İki Büyük Dünya Sistemi Hakkında Diyalog (Ciltli), Galileo Galilei

Galileo Galilei?nin Engizisyonda yargılanma ve gözlerini kaybetme pahasına 16 yıllık çalışmayla ortaya çıkardığı, basımı Katolik Kilisesi tarafından yüzyıllarca yasaklanan ve Türkçe çevirmeni Reşit Aşçıoğlu?nun deyimiyle de ?Dünyanın evrendeki adresini değiştiren kitap? 375 yıl aradan sonra Türkçeye kazandırıldı.
“Üzerinde on altı yıl çalıştığı İki Büyük Dünya Sistemi Hakkında Diyalog nedeniyle engizisyonda yargılandı, ev hapsine mahkûm edildi. Mahkûmiyeti sırasında ikinci başyapıtı İki Yeni Bilim Üzerine Diyalog’u tamamladı. Her iki yapıt da kısa sürede pek çok dile çevrildi ve modern bilimin başlangıcı olarak tarihe geçti. Diyaloglar ne yalnızca astronomi ne de fizik kitabıdır. Otoriteyi temsil eden Aristoteles düşüncesiyle sıkı bir polemik yürütürken, aynı zamanda gözlemsel, deneysel, kuramsal birikimiyle Galileo, “doğanın yazıldığı dili” yeniden keşfederek, matematiği temel alan kendi yeni fiziğini kurar. Galileo’nun hakim sınıfa değil, sıradan okura sunduğu diyaloglar anlaşılması kaygısıyla Latince yerine İtalyanca kaleme alınmıştır.” Tanıtım Yazısı

“Sadece çevirisi 6 yıl süren ve basacak yayınevi bulması da iki yılı alan kitabın böylece Türkçe?ye kazandırılması serüveni yaklaşık 8 yıllık süreye ulaştı.
İş Bankası Kültür Yayınları editörü ve aynı zamanda Galileo?nun Diyaloglar kitabının da editörlüğünü yapan Ruken Kızıler, Galileo?nun modern bilimin başyapıtı olarak kabul edilen bu eserinin Türkçe?ye tam metin olarak ve orijinal dili olan İtalyanca?dan çevrilmesini çok önemli bir adım olarak gördüklerini söyledi. Kızıler, kitapla ilgili olarak, ?Öyle kusursuz bir çeviri ortaya çıktı ki Diyaloglar?ın artık yeni bir çeviriye ihtiyaç kalmadan, bu mükemmel çevirisiyle Türkçe?de yaşamını sonsuza kadar sürdüreceğine inanıyorum? yorumu yaptı.
Dünyada 2009 yılının astronomi yılı olarak kutlanacağına ve Galileo?nun kitabının da tam böyle bir zamanda çıkarılmasının büyük önem taşıdığını vurgulayan Kızıler, ?Dünya dönmeye devam ettikçe bu kitap da insanlığın gündeminde temel referans kitabı olarak varlığını ve önemini korumaya devam edecek. Ancak bir gün dünya durursa bu kitap gündemden düşer? yorumunu yaptı.

İş Kültür Yayınları olarak Hasan Ali Yücel Klasikler Dizisi çatısı altında yayınlanan bilim klasiklerine Galileo?nun Diyaloglar kitabıyla başlangıç yaptıklarını söyleyen Kızıler, ?Bilim klasiklerinde biz var olan çevirilerle yetinmek yerine yeniden ve orijinal dilinden yapılmış çevirilerle kitapları basmayı ilke edindik. Bu kitabı basıp yayımlamamız da tam metin ve orijinal dilinden olması nedeniyle önem taşıyor. Reşit Bey?in Galileo ile ilgili başka kitapları var. Böyle bir kitabın Türkçeye kazandırılması çok büyük bir hizmet ve biz de bu hizmete sahip çıktık? diye konuştu.

Kızıler, bilim klasiklerine devam edeceklerini belirterek ?Copernicus?un De Revolutionibus Orbium Coelestium Libri ile Darwin?in ünlü eseri Türlerin Kökeni?ni yeni çevirileriyle Türkçe? ye kazandıracağız? dedi.

