NÜKLEER ÖLDÜRÜR!

BİTMEYEN BELA: NÜKLEER ENERJİ
BEKLEYEN FIRSAT: YENİLENEBİLİR ENERJİLER
İLK ADIM: RÜZGAR ENERJİSİ

BİTMEYEN BELA: NÜKLEER ENERJİ
Son günlerde yazılı ve görsel basın organlarında, Nükleer Santral yapımının tekrar gündeme alındığına dair haberleri kaygıyla izlemekteyiz. Ülkemizin sürüklendiği Nükleer Macera ve bir fırsat olarak yıllardır bekletilen Rüzgar Enerjisi konusundaki görüşlerimiz aşağıda bulunmaktadır.

Terk Edilen Enerji: Nükleer
Gelişmiş ülkelerin tamamı Nükleer Enerji Programlarından vazgeçerken, bu seçenek bizlerin karşısına bir dayatma olarak çıkmaktadır. ABD? de 1978, Almanya?da 1982, Kanada da ise 1975 yılından bu yana yeni bir Nükleer Santral siparişi yoktur. Diğer tarafta Elektrik Enerjisinin önemli bir bölümünü Nükleer Santrallerden karşılayan Fransa, 1997 yılından itibaren 2010 yılına kadar Nükleer Programını askıya aldı. Benzer şekilde İtalya, Rusya, İsveç, İspanya, Belçika gibi pek çok örnek verilebilir. Yalnızca ABD?de116, Kanada?da 10 nükleer santral siparişinden vazgeçildi.
Japonya, Eylül 1999?da meydana gelen Tokaimura kazasından sonra, yapımı süren 2 adet dışında, 20 adet santral planından vazgeçmek zorunda kaldı.
Uluslararası Atom Enerjisi Ajansının 2004 verilerine göre, Dünya üzerinde 440 Nükleer Santral (363.569 MW) faaliyette olup 27 santral (22.676 MW) ise inşa halinde bulunmaktadır. Yeni kurulan santrallerin hemen hemen tamamı Gelişme Yolundaki Ülkelerde bulunmaktadır. Bu santraller şunlardır: Arjantin – 1 adet (692 MW), Çin – 2 adet (2000 MW), G. Kore – 1 adet (1040 MW), Hindistan – 8 adet (3622 MW), İran – 2 adet (2111 MW), Japonya – 2 adet (2371 MW), K. Kore – 1 adet (960 MW), Romanya – 1 adet (655 MW) ve Rusya – 3 adet (2825 MW).

ABD Enerji Ofisi tarafından hazırlanan ?Ülke Değerlendirme Özet Raporu?nun Nükleer Bölümünde (http://www.eia.doe.gov/emeu/cabs/usa.html) bulunan açıklamalar oldukça çarpıcıdır. ?Nükleer Enerji 1973 yılından sonra ABD?de hızlı bir artış göstermiştir. Ancak yaşanan problemlerden dolayı, 1974 yılından sonra bir çok proje iptal edilmiş ve 1977 yılından bu yana yeni bir nükleer santral projesi planlanmamıştır. 1979 Three Mile Island kazasından sonra ise, Nükleer Santrallerin güvenlik endişesi büyük oranda artmıştır.?

ABD Enerji Ofisinin öngörülerine göre, 2020 yılında Dünya Üzerinde Nükleer Santral Kurulu gücünde önemli bir değişiklik olmayacağı, ancak gelişmiş ülkelerde santral sayısı azalırken, yeni yatırımların sadece gelişmekte olan ülkelerde olacağı belirtilmektedir. Aşağıdaki tabloda yer alan öngörülere göre 2000-2020 yılları arasında; Kuzey Amerika?da % 20.5, Batı Avrupa?da % 18.2, Sovyetler Birliği?nde % 19.5 oranında bir azalma beklenirken, Asya?da % 72.1, Orta ve Güney Amerika?da % 32.0 ve Afrika?da % 23.9 oranında bir artış beklenmektedir.

Hemen hemen her konuda; demokrasi, insan hakları, eskimiş, zararlı, kirli teknolojiler vb. konularında çifte standart uygulayan batılı ülkeler; kendi halkına reva görmedikleri nükleer santral konusunda, batmakta olan nükleer sektörlerini kurtarmak için, Çin, Hindistan ve Türkiye gibi gelişme yolundaki ülkeleri pazar olarak kullanmaktadırlar.

