Masi Sorati Alfabesi – Zana Farqini

Tarih boyunca Kürtlerin çeşitli alfabeleri kullandığı söyleniyor. Çivi yazısı, Arami, Pehlevi, Yunan, Süryani, Binu Şad/Masi Sorati alfabesi ve Yezidi Kürtlerin Sır alfabesi gibi. Sır alfabesi konusunda bir sorun yok. Adı geçen alfabelerden biri olan Masi Sorati alfabesi ise Kürtler tarafından kullanıldığı tartışma götürmez bir gerçek. Çünkü İbnu Vahşiye miladi 855/56 yılında yazmış olduğu ?Şewqu?l- Mustehanı Fi Marifeti Rumuzi?l- Eqlam? adlı eserinde ondan söz ediyor.
Ben ilk kez Masi Sorati alfabesinden 1994 yılında,

Celadet Çeliker?in ?Kurtedîroka Alfabên Ku Kurdan Bikaranîne? (Kürtlerin Kullanmış Olduğu Alfabelerin Kısa Tarihi) adlı makalesinden haberdar oldum. Söz konusu yazı da İstanbul Kürt Enstitüsü yayın organı olan Zend dergisinin 2. sayısında (1994 Yaz) yayınlanmıştı.

Belirtmek gerekir ki Zend dergisinin ilk iki sayısı farklı bir formata sahipti. Daha sonra ebadı değiştirildi ve şu anki formatla derginin 1. sayısı da 1996?nın sonbaharında çıktı. Bu sayının editoryal yazısında, ilk iki sayının ise deneme sayıları olduğu belirtiliyor.

Bu alfabeye tekrardan dönecek olursak; daha sonraları da Abdullah Varlı, Feqî Huseyn Sağnıç, Kadri Yıldırım gibi yazar ve araştırmacılar da çalışmalarında bu alfabeden bahsettiler. Bu konuyla ilgili birçoğunun referansı da Borekeyi Sefizade Seddik?in ?Mêjûy Wêjey Kurdî I? (Kürt Edebiyat Tarihi I) adlı eseridir.

Masi Sorati alfabesinin sadece Kürtlere ait olduğu, Arap alfabesinde bulunmayan ?ç?, ?g?, ?j? ve ?p? gibi harfleri de içerdiği, 37 harften oluşup sağdan sola doğru yazıldığı gibi bazı bilgilere sahibiz. Bununla beraber Binu Şad ve Masi Sorati?nin iki Kürt aşireti olduğu söylenmesine rağmen, bu alfabe daha çok Masî Soratî, Masîsûratî ve Masî Sûretî olarak biliniyor.

Alfabeyle ilgili şu anki bilgilerimiz ise maalesef sadece İbnu Vahşiye?nin eserindeki bilgilerle sınırlı. Aslen Keldani olan Vahşiye, dönemin Endülüs hükümdarının isteği üzerine bu çalışmayı yapmış. Alfabeden bahsederken de Binu Şad ve Masi Sorati Kürtlerinin bütün bilimsel ve sanatsal eserlerini bu alfabeyle yazmış olduklarını belirtiyor. Aynı zamanda alfabede bulunan harflerin çok eski olduğu, başka alfabelerde de bulunmadığını söyleyen İbni Vahşiye, bu alfabeyle yazılmış 30 eseri Bağdat?ta bulduğunu ve iki tanesini de insanlar faydalansınlar diye Kürtçeden Arapçaya çevirdiğini açıklıyor. Çevirilen iki eserin ise birinin bağcılık ve hurma ağaçların bakımı ile diğerinin de yer altı sularının çıkarmasıyla ilgili olduklarını söylüyor.

Bu alfabenin ilk olarak ne zaman oluşturulup kullanmaya başlandığı, kimlerin buna öncülük ettiği ne yazık ki eldeki verilere dayanarak şimdilik bilmiyoruz. Şu an tek bildiğimiz şey, bu alfabenin Kürtler tarafından kullanılmış olduğudur. Diğer bir husus da, İbnu Vahşiye?nin kaç eseri gördüğüyle ilgili. Bazı çalışmalarda, örneğin Celadet Çeliker?in adı geçen makalesinde ve Feqî Huseyn Sağnıç?ın ?Dîroka Wêjeya Kurdî (Kürt Edebiyat tarihi) adlı çalışmasında bu sayı 30 değil 3?tür. Kitap sayısıyla ilgili birbirini tutmayan rakamlar söz konusu; 3 kitap mı veyahut 30 kitap mı? Bu da netliğe kavuşması gereken bir durum.

Diğer bir soru da İbnu Vahşiye?nin gördüğü ve çevirdiği bu Kürtçe eserlerin hangi lehçeyle yazıldığı. Çünkü Kürtçenin çeşitli diyalektleri var, o yüzden yanıtlanmaya muhtaç bir soru da bu.

İbnu Vahşiye Benu Şad ve Masi Soratilerden, adı geçen alfabeden bahsederken kullandığı bazı sözler de bence çok ilginç ve önemle üzerinde durulması gerekiyor. Bir kere açık ve net olan iki Kürtçe eseri insanlık yararlansın diye Arapçaya çevirmiş olması, diğeri de Kürtlerin ?bilimsel ve sanatsal eserlerini? bu alfabeyle yazdıklarını belirtmesidir.

En az 1150 yıllık bir geçmişten bahsediyoruz ve kitabın müellifi Kürtlerin bilimsel ve sanatsal eserlerinden söz ediyor. Edebi manzum eserlerden ziyade düz yazı, yani nesir söz konusu. Bu da Kürtlerin medeniyette gelmiş olduğu seviyeyi göstermesi açısından kayda değer bir durumdur bence.

Kürtler hâlâ bütün yönleriyle, tam anlamıyla akademik çevrelerin ilgi alanlarına girmemişlerdir. Kürtler hakkında aydınlatılması, açığa çıkarılması gereken daha çok şey var. Şu anki durum, Kürtlerin konumuyla ilgilidir.

Açıkçası ben Kürtler bir statüye kavuştuğunda, bilimsel araştırmalar ve çalışmalara layıkıyla konu olduklarında birçok sualin cevabını bulabileceğini düşünüyorum.

Zana Farqini
(Özgür Gündem, 01.12.2012)

Yorum yapın

Daha fazla Kürt Edebiyatı, Makaleler
Sosyalizmin öncülerinden Robert Owen – Ediz Uzun

İnsanın insanı ezmediği, baskı altında yaşamak zorunda kalmadığı, kendiyle, emeğiyle, toplumla ve doğayla barışık olduğu bir dünya, yüzyıllardır insanlığın özlemi...

Kapat