Julio F. Cortazar yüz yaşında!

26 Ağustos 1914?te doğan Julio Florencio Cortazar, 70?li yıllarda gerçekleşen ?Latin Amerika Boom?u, (patlaması) içerisindeki en önemli isimlerden biridir. Latin Amerika edebiyatının altın çağı kabul edilen bu dönemde pek çok genç yazarı etkiler. Büyülü gerçekçilik olarak adlandırılan edebi yönelişe dair başarılı ürünler verir. Pablo Neruda, onun için “Cortazar okumamış insan kader kurbanıdır. Eserlerini okumamak korkunç sonuçları olan, sinsi ve ölümcül bir hastalıktır” der.

Latin Amerika edebiyatının seyrini değiştiren bir yazar Arjantinli Julio Florencio Cortazar. 26 Ağustos 1914?te, Belçika?nın Brüksel kentinde, Alman işgalinden birkaç gün sonra doğar. Babası Julio Jose Cortazar, Belçika?nın Arjantin konsolosluğundaki ticaret delegasyonunda temsilcidir. Belçika?ya karısı Maria Descotte ile gitmiştir. Bu nedenle Cortazar doğumundan şu şekilde söz eder: ?Doğumum, turizm ve diplomasinin bir ürünüydü.?

Cortazar, 6 yaşında iken evi terk eden babasını bir daha görmez. Annesi ve kız kardeşi Ofelia ile birlikte Buenos Aires?ten yaklaşık bir saat uzaklıktaki Banfield?de okumakla ve şiir yazmakla geçen çocukluğunun; ekonomik zorluklara, bölgede suç işlenme oranının yüksekliğine, kronik astım gibi sağlık sorunlarına rağmen; rahat geçtiğini ve eserlerinin üstünde önemli bir etkisi olduğunu düşünür. Büyük bahçeli, adeta cennetten bir parça olan bir evde rahat bir çocukluk geçirdiğini söylemesi bir yana daha sonraları ömrünün sonuna kadar yaşamak için Fransa?yı seçmiş olmasından aslında kaybolan cennetini aradığını çıkarabiliriz.

Liseyi Arjantin?de bitirip öğretmenlik sertifikası alır ve 1939 ile 1945 yılları arasında Arjantin?in çeşitli okullarında lise öğretmenliği yapar. Ailesini maddi olarak destekleyebilmek için eğitimine devam etmez. Sonra, bir arkadaşının da yardımı ile Medoza?daki Cuyo Ulusal Üniversitesi?nde Fransız Edebiyatı profesörü olur, üstelik bir üniversite diploması bile olmadan.

YAYINCILIK, BORGES VE FRANSA
Tamamen karşı olduğu Peron hükümetinin yükselmesi ile Üniversite?deki görevinden ayrılıp Camara del Libro adındaki bir yayınevinde çevirmen ve müdür olur. Yazma konusunda kendini daha da geliştirir ve 1951?de bir şiir kitabı yayımlar. Bu kitabın Fransa?da yankı bulması hayatının geri kalanını burada geçirmesine sebep olur; UNESCO için çevirmenlik yapacak, Edgar Allan Poe?nun eserlerini İspanyolcaya çevirecek ve en önemli eserlerini de burada yazacaktır.

Kendi ülkesinde geç keşfedildiği hatta hak ettiği değeri göremediği düşünülen yazar, kariyerine 1942 ile 1951 arasındaki dönemde, ancak üniversitedeki görevini bıraktıktan sonra, Jorge Luis Borges?nin, çok prestijli dergisi ?Sur?da, ?Ele Geçirilen Ev ? (La casa Tomada) adlı öyküsünü yayımlaması ile başlamıştır. Öyküsünü ?Sur?a çekinerek veren Cortazar, Borges’nin beğenisini kazanmış, hatta Borges, Babil Kitaplığı?nın 29. cildini ayırdığı Arjantin Öyküleri kitabına Cortazar’ın bu öyküsünü almıştır. Sözünü ettiğimiz öykü ve Cortazar’ın düşü iki kardeşin yalnız yaşadıkları evin bilinmeyen varlıklar tarafından ele geçirilmesini anlatırken gerçek-düş çizgisinde ilerlemektedir. Cortazar?ın öykücü dehasının temelinde okuyucuyu gerçek dünya ile hayal arasında dolaştırıp yolculuğu hayalin gerçeğe üstün geldiği noktada sonlandırmasından kaynaklanır. Düşsel varlıkların insan kahramanların yerine geçebildiği, zamanın, insanın ve doğanın evrelerinin aynı gerçeklikte buluşabildiği bir yazın evreni yaratır.

