Kore Savaşı’na Zazaca ağıt – Özkan Öztaş

Kore savaşına dair pek çok şey söylendi aslında. Akla gelenleri sıralayacak olursak dönemin ilericilerinin, aydınlarının savaşa karşı yaptıkları kampanyalar, Barışseverler Cemiyeti’nin Kore savaşına karşı örgütlenmesi, Behice Boran’lar”

Buna ilave olarak da yakılan türküler ve yazılan şiirleri de sıralayabiliriz. “Ankara’ynan şu Kore’nin arası/ Arasına boz dumanlar durası/ Öldürür bu yara yoktur çaresi/ Anama söyleyin anam ağlasın / Babamın oğlu var, o da ağlasın/ Kore’nin etrafı çepçevre meşe/ Kurdunu kuşunu doyurduk leşe/ Hüngür hüngür ağlasın gelin Hatçe/ Anama söyleyin anam ağlasın/ Ak duvaklı gelin kara bağlasın.?

Nâzım’ın şiirlerini de unutmamak gerek? “23 Sentlik Asker” ve “Kimi Öldürmeye Gidiyorsun Ahmet” şiirleri etkileyici ve kıymetli şiirlerdendir. Meselenin öte yanıyla sosyalizmi örme yolunda bir halka karşı planlanan ABD destekli operasyonlara gönderilecek askerleri anlatan ve bir diğer şiirinde Asker Ahmet?e ?Kardeşim, kardeşlerine teslim ol? diye seslenen Nâzım, meseleye ilişkin köşe taşlarından birini koyar tarihin sayfalarına. Bu şiirlerin arasına Adnan Menderes için yazdıklarından bazılarını da dâhil edebiliriz.

Bir ağıt daha vardır Kore için. Pek bilinmese de, ezgisiyle, öfkesiyle, acısıyla bugüne değin söylenegelmiş bir Dersim türküsü. Savaşa gönderilen 250 kadar Dersimli gençten birinin türküsü, Meso Xıdıremin (Gitme Hıdırım). Türkü, Dersim’den Kore’ye giden ve geri dönmeyen nice Anadolu insanından biri olan Xıdır’ın hikâyesini anlatıyor. Öyle sadece ahlarla, vahlarla değil ama! Dönemin işbirlikçi hükümetine tepkisiyle, sınırsız anlamsız savaşlara öfkesiyle anlatıyor Kore’yi. Anlatılara göre ağıtı yakan Xıdır?ın annesidir. Xıdır gidip de dönmeyince yakar ağıtı ardından. Ve söylenegelir türkü o günden bugüne?

Xıdır, 21 gün süren yolculuğun ardından varır hiç tanımadığı bilmediği topraklara. Yolculuk ve savaş koşulları ile yaralanan bacağını denizin tuzlu suyunda yıkar kurtlanmaması için. Dersim’den Kore’ye giden hemşerileri anlatırlar onu, “Ayağı yaralı bir pirimiz vardır.” diye. Xıdır aslında hava değişimi alır ama hemşerilerini, arkadaşlarını bırakıp gelmez, gelemez. Yalnız bırakmak istemez dostlarını. Hastalanır. Xıdır’ın esirlik haberi, köyüne “Öldü.” diye ulaştırılır. Savaşın ilerleyen zamanlarında vurularak ölür ve Kore’de gömülür.

Ardından da annesinin yazdığı Kore ağıtı kalır? Bilenler bilir “Meso Xıdıremin” ağıtını. Söyler kimileri bağlamasıyla elinde. Ama çoğu insan bilmeden dinler Xıdır’ın ve nice Kore savaşı mağduru Anadolu insanının öyküsünden bir tanesi olduğunu.

Ağıt şöyledir: Pax’ın* önünden Xıdır’ım yüreğim, uzar gider yol/ Arkandan ağlar, Pepug** gibi kör annen/ Eyvah eyvah, aman aman Xıdır’ım yüreğim, gitme gitme / Oğlum Xıdır, bana kulak ver, aman gitme./ Seni kandırır, alır gider bu kahpe hükümet/ Kahrolası Kore, Çin Maçin’de yedi düvel savaşıyor/ Giden geri gelmiyor./ Gitme Xıdır, onlarla sınırımız bile yok/ Aman aman Xıdır’ım günışığım, neşem, Xıdır’ım, yüreğim, umudum, sabahım??


Tüm bunları duyunca, dinleyince, okuyunca, bunca acıyı, savaşa koşulan gençleri öğrenince, Zazaca Kore ağıtını anımsayınca, işbirlikçi hükümeti, anlamsız savaşları düşününce ve günümüze bakınca yine aynı dertleri yaşatan hükümetlerle karşılaşınca karamsarlıktan daha çok umuda bileniyor insan. Ve yine Nâzım’ın bir dizesi geliyor akla? ?İnsanların türküleri kendilerinden güzel!?

* Dersim’deki bir köyün adı
** Kürt kültüründe ağıtlarla anılan efsanevi bir kuş

Özkan Öztaş
http://haber.sol.org.tr/, 27 Ocak 2014

Yorum yapın

Daha fazla Makaleler, Yazarlarımızın son çalışmaları
Gramsci: Yaşamak taraf tutmaktır. Kayıtsız olmak yaşamamaktır.

"Olup bitenler, az sayıda insan öyle istediği için değil, kitleler sorumluluk almadığı ve oluruna bıraktığı için böyle gerçekleşir. Düğümlerin öyle...

Kapat