Kitabın karton kapak ve cilt olarak birinci basımının toplam iki bin adet yapıldığını söyleyen Kızıler ?Kitap önsözlerle birlikte 660 sayfa. Kitabın ciltli örneği 33 YTL, karton kapak da 26 YTL?den satışa sunuldu. Bunlar kitabın gerçek maliyetini karşılayan rakamlar değil. Mümkün olduğunca öğrencilerin de alabilmesini sağlamak için fiyatı düşük tuttuk? bilgisini verdi.

BİLİM ÇEVRELERİ DE TÜRKÇE?DE İLK KEZ ORİJİNAL ESERLE TANIŞACAK

Galileo?nun Diyalogları hakkında birçok yazı ve kitap okuduğunu belirten Kızıler, ?Eser şimdiye kadar Türkçe?ye çevrilmediği için, bu yazıların hiçbiri orijinal dilinden yola çıkılarak yazılmadı. İngilizce ya da başka dillerdeki çevirilerinden okunarak kaleme alınmışlar. Şimdi Türkiye?deki bilim camiası, akademik çevreler ve araştırmacılar da Diyalogları orijinal dilinden ve tam metin olarak yeniden okuma fırsatı bulacaklar. Klasikleşmiş deyiş anlamında söylemiyorum ama, bence gerçek anlamda bu kitabın her kütüphanede olması gerekiyor? dedi.

BAĞNAZ DÜŞÜNCELERLE MÜCADELE TAKTİKLERİ

Kitabın hedef kitlesi konusunda da görüşlerini açıklayan Kızıler şunları söyledi:

?Pozitif bilimlerle ilgili herkesin ilgisini çeker, ama kitapta ciddi bir felsefe de var. Muhafazakar bakış açısıyla nasıl savaşılır bunların taktiksel ipuçları var. Felsefe ve bilimle ilgilenen herkesin bu kitabı almasını öneririm. Okurlar, yazıldıktan nerdeyse 400 yıl sonra bilimsel devrimin ilk kaynağına gidebilecekler. Bugün mücadele edilen bağnaz düşüncelerle geçmişte nasıl mücadele edildiğini ve nelerin nasıl savunulduğunu Diyalogları okuyarak daha iyi anlayabilirler. Galileo gerçekten çok ustalıklı bir dil kullanmış. Nitekim Einstein kitap için ‘kalemi bu kadar güçlü olmasaydı etkisi de bu kadar güçlü olmazdı’ şeklinde görüş açıklamıştı.?

NEDEN DÖRT GÜN

Kızıler, ?neden dört gün? sorusuna, ?Kitapta dört gün geçiyor ve bu üç adam bir araya geliyor ve sürekli diyalog içindeler. İlk iki günkü diyaloglar kapıları açmaya yönelik. Diyalog ve söyleşi dört günde tamamlanmış. Ancak burada her gün birkaç aya bedel. Çok uzun cümleler ve diyaloglar yer alıyor. İnsan hayatında yazıya dökülmüş en uzun günler olmuş bir anlamda. Bir çırpıda okunacak bir kitap değil. Üçüncü ve dördüncü günde konular daha da zorlaşıyor. Tezler ve ispatlar var. Bu bölümler astronomi ve astrofizikle ilgili olanlar için eşi bulunmaz diyaloglar içeriyor? yanıtını verdi.

SİMPLİCİO KARAKTERİNİ BUGÜN KİM ÜSTLENİR

Kızıler, ?Bu diyaloglar içinde hangisi size ya da okura daha yakın? sorusuna ise şu karşılığı verdi:

?Salviati Galileo?yu temsil ediyor. Sagredo?nun ise kitapta ciddi rolü var. Uyanık bilinci oynuyor. Konuları açıcı örnekler veriyor. Kafası karışık halkın netleşmesi için bilgi açıcı bir karakter. Simplicio ise yer merkezli görüşü savunan Aristo ve Batlamyus?u ve Kilise değerlerini temsil ediyor. Artık bu konular aradan geçen dört yüzyıldan sonra aşılmış konular. Dünya ve evren, güneş sistemi her şey yerli yerini bulmuş. Bugün kimse Simplicio karakterini üstlenmek istemez. Dünyanın dönmediğini veya dünyanın evrenin merkezi olduğunu kim iddia edebilir ki.?

