Neil Faulkner: Çok önemli seçimler yapmamızın gerektiği bir yol ayrımındayız.

Dünyanın Zenginliği
Tarım Devrimi ile önemli ölçüde üretim fazlası (artık zenginlik) biriktirmenin ilk kez mümkün olmasından beridir, son 5.000 yıldır insanlık, ihtiyacın ortadan kaldırılması doğrultusunda eşitsiz ve belirsiz bir ilerleme göstermiştir.

Buna tarihin üç motoru (teknolojik ilerleme, yönetici sınıfın rekabeti ve sınıflar arasındaki mücadele) yön vermiştir; bu mekanizmaların işleyişi, özellikle de birlikte işleyişi gerginliklerle dolu olduğundan eşitsiz ve belirsiz olagelmiştir.

Son 250 yılda, Sanayi Devrimi’nin başından itibaren değişimin hızı fark edilir şekilde artmıştır. Dinamik rekabetçi sermaye birikimi sistemi, hızlı ve ardı arkası kesilmeyen yeniliklerin şekillendirdiği bir küresel ekonomi yaratmıştır. İnsan zekâsı ve çalışkanlığı bizi herkesin bolluk içinde yaşayabileceği koşulların eşiğine getirmiştir.

Yine de ekonomiye içkin potansiyelin tamamı ortaya çıkarılmış değildir. Aksine hâlâ sömürü ve yoksulluk, emperyalizm ve savaş, kıtlık ve hastalık var. Kitabı kaleme aldığım günlerde, Britanya’da engelli yoksullara ödenen acınacak para yardımları iptal edildi; iflastan kurtarılmış bankacılar bu sayede kendilerine milyonlarca sterlinlik ikramiyeler vermeye devam edebilirler. Aynı günlerde Yunanistan’da, kıyı-aşırı [offshore] vergi cennetlerinde ikamet eden milyarder spekülatörlere yapılan ödemeler aksamasın diye ortalama ücretlerde üçte bir kesinti yapıldı. Biraz daha uzakta, ABD’nin orta bölgelerinde çiftçiler yenilecek mısır yerine yakıt olarak kullanılacak soya yetiştirdiklerinden, Doğu Afrika’da hastalıktan karınları şişmiş bebekler açlıktan ağlıyorlar. Orta Asya’da başka bebekler, dünyanın öbür ucundaki Pentagon, yaşadıkları köyleri terörist bir tehdit olarak gördüğünden bombalarla paramparça ediliyorlar.

Daha önce görülmemiş bir yapabilme-bilgisi ve zenginlik kaynakları yarattık –ortaklaşa insan emeğinin beş bin yıllık çabasının meyveleri, ne var ki bu kaynaklar hiçbir üretken faaliyette bulunmayan çok küçük bir azınlığın açgözlülüğüne ve şiddet eylemlerine gidiyor. Bu kitabın amaçlarından biri, dünyanın neden bu halde olduğunu açıklamaktı. Bir diğer amacımız, işlerin aslında farklı olabileceğini göstermekti. Argümanımızın merkezinde, insanların kendi tarihlerini yaptığı basit olgusu bulunuyor. Ama insanlar bunu kendi seçtikleri koşullarda yapmazlar. Yaşadıkları çağın ekonomik, toplumsal ve siyasi yapıları onların eylemlerinin çerçevesini çizer. Ama bu kısıtlara tabi olan (aslında bu kısıtlar yüzünden) insanlar, bir dizi seçenekle karşı karşıya gelirler. Kimi zaman harekete geçmeyip razı olmayı seçerler. O zaman başkalarının, yöneticilerinin, insanlığın kaderini çizmeyi kendilerine hâk gören yargıçların aldıkları kararların kölesi olarak, tarihin kurbanları olmaya devam ederler. Kimi zaman, belki de pek nadiren, örgütlenip kavga etmeyi seçerler. Yeterince sayıda insan bu seçimi yaptığında kitlesel bir hareketi oluşturup tarihî bir kuvvet olurlar. İşte o zaman yeryüzünü titretirler.

Çok önemli seçimler yapmamızın gerektiği bir yol ayrımındayız. Ya kemer sıkmaya ve yoksulluğa, tuhaf ve artan toplumsal eşitsizliğe rıza gösterip büyük bir olasılıkla faşizmle savaşın karanlığına gömüleceğiz; ya da kapitalizmin en yeni krizinin onun en son krizi olması gerektiğine, bankacılarla savaş ağalarının iktidarını devirmek zorunda olduğumuza karar verip demokrasi, eşitlik ve (kâr için değil) ihtiyaçların karşılanması için üretimi temel alan yeni bir toplum kuracağız.

Neil Faulkner
Marksist Dünya Tarihi
Çeviri: Tuncel Öncel
Birinci Basım: Haziran 2014
Yordam Kitap

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here