanding) adlı ünlü eserinde ileri sürdüğü ve Condillac?ın Fransızca?ya aktardığı tezleri benimser. Onlara göre, bütün fikirlerimiz duyularımızdan kaynaklanır: «Anlıkta hiçbir şey yoktur ki daha önce duyularda yer almamış olsun».
Körler Hakkında Mektup «Molyneux sorunu» diye bilinen güncel bir olayla ilgilidir. Doğuştan kör bir adam olan Saunderson l728?de Ingiliz cerrah Cheselden tarafından ameliyat edilmiş ve şu sorun üzerinde bir tartışma açılmıştı:
Doğuştan kör biri dokunarak bir küpü bir küreden ayırt edebileceğine göre, görerek de ayırt edebilir miydi? Diderot?a göre, doğuştan kör olan Saunderson, Tanrıya karşı bir yalanlama ve doğadaki düzen ve mükemmeliyet kavramını sorgulayan bir ucubeydi. Mektup hiç durmadan değişim ve dönüşümler geçiren doğanın tarihi üzerinde derin düşüncelerle sona erer: Böylece hareket maddenin temel şartı olarak ortaya çıkar. Bu materyalist fikirlerin cüreti Diderot?un birkaç ay için Vincennes hapishanesine kapatılmasına yol açtı. Bu onun üzerinde kalıcı bir etki bıraktı ve bundan böyle eserlerinin bir kısmını ya yayımlamaktan vazgeçti (bazıları ölümünden ancak yarım yüzyıl sonra basılmıştır), ya da kurnazlıklara başvurmak zorunda kaldı: Ansiklopedi?de yaptığı göndermelerle sadece okuyucuya yardımcı olmakla kalmadı, sansürü de atlattı!

“İdealist diye, yalnız kendi varlıklarının ve kendi içlerinde ardarda gelip geçen duyumların bilincine sahip oldukları için başka hiç bir şeyin varlığını kabul etmeyen kişilere denir.Bence ancak körler tarafından çıkarılmış olabilecek acayip bir sistemdir bu; insanın zekası ve felsefesi için ne utanılacak bir şeydir ki, bu sistem sistemlerin en saçması olduğu halde, mücadele edilmesi en güç olandır.” Diderot

Kitabın Künyesi
Körler Hakkında Mektup,
Çeviren: Adnan Cemgil,
Sosyal yayınlar

Denis Diderot ‘un Hayatı

5 Ekim 1713 yılında Fransa’nın Champagne ilinin Langres kasabasında doğan tiyatro kuramcısı, oyun yazarı, denemeci, romancı, sanat ve edebiyat eleştirmeni, ansiklopedici, filozof Denis Diderot, Aydınlanma Çağı’nın en önemli kişiliklerinden biridir. Önce bir Cizvit okuluna gönderilen Diderot, daha sonra Paris Üniversitesi?ni 1732 yılında bitirdi. Paris?te noter kâtibi olarak çalıştı (1733?35). J. J. Rousseau?yla tanıştı ve aydın çevreyle ilişkiler geliştirdi. Daha sonraki onbeş yıl boyunca kendini Ansiklopedi?nin yazılmasına adadı. Felsefi düşünceleri yüzünden kilisenin ve hükümetin öfkesini çekti; kızının çeyizi için kitaplığını satmak zorunda kaldı; Rus Çariçesi II. Katerina, kitaplığı satın alarak, kitaplığın kendi yanında kalması koşuluyla başına Diderot?u geçirdi; Diderot, teşekkür etmek için Rusya?ya gitti; Paris?e dönerek çalışmalarını sürdürdü. Matematikten ve bilimlerden eski ve modern dillere kadar her alanda temel bilgileri adım adım kazandı. Bütün bu dönem, yıllar yılı yoksulluk ve belirsizlik içinde geçti. Önemli düşünce kitaplarını İngilizceden Fransızcaya çevirerek tanınmaya başladı. İlk özgün kitabı olan Felsefe Konuşmaları 1746’da çıktı ve aynı yıl Ansiklopedi’yi çıkaranlara katıldı. Diderot’un ömrünün 15 yılını harcadığı büyük bir yapıt olan Ansiklopedi, başlangıçta Chambers’ın 1728 tarihli Cyclopedia’sının İngilizceden Fransızcaya çevrilmesiyle ilgili tamamen ticari, mütevazı bir işti. Fakat proje büyüdü ve başlangıçtaki niyetlerle hiçbir bağı kalmadı. Diderot ansiklopedinin yayıncısı oldu. Bu onun ana işi ve 1722’e kadar gelir kaynağıydı. Yıllar geçtikçe Diderot’un yönetiminde cilt cilt yayımlanan ansiklopedi sonunda 35 cildi buldu. Bugüne dek herhangi bir dilde yapılmış en büyük yayın maceralarından biriydi bu. Ansiklopediyi düşünsel ve tarihsel açıdan önemli kılan şey, Voltaire’in İngiltere’den Fransa’ya ithal ettiği yeni bilgi yaklaşımını -Francis Bacon’ı ve İsaac Newton’ı bu yaklaşımın başlıca kurucuları olarak gören ve onu, hepsinden önce John Locke’un temsilcisi olarak gördükleri felsefi bir yaklaşımla birleştiren bilimsel bir yaklaşımı -somutlamış olmasıydı. Diderot, bir yayıncı olarak amacının “yaygın düşünce tarzını değiştirmek” olduğunu belirtmişti ve çok büyük ölçüde de bunu başardı.

