Naum Tiyatrosu / 19.Yüzyıl İstanbul?unun İtalyan Operası – Emre Aracı

İtalyan operasının 19. yüzyıl İstanbulu?nda ciddi anlamda filizlenmeye başlayarak geliştiği Beyoğlu?ndaki Naum Tiyatrosu, yandığı 1870 yılına kadar yaklaşık 30 yıl boyunca şehrin kültür ve sanat hayatında çok önemli bir rol oynamıştı. Bugün yerinde Çiçek Pasajı?nın bulunduğu sahne ilk olarak ilüzyonist Bartolomeo Bosco tarafından inşa edilmiş ve ardından idare arsa sahibi olan Halepli Naum ailesine geçerek zaman içerisinde Naum Tiyatrosu adını almıştı. 1848?de kârgir olarak yeniden inşa edilen bina, Sultan Abdülmecid?in de maddi ve manevi desteğini almış ve İstanbul?da opera sahneleme imtiyazını da kazanarak bir tür imparatorluk tiyatrosu haline gelmişti. Emre Aracı?nın yerli ve yabancı pek çok kaynağı tarayıp, arşiv belgelerini inceleyerek bir araya getirdiği bu kaynak kitapta, Naum Tiyatrosu inşaatından yok oluşuna, sanatçı profilinden seyirci mozaiğine, sahnelenen opera repertuvarından varyete temsillerine, karnaval balolarından yaşanan skandallara kadar pek çok değişik yönüyle ilk defa kapsamlı bir şekilde ele alınıyor.

İstanbul’da Bir Opera – Arzu Haksun Güvenilir
(06/08/2010 tarihli Radikal Kitap Eki)

Beyoğlu Çiçek Pasajı?nın yerinde, bundan tam iki asır önce Doğu?nun en meşhur operası Naum Tiyatrosu bulunuyordu. Bu sahne, dönemin en önemli sanatçılarına ve en görkemli gösterilerine ev sahipliği yaptı. Osmanlı devri ve çağdaş Türkiye?nin müzik kimliği üzerine araştırmalar yapan müzikolog Emre Aracı, işte bu unutulup giden tiyatronun geçmişini gün ışığına çıkartarak önemli bir araştırmanın altına da imza atmış oldu. Müzikolog Aracı?nın yazdığı Naum Tiyatrosu: 19. Yüzyıl İstanbul?unun İtalyan Operası adlı kitabının ortaya çıkış hikâyesi ise, 2006?da Donizetti Paşa: Osmanlı Sarayı?nın İtalyan Maestrosu için yaptığı araştırmalar sebep olmuş. Araştırmalarında, yerli ve yabancı basında sıklıkla karşısına çıkan kritik haber ve ilanlara rastlamış. Bu alandaki ilk ciddi çalışmalar, Cumhuriyet?in ilk yıllarında Mahmud Ragıp Gazimihal ve Refik Ahmed Sevengil tarafından yapılmış. Bu kaynaklarla birlikte Aracı, Türkiye sahne sanatları tarihihin önemli isimlerinden merhum Metin And?ın kitap ve makalelerine de başvurmuş. Gerek görsel gerek yazılı metinler oldukça ilginç ve önemli. Örneğin, Ruzname-i Ceride-i Havadis ve Tercüman-ı Ahvâl gibi dönemin gazetelerinde Naum?daki gösteriler hakkında çıkan haber, kritik ve ilan gibi belgelerin dilleri de sadeleştirilerek detaylıca yer verilmiş. Tüm bu dökümanlar ve bahsi geçen konular kenara atılamayacak kadar değerli olduğu için de, Aracı tümünü biraraya getirerek bu kitabı hazırlamış.