Üç defa evlense de yazarlığını en çok ilk karısı Aurora Bernárdez?in etkilediğini söyleyebiliriz. Latin Amerika edebiyatına yön veren en büyük eserlerden biri olan ?Seksek? (Rayuela) adlı romanını Aurora?dan boşandıktan sonra, o okusun diye yazmıştır. Yıllar önce Yusuf Atılgan?ın dilimize kazandırdığı ?Aurora? adlı öyküsünde de bu kadının ruhunun derinlerine işlediğini görürüz. Kadın, hayat, hayal gücü ve zaman üzerine, düşünsel alt yapısı güçlü metinler yaratır Cortazar.

Kısa öyküleri olan ?Bütün Parklar Uç Uca? (Continuidad de los Parques) ve ?Gece Yüzü Yukarda? (La Noche BocaArriba)?da açık olarak görülür. Bu iki kısa hikayede Cortazar gerçekliği; hayali ve fantastik olanla karıştırarak, okuyucunun ikisini birbirinden ayırmasını olanaksız kılar.

Hayatının son yılları politik olarak aktif ve edebi başarıyı yakalamış olarak geçer. Ancak bu arada kendisine lösemi teşhisi konmuştur. Cortazar 12 Şubat 1982 yılında Fransız vatandaşı olarak ancak Arjantin vatandaşlığından da vazgeçmeyerek Paris?te ölür.

?LATİN AMERİKA BOOM’U
70?li yıllarda gerçekleşen ?Latin Amerika Boom?u, (patlaması) içerisindeki en önemli isimlerden biridir. Kendisini memleketinden sürgün ederek, Fransa?ya gittiği dönem Latin Amerika edebiyatı üzerinde çok büyük etki oluşturan çalışmalarını yapma şansı yakalamıştır. Fransa?ya gitmeden az önce çalışmalarını sürdürüp yayınlayabilmek için bir burs kazanmıştır. Buna ek olarak Prix Médicis ödülünü kazanır, ancak ödülün para kısmını Güney Amerikalı mahkumların hukuki savunmalarında kullanmaları üzere bağışlar. Latin Amerika devrimlerine ilgi duyar.

Yazdıkları ile geçen yüzyıl içerisinde Gabriel García Márquez, Carlos Fuentes, ve Pablo Neruda gibi isimleri etkilemiştir. Gabriel Garcia Marquez, Cortazar ölüm döşeğindeyken ?Tanıdığım en ekileyici adamdı.? derken, ?Kendini herkese sevdiren Arjantinli? ünvanını ona layık görmüş; Neruda, onun için ?Cortazar okumamış insan kader kurbanıdır. Eserlerini okumamak korkunç sonuçları olan, sinsi ve ölümcül bir hastalıktır. Hiç şeftali yememiş bir insanın durumu gibi. Kişi yavaş yavaş mutsuzlaşır? Ve belki de azar azar saçları dökülür.? demiştir.

Deniz Dalyan
http://ilerihaber.org/,26-08-2014

Yorum yapın

Daha fazla Biyografiler, Edebiyat Haberleri
Anadolu Erenlerinden Abdullah Özkucur – Celal İlhan

Özkucur Öğretmeni yakından tanımadan önce birkaç öğrencisiyle karşılaşmıştım. Ağızbirliği etmişçesine; O?nun, Anadolu Gandi?si, bir adanmış kişi olduğunda birleşiyorlar; günün her...

Kapat