Kapitalizmde Korku – Dieter Duhm “Korkan korkutur”

Dieter Duhm, Türkçede ilk baskısı 1987 yılında yapılan “Kapitalizmde Korku’da, kapitalizmde korkunun kaynaklarını ve görünüm biçimlerini, hem toplumsal hem de bireysel düzlemde inceliyor. Duhm kitabına, korkunun psikolojik teorisiyle başlıyor.

Kapitalizmin korku üreten tipik özellikleri; kapitalist toplumda korkunun ortaya çıkması ve yeniden üretilmesi; korkunun bireysel sonuçları; kapitalist toplum insanının nitelikleri; korkunun toplumsal biçimleri ve bu korkunun nasıl aşılabileceği, Duhm’un anlaşılabilir bir üslupla ele aldığı konulardan birkaçı. Ayrıca Aziz Nesin’in, kitabın ilk baskısı için kaleme aldığı önsöz de bu yeni yayımda yer alıyor.

(*) Dieter Duhm, 1970 yılında öğrenci hareketlerinin bütün dünyada sürdüğü bir dönemde kaleme alır Kapitalizmde Korku kitabını. Gençlik hareketinin sürdüğü yıllarda, hiç korkmuyormuş gibi görünen gençlik belli ki onu bu kitabı yazmaya yöneltti. Eser özellikle,yakıcı sorunlar karşısında tek düşürülmüş gençlere uzatılan tam bir dost eli olur yayımlandığız yıllarda. 1987 yılında Türkçeye çevrildiğinde Aziz Nesin 28 sayfalık kapsamlı bir önsöz yazar. Nesin?in kitapla ilgili şu saptaması ilgi çekicidir;
“Tadına ve beğenisine vardığı bir şeyi insanın başkalarıyla (sevdikleriyle) üleşmek istemesi insancıl bir duygudur. Kapitalizm’de Korku’yu okuduktan sonra ben böyle bir duyguya kapılmış bulunuyorum. Bu yararlı kitabı ne denli çok kişi okursa, ben de o denli iyi bişeyi başkalarıyla üleşmenin sevincini yaşayacağım.? Nesin?in beğenisi boşuna değildir. Yayınlandığından büyük ilgi uyandırır. Bunun en büyük nedeni de yaşamsal sorunlarımızdan birini ele almasıdır. Bunda kuşkusuz, psikolojik ve ekonomik alanlara taşan çok yalın bir anlatımla okura ulaşmasının da büyük payı var.
Kitap, bir sistem eleştirisi olarak kaleme alınsa da korkunun kaynağı insan ve insani korkuların üzerinde durur. Çünkü korku; toplumların genel psişik sefaletle ve kendi psişik bozukluklarımızla ilgili bir sorundur Duhm?a göre. Böyle bozuklukları günlük faaliyetlerimiz sırasında, aşk ilişkimizde, yüksek öğrenimde, politik çalışma içinde, yalnız kaldığımızda, kurumlar ve otoriterlerle karşı karşıya geldiğimizde fark ederiz. Bu tür sıkıntı ve hoşnutsuzluk, bir tür sevme yeteneksizliği olarak da ortaya çıkabilir.
Duhm?a göre nispeten az sayıda kapitalist, üretim araçlarındaki özel mülkiyetlerine dayanarak, toplumsal üretim üzerinde bütünsel emredici yetkiye sahip olur. Neyin ne kadar üretileceğini onlar belirler; işçinin ne zaman ve ne kadar çalışması gerektiğini belirleyen yine onlardır. Yani ücretli emekle sermaye arasındaki temel çelişkide, çok aşırı bir egemenlik ilişkisi kurulmuştur. Bu ilişkinin etkin olması için bir korku yaratmadan bunu başarmayı düşünmek tabii ki imkansızdır. Duhm, bu durumu bir bozukluk olarak benimsemediklerini belirtmeden de edemiyor. ?Psişik sefalet? olarak değerlendirdiği bu durumun entelektüellerle sınırlı olmadığı da açıklıyor.