TAEK eski Başkanı Prof. Dr. Ahmed Yüksel Özemre ile Enerji Bakanlığı eski Danışmanı ve Nükleer Proje Koordinatörü Prof. Dr. Ahmet Bayülken, ?Türkiye?nin Nükleer Enerjiye Geçiş Felsefesinin Temelleri? isimli makalelerinde: Türkiye?nin, nükleer enerjiden elektrik üretmek üzere 1970?li, 1980?li ve 1990?lı yıllardaki üç girişiminin de sonuçsuz kalmasında, Nükleer santral için ihâleye katılan firmalardan bazılarının Türkiye?yi yolunacak kaz gibi görmeleri sebebiyle tekliflerinde dürüst davranmamış olmaları, ya da sözlerinden dönmüş olmalarının etkili olduğunu belirtmektedirler.

Sonuç olarak Gelişmiş Batı Nükleer Beladan kurtulmaya çalışırken, bu belanın Gelişme Yolundaki Ülkelerin başına sarıldığı görülmektedir.

En Büyük Sorun: Nükleer Atık
Nükleer Santrallerin en önemli sorunlarından birisi radyoaktif atıklardır. Ortalama gücü 1000 MW olan bir nükleer santral, yaklaşık 27 ton yüksek düzeyli, 250 ton orta düzeyli, 450 ton düşük düzeyli atık üretmektedir. Bu atıklar ve tükenmiş yakıt çubukları, 10-20 yıl reaktörün içindeki ya da yanındaki havuzlarda bekletilerek radyasyon seviyesi düşürülmektedir. Henüz dünyanın hiçbir bölgesinde, nükleer atıkların saklanması ve imhası için, lisanslı nihai bir çözüm ve depolama alanı bulunmamaktadır.
ABD Enerji Ofisi tarafından hazırlanan ?Ülke Değerlendirme Özet Raporu?nda Nükleer Atıkların büyük sorun olduğu belirtilmektedir (http://www.eia.doe.gov/emeu/cabs/usa.html).
Amerikan Kongresi tarafından 9 Temmuz 2002 tarihinde, Nevada Eyaletinde bulunan Yucca Dağının Ulusal Nükleer Atık Deposu olarak kullanılması onaylanmıştır. Yucca Dağı Tesisinin 27.3 Milyar USD tutan toplam bütçesi 2 Aralık 2003 tarihinde Başkan Bush tarafından onaylanmıştır. Bu tesiste toplam 77.000 ton nükleer atığın depolama maliyetinin 40 ? 50 Milyar USD civarında olacağı hesaplanmaktadır (1 ton ~ 500.000 ? 650.000 USD). Diğer taraftan, Nevada Hükümeti ile Federal Hükümet arasında, nükleer atıkların Yucca Dağında depolanması konusunda sorun yaşandığı ve Nevada Hükümetinin Federal Yüksek Mahkemeye başvurduğu belirtilmektedir.
Nükleer santralara sahip bir çok ülke, bu atıklardan kurtulmak için yasal veya yasal olmayan yollardan, Türkiye, Tayvan ve Afrika Ülkelerini depo olarak kullanmaya çalışıyor. Atom Enerjisi Kurumu eski Başkanı Prof Dr. Ahmet Yüksel Özemre?nin iddiasına göre; Almanya?dan getirilen 1500 tonluk tehlikeli radyoaktif atık, Isparta Çimento Fabrikası ile Konya?daki sanayi tesislerinde ücreti karşılığı yakılarak imha edilmiştir.

Pahalı Enerji: Nükleer
Nükleer Enerji Lobileri tarafından enerji maliyetinin 2.5 ? 3.5 sent/kW.saat civarında olduğu iddia edilmektedir. 1968 ve 1990 yılları arasında ABD?deki nükleer enerji üretimi üzerine geniş bir araştırma yapılmıştır. Ticari nükleer üretim hakkında yeterli verilerin olduğu bu yıllar arasında, nükleer enerjinin kWsaat maliyeti: 7.2 sent çıkmıştır (Fiscal Fission. The Economic Failer of Nuclear Power, Komanoff Energy Associates, 1992). Ayrıca Nükleer Atıkların bertaraf maliyeti ve ömrünü tamamlayan santrallerin söküm maliyeti de (yaklaşık olarak ilk kurulma maliyetinin ¼ ü kadar) hesaplanınca, ortaya oldukça yüksek bir maliyet çıkmaktadır.
Bu konuda yürütülen çalışmalardan biri de, Louisiana Çevre Çalışma Grubunun 1977 tarihli ?Waterford Nükleer Santrali Gerçeği? (http://www.saveourwetlands.org/waterfordfacts.htm) raporudur. Bu raporda Louisiana Eyaletinde bulunan ve 18 Mart 1985 tarihinde işletmeye alınan ?Waterford 3 Nükleer Santrali?nin maliyetleri hakkında ilginç bazı bilgiler verilmektedir.