ÇEVİRMEN AŞÇIOĞLU: DÜNYANIN SONU MU GELDİ DEDİLER

Diyaloglar kitabının çevirmeni Reşit Aşçıoğlu ise önsözde şöyle yazıyor : ?1632 yılında Galileo Büyük Evi, ?Yerküremizi? taşımaya kalkışınca Dünya?nın nasıl bir yangın yerine döndüğünü düşünebiliyor musunuz? Böyle bir şeyi düşünmenin o tarihlerdeki imkânsızlığını, hatta ?Dünyanın sonu mu geldi?? dedirtecek ?öyle ya hareketsiz, yerli yerinde duran bir Dünya?nın sonu gelecekti ki Yeni Dünya, Venüs ve Mars gezegenleri arasındaki bir yörüngede dönme hareketine başlasın? boyuttaki zihin karmaşasını 1610?larda Venedik devletindeki İngiliz Büyükelçisi Henry Wootton?un Kral James I?e yazdığı mektuptan öğrenelim:

?Saygı Değer Efendimiz… Galileo Galilei adındaki profesörün yayınladığı Sidereus Nuncius adlı incecik kitapta yazılanlar doğru çıkmazsa adam yandı. Eğer doğru çıkarsa biz yandık; çünkü ?Dünya hiç de bildiğimiz gibi değilmiş? diyerek başka bir Dünya?da yaşayacağız.?

YERKÜREYİ GÖKYÜZÜNE TAŞIMAK

Nedir bu ?Başka Dünya?? diye soran Aşçıoğlu düşünce tarihinin bu en önemli sorusuna, Diyalog kitabındaki üç konuşmacıdan Galileo?yu temsil eden Salviati?nin, arkadaşı Sagredo?ya söylediği ?Şu bizim Dünya?yı gökyüzüne hele bir çıkarabilsek? cümlesiyle yanıt verdiğini belirterek şu yorumları yapıyor:

?Bu gibi sözleri duymak istemeyen ve binlerce yıldır nesilden nesile intikal eden Aristoteles öğretisinin yılmaz savunucusu Simplicio ise ?Güneş Dünya?nın etrafında dönüyor, Dünya duruyor? sözleriyle, Salviati ve Sagredo?nun fikirlerine tüm gücüyle karşı çıkıyor diyaloglar boyunca; fakat sonunda teslim olmak üzere! Simplicio?nun teslim alınmasında, Salviati?nin yeni fikirlerini ikna yoluyla ve işin içine biraz da mizah katarak okura anlatan Sagredo?nun rolü büyük?

?Yerküre?yi gökyüzüne çıkarabilsek? diye uğraşan Salviati ve Sagredo, karşılarında ?Siz aklınızı mı kaçırdınız, binlerce yıldır yerleşmiş, Evren?in merkezi olarak hareketsiz durduğu bellenmiş Yerküre?yi yerinden oynatmakla her şeyi altüst mü edeceksiniz? Yer?i gökyüzüne, gökyüzünü Yer?e mi nakledeceksiniz?? itirazlarıyla bir peripatetikçi buluyorlar Simplicio?nun şahsında.?
Alıntı: Hürriyet Gazetesi, 5 Eylül 2008