Ansiklopedi’nin 8-18 ciltleri, 1-7 ciltlerindeki bilgiler üzerine kiliseden aldığı tepki ile yasadışı olarak olarak basılmış, Filozofça Düşünceler isimli yapıtı da mahkeme kararınca yakılmıştır.
Diderot’nun yazdıkları ve felsefesi kuşkusuz ki sadece kendi dönemiyle sınırlı kalmamış, Fransız devrimini hazırladığı gibi, başka devrimlere önayak olan ve onları gerçekleştiren filozof ve önderlere yol gösterici olmuş, Bertolt Brecht’in fikirlerine öncülük etmiştir.
Friedrich Engels onun için, “Bütün yaşamını gerçeğe ve doğruluğun coşkusuna adamış bir kimse varsa, bu, Diderot’dur” der. Yine Engels, Diderot’nun Rameau’nun Yeğeni adlı romanını “diyalektik bir başyapıt” olarak niteler. Lenin, Diderot’nun çağdaş materyalizmin bütün sonuçlarına ulaştığını söyler. Brecht ise, Danimarka’daki sürgün günlerinde, kurmayı amaçladığı tiyatrobilim derneğine Diderot Derneği adını vermeyi planlamıştır.
Edebiyat alanında da birçok katkısı bulunan Diderot’nun başlıca özelliği romanları şekil ve içeriğinin yanı sıra, felsefi olarak da incelemesiydi. Romantizm akımının öncüsü ve humanist olan Diderot; zengin kiliseler kontrolünde bir endüstri olarak gördüğü Hristiyanlık dinini reddetmiş ve birçok aşırı dincinin saldırılarına uğramıştır.
Son derece zeki, doymak bilmez bir meraka sahip olduğundan, her konuyla ilgilendi ve romanda da, tiyatroda da, edebi eleştiride de aynı derecede yetenekli olduğunu gösterdi. Gazeteci ve sanat eleştirmeni oldu ve birçok makalesinde büyük resim sergilerini anlattı: Salonlar. Ayrıntılı tanımlamalarıyla, bir tabloyu canlandırmağa, ışığını ve renklerini vermeğe çalıştı. Bu makalelerin ilgi çekici üslûbu, Alman yazarı Goethe’nin gözlerini kamaştırmıştı.

Ama özellikle, bu sözcüğe XVIII. yy.da verilen anlamıyla, bir filozoftu. Cüretli, yeni ve cömert fikirlere susamış bir düşünür olarak, çağının temel sayılan verilerini yeniden söz konusu etmekten çekinmedi: din, aile, monarşik toplum gibi. Körler Üstüne Mektuplar’da ortaya attığı karşıt görüşleri, Voltaire tarafından çok beğenilmekle birlikte, Vincennes’de de üç ay hapsedilmesine yol açtı. Birçok bilimsel makale kaleme almıştır, dinsiz ilk maddeci düşünürlerden sayılır.
Diderot 31 Temmuz 1784 yılında Fransa’da ölmüş, Saint-Roche Kilisesi’ne gömülmüştür.
(Resim, Louis-Michel van Loo tarafından 1767 yılında yapılmıştır.)

