Nazım Hikmet’in annesi Celile Hanım ve Yahya Kemal ile sokak kedisi Nazım Hikmet… – Sunay Akın

Deniz Harp Okulu’nda öğrenci olan Nâzım Hikmet, kızkardeşi Samiye Yaltırım’ın kedisi için yazdığı şiiri Tarih Öğretmeni Yahya Kemal’e uzatır:

Yeşil deniz gibi gözleri vardı
Beyaz tüyleriyle bir küme kardı
Ağzını süsleyen sedef dişlerdi
Baygın nazarı ta ruha işlerdi
Severken aldatıp birden kaçardı
Okşarken ansızın pençe açardı
Onda bir kadının gururu vardı
Sürmeli gözlerinden riya akardı.

Bu arada, Nâzım Hikmet’in annesi Celile Hanım eşi Hikmet Bey’den ayrılmıştır. Yahya Kemal şiiri okuduktan sonra iyi olup olmadığına karar vermek için kediyi görmesi gerektiğini söyler!.. Güzel bir kadın olan Celile Hanım’a Yahya Kemal abası yanıktır!.. Amacına ulaşıp kendisini eve davet ettiren Yahya Kemal kediyi gördükten sonra şunları söyler Nâzım Hikmet’e: “Sen bu pis, uyuz kediyi böyle övmesini biliyorsan şair olacaksın.”

Nâzım Hikmet ile Abidin Dino’nun dostluğunu herkes bilir ama Arif Dino’nun, Nâzım Hikmet’in yüzünü bir kediye benzettiği desenini çok kişi bilmez. Abidin Dino’nun ağabeyi olan şair ve ressam Arif Dino, Orhan Veli ile de arkadaş olup Yaprak Gazetesi’nde iki şiiri yayınlanmıştır. Abidin Dino ince yapılı olmasına karşın, ağabeyi 2 metre boyunda ve 130 kilo ağırlığındadır. Bedeni gibi yüreği de büyük olan Arif Dino’nun, Nâzım Hikmet’i kediye benzettiği çiziminin nedenini aramak için 1921 yılının Ankara’sına gidelim: Sömürüye karşı direnen insanların yanında yer almak için İstanbul’dan kaçan Vâlâ Nureddin ve Nâzım Hikmet’i bir aşçı dükkanının camekanı önünde buluyoruz… İki arkadaş arnavut ciğerlerine sokak kedileri gibi bakmaktadır. Tam o sırada yanlarından geçen Hüsnü Paşa (ki, Türkiye İşçi Partisi’nin lideri Mehmet Ali Aybar’ın büyükbabasıdır) kendilerini tanır ve parasız olduklarını hallerinden anlayarak verdiği “25 lira”yla karınlarını doyurmalarını sağlar. Bu olayı öğrendikten sonra, Arif Dino’nun Nâzım Hikmet’i neden kedi olarak çizdiği sorusunun yumağına bir tırmık da Orhan Veli’nin şiiriyle atalım:

Uyuşamayız, yollarımız ayrı,
Sen ciğercinin kedisi, ben sokak kedisi;
Senin yiyeceğin, kalaylı kapta;
Benimki aslan ağzında;
Sen aşk rüyası görürsün, ben kemik.
Ama seninki de kolay değil, kardeşim;
Kolay değil hani,
Böyle kuyruk sallamak Tanrı’nın günü.

Orhan Veli ciğeri ağzına hiç koymadığı gibi ciğercinin kedisini de, sevmezdi. Şiirindeki sokak kedisi ise ta kendisidir Nâzım Hikmet’in. Orhan Veli, sokak kedisi Nâzım’ı sözcüklerle. Arif Dino çizgiyle anlatmıştır. Ciğercinin kedisinden sokak kedisine “Cevap” olarak yazdığı şiirinde ise Orhan Veli, yiyeceği kalaylı kapta olup, bütün gün kuyruk sallayanların Nâzım Hikmet’e bakışını dile getirir:

Açlıktan bahsediyorsun
Demek ki sen komünistsin
Demek bütün binaları yakan sensin.
Istanbul’dakileri sen,
Ankara ‘dakileri sen…
Sen ne domuzsun sen!