Prof. Dr. M. ALİ ALPAR 03/04/2009 Tarihli Radikal Gazetesi Kitap Eki
Türk Astronomi Derneği Başkanı, Sabancı Üniversitesi öğretim üyesi , Türkiye Bilimler Akademisi üyesi
2009 bilim tarihinin iki önemli yıldönümünü kutlamaya adanmış özel bir yıl. Darwin?in doğumunun 200., Türlerin Kökeni?nin de 150. yıldönümünü 2009 Darwin Yılı olarak kutluyoruz. Öte yandan 2009 yılı Birleşmiş Milletler, Uluslararası Astronomi Birliği IAU ve UNESCO tarafından Dünya Astronomi Yılı olarak belirlendi. Türkiye?de Türk Astronomi Derneği tarafından koordine edilen Dünya Astronomi Yılı (DAY 2009) etkinlikleri yoğun bir ilgi ile karşılandı. Ülkemizin birçok yerinde başlamış olan ve yılın geri kalan kısmı için planlanan etkinlik duyurularına, yurtiçi ve yurtdışı web bağıntılarına ve kaynaklara www.astronomi2009.org web sitesinde ulaşılabilir, aylık e-bültene abone olunabilir. Bu kitap tanıtımının ayrıntılı şekli de aynı adrestedir.
1609 yılında Galileo Galilei henüz icat edilmiş olan teleskopu merak saikiyle, bilimsel araştırma için gökyüzüne tutmuştu. Bu olayın 400. yıldönümü Dünya Astronomi Yılı olarak kutlanıyor. 1609?da teleskopla gökyüzüne bakan ilk insan olarak Galileo?nun gördüğü beklenmedik olgular, Kopernik Sistemine kuvvetli dolaylı kanıtlar sağlayarak insanların Evren görüşünü temelden değiştirdi. Teleskobun o tarihlerde Avrupa?da hızla yayılması insanların Galileo?nun gördüklerini kendi gözleriyle görmelerini sağladı. Bu olay Bilimsel Devrim dediğimiz gelişmelerin en önemli, anlamlı ve etkin dönemeçlerinden biridir.
Güzel bir tesadüfle Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları 2008 yılında DAY 2009 hazırlıklarından habersiz, Galileo Galilei?nin İki Büyük Dünya Sistemi Hakkında Diyalog adlı büyük eserini ilk kez, İtalyanca aslından Reşit Aşçıoğlu?nun yaptığı eksiksiz bir çeviri ile yayımladı. Kitap üç kişi arasında doğadaki hareket yasaları, gökcisimlerinin hareketlerinin izahı, Güneş merkezli Kopernik sistemini eleştiren ve savunan görüşler gibi konuları kapsayan konuşmalardan oluşuyor. Kişilerden Salviati, Galileo?yu temsil eden, onun görüşlerini dile getiren karakter. En akıllıca konuşan, en inanılır kanıtları sunan o. Karşısında Aristo okulunun skolastik temsilcisi, peripatetikçilerden, yani sohbet ederek gezinenlerden Simplicio var. İsminin çağrıştırdığı gibi saf bir karakter Simplicio. Aristocu görüşleri savunuyor, tartışmalarda kaybeden taraf oluyor, kendisi ile dalga da geçiliyor. Simplicio içtenlikle anlamak ve tartışmak istiyor. Kendi savlarının yetersiz olduğuna ikna olabiliyor. Son çözümde Kopernik sistemi lehine doğada gözlenen kanıtların neler olduğunu görmek istiyor. Bu önemli, çünkü Galileo?nun muhalifleri adına bağnaz, tartışmaya girmeden yeni görüşleri reddeden bir yaklaşım değil, kanıt talep eden tip çiziliyor. Tarihi olarak da Galileo?ya karşı çıkanlar ve onu yargılayan kilise önderleri arasında, bağnazlık ve entrika ile hareket edenler olduğu gibi, açıklıkla yaklaşıp kanıt talep edenler de vardı. Bilimin yaklaşımı son çözümde doğadan öğrenmek ve deneysel kanıtlar üzerine bilgi inşa etmek olduğuna göre, Galileo da dialoglardaki muhatabını elbette doğa üzerinde tartışmaya ve ikna olmaya açık, kendi kanıt ve taleplerini tartışabilen biri olarak çizmiş. Üçüncü karakter Sagredo ise iki tarafa sorduğu sorularla konuşmaları yönlendirir. Salviati?nin savlarını açmasını, Simplicio?nun da geri çekilmesini, görüşlerinin tutarsızlığını görerek yeni görüşlere açılmasını sağlar: Sagredo akıllı ve akıldan, yani Salviati-Galileo?dan yana bir hakemdir.
Kopernık sisteminin kanıtları