Yetke Karşıtı

Bu işin olumsuz yanı, hayati önem taşımaktaydı ve Ansiklopedi?nin başını yetkelerle belaya sokacaktı.

Bu devasa yapıt, dinsel öğretinin dünyayla ilgili olgusal bilginin geçerli kaynaklarından biri olabileceğini, dolayısıyla Kitabı Mukaddes?in ya da Kilise?nin düşünsel yetkesini örtük olarak reddetmekteydi. Aynı zamanda, düşünsel ya da sanatsal konularda siyasi iktidarı da bir yetke kaynağı olarak tanımayı reddetti. Dönemin neredeyse bütün temel toplumsal, siyasal ve dinsel ortodoksilerine karşı çıktı. Çok geniş öçlükte, Ansiklopedi?nin gerek bilimlerde gerekse sanatta modern çağın önde gelen niteliklerinden biri olacak bir bilgi ve ilim kavramı ortaya koyduğu söylenebilir.

Düşüncelerin Vitrini

Fransa?nın seçkin yazar ve düşünürlerinin çoğu, Voltaire, Rousseau, Montesquieu ve elbette başkaları da Ansiklopedi?ye katkıda bulundular. Bu yazarların (en tanınmışları dahil) büyük bir kısmının isimleriyle bilinmeleri o zaman için alışılmadık bir şeydi. Makalelerden bazıları, o zamandan beri deneme edebiyatının klasik örnekleri arasında yer almaktadır. Bunların epeyce bir kısmını Diderot?nun kendisi yazdı.

İlk baskısında Ansiklopedi tamamlanmış haliyle 4225 adet satıldı. Hiçbir ülkede böyle bir şey olmamıştı. Ansiklopedi?nin Avrupa?nın düşünsel yaşamında hesaplanamaz bir etkisi oldu. O dönemde Paris?in dünyanın toplumsal ve siyasal merkezi olmasının yanında düşünsel ve sanatsal açılardan da uluslararası merkez olarak kabul edildiği unutulmamalıdır. Dünyanın her yanındaki eğitimli insanlar Fransızca biliyordu. Fransızca, uluslararası diplomasinin diliydi. Yöneticileri, kendi halklarının dili yerine Fransızca konuşmayı yeğleyen ülkeler bile vardı. Bu bakımdan, Fransızların 20. yüzyılda Fransızcanın yerini İngilizcenin almasını kabullenmeleri hiç de kolay olmamıştır.

