“Nuh’un Gemisini Kim İnşa Edecek?” (Mike Davis, 2010)
Mike Davis’in bu makalesi, yaklaşmakta olan iklim krizini, Nuh Tufanı’na benzeyen kaçınılmaz bir felaket metaforu üzerinden ele alır. Temel tezi, bu küresel felaket karşısında toplumun “hepimiz aynı gemideyiz” söyleminin aksine, derin bir sınıfsal bölünmüşlük yaşadığıdır.
Makalenin ana fikirleri şunlardır:
- İklim Krizinin Sınıfsal Boyutu: Davis, iklim değişikliğinin etkilerinin herkesi eşit şekilde vurmayacağını savunur. Zenginler ve yoksullar bu felaketi tamamen farklı koşullarda deneyimleyecektir.
- Zenginlerin Hususi “Gemileri” (“Noa Sendromu”): Makale, küresel elitlerin ve zenginlerin, yaklaşan felakete karşı çoktan kendi kurtuluş planlarını hazırladıklarını iddia eder. Bu, “Noa Sendromu” (Nuh Sendromu) olarak adlandırılır: Felaketin geldiğini gören ayrıcalıklı bir kesim, kendilerini ve ailelerini kurtarmak için yüksek teknolojili, yalıtılmış ve lüks “gemiler” (korunaklı malikaneler, özel sığınaklar, “yeşil” teknolojilerle donatılmış yaşam alanları) inşa etmektedir. Bu çaba, kolektif bir kurtuluştan ziyade, bencil ve bireysel bir hayatta kalma stratejisidir.
- “Yeşil Kapitalizm” Eleştirisi: Davis, bu bireysel kurtuluş çabalarının genellikle “Yeşil Kapitalizm” kisvesi altında pazarlandığını belirtir. Zenginler, bir yandan lüks su arıtma sistemleri veya sürdürülebilir enerji kaynakları satın alarak kendi “çevreci” sığınaklarını yaratırken, diğer yandan servetlerini borçlu oldukları ve bizzat iklim krizine neden olan kirletici endüstriyel sistemin kendisini sorgulamazlar. Bu, felakete neden olan sistemin içinde, sadece zenginlere mahsus bir kurtuluş satın alma çabasıdır.
- Yoksulların Durumu: Buna karşılık, küresel yoksullar, yani sel riskinin yüksek olduğu nehir yataklarında, gecekondularda veya iklimsel olarak savunmasız bölgelerde yaşayan milyarlarca insanın, bu felaketten kaçacak hiçbir “gemisi” yoktur. Onlar, zenginlerin inşa ettiği bu sistemin kurbanları olarak, tufanda boğulmaya terk edilmişlerdir.
- Gerçek “Nuh’un Gemisi” Nedir? Davis’e göre asıl ihtiyaç duyulan “gemi”, zenginlerin bu özel sığınakları değil, tüm toplumu ve ekosistemi kurtaracak devasa, kolektif bir projedir. Bu “gemi”, mevcut kapitalist hırs ve üretim mantığını durduracak, şehirleri yeniden inşa edecek ve radikal bir toplumsal dönüşümü sağlayacak kolektif bir siyasi iradeyi temsil eder.
- Cevapsız Soru: Makale, bu kolektif “gemiyi” kimin inşa edeceği sorusunu karamsar bir şekilde açıkta bırakır. Geleneksel siyasi aktörlerin (eski sol hareketler, sendikalar vb.) bu çapta bir felakete karşı koyacak ne iradesi ne de projesi kalmıştır. Toplum, bencilce kendi kurtuluşunu planlayanlar ve boğulmayı bekleyenler olarak ikiye bölünmüşken, herkesi kurtaracak o kolektif iradenin nasıl ortaya çıkacağı meçhuldür.
Kaynak : https://cominsitu.wordpress.com/2019/10/09/who-will-build-the-ark-davis-2010/