Waterford 3?ün kuruluş maliyeti, 1977 yılı rakamlarıyla 288 milyon USD olarak hesaplandığı, ancak son yapılan hesaplara göre 1 milyar USD?den daha fazlaya (1.2 milyar USD) tamamlanacağı belirtilmektedir. Raporda, kuruluş maliyeti 4 kat, işletme maliyeti 10 kat artan bu santralin nasıl verimli olacağı sorgulanmaktadır.
Rapordaki ilginç noktalardan bir diğeri ise, yatırımcı şirketin dile getirdiği istihdam yaratılacağı söylemidir. Santralin kurulma aşamasında 1200 kişinin istihdam edileceği ve işletmeye alınmasından sonra yalnız 60 kişinin çalışacağı belirtilmekte ve her 1 kişinin sürekli istihdamı için kamu kaynaklarından 20 milyon USD?ın harcanacağı belirtilmektedir. Sonuç olarak, Nükleer Enerji üretimi tüm amerikan sanayisi içinde en pahalı ve en az istihdam yaratan sektör olarak vurgulanmaktadır.
Bu konudaki yürütülen çalışmalardan bir başkası, İngiltere Hükümeti internet sitesinde (http://www.number-10.gov.uk/su/energy/20.html) bulunan ve Şubat 2002 tarihli ?Enerji Özeti ?Performans ve Yenilik Raporu? dur.
Bu raporun 42. paragrafında; yeni yapılan nükleer santrallerin liberal piyasa tarafından finanse edilmediği belirtilmektedir. Yeni inşa edilen nükleer santrallerdeki elektrik üretim maliyetinin 6 p/kWh (8.7 cent/kWh) civarında olduğu ve bu rakamın 1995 yılında Hükümetin Nükleer İncelemesinde bildirilen 3.5 p/kWh?in (5 cent/kWh) çok üzerinde olduğu vurgulanmaktadır.

Yaşanan Tecrübeler: Nükleer Kazalar
İngiltere?deki Windscale Nükleer Kazası?nın boyutları tam olarak açıklanmadı ve tam 25 yıl sonra kaza olduğu ortaya çıkarıldı. ABD?de meydana gelen Three Mile Island kazasında ise, 2 gün içinde 900 bin kişi tahliye edildi ve yaklaşık maliyeti 1 milyar doların üzerindeydi.
Çernobil felaketi ise hala hafızalardan çıkmadı. Nükleercilerin iddialarının aksine, kaza anında doğrudan ölen 31 kişi dışında, binlerce kişi aldıkları yüksek dozdaki radyasyon sonucu geçmiş yıllar içinde öldü ve gelecek nesiller boyu ölmeye, sakat kalmaya devam edeceklerdir. 1992?de Rio de Janerio?daki Dünya Zirvesinde, Ukrayna Çevre Bakanı Dr. Yuri Scherbak, ülkesinde 1986 yılında meydana gelen Çernobil felaketi sonucunda 6.000 kişinin öldüğü ve ölü sayısının 40.000?e varacağını, ayrıca yüz binlerce insanın da kansere yakalanacağını söylemiştir.
ABD?de Louisiana Çevre Çalışma Grubunun ?Waterford Nükleer Santrali Gerçeği? raporunda, bu santralde olabilecek bir kaza için maliyet hesabı yapılmıştır.
Waterford Santralinde olabilecek en kötü kazanın ?Yakıt Çekirdeği Erimesi? olacağı öngörülmüş, ölümcül radyasyonun orta şiddette batılı bir rüzgar ile buradan New Orleans?a 2-3 saat içinde ulaşacağı belirtilmiştir. Atom Enerjisi Komisyonu için hazırlanan raporlarda bu tür bir kazada 90.000 kişinin öleceği, 156.000 kişinin ise zarar göreceği belirtilmektedir. Böyle bir facianın 17 milyar USD?lık hasara yol açacağı ve Louisiana?nın bu bölümünün ekolojisinin binlerce yıl onarılamayacağı vurgulanmıştır.