Nâzım Hikmet, “Ben Tekiri Severim” yazısında “Tekir kedimle karşılıklı oturup konuştuğum olmuştur” diyerek tüylü dostunun şu sözlerine kulak verir: “Yaptıklarımı kötü buluyorsan, niçin beni kapı dışarı etmezsin? Çünkü tavan arasında fareler var. Geceleri seni uyutmuyorlar. Onları tutayım diye besliyorsun beni. Sonra karşında mırıl mırıl dolaşmam hoşuna gidiyor… Gözünü eğlendirmem için bana ciğer verdiğini bilmiyor muyum sanki?.. Hem tavan arasındaki fare¬leri yutayım, hem gözünün eğlencesi olayım, sonra da bana ciğer alıyorsun diye bir de yaltaklanayım mı?”

Kedisinin verdiği karşılıktan rahatsız olmayan Nâzım Hikmet yazısını şöyle bitirir: “Tekir’im ne vakit bana böyle karşılık verse, ben ona diyecek söz bulamam. Anlarım ki, belki de böyle düşündüğü için onu seviyorum. Siz isterseniz, gün ağarıncaya dek karda, yağmurda kapınızı bekleyen, dövsenizde, sövsenizde yaltaklanmaktan vaz geçmeyen Karabaş’ı seviniz, ben Tekir’i severim.”

Nâzım Hikmet’in insana “yaltaklanan” hayvanları sevmediği yukarıdaki sözlerinde son derece açıktır. Ki, bu yüzden, Orhan Veli’nin şiirindeki sokak kedisinin Nâzım Hikmet olduğunu söylemekle aldan¬mamış oluyoruz!.. Vatanın, Amerikan üsleri, polis copu ve emekçi¬lerin fabrikalarda kanlarını içmek olduğunu söyleyenlere karşı çıkan Nâzım Hikmet “hain” ilan edilir ve cezaevine kapatılır!.. Celile Hanım açlık grevindeki oğluna destek bulmak amacıyla Galata Köprüsü üzerinde bir dilekçeyi imzaya açar… Tıpkı 1921 yılında, Ankara’daki ciğerci dükkanı önünde Nâzım Hikmet’le Vâlâ Nureddin’in Hüsnü Paşa’yla karşılaşmaları gibi Celile Hanım köprü üstünde Yahya Kemal’le gözgöze gelir… Yahya Kemal, evlenecek parayı bulamadığı gerekçesiyle Celile Hanım’a verdiği sözü tutmamıştır. Hüsnü Paşa, Nâzım Hikmet ve Vâlâ Nureddin’e yardım eder ama Yahya Kemal, aşk şiirleri yazdığı Celile Hanım’dan oğlu için bir imzayı esirgeyerek görmemezlikten gelir ve karşı kaldırıma geçer!..

Sunay Akın

(İstanbul’un Nazım Planı, Sunay Akın, Çınar Yayınları, 8.Basım, “Uyuşamayız Yollarımız Ayrı” adlı yazı, sayfa 131.132)

Nazım Hikmet’in annesi Celile Hanım ve Yahya Kemal ile sokak kedisi Nazım Hikmet… – Sunay Akın” üzerine bir yorum

  1. Ne güzel okurken yazıyı, sömürüye karşı direnen insanlar, kısmına gelince güldüm. Belli ki Sunay Akın, eğer bunlar devrim yapsaydı ne olacağını hala anlayamamış. Sovyetler ve Doğu Avrupa’nın yıkılması da onun gözlerini açmaya yetmemiş. Bu ne ola ki? Kibir elbette. Kibir.
    İlhan Berk, Salah Birsel, Atilla İlhan ve daha nice “çağdaş” şairler verip veriştirirler Y.Kemal’e. Gerici bulurlar. İlkel. Bakar mısınız kibire?
    Ama bu tüm Toplumsal Gerçekçilerin devri bitti artık. Bir elli yıl sonra Y.K.Beyat’lı gibi politize olmamış tüm zamanların şairleri okunurken, sırf bu kibirli yerelliklerinden dolayı, onların esameleri okunmayacak.

Yorum yapın

Daha fazla Makaleler
Charlie Chaplin: Diktatörler kendi hırsları için halkı köleleştirir.

Charlie Chaplin'in 1940 yılında, İkinci Dünya Savaşı'nın hemen başında, o büyülü sessizliğini bozarak çektiği ilk sesli filmidir Büyük Diktatör (The...

Kapat