July’ın İnsanları – Nadine Gordimer

( * ) Çok temalı bir kitap July?ın İnsanları. ?Çok temalı?, zira anlatım boyunca açılan kanallardan oluşan yan temalarla okuyucunun anlam önceliklerine de olanak tanıyor. Güney Afrikalı yazar Nadine Gordimer, July?ın İnsanları?nda, iki toplumun insanlarını, yani, Güney Afrikalı siyahlarla, Avrupalı beyazları yan yana getirmiş. İki unsurun mekânsal yakınlıkları ?misyoner beyazlar?ın Afrika?daki varlıkları göz önüne getirildiğinde, arka plan görüntüsü öne çıkmakta gecikmez. Söz konusu arka plan ise, köleleştirilmiş siyahların ?beyaz insan?a karşı verdiği mücadelenin tarihi olarak gelecektir gözümüzün önüne. July?ın İnsanları, çağrıştırdığı tüm bu arka plan gerçekliğini de yanına alan bir zeminde şekillenirken, yüzyıllar boyunca biçimlenen siyah ve beyaz insanın aynı koşullarda biraraya gelişine, karşılıklı ilişki sonucu doğan davranış ve değişimlerine odaklanmış.
Güney Afrika?da yaşayan Smales ailesi ve onların yanında uzun süre (on beş yıl) çalışan July?la tanıştığımız kitapta, üç çocuklu Smales ailesinin yerleştikleri Güney Afrika kentindeki yaşamını gözlemleriz. Beyazların kendilerine ayırdığı bölgede konuşlanan Smales ailesi, diğer beyaz aileler gibi avlulu, geniş evlerini July?ın peşine takılarak terk etmek zorunda kalacaklardır. Zira uzun süredir siyahların eylemleriyle şekillenen şiddet ortamı, Smales?lerin yaşadığı eve kadar yaklaşmıştır. Aile, içine girmek üzere olduğu şiddet çemberinden kurtulmak için July?ın ailesinin ve akrabalarının yaşadığı köye sığınacaktır. ?Sokaklardaki çatışmalardan, çocuklarının tehlikede olmasından, hiç inanmadıkları kokuşmuş bir beyaz toplumda paylaşmadıkları ülküler uğruna canlarını savunma zorunda kalmaktan kaçmışlardı.?