BEKLEYEN FIRSAT: YENİLENEBİLİR ENERJİLER
Yenilenebilir Enerji Kaynakları
1973 dünya petrol krizi, alternatif ve yenilenebilir enerji kaynaklarına gösterilen ilginin artmasına sebep olmuştur. Dünya enerji ihtiyacının önemli bir bölümünü karşılayan fosil yakıtların kısıtlı kullanım sürelerinin olması, enerjinin elde edilmesi sırasında çevreye yapılan tahribat ve gelecek nesillerin de enerji ihtiyacı dikkate alındığında, yenilenebilir enerji kaynaklarının önemi daha iyi anlaşılmaktadır. Bu kaynakların yaygın ve geniş ölçekli kullanımı, teknolojik gelişmelere ve potansiyeli belirleyecek ulusal ve uluslararası bilgi ağının oluşturulmasına bağlıdır. Bu konuda Avrupa Birliği ülkelerince son yıllarda yürütülen programlar önemli olmakla birlikte, yeterli görülmemelidir.
AB Bakanlar Konseyi ile Avrupa Parlamentosu tarafından kabul edilen uygulama ile Yenilenebilir Enerji Kaynaklarından üretilen elektriğin desteklenmesi sağlanmıştır. Yenilenebilir enerji kaynakları olarak; rüzgar, güneş, jeotermal, dalga, gel-git, hidrolik, biokütle, çöplük ve arıtma tesislerinden üretilen gaz ile biogaz tanımlanmıştır. Avrupa Birliğinin 2010 yılında, toplam elektrik üretiminin %22.1?inin, toplam enerji tüketiminin ise, %12?sinin Yenilenebilir Kaynaklardan karşılanması hedeflenmektedir.
Ülkelere göre 2010 yılı hedefleri şu şekildedir: Belçika: %6, Danimarka: %29, Almanya: %12.5, İtalya: %25, İspanya: %29.4, Yunanistan: %20.1, Fransa: %21, İrlanda: %13.2, Lüksemburg: %5.7, İsveç: %60, Hollanda: %9, Avusturya: %78.1, Portekiz: %39, Finlandiya: %31.5, İngiltere: %10, Avrupa Birliği: %22.
Ayrıca, üye ülkelerin 27.10.2003 tarihine kadar ilgili düzenlemelerin yasal araçlarını oluşturması gerekmektedir. Yenilenebilir enerji kaynaklarının teşvikine yönelik AB ülkeleri tarafından yakın zamanda hayata geçirilen bazı uygulamalar şunlardır:

Avusturya, Yenilenebilir Enerji Hedefleri, Aralık 2000, w ww.e-control.at :
Aralık 2000?de uygulamaya giren Elektrik Yasası ile minimum Eko-hedeflere ulaşılması için Eko-güç üretiminden elektrik alımı zorunluluğu getirilmiştir. Yasaya göre, son kullanıcılara olan elektrik satışının belirli bir bölümünün eko-tesislerden üretilen enerji olması öngörülmektedir (2001 için en az % 1, 2003 için en az % 2, 2005 için en az % 3, 2007 için en az % 4).
Eko-tesisler olarak; rüzgar, PV, jeotermal, biokütle, biogaz ve biyojenik yakıtlar tanımlanmış, son karar merci olarak ise İl Yönetimleri tanımlanmıştır.

Belçika, Brüksel Bölgesi Solar Enerji Desteği, 2003 , w ww.ibgebim.be , w ww.curbain.be:
Brüksel bölgesinde, evlerde güneş enerjisinden su ısıtmada faydalanmak üzere, her bir ev için en fazla 991.59 ? olmak üzere, yatırım maliyetinin % 35?i karşılanmaktadır.