Saltanat galalarından cité de pera?ya
Naum Duhani tarafından inşa edilen ve Naum Tiyatrosu adı verilen mekân 1840 yılında hizmet vermeye başlar. Sahnesinde, en seçkin İtalyan operaları, Macbeth?ler, Sevil Berberi, Rigoletto?lar, izlenir. Sultan Abdülmecid?den Sultan Abdülaziz?e İngiltere Kralı VII. Edward?dan Avusturya imparatoru Franz Joseph şereflerine saltanat ve kraliyet galaları düzenlenir. Ancak renkli bir geçmişe sahip bu tiyatro ne yazık ki, 5 Haziran 1870 yılında çıkan büyük Beyoğlu yangınında yok olur ve unutulup gider… Arsanın değeri alışveriş merkezi için değerlendirilmeye daha elverişli olduğu düşüncesiyle Cité de Pera olarak bilinen ve günümüzde de Çiçek Pasajı adını almış bina kompleksine dönüştürülür.
1830?lu yıllarda tahtta olan Sultan II. Mahmud, yaptığı köklü değişikliklerle toplumun yapısını değiştirir. Orduda yabancı uzmanlar ders vermeye başlar ve Batı sanatı artık Sultanın öncülüğünde Osmanlı İmparatorluğunda yaygınlaşmaya başlar. Avrupa basını ilgisini bu tarafa çevirir, hatta Sultan?ın İtalyan müziği ve opreya karşı ilgisinden söz eder. İtalyan müziğine Müslümanlar da ilgi duymaya başlar. II. Mahmud zaman zaman opera truplarını sarayında ağırlar.
Osmanlı İmparatorluğunda en çok gayri Müslimlerin hayat standardını etkileyen Tanzimat Fermanı sadrazam Mustafa Reşid Paşa tarafından 3 Kasım 1839?da ilan edilir ve bu da 17 yaşında tahta çıkan Sultan Abdülmecid?in Batılı reformlar çizgisinde yürüyeceğini gösterir. Levanten burjuvazisinin doğuşuyla sosyolojik ve kültürel anlamda Batı takibe alınmaya başlanır…
Naum Tiyatrosunun inşası ve bu süreç İmparatorluğun idaresinde bulunan kişiler tarafından zorluk çıkmadan halledilir. Tiyatro ardından perdelerini açar ve artık İstanbul?un bir ?İtalyan Operası? vardır. Aracı, kitabında tiyatro sahnesini kuruluşundan, talihsiz bir biçimde yok olmasına kadar dönem dönem anlatmaktadır. Hangi sezonda neler sahneye konulmuş, o dönemin gazetelerinde kimler gösteriler için neler yazmış,yazılan kritiklerde nelere değinilmiş, nasıl ilanlar hazırlanmış, halkın tepkisi ne olmuş, izleyenler arasında Müslümanlar ve gayri Müslimler izlemiş, hatta neler giymiş…
Kitabın geneline bakıldığında ciddi bir emeğin olduğunu göz ardı etmek mümkün değil. Detaylı, titizlikle hazırlanmış, hiçbir yazılı kaynak atlanmamış, her belge ve bilgi değerlendirilmiş… Kitap müzik araştırmacılarının mutlaka edinmesi gereken bir kaynak. Özellikle Osmanlı döneminde Batı hareketlerini merak edenler için… Sadece Naum Tiyatrosu tarihçesi değil, o dönemin eğlence hayatını, insanların yaşamını da su yüzüne çıkarıyor. Yazar, ayrıca kitabında Naum Tiyatrosu?nu merak edenlere tarihçesini öğrenmek ve daha özel bilgi için Devlet Konservatuarı serisinden çıkan ve Refik Ahmed Sevengil tarafından yazılan Türk Tiyatro tarihi dizisinin ikinci ve dördüncü ciltleri olan Opera San?atı ile İlk Temaslarımız ve Saray Tiyatrosu kitaplarını da öneriyor.
Artık tarihe karışan bu tiyatronun hayali perdelerini tekrar araladığı, gelecek nesillere önemli bir belge bıraktığı için müzikolog ve besteci Emre Aracı?ya teşekkür ederiz.

Naum Tiyatrosu
(20 Haziran 2010 tarihli Cumhuriyet Kitap)

Beyoğlu’ndaki Naum Tiyatrosu, Emre Aracı’nın kaleme aldığı bu kaynak kitapta, inşaatından yok oluşuna, sanatçı profilinden seyirci mozağine opera repertuvarından varyete temsillerine ve karnaval balolarından yaşanan skandallara kadar pek çok yönüyle ilk kez, kapsamlı bir şekilde ele alınıyor.

İtalyan operasının 19. yüzyıl İstanbulu?nda ciddi anlamda filizlenmeye başlayarak geliştiği Beyoğlu?ndaki Naum Tiyatrosu, yandığı 1870 yılına kadar yaklaşık 30 yıl boyunca şehrin kültür ve sanat hayatında çok önemli bir rol oynamıştı.

Bugün yerinde Çiçek Pasajı?nın bulunduğu sahne ilk olarak ilüzyonist Bartolomeo Bosco tarafından inşa edilmiş ve ardından idare arsa sahibi olan Halepli Naum ailesine geçerek zaman içerisinde Naum Tiyatrosu adını almıştı. 1848?de kârgir olarak yeniden inşa edilen bina, Sultan Abdülmecid?in de maddi ve manevi desteğini almış ve İstanbul?da opera sahneleme imtiyazını da kazanarak bir tür imparatorluk tiyatrosu haline gelmişti.