İncelikli tartışmalar sürükleyici bir edebi üslupla, yer yer Galileo?nun keskin zekâsından kaynaklanan mizahla veriliyor. Galileo sözünü sakınmamış. Sansürden korunmak için dialoglar şeklinde yazmış, hani ?ben demedim, Salviati dedi? gibisinden. Ama sözü hiç de o kadar örtülü değil. Rakiplerini kanıtlı ve mantıklı tartışmaları kadar alaycılığıyla da kızdırmış. Hâlâ kilisenin apolojistleri Galileo?nun başını belaya sokanın aslında sivri dili, diplomatça davranmaması, kendisine verilen taviz imkânlarını değerlendirmemesi olduğunu söylüyorlar! Sonunda, mahkeme safhasında taviz vermiş Galileo-ya ne yapsaydı? Galileo?yu ancak doğanın doğrulayabileceği ya da yanlışlayabileceği fikirleri için sansürleyen geleneğin içinden günümüzde de ?dedikleri doğruydu ama o da pek huysuzdu daha iyi anlatsaydı? diyenler çıkıyor. Buna en iyi cevap Galileo?nun diyaloglarının içerik ve üslup olarak hâlâ çok rahat okunuyor olması. Gününde bu diyaloglar Avrupa?da hızla yayılmış, çok okunmuş ve tartışılmış. Hemen de etkili olmuş. Galileo 1609 yılında gökyüzüne doğrulttuğu teleskopla Kopernik sisteminin çok inandırıcı dolaylı kanıtlarını sunmuş. Teleskobun yayılması ve herkesin Galileo?nun gördüklerini kendi gözleriyle görmesi de diyaloglarda sunulan yeni doğa ve hareket yasalarının kabulünü elbette desteklemiş.
Bu uzun bir kitap. Türkçe çevirinin temizliği, çetrefil pasajların incelikle, çevirenin notlarıyla sunulması, diyalogların atışmalı kısımlarında çevirmenin herhalde İtalyanca aslına denk gelecek şekilde seçtiği günlük Türkçe metni son derece okunabilir kılıyor. İlgi ve rahatlıkla okunsa da baştan sona okumaya girişen günümüzün okuru yer yer sabırsızlanacaktır. Çünkü Galileo bizim artık alışkın olduğumuz, matematik diliyle kolayca bir tek cümle ile anlatabildiğimiz, lise öğrencilerinin bildiği formüllerle ifade edilen olayları sayfalar boyunca ince ince kuruyor. Bunu yapmak zorunda, çünkü doğada gördüğü olayları anlatmak için gereken matematik dili (Newton ve Leibniz?in kuracağı türev ve integral hesabı) ortada yok. Ayrıca hareket konusunda yanlış varsayımları da dikkatle aşmak lazım. Mesela eğik bir düzlemden kayan bir cismin gittiği mesafenin ( D ) geçen zaman süresi t?nin karesi ile orantılı olarak büyüdüğünü biz şimdi D = 1/2 a t2 diye söyleyiveriyoruz; burada a hareketin ivmesi, yani hızın zamanla değişimi. Oysa Galileo konuyu anlatmaya önce hareketin sürekli değişmekte olduğuna okuyucuyu ikna etmeye çalışarak başlıyor: İlk başta duran bir nesne bir süre sonra belli bir hızla gitmekte, demek aradaki zaman zarfında sıfırdan başlayarak giderek artan farklı hız değerlerine sahipti vs. diye giden bir tartışma sayfalarca sürebiliyor.
Çeviren?in Önsöz?ünde yaptığı iki alıntıyı aktarayım: 1610?da Venedik?te İngiliz elçisi Henry Wootton?un Kral I. James?a yazdığı mektuptan: Kral Hazretleri, Galileo isimli astronom Ay?ın dağlık taşlık bir yer olduğunu söylüyor.
– Ne, hani kristal bir küreydi Ay??
Eskiden gökcisimlerinin mükemmel küreler olması gerektiği, çünkü gökkürenin ilahi bir âlem olduğu görüşü yaygındı. İlk kez Galileo teleskopla ayın eciş bücüş yüzeyini görüp gösterdi insanlara. Bu yüzden 2-5 Nisan 2009 tarihleri arasında ?100 Saat Astronomi? etkinliğiyle bütün Dünya?da ve Türkiye?de insanlar Galileo?nunkine benzeyen küçük teleskoplarla Ay?a ve Satürn?e bakacaklar.
İkinci alıntı 1954 Nobel Fizik Ödülü sahibi, Kuantum Mekaniğinin kurucularından Max Born?dan: ?Deneysel ve kuramsal araştırmada bilimin tutumu ve metodu, Galileo?dan bu yana hep aynı kalmıştır ve öyle kalmaya da devam edecektir.? Kısacası, Galileo hem deneysel hem de kuramsal alanda, diyaloglarında da görüleceği gibi, bilimsel yöntemin ilk bilinçli uygulayıcısıdır. Max Born?un sözleri ayrıca Modern Fiziğin bilimsel yöntemin dışında bir alan olduğunu sananlara da hitabediyor. Bilim bütün şaşırtıcılığına, kuantum mekaniğinin günlük dünyamızın çok ötesindeki tuhaflığına karşın Galileo?nun yönteminin dışına çıkmış değil. Aşçıoğlu önsözünün sonunda kitabı okurlara ?aklın şiiri olarak? sunuyor.