Danimarka, Yenilenebilir Enerji Kaynakları Kullanım Yasası, www.ens.dk/uk/energy_reform/index.htm :
Rüzgar; Ocak 2000?den önce kurulmuş olan karasal Rüzgar Çiftlikleri için 8.04 ?¢/kWh, yeni kurulan tesislerin ilk 22.0000 saatlik üretimi için ise 4.42 ?¢/kWh ücret ödenecektir. Ayrıca, Yeşil Sertifika uygulaması başlayana kadar 1.34 ?¢/kWh ilave destek verilecektir. Off-shore Rüzgar Çiftliklerinin ilk 22.0000 saatlik üretimi için 4.73 ?¢/kWh ücret verilecek ve Yeşil Sertifika uygulaması başlayana kadar 1.34 ?¢/kWh ilave destek verilecektir.
Biyokütle; Biyokütleden üretilen elektrik için 4.02 ?¢/kWh ücret belirlenmiştir. Ayrıca, Yeşil Sertifika uygulaması başlayana kadar 1.34 ?¢/kWh ilave destek verilecektir.Tüm bunlara ilave olarak Danimarka Biyokütle Tesislerine destek programı çerçevesinde yıllık 4 milyon ? destek sağlanacaktır.
Böylece biyokütleden üretilen elektriğe ödenecek fiyat 8.04 ?¢/kWh civarında olacaktır.

Danimarka, Off-shore Rüzgar Çiftlikleri, 2000:
Danimarka Enerji Dairesi Dünyadaki en büyük off-shore rüzgar çiftliğinin kurulması için onay verdi. Her biri 2 MW?lık türbinlerden oluşan çiftliğin toplam büuyüklüğü 40 MW?tır. Ekim 2000?de üretime geçen türbinlerde fiyat 0.049 ?/kWh fiyat belirlenmiştir.

Finlandiya, Yenilenebilir Enerji Teknolojileri Desteği, 1999:
1998 yılında, 18 milyon Euro tutarında Yenilenebilir Enerji yatırımı gerçekleşmiştir. 1999 Yenilenebilir Enerji Eylem Planında devlet tarafından yıllık 33 milyon Euro yatırım amaçlanmıştır. 2010 yılına kadar sektörde ihtiyaç duyulan toplam yatırım 2.9 milyar Euro olarak beklenmektedir. Ticaret ve Sanayi Bakanlığı tarafından Yenilenebilir Enerji kaynaklarına % 30?a kadar yatırım desteği verilmektedir (Rüzgar Enerjisinde bu oran % 40?a kadar çıkmaktadır).

Finlandiya, KDV İndirimi, 1999:
1999 Yenilenebilir Enerji Eylem Planında, 1 MW?tan küçük Biyokütle tesisleri için düşük KDV uygulanacağı belirtilmektedir.

Fransa, Yenilenebilir Enerji Tarifesi, Kasım 2001, www.minefi.gouv.fr/:
12 MW?tan küçük Yenilenebilir Enerji tesisleri için belirlenen tarife şu şekildedir:
Rüzgar Enerjisi: 15 yıllık kontratın ilk 5 yılı için 8.38 ?¢/kWh, sonraki 10 yıl için 2000 saat/yıl?dan az çalışan tesisler için 8.38 ?¢/kWh, 3600 saat/yıl çalışan tesisler için 5.41 ?¢/kWh?tir. Aradaki üretim fiyatı lineer olarak hesaplanacaktır. Bu tarife ülke genelinde kurulacak 1500 MW için geçerli olacaktır.
Daha sonraki yatırımlarda fiyatlar % 10 düşük uygulanacaktır.
Küçük Hidroelektrik: 20 yıllık kontrat süresince 500 kW?tan küçük tesisler için 6.10 ?¢/kWh, diğerleri için 5.49 ?¢/kWh tarife uygulanacaktır.
Yanabilir Atıklar: Orta Voltaj bağlantısı için 4.56 ?¢/kWh, yüksek voltaj bağlantısı için 4.18 ?¢/kWh fiyat
verilmiştir.

