Homeros, Odysseia incelemesi – Umberto Eco

Şahsen, sevdim bu kitabı. Heyecanlı, serüvenlerle dolu iyi bir gemici masalı.

Hem karı koca bağlılığı hem de yasak aşk çılgınlıkları olmak üzere yeterince aşk ilişkisi içeriyor (Kalypso büyük bir karakter, gerçek bir yamyam); genç kız Nausika’nın öyküsünde Lolita’ya benzer bir yan bile var, buralarda yazar bazı şeyleri açık açık söylemiyor, ama yine de kışkırtıcı. Büyük dramatik anlar, tek gözlü bir dev, yamyamlar, hatta bazı uyuşturucular, ama bildiğim kadarıyla lotus, narkotik büronun listesinde bulunmadığı için yasadışı hiçbir şey yok. Bitiş sahnesi, western geleneğinin en iyisi: Sallanan güçlü yumruklar ve o yay germe olayı çok başarılı gerilim sağlıyor.

Ne söyleyebilirim? Merakla okunuyor, tamam, yazarın ilk kitabına benzemiyor, çok durağandı o, mekan birliğiyle bozmuştu aklını ve can sıkacak derecede fazla olay vardı. Okur üçüncü çarpışmaya ve onuncu dövüşe geldiğinde ne söylenmek istendiğini anlamış oluyordu. Akhilleus-Patroklos öyküsü, o kadar da gizlenmemiş eşcinsellik damarıyla başımızı nasıl derde sokmuştu Boston yetkilileriyle, anımsıyor musunuz? Ama bu ikinci kitap tamamen farklı bir şey: Su gibi okunuyor. Daha sakin bir tonda yazılmış, epey düşünülüp taşınılmış yazılırken, ama fazla zihin yorucu değil. Sonra kurgusu, geriye dönüşlerin kullanılışı, öykü içinde öyküler… Tek sözcükle, bu Homeros tam aradığımız adam. Akıllı.

Belki de çok akıllı… Acaba diyorum, tamamı gerçekten onun eseri mi? Tabii, bir yazar deneyimle geliştirebilir kendini, biliyorum (üçüncü kitabı belki de bir olay olacak), ama beni rahatsız eden şey —sonunda olumsuz oy vermeye götüren şey— telif Hakları sorununun doğurabileceği karmaşadır. Konuyu William Morris’teki bir arkadaşa açtım ve kötü sesler aldım.

Önce, yazarı bulmak olası değil, onu tanıyan kimseler metinde yapılacak değişiklikleri onunla tartışmamın daima çok zor bir şey olduğunu söylüyor, çünkü tamamen körmüş, metni izleyemezmiş; hatta metni bütünüyle tanıdığı bile söylenemezmiş. Akıldan yazdırıyormuş, ne yazmış olduğundan hiçbir zaman kesinlikle emin değilmiş, yazan kişinin bazı şeyler eklediğini de söyledi. Şimdi gerçekten kitabı o mu yazdı, yoksa yalnızca imzasını mı attı?
Büyük bir sorun değil bu, elbet. Yayımcılık bir sanat haline dönüştü artık, birçok kitap editörün odasında kotarılıyor ya da birçok kişi tarafından yazılıyor da (Mommy Dearest gibi), yine en çok satan kitap olup çıkıyor. Ama bu ikinci kitap… çok fazla belirsizlikleri var. Michael telif haklarının Homeros’a ait olmadığım söylüyor, Aiolia’lı bazı ozanlara da Ödeme yapmak zorunda kalınacak, çünkü bazı parçalar onlardan alınma.

Sakız Adasında çalışan bir kitapçı temsilcisi, hakların, kitabın gerçek yazarları olan yerel rapsodlara ait olduğunu söylüyor; ama bunların o adanın yazarlar loncasının etkin üyeleri olup olmadıkları kesin değil, öte yandan, İzmir’de bir PR’cı,1{15} hakların yalnızca Homeros’a ait olduğunu söylüyor, ne var ki o da ölmüş, bu yüzden de bütün telif haklarını almak bu kente düşüyor. Fakat İzmir böyle Bir iddiada bulunan tek kent değil. Homeros’un ölüp ölmediğini, öldüyse ne zaman öldüğünü saptamak olanaksız olduğuna göre, yazarın ölümünden elli yıl sonra yayımlanan yapıtlarla ilgili 43 yasasına başvuramayız demektir. Bu noktada, Callinus adlı bir herif onaya çıkıyor ve bütün hakların kendisinde olduğunu söylemekle Kalmıyor, Odysseia ile birlikte Thebai’liler, Epigoni ve Kıbrıs Şarkıları kitaplarını da satın almamız gerektiğinde diretiyor. Bunların bir metelik etmemesi bir yana, birtakım uzmanlar bunların Homeros tarafından yazılmadığını da düşünüyor. O zaman nasıl pazarlarız bunları biz? Bu insanlar büyük paralardan söz ediyor şimdi ve Bizi nereye kadar iteceklerini gözlüyorlar. Samothrake’li Aristarkhos’tan bir önsöz yazmasını istedim; nüfuzlu biri, aynı zamanda iyi bir yazar, bir de onun işi düzeltebileceğini düşündüm. Ama o da neyin otantik olduğunu, neyin olmadığını kitabın ana bölümünde belirtmek istiyor; eleştirel bir metinde ve sıfır satışta karar kıldık sonunda. En iyisi, işi, kitabı ancak yirmi yılda çıkarabilecek, üzerine birkaç yüz dolarlık fiyat koyacak bir üniversite yayının bırakmak, o zaman da birkaç kitaplık satın alabilecektir onu.
Karar: Bu işe atılırsak, sonu gelmez yasal zorluklara sokarız kendimizi, kitap toplatılır, hem de daha sonra tezgah altı satan o seks kitapları gibi değil. Bu toplatılır ve unutulur gider. Belki bundan yirmi yıl sonra Oxford, Dünya Klasikleri için satın alacaktır onu, ama bu arada siz paranızı yatırmış olacaksınız buna ve kim bilir ne kadar bekleyeceksiniz geriye almak için.

Gerçekten üzgünüm, çünkü kitap fena değil. Ama biz yayıncıyız, dedektif değil. Bu yüzden vazgeçin derim.

Umberto Eco
Homeros, Odysseia

Yanlış Okumalar,
Çeviren: Mehmet H. Doğan
Can Yayınları

Yorum yapın

Daha fazla İnceleme
İnsanoğlunun “Fıtratı” var mıdır? Jean Paul Sartre

Nedir öyleyse varoluşçuluk? Bu sözcüğü kullananların çoğundan anlamını açıklamalarını istediğimizde akılları karışacaktır.

Kapat