Yazar : Galileo Galilei, Yayınevi:İş Bankası Yayınları, Sayfa Sayısı:640, Basım Tarihi: Ağustos 2008

Galileo Galilei’nin Hayatı
(Fotoğraf: Galileo Galilei’nin Ottavio Leoni tarafından çizilmiş portresi)
(d. 1564 ? ö. 8 Ocak 1642). Modern fiziğin ve teleskobik astronominin kurucularından olan İtalyan bilim adamı.

1564’te İtalya’nın Pisa şehrinde doğdu. Dönemi­nin tanınmış müzikçilerinden Vincenzo Galile­i’nin oğlu olan Galileo, ilk tahsilini Floransa’da yaptı. 1581’de Pisa Üniversitesi’nde tıp tahsiline başladı. Ancak parasızlıktan okulu terk etti. 1583’ten itibaren matematiğe ilgi duyan Galileo, bu konudaki çalışmaları sayesinde, 1589’da Pisa’da profesörlük elde etti.

Sarkacın, yüzen cisimlerin ve hareketin Aristo fiziğinden farklı bir düşünceyle matematiksel olarak ele alınması gerektiğine inanan Galileo, Pisa Kulesi’nden ağırlık düşürerek Aristo’nun yanlışlığını açıkça gösterdi. Bu davranışı yaşlı profesörlerle anlaşmazlığa düşmesine sebep oldu. 1592’de Pisa’yı terk ederek, Padova Üniversitesi matematik kürsüsüne geldi.

1597’de pratikte çok faydası olan pusulayı ticari olarak piyasaya arz etti. 1600 senesinden hemen sonra ilkel bir termometre, insan kalp atışının ölçümünde kullanılmak üzere bir sarkaç ve 1604’te serbest düşüşün matematik kanunlarını keşfetti. Ancak düzgün ivmeli hareket kavramı hatalıydı. 1609’da Hollanda’da teleskopun bulunduğunu işitti. Kendisi daha ileri bir alet yaparak bunu astronomi gözlemlerinde kullandı. 1610’da aydaki dağlar, yıldız kümeleri ve Samanyolu üzerine ilk tespitlerini yayınladı. Bu arada Jüpiter’in dört uydusunun varlığını bildirdi. Bu kitabı çok ilgi uyandırdı ve Floransa’da saray matematikçisi olmasını sağladı. Hemen sonra Venüs gezegeninin devreleri ve Satürn?ün şekli hakkında bilgi verirken, astronomideki Ptolemy (Batlamyus) sistemini tartıştı.