Smalesler july?a taşınınca
Ülkelerinden getirdikleri teknolojik olanak ve alışkanlıklarla rahat bir hayat süren aile, artık tüm bunlardan yoksun, ?ilkel? bir yaşamın araçlarıyla var olmak zorundadır. Yalnız, onların olanaklarından yararlanan uşakları July da içinden geldiği ilkel yaşama onlarla birlikte dönmüştür. Her iki tarafın da farklı değişimlerine, ilişkilerine tanık olduğumuz bir süreç başlar. Bir anlamda, roller değişmiştir. Daha önce July ve onun temsil ettiği toplumun karşısında ?üstün? bir konumda olan aile, tümüyle ilkel bir yaşam süren insanların olanaklarına ve insafına sığınmak zorunda kalmıştır. Tam da burada, karı-koca ve üç çocuktan oluşan ailenin her bir bireyinin, yetersiz koşullarda var olma çabası, tüm insanları eşit kılan insani güdülerle çıkar karşımıza. Burada, üstünlük duygusu ve onu sağlayan araçlar sorgulanma gereği bile duymaksızın değersizliklerini kolayca ele verirler. Üç çocuk, çoktan diğer siyah çocuklarla kaynaşmıştır bile.
Ailenin, yaşamak için July?ın rehberliğine, yardımına ihtiyacı yoktur sadece, varolmaları ona bağlıdır aynı zamanda. July?ın, Smales ailesinin yanında uşak olarak çalıştığı süreç, kendisine yönelik onlardan gelen davranış, onlara verdiği yaşamsal destekte nasıl bir rol oynar? Uşak July?ın aileye sunduğu destekte, ailenin, July?a, ?eşitliği? çağrıştıran, ?hümanist? yaklaşmının etkisi olmuş mudur? ?Maureen, July?ın evinin kapısına nasıl gideceğinin provasını yaptı. Orası yalnızca otuz metre ilerdeydi. Kendi evlerindeyken July?ın oturduğu bölüm avlunun karşı tarafındaydı yalnızca; yazın açık duran kapıdan gördüğü, kışın da kendi verdiği elektrikli ısıtıcının çevresinde otururlarken seslerini duyduğu ve July?a sonu gelmez ziyaretlerde bulunan dostlarına, erkek kardeşlerine el sallardı Maueen; arabasına binmek için çift arabalık garaja her gidişinde July?ın oturduğu bölümün önünden geçerdi. Ama July hasta olmadıkça -ki çok seyrek olurdu bu- onun bölümüne hiç girmezdi. Gireceği zaman da kapıyı tıklatırdı, July?ın başını bekleyen arkadaşları (ters çevrilmiş kutulara ve eski masanın üstüne otururlardı; hizmetkarı rahat etsin diye Maureen ona bir tane doğru dürüst iskemle vermişti ama yarım düzine dostunun ağırlanması konusunda yardımcı olması beklenemezdi ondan) saygıyla ayağa kalkarlardı Maureen kendi elleriyle hazırladığı hafif yemeği getirdiği tepsiyi o tertemiz yatağın üstüne bırakırdı.?
Uşak July da, kuşaklar boyu geçmişinden birikerek gelen, atalarından yüklenen nefret ve kin bastırılmış olsa da zaman zaman su yüzüne çıkar.Yalnız, bu dürtülerin beyazlarla ilişkisinde belirleyici bir ağırlığı yoktur. Ama efendilerini bilinçsizce seven, saf bir siyah da değildir July. Aksine, değişen roller ve koşullardan kaynaklı, ama derinlerden gelen her iki tarafın- itkilerin etkili olduğu bir değişim söz konusudur.
Değişime neden olan süreçte ise, iki farklı kültürden ve yaşamdan beslenen insanların çelişkilerinin yanısıra; yeni duruma uyarlanma çabası, bilinçdışı-bilinçaltı faktörler ön plana çıkar… Tabii, refah ülkesi insanlarının, açlığın, sefaletin simgeleştiği Afrika?da ne aradıkları sorulabilir. İki ayrı uçlar olarak şekillenmiş yaşamların bir araya gelmesinin cevabı da aynı soruda gizli.
( * ) Yazan: Aysel Sağır
(06/08/2010 tarihli Radikal Kitap Eki’nde yayınlanan “Beyaz siyaha yaklaşırsa…” adlı yazı)

Tanıtım Yazısı
Güney Afrika’nın her yerinde silahlı militanlar ülkenin kentlerini savaş alanına çevirmişlerdir. Yıllardır kötüleşmekte olan durum bir anda korkunç olaylarla sonuçlanmış, hazırlıksız yakalanan beyaz halk müthiş bir çatışmanın, yakıp yıkmanın içinde bulmuştur kendini. Üç çocuklu, liberal görüşlü beyaz Smales ailesi bu dehşet çemberinden yıllardır yanlarında çalışan siyah uşakları July sayesinde kurtulur; July onları kendi doğduğu uzak ve ilkel köye kaçırır. O yoksul çevrede, alıştıkları her şeyden uzak, sadece hayatta kalmaya odaklanan, siyahlarla eşitleşen Smalesler’le July’ın hikâyesi, her iki tarafın kişiliklerindeki ve ilişkilerindeki kaymalar, bize bölünmüş bir Güney Afrika’da, siyahlarla beyazlar arasındaki ürkütücü yaklaşımlar ve yanlış anlamalar hakkında unutulmaz bir pencere açıyor.

“Gordimer’in yazdığı en iyi roman.”
-Saturday Review-

“Güney Afrika hakkında başka bir edebiyat eseri okumasanız da Gordimer’in eserleri yeterli olur. . . Bir benzeri yok.”
-Sunday Times-

“Soluk kesici… O kadar mükemmel yazılmış ki içindeki olayların her biri tüyler ürpertici, tekinsiz bir biçimde mümkün olabilir.”
-Anne Tyler, New York Times Book Review-

Kitabın Künyesi
July’ın İnsanları
Orjinal isim: July’s People
Nadine Gordimer
Çeviren: İlknur Özdemir
Kırmızı Kedi Yayınları
2010
166 sayfa

Yorum yapın

Daha fazla Romanlar
Malina – Ingeborg Bachmann

Ingeborg Bachmann?ın başyapıtı Malina, her şeyin iç dünyaların yoğunluğunda yaşandığı, mutlak aşkın ve birey olma savaşımının romanı. Bachmann?ın sarsıcı bir...

Kapat