Küreselleşme, Kriz ve Türkiye?de Neoliberal Dönüşüm – Nergis Mütevellioğlu, Sinan Sönmez

“Nergis Mütevellioğlu ve Sinan Sönmez’in derlediği ve on makalenin bir araya getirildiği bu kitapta, küresel kapitalizmin ve özel olarak sistemin bir çevre ülkesi konumundaki Türkiye ekonomisinin 21. yüzyılın başındaki durumu ve yapısal açmazları incelenerek, küresel krizin arka planına ve sistemden kaynaklanan nedenlerine ışık tutuluyor.
Kitapta, neoliberalizmin hegemonyası altında Türkiye’de yaşanan köklü dönüşümün, ekonomi, toplum, siyaset ve devlet üzerindeki etkilerinin özet bir bilançosu çıkarılmaktadır. Bu bilanço, toplumsal gerçekliğin neoliberal savları doğrulamadığını ortaya koymakta; neoliberal dönüşümün doğurduğu sosyal ve ekonomik sonuçlar ile toplumsal gereksinmeler arasındaki derin çelişkiye açıklık kazandırmakta, neoliberal politikaların, emek ile sermaye arasındaki sınıfsal çelişkiyi keskinleştirdiğini göstermektedir.” Tanıtım Yazısı

“Neoliberal politikaların Türkiye’deki sosyoekonomik, siyasal ve kültürel etkilerinin kapsamlı bir bilançosunu çıkaran bu çalışma, neoliberal anlayışın ekonomik çıkar güdüsüyle, toplumsal ihtiyaçlara odaklanan kamu yararı mefhumunun arasındaki devasa yarığa dikkat çekiyor.

Dünya ekonomisi yaklaşık bir yıldır, uzun vadeli konut kredileri kaynaklı olduğu iddia edilen fakat esas itibarıyla finans piyasalarının -sinekten yağ çıkarma güdüsüyle- önüne gelen her şeyi afaki gelecek projeksiyonlarıyla paraya tahvil etmeye çalışmasından kaynaklanan türev enstrümanlara dayalı bir mali krizle çalkalanıyor. 70?lerdeki ?Petrol Krizi? sonrası bu denli çaplı bir krizle yüz yüze kalmayan küresel kapitalist düzen, hali hazırdaki krizin 29?daki Büyük Buhran?ı da aşan bir nitelikte olduğu konusunda neredeyse hemfikir. Finans baronları, kendi yarattıkları balonların birbiri ardına patlamasıyla peyda olan bu krizinin öyle kolayca gözardı edilemeyecek çapta derin ve kapsamlı bir boyutta olduğunu -mütereddid bir edayla da olsa- itiraf etmek zorunda kaldılar.
?Büyük Buhran? sonucu sarsılan paylaşım ilişkilerinin ve sistemin gevşemiş sigortalarının ancak İkinci Dünya Savaşı?yla -J. M. Keynes?in muazzam katkıları sonucu- yeniden tahkim edildiği yılların akabinde, devletin alabildiğine genişlediği ve piyasaların müdahale edilmediğinde en optimum şekilde kendini idame ettireceği yönündeki liberal tezin artık işitilmez olduğu bir döneme girildi. Devletin geniş ve büyük çaplı yatırımları ve iç piyasalar üzerinden muhkem orta sınıfların tüketimine odaklanan -özellikle 70?lere kadarki- ekonomik gelişme süreci, söz konusu geçici düzenlemenin mantıki sonuçlarına varmasıyla yerini yeniden piyasalara devlet müdahalesinin pek de hayırlı olmadığı tezine bıraktı.