Korku yönetimin doğasındadır
Marksist bir psikolog olan Duhm, kişisel korkularla ilgili saptamalar yaptıktan sonra korkuyu ?psikolojik ve psikoanalitik? açıdan da inceliyor. Her toplumsal korku, onu yaratanın doğasından kaynaklanır. Kapitalizmde, doğası gereği ürettiği, üretmek zorunda kaldığı korkunun ana kaynağı sermayedir. Kitabı okudukça daha derinlemesine anlıyoruz ki dünyanın en korkak varlığı sermayedir. Durmadan artı değeri biriktirerek, biriktirirken de sömürerek kendisine gerekli olanla istikrarlı iş barışı olan ve güvenli ortamı hazırlayacak korkutuculara ihtiyaç duyar. Bunu çoğu zamanda bilincinde olmadan bir korkutucu aracı olmayı ödev sayar. Ancak bu korkutma ödevlerini yerine getirirken buyruğunda oldukları sermaye gibi korkaktırlar. Ülkemizden bunun örnekleri çokça. Tarihimizde tüm topluma korku salan yöneticilerimiz oldu.
Kapital, varlığımızı sürdürebilme temelindeki güdüsel, sıradan insanı korkularımızı kendi dizgesinde boyun eğdirmek için çoğaltır. Sistem bunların yanı sıra bu korkulara süreklilik kazandırmak için, tinsel öğeleri de kullanmaktan geri durmaz. Bunlarla da ?hayır? deme erdemini de yaşamın her alanından elimizden almayı hedefler. Bu durum bu gün de sürer. Çünkü, ayakta kalabilme sorunu, her zamankinden daha ağırdır.
(*) Rozerin Doğan ‘ın 20/11/2009 Tarihli Radikal Gazetesi Kitap Eki’nde Yayınlanan “Korkan korkutur” Adlı Yazısı

Kitabın Künyesi
Kapitalizmde Korku
Dieter Duhm
Çeviren: Sargut Şölçün
Kırmızı Yayınları
2009
280 sayfa

Tanıtım Yazısı
Elinizdeki kitap, Kapitalizmde Korku’nun Türkçedeki üçüncü basımı. Uyandırdığı yoğun ilgi, yaşamsal sorunlarımızı ele alması kadar, bu sorunların nedenlerini ve çözüme uzanan yolları göstermesinden kaynaklanıyor. Buna, psikoloji ve ekonomi alanlarına taşan konuların çok yalın bir anlatımla işlenmiş olmasını eklemek gerekiyor.Kapital, varlığımızı sürdürebilme temelindeki güdüsel, sıradan, insani korkularımızı kendi dizgesine boyun eğdirmek adına çoğaltır ve onlara süreklilik kazandırırken, tinsel yaşamımızı da bir karabasana dönüştürüyor.

İçselleştirilmiş itaat yerine Hayır! demenin erdeminin ve yaşamın her alanına ışık düşüren çözüm yollarının ele alındığı çalışmanın güncel değeri, bugün her zamankinden yüksek. Çünkü ayakta kalabilmek sorunu, her zamankinden daha ağır ve kuşatıcı. Kapitalizmde Korku ise özellikle, yakıcı sorunlar karşısında tek düşürülmüş gençlere uzatılan tam bir bilge-dost eli. Sargut Şölçün’ün çevirideki yalın ve akıcı Türkçesi ise okuyucu için ayrı bir armağan.

Aziz Nesin’in bu kitabın ilk baskısı için hazırladığı önsöz bugüne kadar, tam da ‘Aziz Nesin’lik’ nedenlerle bir türlü kitabın metni ile buluşamamıştı. Bu kitap Aziz Nesin’in yazdığı önsöz ile nihayet buluşabildiği ilk basım.

Yorum yapın

Daha fazla İnceleme, Politika, Psikoloji
Faşizm geliyorsa nasıl yaşamalı? 8 Öğüt

Yale Üniversitesi'nde Holokost (Yahudi Soykırımı) çalışmaları yürüten Profesör Timothy Synder'in faşizm koşullarına göre nasıl yaşanması gerektiğini anlattığı öğütleri:

Kapat