Kahrolsun Özel Mülkiyet – Okan Yolcu

Yaşlı dünyamız son bin yıllarda özellikle son 200 yılda 4,5 milyar yılda tanıklık etmediği korkunçlukta olaylara tanıklık etti/ediyor. Bu durum bir türün kendi kendini yok etme girişimidir. Hiç bir canlı türü kendi türüne karşı bu kadar acımasız olmadı. Milyonlarca insan savaşlarla birbirlerini öldürüyor. Çevre kirliliği yaratarak doğadaki bütün canlı türlerini tehdit ediyor. Korkunç katliamlar düzenliyor bazen buna isimde veriyorlar “Hayata Dönüş” gibi. Yeterli gıda olduğu halde birçok insan açlıktan öldürülüyor. Evsiz bırakılıyor, evleri başına yıkılıyor, işsiz bırakılıyor. Herkes birbirine karşı yabancılaştırılıyor. Şehirlerde, caddelerde milyonlarca “tek hücreli” insan dolaşıyor. Herkes aslında TECRİT’i yaşıyor. İşte bütün bunları yaratan durum özel mülkiyettir.(Bütün bunların suçlusu insan olarak gösterilebilir o zaman büyük bir yanılgıya düşeriz. Bunun sorumlusu üretim araçlarını elinde bulunduran sınıftır. Örneğin Bir sınıfta hırsızlık olduğunda nasıl ki bütün sınıf suçlu olmuyorsa bu durumda öyledir. Sonuçta hırsızlığı yapanda insan!)

Özel mülkiyet; üretim araçlarının ve üretimden elde edilecek tüm karların özel kişilere ait olması anlamına gelir. Özel mülkiyet ortaya çıkışından kısa bir süre sonra “Devlet” ortaya çıkar.
Özel mülkiyet İNSANLIK tarihinin son 6000 yılında var olmuştur. Bundan önce dünyada ufak çatışmalar dışında savaşa, açlığa, çevre kirliliğine (son 200 yılda gerçek anlamda başlamıştır.), katliamlara rastlanmaz.

“İlkel toplumda üretici güçlerin gelişmesi pek azdı taş aletler hatta sonra ortaya çıkan ve o dönemde en etkili silah olan ok, yay insanın doğa güçleri ve yırtıcı hayvanlar karşısında kendini tek başına koruyabilmesi yeterli olmaktan uzaktı. bundan dolayı insanlar içinde bulundukları güvensiz durumu güçlerini birleştirerek karşı koymaya çalışıyorlardı”.(felsefenin temel ilkeleri G. Politzer syf:339)

Üretim araçlarının yeterli düzeyde olmaması “köleci toplumu” yaratamıyordu. Çünkü insan emeğinden yaratılan artı ürün hemen hemen yoktu. Bunun için üretim araçlarının gelişmesi gerekiyordu. Artı ürünün ortaya çıkması sınıfsal bölünmeyi “anlamlı” kılar artık üretim araçlarını elinde bulunduranlar diğerlerine hükmedebilirdi. Bunu da ancak savaşlarla tutsak alarak yapabilirdi.

“Bütün iş kollarındaki-hayvancılık, tarım, ev sanayiyi- üretim artışı insan- emek gücüne, kendisine gerekenden daha çoğumu üretmek yeteneğini kazandırdı. Bu, aynı zamanda, her gens, ev topluluğu ya da karı koca ailesi üyesine düşen günlük iş tutarını artırdı. Yeni emek-güçlerine başvurmak gerekli duruma geldi. Savaş bunları sağladı: savaş tutsakları köle haline getirildiler. Birinci büyük toplumsal iş bölümü, emek üretkenliğini, dolayısıyla servetleri artırıp üretim alanını genişleterek, o günkü tarihsel koşullar içinde, zorunlu olarak köleliği getirdi. Birinci büyük toplumsal iş bölümünden, toplumun iki sınıfı: efendiler ve köleler, sömürenler ve sömürülenler biçimindeki ilk büyük bölünüşü doğdu”. (Ailenin özel mülkiyetin ve devletin kökeni F. ENGELS syf:202)

Bu sınıfsal bölünme sonucu devlet oluşmaya başlar. Devlet, köleci toplumda efendi, feodal toplumda senyör, kapitalist toplumda burjuvazidir.

Bu egemen sınıflar kendi çıkarlarını korumak için önemli bir kamu gücünü ellerinde bulundururlar her devletin olmazsa olmazı “silahlı güç” (ordu, polis). Bu güç düzeni korumak(sömürü sistemi) için vardır. Sömürü sistemini kabul ettiren en önemli güç ise üst yapıdır(idealist felsefe, din, sanat, hukuk). Zenginlik ile yoksulluğun her zaman var olduğu bu düzenin kabul edilmesi gerektiği empoze edilir. Buna karşı gelenlere “hukuki” yaptırımlar uygulanır. Buda adalet için yapılır. Çünkü sorun egemen sınıfın halkı sömürmesi değildir.

Kısaca bir örnek ile özel mülkiyeti açıklayacak olursak;

Farz edelim ki iki alan olsun ve hayvanlarda sadece buradaki ağaçlardan beslenebiliyorlar. Hepsi de doyuyor (kişi başı 10 birim) bir gün yırtıcı hayvanlar bu ağaçlara el koyarsa ne olur? Diğer hayvanlar aç kalır ama yırtıcılar bütün ağaçlardan meyveleri toplayamazlar. O zaman diğer hayvanları ağaçtaki meyveleri toplamak için çalıştırırlar ama bir kısmı (5 birim) onlara, bir kısmı çalışana olacak şekilde olur. Yırtıcıların serveti artarken diğerleri sadece yaşayabilir. Birde olası “hayvan ayaklanmalarına” karşı bir kısım hayvan silahlandırılır ve üst yapı ile sistem tam anlamıyla (bir süre) kabul ettirilir. Eğer bu ağaçlarda benim payım var diyen birisi varsa en sert şekilde cezalandırılır. Silahlı güç ağaçların olduğu bütün sınırları diğer alandaki yırtıcı zümreye karşı korur (orada da süreç aynıdır). Bir gün “alan” için, daha çok kar için, iki taraf birbirine girer (oysa önceden hiç öyle sorunlar yoktu)… süreç böyle devam eder…

Köleci toplumdan sonra sadece özel mülkiyet el değiştirmiştir feodal toplumda da aynı şeyler (savaş vs.) olmuştur, özellikle günümüz kapitalist-emperyalist toplumunda bu utanç verici olaylar en uç noktaya çıkar. Binlerce katliam yapılmış. Sadece birinci ve ikinci dünya savaşında (40 milyon) milyonlarca insan ölmüştür. Bugün 4 milyar insan yoksulluk, 1 milyar insan açlık sınırındadır. Sonuç olarak yaşadığımız bütün bu korkunç olaylar üretim araçlarının özel mülkiyetinin SUÇUDUR.

Okan Yolcu

Yararlanılan kaynaklar:
 Ailenin Özel mülkiyetin ve Devletin kökeni , F. Engels
 Felsefenin Temel İlkeleri, G. Politzer

Yorum yapın

Daha fazla Felsefe, Makaleler, Sosyoloji
Tamamlanmamış Bir Proje Olarak Paris – Bora Erdağı

Postmodernite tartışmalarının ?şafağı attığında?, Jurgen Habermas?ın da şafağı atmıştı. ?Modernite versus Postmodernite? başlıklı o meşhur makalesinde moderniteyi tamamlanmamış bir proje...

Kapat