Almanya, 2000, Yenilenebilir Enerji Tarifesi, w ww.climnet.org :
Almanya Yenilenebilir Enerji Kanunu, 5 MW?tan küçük rüzgar, güneş, jeotermal, hidro, çöp, atıksu ve
maden gazları ile 20 MW?tan küçük biyokütle tesisleri kapsamaktadır. Tarife aşağıdaki gibidir:
Hidro; çöp, atıksu ve maden gazları; en az 6,65?-c/kWh
Biyokütle; 8,70 ?-c/kWh ile 10,23 ?-c/kWh
Jeotermal enerji; 7,16 ?-c/kWh ile 8,95 ?-c/kWh
Rüzgar; ilk 5 yıl için en az 9,10 ?-c/kWh. 5 yıldan sonra tesisin kapasitesine göre tarife 6,19 ?-c/kWh
düzeyine kadar düşebilecektir.
Güneş enerjisi ; 50,62 ?-c/kWh

Hollanda, Elektrik Üretiminin Çevresel Kalitesi (MEP) Temmuz 2003, w ww.mep.ez.nl , w ww.enerq.nl :
Hollanda Hükümeti tarafından Yenilenebilir Kaynaklardan üretilen enerjinin en fazla 10 yıl süre ile desteklenmesi kararı alınmıştır. Destek fiyatları (tarifeler), off-shore rüzgar, PV, biyokütle (tek başına 50 MW?tan küçük), hidroelektrik, dalga ve gelgit enerjisi için 6.8 ?¢/kWh, on-shore rüzgar için ise 4.9 ?¢/kWh olarak belirlenmiştir.

İtalya, KDV İndirimi:
Güneş enerjisi (PV ve ısıtma) sistemleri için KDV oranı: % 10 (normal oran: % 20)

Yunanistan, Destekli Tarife, 1999, w ww.rae.gr :
2001 yılında alım fiyatları, enterkonnekte sisteme bağlı tesisler için ortalama 6.16 ?¢/kWh, adalar için 7.31 ?¢/kWh olarak gerçekleşmiştir.

İspanya, 2003, Biyokütle, Atık ve Rüzgar Enerjisi Prim Düzenlemesi, w ww.mineco.es , w ww.BOE.es :
2000-2010 Yenilenebilir Eylem Planı çerçevesinde, Yenilenebilir Enerji Kaynaklarının teşviki ve önündeki engellerin kaldırılmasına yönelik bakanlıklararası bir komisyon kurulmuştur. Biyokütle enerjisine 2002 yılında verilen 2,79 ?¢/Kwh pirim, 2003 yılında 3,32 ?¢/Kwh?e yükseltilmiş, Rüzgar enerjisine verilen 2,90 ?¢/Kwh pirim ise 2,66 ?¢/Kwh?e düşürülmüştür.

Norveç, Rüzgar Enerjisi Üretimi Desteği, Ocak 1999:
Ocak 1999?da Rüzgar Enerjisinden Üretimi Desteklemek için tüketici elektrik vergisi yarı yarıya düşürülmüştür. 2001 yılında elektrik üzerindeki vergi 0.0136 ?/kWh olurken, rüzgardan üretilen için 0.007 ?/kWh teşvik uygulanmıştır. 2002 yılında ise; elektrik üzerindeki vergi 0.0111 ?/kWh olurken, rüzgardan üretilen için 0.006 ?/kWh teşvik uygulanmıştır.

Portekiz, Yenilenebilir Enerji Tarifesi (E4), w ww.dge.pt :
Yenilenebilir Enerji Kaynaklarından Enerji üretiminin teşvikine yönelik 2001 Eylül ayında bir düzenleme yapılmıştır. Bu düzenleme ile, yatırımlar için gerekli lisansların alınmasında kolaylık sağlanmıştır.
Bu yasa ile; Rüzgar enerjisinden her yıl ilk 2.000 saatlik üretim için 8.2?¢/kWh, daha sonraki 2.000 saatlik üretim için 7.0 ?¢/kWh fiyat belirlenmiştir. Sonraki üretimlerde fiyat düşerek devam etmektedir.
Mini Hidroelektrik santraller için tarife 7.0 ?¢/kWh olarak belirlenmiştir.
Dalga enerjisi için tarife 22.4 ?¢/kWh olarak belirlenmiştir.
Güneş enerjisi için; 5 kW?dan büyük tesisler için 28.4 ?¢/kWh, küçükler için ise 49.9 ?¢/kWh?dir.
Yenilenebilir enerji, aynı zamanda 2002 yılında Johannesburg?da gerçekleştirilen Dünya Sürdürülebilir Kalkınma Zirvesi?nde, en çok tartışma ve çekişmenin yaşandığı alanlardan birisini oluşturmuştur. Seragazı salımlarının azaltılmasına yönelik 1997 Kyoto Protokolü?nün yürürlüğe girmesini kolaylaştırmak amacıyla, aralarında Avrupa Birliği ve Brezilya bulunduğu bir grup ülke 2010 yılı itibarı ile dünya enerji tüketiminin %10-15 arasında yenilenebilir enerji kaynaklarından karşılanmasını önermişlerdir. Ancak başta ABD ve OPEC ülkeleri buna şiddetle karşı çıkmışlar, konu Zirve sonunda yayınlanan Johannesburg Uygulama Planı?nda muğlak ifadeler ve önerilerle geçiştirilmiştir. Buna karşılık aralarında Türkiye?nin de de bulunduğu 20?ye yakın ülke Johannesburg Yenilenebilir Enerji Koalisyonu?nu oluşturmuş ve bir Bildirge yayınlamışlardır.
Söz konusu koalisyon Ekim 2003 itibarı ile 80?den fazla ülkeyi biraraya getirmiştir.