Ciltler art arda çıktıkça Ansiklopedi?nin başı resmi sansürle daha sık derde girmeye başladı ve 1759?da kraliyet kararnamesiyle yayını durduruldu. Ancak, Diderot ve yazar dostları ve elbette matbaacılar gizlice çalışmaya devam ettiler; kalan ciltleri yeraltında hazırladılar. Bunlar daha sonra gün ışığına çıkacaktı.
Bütün bunlar olurken, Diderot kendi kişisel yazılarını da yazıyordu. Fakat, materyalist ve tanrıtanımaz tutumları nedeniyle bunların da resmi sansürden geçmeyeceğini biliyordu. Buna karşın, gelecek kuşakların bir gün onların değerini anlayacağına inanarak yazmayı sürdürdü (nitekim öyle de oldu). Sonuçta olan şudur: Yaşam boyunca herkes Diderot?yu Ansiklopedi?nin yayıncısı olarak bilirken, Ansiklopedi yerini, hızla ilerlemekte olan bilime ve bilginliğe bıraktı büyük ölçüde; Diderot?nun bugün ününü esas olarak borçlu olduğu yazılarsa ölümünden sonra ortaya çıktı. Bu kitaplar arasında belki de en iyi bilinenler, Rameau?nun Yeğeni ile d?Alembert?in Rüyası ve bir roman olan Rahibe?dir. Fakat, Diderot?nun daha pek çok dikkate değer kitabı vardır.
Şu halde Diderot iki anlamda bit ansiklopediciydi. Kişi olarak bilgisi ve ilgileri ansiklopedik boyutlarda biriydi; çok geniş bir alanda, şaşırtıcı çeşitlilikte edebiyat biçimlerine hakim, coşkun bir üslupla yazabiliyordu. Ayrıca, dünyanın en etkili olmuş ansiklopedisinin yayıncısıydı.
Denis Diderot, varlık konusunda doğaya ilişkin olarak maddeci bir yorum getirmiş ve duyumcu bir bilgi görüşünü savunarak, dış dünyaya ilişkin bilgide duyuların rolünü vurgulamıştır. Diderot, bilimsel araştırmada gözlemi ön plana çıkarmış ve doğada tek bir nedensel ilkenin iş başında olduğunu iddia ederek deneysel bilimin kaçınılmaz olduğunu savunmuştur.
Onun varlık görüşü, yaşadığı dönemin doğalcılarıyla fizyologlarının araştırmalarına dayanır; buna göre, Diderot?da maddeyi, çok yapılı, canlı bir varlığa yakın bir bütün olarak tasarlayan materyalist bir bircilik söz konusudur. Maddi bir yapıda olan töz, moleküllere bölünebilir olan farlı öğelerden meydana gelmiştir. Maddenin hücreli bir yapısı olduğunu, tüm canlı varlık türlerinin birtakım gelişme evrelerinden geçtiğini öne süren Diderot, aynı zamanda Darwin?in evrim teorisinin öncülüğünü yapmıştır.
Diderot, siyaset felsefesi açısından tam bir mutlakiyet düşmanı olmuş ve bir dizi reform planlamıştır; din konusunda ise, önce deizmden kuşkuculuğa ve daha sonra da ateizme yönelmiştir. O, ahlak görüşünü iki büyük ?doğal içgüdü? üzerine, mutluluk ve yardımseverlik üzerine kurarak, ateizmle erdemi bağdaştırmaya çalışmıştır. Akla olduğu kadar içgüdülere de dayanan bu ahlak anlayışı, onun sanat anlayışını da temellendirir. Ona göre, sanatın görevi, ?erdemi sevdirmek, insanı ahlaki zaaflarından kurtarmak?tır.

Bohem Hayatından Vincenne Kulesine

Diderot tiyatrolara, eğlence yerlerine gider, bir ara komedyen olmayı aklından geçirir, matematik dersleri vererek hayatını güçlükle kazanır (1743?te çamaşırcı Antoinette Champion ile evlenmesi babasıyla arasının açılmasına neden olur) ve ayrıca İngilizceden çeviriler yapar. Özellikle Robert James?in Tıp Sözlüğü (1746-1748) üzerindeki çalışmaları sayesinde zamanının tıp düşüncesiyle yakınlaştı. Shaftesbury?den serbest çeviri yoluyla aktardığı «Başarı ve Erdem Üzerine Deneme»sinden (l?Essai sur le mérite et la vertu) ve arkasından Filozofça Düşünceler?inden (Penséés philosophiques) vahye dayalı dinleri, boş inançları ve yobazları açık bir şekilde eleştirdi. Yaradancı (deist) bir eser olan Fiozofça Düşünceler?de tutkuları savundu. 1748?de felsefi ve biraz açık saçık bir roman yazdı: «Patavatsız Mücevherler» (Les Bijoux indiscrets). Bu romanda bir sultanın gözdesi Eski Rejim toplumunun yolsuzluklarını ve önyargılarını kınar ve kısmen Bacon?dan alınmış, tecrübeye ve kamu yararı kaygısına dayalı bir felsefeyi savunur.