Emre Aracı?nın yerli ve yabancı pek çok kaynağı tarayıp, arşiv belgelerini inceleyerek bir araya getirdiği bu kaynak kitapta, Naum Tiyatrosu inşaatından yok oluşuna, sanatçı profilinden seyirci mozaiğine, sahnelenen opera repertuvarından varyete temsillerine, karnaval balolarından yaşanan skandallara kadar pek çok değişik yönüyle ilk defa kapsamlı bir şekilde ele alınıyor. Temel atma töreninde Gaetano Donizetti?nin ağabeyi Giuseppe Donizetti?nin hazır bulunduğu, Gustave Flaubert?in Lucia di Lammermoor operasını seyrettiği, Sultan Abdülaziz ile birlikte istikbalin İngiltere kralı VII. Edward ve eşinin, ardından Avusturya İmparatoru Franz Joseph?in opera izledikleri, sahnesinde La Scala?dan, Metropolitan Operası?na, Covent Garden?dan Viyana Operası?na kadar kariyer yapan değişik sanatçıların rol aldığı, Callisto Guatelli?nin operalar sahnelediği, Angelo Mariani ve Luigi Arditi gibi önemli şeflerin direktörlük yaptıkları, Adelaide Ristori?nin başrole çıktığı, Henryk Wieniawski ve Pablo de Sarasate?nin konser verdiği, Charles Dickens?ın dünya basınına tanıttığı Naum Tiyatrosu?nun burada ortaya çıkan şaşırtıcı tarihçesi İstanbul?un bir buçuk asır önceki kültür hayatına yakından tanık olmamızı sağlıyor. Naum Tiyatrosu – 19. Yüzyıl İstanbulu?nun İtalyan Operası operaseven ve Türkiye?nin tarihsel opera serüvenini merak edenler için bir kaynak kitap.niteliğinde.

Kitaptan Bir Bölüm
?Opâre?
?Acaip san?atlar?
Opera sanatının İstanbul?a gelişine bakmadan önce bu şehirle bu sanat formu arasındaki enteresan bir tarih bağını burada tekrarlamadan geçmemek gerekir. Bilindiği üzere opera Rönesans?ın Yunan medeniyetine dayalı hümanistik felsefesi içerisinde notaları kayıp müzikli eski Yunan trajedilerinin yeniden yaratılması arayışı içerisinde İtalya?da 16. yüzyılın sonunda doğmuş bir sanattır. Endülüs?ten Arapları çıkartan Avrupa buradaki Arap kütüphanelerinde bulduğu eski Yunan edebiyatı eserlerinin yanı sıra, İstanbul?un 1453?te Türkler tarafından fethinin ardından da Bizans?tan Batı?ya göç eden kültür adamlarının etkisi altında kalmıştır. Başta Floransa olmak üzere İtalya?da sanatta yaşanan bu yeniden doğuş operayı doğurmuş, fethi sonradan pek çok operaya da konu olmuş olan İstanbul şehri ise dolaylı olarak bu döllenmenin bir tohumu olmuştur. Floransa?da yerleşik besteci Jacopo Peri (1561-1633) ve şair Ottavio Rinuccini (1562-1621) bugün opera türündeki ilk eser olarak kabul edilen Dafne?nin (1598) yaratıcılarıdır. Dafne?nin notaları kaybolmuş olmasına rağmen 1600 yılında Fransa kralı IV. Henri ve Marie de Medici?nin düğünleri vesilesiyle Peri?nin yine Rinuccini?nin metni üzerine bestelediği ve meşhur Orfeo ve Euridice hikâyesi üzerine kurgulanan Euridice bu türde günümüze ulaşan ilk operadır. Ancak bugün repertuarın en eski operası Cremona doğumlu Claudio Monteverdi?nin (1567-1643) yine yarı müzik tanrısı Orpheus üzerine 1607?de Mantua?da besteleyerek sahnelediği L?Orfeo?sudur.

Kitabın Künyesi
Naum Tiyatrosu – 19.Yüzyıl İstanbul?unun İtalyan Operası
Yazar: Emre Aracı
Yapı Kredi Yayınları
Basım Tarihi : 06 – 2010
Sayfa: 408

Yorum yapın

Daha fazla Müzik Kitapları, Sanat
Müzik Üzerine Tartışmalar (Derleme)

Yetkin eserlere imza atmış, alanlarında başarı kazanmış müzik ustalarının makalelerinden ya da kendileriyle yapılmış söyleşilerden bir kurgu ekseninden özenle derlenmiş...

Kapat