1611’de Roma’ya gitti ve oradaki Bilim Akademisi’ne üye seçildi. Floransa’ya dönüşünde hidrostatik üzerine pek çok profesörün itirazına sebep olan kitabı ile 1613’te güneş lekeleri üzerine yazdığı eserini yayınladı. Bu eserinde Kopernik sistemini açık bir şekilde müdafaa etti. Bundan dolayı papazların ağır hücumuna uğradı. 1615’te bizzat Roma’ya giderek iddiasını müdafaa etti. Ancak 1616’da Papa Beşinci Paul tarafından kitaplarını tetkik için bir komisyon kuruldu. Bu komisyon Galileo’nun kitaplarını yasaklamadı. Sadece dünyanın döndüğü iddiasından vazgeçmesini istedi.

Galileo, bir müddet bilimin pratik yönüne döndü, mikroskobu geliştirdi. Ancak 1618’de üç kuyruklu yıldızın görülmesiyle kiliseyle münakaşaya girdi. Arkadaşının Sekizinci Urban olarak Papa seçilmesinden cesaret alarak yazdığı “İki Kainat Sistemi Üzerine Konuşmalar” adlı eserini 1632’de yayınladı. Ancak kitabı daha önce yapılan uyarılarla çeliştiği söylentilerine rağmen Roma?da mahkemeye çağrıldı. 1633’te bu kitap yasaklandı ve Kutsal Engizisyon’ca müebbet hapse mahkum edildi. Cezası kendi evinde göz hapsine çevrildi. Yetmiş yaşında hapsedilen Galileo kör oldu ve 1642 yılında öldü.

Galileo Galilei Özlü Sözler
* Hiçbir şey keşfetmeksizin büyük meseleleri uzun uzadıya anlatmak yerine, keşke bir tek olgu, hatta küçük bir şey keşfetseydim.
* Tabiatın kitabı, matematiksel sembollerle yazılmıştır.
* İki gerçek birbiriyle asla çelişmez.
* İnsana hiçbir şey öğretemezsin; öğrenmeyi ancak kendi içinde bulacağını öğretebilirsin.
* Kainat dediğimiz kitap ,yazıldığı dil ve harfler öğrenilmedikçe anlaşılamaz.O, matematik dilinde yazılmış;harfleri üçgen, daire ve diğer geometrik şekillerdir.Bu dil ve harfler olmaksızın kitabın bir tek sözcüğünü anlamaya olanak yoktur.
* Her şeyi bilme şeklindeki bu kendini beğenmiş küstahlığın temeli hiçbir zaman hiçbir şeyi anlamamış olmaktan başka birşey değildir. Bir kerecik bile olsa, tek bir şeyi tam olarak anlama deneyimi olan ve bilginin nasıl elde edildiğini gerçekten duyumsamış olan bir kimse, kendisinin hiç anlamadığı, sonsuz sayıda başka hakikatlerinde var olduğunu fark eder.
* Yine de dönüyor!
* Evrenin kitabı matematik diliyle yazılmıştır.
* Kuşku,bilimin babasıdır
Alıntı Yapılan Kaynak: http://tr.wikipedia.org/wiki/Galileo_Galilei

İki Büyük Dünya Sistemi Hakkında Diyalog (Ciltli), Galileo Galilei” üzerine bir yorum

  1. Galileo’nun başarısına bayılıyorum. İleride onun gibi olmayı çok istiyorum. Umarım ben de onun gibi başarılı olurum.

Yorum yapın

Daha fazla Bilim
Darwin Ne Yaptı? Öner Ünalan

Bu kitap, bütün tarih boyunca çatışan, savaşan -doğaya doğa bilimleriyle bakan AKIL - DENEY yoluyla; doğaya doğa dışıyla bakan İNAN...

Kapat