Görenlerin Yararına Körler Hakkında Mektup (1749), Diderot?nun ilk büyük materyalist eseridir. Descartes?ın, insanın deneyimi olmasa da yaradılıştan bazı düşünceleri olduğu yolundaki iddiasını eleştiren Diderot, Ingiliz filozofu Locke?un «İnsanın Anlama Yetisi Üzerine Bir Deneme» (An Essay Concerning Human Understanding) adlı ünlü eserinde ileri sürdüğü ve Condillac?ın Fransızca?ya aktardığı tezleri benimser. Onlara göre, bütün fikirlerimiz duyularımızdan kaynaklanır: «Anlıkta hiçbir şey yoktur ki daha önce duyularda yer almamış olsun». Körler Hakkında Mektup «Molyneux sorunu» diye bilinen güncel bir olayla ilgilidir. Doğuştan kör bir adam olan Saunderson l728?de Ingiliz cerrah Cheselden tarafından ameliyat edilmiş ve şu sorun üzerinde bir tartışma açılmış tı: doğuştan kör biri dokunarak bir küpü bir küreden ayırt edebileceğine göre, görerek de ayırt edebilir miydi? Diderot?ya göre, doğuştan kör olan Saunderson, Tanrıya karşı bir yalanlama ve doğadaki düzen ve mükemmeliyet kavramını sorgulayan bir ucubeydi. Mektup hiç durmadan değişim ve dönüşümler geçiren doğanın tarihi üzerinde derin düşüncelerle sona erer: böylece hareket maddenin temel şartı olarak ortaya çıkar. Bu materyalist fikirlerin cüreti Diderot?nun birkaç ay için Vincennes hapishanesine kapatılmasına yol açtı. Bu onun üzerinde kalıcı bir etki bıraktı ve bundan böyle eserlerinin bir kısmını ya yayımlamaktan vazgeçti (bazıları ölümünden ancak yarım yüzyıl sonra basılmıştır), ya da kurnazlıklara başvurmak zorunda kaldı: Ansiklopedi?de yaptığı göndermelerle sadece okuyucuya yardımcı olmakla kalmadı, sansürü de atlattı!

Ansiklopedi Macerası
Birkaç yıldır, matematik bölümünü hazırlayan d?Alembert?le birlikte Ansiklopedi veya Açıklamalı Bilim, Sanat ve Meslekler Sözlüğü üzerinde çalışan Diderot kendini muazzam bir toplu girişimin başında buldu. Ansiklopedi bir taraftan o zamana kadar gerçekleşmiş bilgi birikiminin eleştirel bir bilançosunu yapar ve bu bilgileri yararlı kılmak için harcanması gereken çabaları incelerken, bir yandan da her türlü önyargılardan ve geleneklerden arındırılmış yepyeni bir düşünme ve düşündürme yöntemi öneriyordu. Sözlük?te bilimlere ve «mekanik sanatlara» büyük bir yer ayıran Diderot zanaatçılarla görüşerek mesleklerini onlardan doğru olarak anlatmayı öğrenir ve makinelerle kullanım biçimlerini, resimler ve şemalarla açıklayan levhalar yaptırır. Bu arada bütün fikirleri aklın eleştiri süzgecinden geçirir. Diderot bu yolla filozofun kişiliğinde ete kemiğe bürünen yeni bir insan ideali yaratır: «Her şeyde aklıyla hareket eden ve düşünme yeteneğinin yanı sıra iyi bir ahlâka sahip olan, toplumsal ilişkilerinde geçimli, namuslu bir insan». Diderot? nun diyaloglarında karşımıza çıkan filozof site içinde yaşar, ilahi hukuk monarşisini reddeder ve her türlü iktidarın sınırlarını çizer. Ansiklopedi?nin «Siyasi otorite» maddesinde şunları yazar: «Hiçbir insan doğadan başkalarına hükmetmek hakkını almamıştır. Özgürlük gökyüzünün bir lütfu, bir armağanıdır ve aynı cinse mensup her ferdin aklı başında olduğu sürece bu hakkı kullanmaya hakkı vardır». Siyasi, felsefi ve bilimsel düşünceler Ansiklopedi?de atbaşı gider ve yetkililer tarafından şiddetle eleştirilir. O kadar ki, 1758 ile 1765 arasında Ansiklopedi?nin yayınına ara verilir. Ama Diderot yazmaya devam eder, bu eseri Aydınlanma Çağı?nın nimetlerini halka iletmenin başlıca aracı olur. «Doğanın Yorumlanması Üzerine Düşünceler» (1753) bilim ile siyaset ilişkilerini ele alır ve deneysel yöntemin ilk örneklerinden birini oluşturur.