İşini bu kez şansa bırakmak istemeyen küresel kapitalist aktörler, klasik liberalizmin ?bırakınız yapsınlar? anlayışından feragat edip toplumun piyasanın dili ve mantığıyla sevk ve idaresine dönük militan bir anlayışı ifade eden neoliberalizme yöneldiler. Piyasanın paraya ve rekabete dayanan ultra bireyselci dilinin tüm toplumsal ilişkileri kolonize edecek bir biçimde genişletilmesi, toplumun atomize bireylere indirgenmiş bir ?her koyun kendi bacağından asılır? zihniyetiyle yeniden tahkim edilmesini beraberinde getirdi.
Devletin müdahalesini zinhar reddeden klasik liberalizmin aksine neoliberal amentü, devlet müdahalesini piyasalar ve sermaye lehine gerekli hatta zorunlu addeder. Kapitalizmin arızi değil özsel ve yapısal bir öğesi olan krizlerin, devletin de sermaye lehine düzenleyici olarak içinde bulunduğu bir şekilde ?kârda bireysel, zararda toplumsal? şiarıyla aşılmaya çalışılması, sadece klasik liberalizmin değil neoliberal anlayışın da tipik bir uygulamasıdır. Neoliberal dönemin bir diğer dikkat çekici özellliği de, devletin, doğal tekel niteliği taşıyan enerji, iletişim ve ulaşım gibi sektörlerdeki ağırlığına -diğer sektörlerdeki ciddi kâr marjı gerilemeleri nedeniyle- gözünü diken sermayedarların, dünya çapında dayattıkları yapısal uyum politikalarıyla bunların sermayenin hizmetine sunulmasını şart koşmalarıdır. Böylelikle piyasalar siyasetten bağımsız, kendi kurallarıyla hareket eden ?özerk? kurullar eliyle toplumsal denetimden ve kamu yararı mefhumundan azade kılınmış, bütün cepheleriyle sermayenin açık hegemonyasına tabi hale getirilmiştir.
İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları?nın iktisat alanında yayımladığı dikkate değer çalışmalardan en yenisi olan Küreselleşme, Kriz ve Türkiye?de Neoliberal Dönüşüm, yukarıda kısaca özetlemeye çalıştığımız sürecin dünyadan ve Türkiye?den örneklerle çok taraflı bir izahati çabasındadır. Ankara Üniversitesi?nde öğretim üyesi olan Nergis Mütevellioğlu ve Atılım Üniversitesi?nde öğretim üyesi olan Sinan Sönmez tarafından derlenen çalışma, Korkut Boratav, Raşit Kaya, İzzettin Önder ve Erinç Yeldan gibi iktisat alanında önde gelen akademisyenlerin yanı sıra bir dizi genç akademi mensubunun da telif makalelerini bir arada barındırıyor.

