Kendimce Aforizmalar 10 – Nejdet Evren

1. On-bin-yıllık bir atlayış için çok iyi gerilmek ve zamanlamayı doğru yapmak gerekir…

2. Sorunu yaratandan çözüm üretmesini beklemek bir sefalet ise, ileri teknolojinin sorunları çözen rasyonel bir tarafsızlık olduğunu düşünmek ise tamamen cehalettir.

3. Rasyonalizmin aklın üstünlüğüne dayalı bir din olduğunu bilmek gerekir; çünkü o, akla dayalı her şeyi peşinen kabul edilmesini ister…Oysa insan sadece akıldan ibaret değildir; onu diğer canlıdan farklı kılan, tercih yapabilmesidir ki bunu elinden aldığımızda robottan farkı kalmaz…

4. Korkunun eşik değeri ne ki? Korkmayan hep var olacaktır. Bir kişi dahi yeterlidir. Asıl korkan zulme sığınandır.

5. Yer-yüzü gezegeni sınırsız bir üretme kaynağına sahip değildir; kaynaklar sınırlıdır ve sürdürülebilir denilen yaşam modelleri emperyal–kapitalist-neo-liberal paradigmalar ile malüldür/sakatlanmıştır; kötü ile iyinin, yanlış ile doğrunun, çirkin ile güzelin; hepsini kapsayan savaş ile barışın çatıştığı gezegende her ne kadar barıştan yana olanlar, üretimi metalaştırmayıp, paylaşmaktan yana olanlar, emeğin değerini sosyal-tarihsel ölçeklerde yerli yerine koyan, sömürüsüz, savaşsız, sınırsız başka bir dünya olabileceğini ütopyalayan bireylerin sayısal azlığına rağmen niteliksel yoğunluğuna karşın sığ- sayısal çoğunluğun aymazlığı, kendine yabancılaşmışlığı faşizm denilen olgunun asıl besleyenidir.

6. İnsanı diğer canlılardan ayıran önemli özelliklerden biri de yargılayabilmesidir; bu yargı empoze edilmiş, peşin hükümlere dayanan, paradigmasal bir yargı değildir; bu yargı, ilkin kendine yönelen ve daha sonra da ötekine..Ancak her aşamada sorgulayan bir yargı olması gerekendir; değilse yargısı yargı değil, ölçüsü ölçü değildir; son düzlemde toplumun vardığı düzey ve yargısı temel belirleyendir…Beğenmesek de…

7. Hukuka inanmayan kanuna sığınır… Kanuna sığınan kendine güvenmiyordur; O, sosyal-politik çevreden yalıtılmış, gölgesinden korkarak yaşadığından her sesi, her soluğu endişeyle karşılamakta ve korkusunu gidermek adına tüm sesleri susturmaya çalışmaktadır…

8. Fransız ihtilalinden bu yana seçme ve seçilmenin üstünlüğüne inanılmıştır; seçimlerin ne olduğu, gerçek seçimin ne olduğu tartışılmamış, doğrudan demokrasi mümkün mü araştırılmadan temsili demokrasiye teslim olunmuştur. Burjuva öğretileri ile düşünmeyi sürdürdükçe emekçi kitlesi kaybetmeyi sürdürecektir; Ahlanmasına gerek yok…

9. Utanma nedir bilmeden utançtan söz ederler, yasa nedir bileden kanundan söz ederler, insan nedir bilmeden yeşil doğadan hayvan sevgisinden söz ederler, geçmiş olsun ne utanç ne kanun ne insan ve ne de canlı doğa kalmadı; uyu…

10. Eliyle uzanıp tutabilmeye muktedir olanın elini uzatıyor gibi yapması, tutmaya çalışması bir kandırmacadır; elini uzatamazsın diyenler de bu oyunun figüranlarıdır….Temel çelişki çözülmedikçe sorunların kalıcı olması kaçınılmazdır…

11. Bir düşüncenin gücü eleştiriye açık olduğu kadardır…

12. İnsanın dilsiz kalması kadar ağır bir yük var mı bilemem; suskunluğun dili var ancak dilsizliğin dili yok; üryan doğarız, üryan gideriz, üryan yaşamak mümkün mü? tüm rütbelerinden arınmış olmak dilsiz olmak kadar ağır değildir; ve fakat rütbelerden arınmayı başaramadan dilsiz kalmayı bilmek ne mümkün ne de öğretici olamaz….

13. Doymak bilmeyen bir canavar egosuyla insan, gülen yüzünde mask/elenmiş olmayı avcılık ile öğrendi ve asla bundan vazgeçmedi; o, egosunun yenilgisini yaşıyor…

14. İlk görev, ilk iş-bölümü köleliğin ve sömürünün başlangıcıdır..

15. Kadın ve erkek emek düzleminde eşit değil iseler, bu eşitsizlik emperyalizmin dayattığı eşitsizliktir: insan olarak kadın ve erkek eşitlenemiyorsa bu eşitsizlik erk-egemenin dayattığı kadını küçümsemenin bir ifadesidir. Feminizm erk-egemen ideolojinin kadın yönünden yaratılmasını sağlayan paradigmadan başka bir şey değildir…..

16. Evrensel sözleşmelerde hak ve özgürlüklerden fazlasıyla söz ediliyor: ancak hükümran devletin söz sahibi olduğu çekinceler o kadar önemli ve çok ise bu hakların ve özgürlüklerin ne anlamı kalır? Uluslararası sözleşmeler bu açıdan yaptırımsız ve kifayetsizdir. Sözde hakları koruyorlar….İnanmaya devam…..

17. İnsanı diğer canlılardan ayıran en büyük özelliklerden biri ‘tercih’ yapabilmesidir; tercihin olumlu ya da olumsuz olması, evet ya da hayır olması tercihi yapanın sorumluluğunda olmakla birlikte süper-egosunda insanın ‘HAYIR’ diyebilmesi için öncelikle kendiyle barışık olması gerekir; bu son durum – insanın kendi ile barışık olması- hayır demekten zordur….

18. Sermayenin değersizleşmesi/sıfırlanması üzerinden çok zaman geçmedi; ama onun değersizleşmesi ile dünya genelinde yükselişe geçen vahşet/savaş, kıyım ve kaotik ortam da bitmedi. Ekonomik modellerden bağsız politik modeller realitede karşılık bulmayan retorikten öte bir anlam ifade etmeyen düşünce kalıplarından başka bir şey değildir. Pazar payını büyütemeyerek değersizleşen sermayesi ile liberal kapitalizm dünya savaşlarına mahkumdur; savaş olmadan var olamayacağını çok iyi bilmektedir; güzel de, ‘yeryüzünün lanetlileri’ size ne oluyor?

19. Bireysel bir tercihin değeri, onu yaratan tüm olgular karşısında kabul gören yanlış karşısında ve ısrarla ona/yanlış olana HAYIR diyebilmesi ile ölçülebilir; bunun başka ölçüsü yoktur..

Nejdet Evren

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here