Denis Diderot’un Tiyatroculuğu
Felsefi, bilimsel düşünce ve yapıtlarıyla tanınan Diderot, tiyatro kuramı üstüne getirdiği düşüncelerle Aydınlanma çağının ürünü olan gerçekçi burjuva tiyatrosunun kurucusu ve sözcüsü olmuştur. Le discours sur la poesie dramatique (1758, Dramatik Şiir Üstüne Söylem), Les entretiens sur le fils naturel (1757, Doğal Evlat Üstüne Konuşmalar) ve Paradox sur le com (1773, Aktörlük Hakkında Aykırı Düşünceler) adli yapıtlarında, aristokrasinin klasikçi tiyatro anlayışına karsı, La Chauss com larmoyan tes (gözyaşlı komedya) anlayışından yola çıkan burjuva oyununun temel ilkelerini ve özelliklerini ortaya koyan Diderot (soyluluğun sanatı olan) klasik tragedya ile (pleblerin sanatı olan) hafif komedyanın yerini (burjuva sınıfının sorunlarını ve insanini isleyen) ciddi oyunun (duygulu komedyanın) alması gerektiği görüsünü öne sürmüştür. Diderotnun burjuva gerçekçi estetiği ve gerçekçi dramaturji anlayışına göre, toplumsal çevre ve ortam koşuk diliyle değil, ancak düzyazı diliyle doğru verilebilirdi; konuya önem verilmeli, retorik bir yana bırakılarak, eylem ağırlık kazanmalı, olaylar örgüsü ise yalın olmalıydı; oyuncu bilinçli, dengeli ve soğukkanlı bir oyunculuk tekniği yoluyla oyunun içeriğindeki duyarlığı ortaya koymalıydı; oyuncu kendine yeterli bir yıldız oyuncu olmaktan çok, takim oyunculuğu içinde yer almalı, oyun yazarıyla yakin is birliği yapmalıydı. Diderot?nun çağında çok büyük önem taşıyan ve tiyatro tarihinde gerçekçi burjuva dramaturjisi olarak devrim yapan bu kuramsal düşünceleri, gerek A. Dumas fils ve Augier gibi Fransız gerçekçi tiyatrosu üstünde, gerekse Lessing, Schiller ve Goethe gibi Alman burjuva tragedyasının baslıca temsilcileri üstünde geniş etkiler bırakmıştır. Diderot?nun kendi yazdığı oyunları (Le fils naturel, ou Les epreuves de la vertu, 1757, Doğal Evlat, ya da Erdem Sınavı; Le pere de familie, 1758, Aile Babası; Est-il bon? Est-il mechant?, ou L?orncieux persifleur, ou Celui qui les sert tous et qui n?en contente aucun, 1781, iyi Biri mi? Kötü Biri mi?.. Yoksa Alaycı Biri mi, ya da Herseyi Sunan, Ama Hiç Kimseyi Memnun Edemeyen Biri), ağır, dural, ahlak dersi veren, duygu ağırlıklı oyunlar ola rak ilgi çekmemiştir. Ancak, Diderot, Le ne veu de Rameau (1823, Rameau?nun Yeğeni) ve Jacques la fataliste et son maitre (1796, Kaderci Jacques ile Efendisi) gibi (her ikisi de daha sonra oyunlaştırılan) yapıtlarında kullandığı diyalog biçimiyle, ?dramatik düzyazı? biçiminin kendi dönemi için en iyi örneklerini vermiştir.

Özlü Sözleri
* İnsan, hayatının dörtte üçünü yapamayacağı şeylerle geçirir.
* Yalanın faydası bir defa içindir, gerçeğin faydası ise sonsuz ve ölümsüz.
* İnsanı taş ya da kırık kalpli yapan bu dünyadan gidiyorum. Beni nereye gömerlerse gömsünler.
* Güler yüzle söylenen bir yalanı bir anda yuttuğumuz halde, acı gerçeği ancak damla damla yutarız.
* Felsefeye ilk adım inançsızlıktır.
* Aklımız tanrının bir hediyesi ise ve inancımız hakkında aynısını varsayarsak, tanrı bize uzlaşmayan, zıt iki hediye vermiştir demek.
* Adaletin aklını kaybettiği yerde felsefe susar…
* Büyük bir ormanda kayboldum ve önümü görmek için küçücük bir ışığım var. Orada yanıma biri gelir ve der ki: “Kardeşim, yolunu daha iyi bulmak için mumunu söndür.” O birisi bir ilahiyatçıdır.
* Arkadaşımın kusurları hakkında sadece kendisiyle konuşurum.
* Yanlış yola girdiğinde, hızlandıkça daha da kaybolursun.
* Bana bazı şeylerin aklımızı aştığını söyleseler de, bu, saçmalıklara inanmama yol açmaz. Hiç şüphem yok ki aklımızı aşan şeyler var; ama aklımıza aykırı olan herşeyi ve ona zıt düşen ne varsa, cesurca reddediyorum.
* İnsan bir şeyi menfaatine, karakterine, zevkine, ihtiraslarına göre ya şişirir, ya küçültür.
* Hoşumuza giden yalanları avuç dolusu yutarız da, acı gerçekleri yudum yudum içeriz.
* Yalnız iyilik yapmak yetmez, iyiliği incelikle de yapmak gerekir…
* Felsefe sadece gerçekle uğraştığı izlenimi verir ama belkide düşlemleri dile getirir, edebiyatsa sadece düşlemlerle uğraştığı izlenimini verir ama belkide doğruyu dile getirir.