Neoliberal zihniyetin eğemenliği
Çalışmanın temel gayesi, küresel kapitalist aktörlerin nezaretinde, Türkiye?de neoliberal politikaların makro ekonomik denge, kamu maliyesi, emek piyasası, toplumsal cinsiyet ilişkileri, sınıflararası ve sınıf içi güç dengelerinde yarattığı ve halen de devam etmekte olan dönüşümlerin araştırılması ve anlaşılmasıdır. Çalışmanın ilk dört makalesi, makro ekonomik mali analizlerle küresel kapitalist sistemin artık rutine dönüşen krizlerinin nedenleri ve bu krizlerin bertarafında devletin -genellikle sermayenin zararlarını toplumsallaştırma şeklinde cereyan eden bir biçimde- üstlendiği rolün retrospektif bir analizini yapmak amacındadır. Neoliberal zihniyetin hegemonyasında cereyan eden son otuz yıllık süreç ve küresel kapitalist düzenin geldiği bu evrede, çevre ve merkez ülkeler arasındaki genellikle çevrenin aleyhine bir gelir transferini kurumsallaştıran ?yapısal düzenlemeler?in, Türkiye gibi çevre ülkelerinin ekonomileri üzerinde yarattığı ?yapısal? sorunlara odaklanan bu makaleler, küresel kapitalist sistemin ?yapısal? önceliklerinin Türkiye ekonomisindeki muhtemel etkilerine de dikkat çekmektedir. Çalışmanın diğer yazıları, neoliberal dönüşümle beraber Türkiye?deki sosyo-ekonomik değişimin toplumsal yapıda ve özellikle emekçiler nezdinde yaratığı sorunlara ve farklılaşmalara odaklanmıştır. Kadın emeğinin niteliğindeki dönüşümün hem kendi yaşamlarında hem de toplumsal, kültürel ve siyasal dokuda yol açtığı sorunlar da bir başka makalede etraflıca incelenmektedir.
Küresel kapitalist düzenin ?yapısal uyum politikaları? yoluyla finansal sermeye hareketlerine kapılarını ardına kadar açan Türkiye?nin bir hayli kırılgan bir makro ekonomik görüntü arz ettiğini bir dizi istatistiksel veriyle destekleyen çalışma, bunun kader olmadığını, önlem almaya dönük siyasi irade gösterildiği taktirde kendi kaderini kendi tayin eden ve kamu yararını ön plana alan bir ekonomik anlayışın pekala mümkün olduğunu örnekleriyle göstermektedir. Bir diğer yandan ?neoliberal küreselleşme ekseninde yalnızca istikrar değil, yükselen piyasa ekonomilerinde neoliberal tasarıma uygun bir toplumsal dönüşümün de hedeflendiğini vurgulayan? çalışma, bu hedefin emeğin örgütsüzleştirilmesi ve esnek üretimin, çalışma koşulları ve ücretler üzerindeki yıkıcı etkisi yoluyla gerçekleştirildiğine dikkat çekmektedir.
2001 krizi sonrası iktidara gelen AKP -İslamcı geçmişi nedeniyle büyük sermayenin de icazetini alma arzusunun da etkisiyle- devam etmekte olan IMF anlaşmalarını yenilemiş ve ?düşük kur yüksek faiz? politikası yoluyla spekülatif sıcak sermayeye dayalı bir ekonomik büyüme anlayışına bel bağlamıştır. Ülkedeki büyük finans sermayesini çok memnun eden yüksek faiz politikasının yanı sıra düşük kurun tetiklediği ithalat, orta sınıfların tüketimini arttırmış ve montaja dayalı ticaret sermayesinin de büyütmüştür. Bunun sonucunda ciddi boyutlara varan dış ticaret açığını büyük ölçekli kamu mallarının özelleştirilmesiyle elde edilecek gelirle kapatmaya çalışan AKP, bu politikadan zarar gören ve içinden geldiği Milli Görüş hareketinin geleneksel tabanını teşkil eden küçük ve orta ölçekli üreticilerin gönlünü de emek maliyetlerini düşürmeye yönelik ?önlemler?le almaya çalışmıştır.
Ayrıca AKP, çalışanların emek piyasasının esnekleştirilmesiyle ve tarım sektörünün de ?yapısal uyumlar? nedeniyle çökmesi sonucu iyiden iyiye yoksullaşan bu kesimleri sosyal devlet anlayışı çerçevesinden çok uzak, enformel ağlar ve siyasal patronaj ilişkileri yoluyla finanse ettikleri ?ayni yardım? politikalarıyla avutma yolunu seçmiştir. Bu çalışmada, yukarıda özetlediğimiz süreçte AKP?nin neoliberal politikalara olan gönülden bağlığı bütün açıklığıyla ortaya konmuştur.
Sonuç olarak, küresel kapitalist düzenin neoliberal politikalarının Türkiye?deki sosyoekonomik, siyasal ve kültürel etkilerinin kapsamlı bir bilançosunu çıkaran bu çalışma, bir yandan neoliberal anlayışın ekonomik çıkar güdüsüyle, toplumsal ihtiyaçlara odaklanan kamu yararı mefhumunun arasındaki devasa yarığa dikkat çekerken, diğer yandan bu süreci tersine çevirmenin politikleşmiş bir emek hareketinin örgütlü mücadelesinden geçtiğini vurguluyor. Bu yönüyle salt betimleyici bir çalışma olmaktan öte kendince bir yol haritası önermesi sebebiyle benzerlerinden ayrılıyor.
BARIŞ AYDIN, 17/04/2009 Tarihli Radikal Gazetesi Kitap Eki

KÜRESELLEŞME, KRİZ VE TÜRKİYE?DE NEOLİBERAL DÖNÜŞÜM
Nergis Mütevellioğlu, Sinan Sönmez
İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları
2009, 398 sayfa

Yorum yapın

Daha fazla Ekonomi, İnceleme
Ameleden İşçiye / Erken Cumhuriyet Dönemi Emek Tarihi Çalışmaları – Ahmet Makal

Ahmet Makal'ın Erken Cumhuriyet döneminin emek tarihine ilişkin gelişmelerini çeşitli yanlarıyla ele alan 'Ameleden İşçiye' adlı yapıtı, genel olarak sözkonusu...

Kapat