Kitapları
Essai sur le mérite et la vertu (Haketme ve yeti üzerine), Shaftesbury tarafından yazılmış Diderot tarafından Fransızca’ya çevrilmiş ve notlandırılmıştır (1745)
Pensées philosophiques (Felsefi Düşünceler, deneme (1746)
La promenade du sceptique (Kuşkucu gezintiler), (1747)
Les bijoux indiscrets, roman (1748)
Lettre sur les aveugles à l’usage de ceux qui voient (Görenler için körler hakkında mektup), (1749)
L’Encyclopédie (Ansiklopedi), (1750-1765)
Lettre sur les sourds et muets (Sağır ve dilsizler hakkında mektup), (1751)
Pensées sur l’interprétation de la nature (Doğanın yorumlanması üzerine düşünceler), deneme (1751)
Le fils naturel (Doğanın çocuğu),(1757)
Entretien sur le fils naturel (Doğanın çocuğu hakkında konuşma), (1757)
Salons, critique d’art (Salonlar, sanat eleştirisi), (1759-1781)
La Religieuse (Dindar kadın), roman (1760)
Le neveu de Rameau (Rameau’nun yeğeni, diyalog (1761 ?)
Lettre sur le commerce des livres (Kitapların ticareti hakkında mektup)(1763)
Mystification ou l?histoire des portraits (Mistifikasyon ya da portreler tarihi), (1768)
Entretien entre D’Alembert et Diderot (Diderot’yla D’Alembert’in tartışması) (1769)
Le rêve de D’Alembert (D’Alembert’in rüyası), dialogue (1769)
Suite de l’entretien entre D’Alembert et Diderot (D’Alembert Diderot tartışmasının devamı), (1769)
Paradoxe sur le comédien (Oyuncu hakkındaki paradoks), (1769 ?)
Apologie de l’abbé Galiani (Peder Galiani’nin övgüsü) (1770)
Principes philosophiques sur la matière et le mouvement (Madde ve hareket hakkında felsefi ilkeler), deneme (1770)
Entretien d’un père avec ses enfants (Bir babanın çocuklarıyla konuşması)(1771)
Jacques le fataliste et son maître (Kaderci Jacques ve Efendisi), roman (1771-1778)
Supplément au voyage de Bougainville (Bogainville seyahatine ek), (1772)
Histoire philosophique et politique des deux Indes (İki Hindistan’ın felsefi ve politik tarihi), Raynal’le birlikte (1772-1781)
Voyage en Hollande (Hollanda seyahati),(1773)
Eléments de physiologie (Fizyolojinin temelleri), (1773-1774)
Réfutation d’Helvétius (Helvetius’a reddiye), (1774)
Observations sur le Nakaz (Nakaz üzerine gözlemler),(1774)
Essai sur les règnes de Claude et de Néron (Claudius ve Neron’un iktidar dönemleri hakkında), (1778)
Lettre apologétique de l’abbé Raynal à Monsieur Grimm (Peder Raynal’ın Bay Grimm hakkında övgü mektubu)(1781)
Aux insurgents d’Amérique (Amerika isyancılarına) (1782)
Salons (Salonlar)

Yorum yapın

Daha fazla Denemeler, Mektup
Dostlarla Mektuplaşmalar – Stefan Zweig / Rilke, Schnitzler, Bahr, Gorki, Freud, Hesse

Mektuplar yazmak, ilişkiler kurmak, onlara uzun yıllar sadık kalmak, 20. yüzyılın en büyük edebiyatçıları arasında sayılan Zweig için yaşam boyu...

Kapat