İLK ADIM: RÜZGAR ENERJİSİ
İlk etapta göz önünde bulundurulması gereken yenilenebilir enerji kaynaklarından biri Rüzgar Enerjisidir. Herhangi bir emisyonu olmayan, doğal kaynakları tüketmeyen, küresel ısınmaya katkısı olmayan, asit yağmurlarına neden olmayan, yerel (dışa bağımlı olmayan) ve çevreye duyarlı bir enerji kaynağı olan Rüzgar Enerjisi; özellikle 1990?lı yıllardan itibaren önemli bir gelişme göstermiş, Amerika ve Avrupa?da yaygın olarak kullanılmaya başlamıştır. Yapılan araştırmalara göre; şu an yürütülmekte olan politikaların devam etmesi durumunda Dünya üzerinde, 2010 yılında 60.000 MW, 2020 yılında ise 180.000 MW?lık toplam rüzgar kurulu gücünün olacağı belirtilmektedir. Eğer çevresel kaygılar önemini artırarak enerji politikalarını yönlendirirse, toplam kurulu gücün 2010 yılında 100.000 MW?a, 2020 yılında ise 470.000 MW?a ulaşacağı tahmin edilmektedir.

Rüzgar Enerjisinin Avantajları
? Temiz bir enerji kaynağıdır, emisyonu yoktur.
? Yerel bir enerji kaynağıdır, dışa bağımlı değildir.
? Yatırım alanının % 1?ini kullanır, bu alanlarda tarım ve hayvancılık faaliyetleri sürdürülebilir.
? Ucuz bir enerji kaynağıdır.
? Atıl alanlar kullanılabilir.
? Yüksek istihdam yaratır.

Rüzgar Enerjisinin Dezavantajları
? Görüntü kirliliği yaratabilir.
? Gürültü kirliliği yaratabilir.
? Radyo ve TV sinyallerini bozabilir.
? Kuş göç yollarında, kuşlara zarar verebilir.

Bugün, Rüzgar Potansiyeli olarak ülkemizle benzerlik gösteren Almanya?da 15.000 MW?tan fazla rüzgar enerjisi kurulu gücü bulunmaktadır (Almanya?nın yıllar itibariyle kurulu rüzgar gücü değerleri aşağıdaki grafikte gösterilmiştir). Danimarka, İspanya ve İtalya gibi pek çok Avrupa ülkesi de büyük miktarlarda yatırımlar gerçekleştirmektedir. Ülkemizde ise 1998 yılında kurulan 8.9 MW kurulu güç üzerine, 2000 yılı Haziran?ında sadece 10 MW civarında kurulu güç ilavesi yapılmıştır. 2002 yılında Türkiye Rüzgar Atlasının yayınlanmasıyla birlikte, bu konuda yapılan çalışmalarla, 88.000 MW Teknik Potansiyele sahip olan ülkemizde, 10.000 MW?lık Rüzgar Enerjisi yatırımının rahatlıkla yapılabileceği ortaya konmuştur.
Almanya?nın kurulu rüzgar gücü değerleri incelendiğinde; 1994-1997 yılları arasında, her yıl 500 MW büyüklüğünde Nükleer Santrale eşdeğer Rüzgar Türbini kurulduğu, 1998 yılından itibaren ise her yıl 1-2 Akkuyu Nükleer Santrali büyüklüğünde rüzgara yatırım yapıldığı görülmektedir.
Bir Nükleer Santralin yatırım süresinin normal koşullarda 8-10 yıl olduğu göz önünde bulundurulursa, Akkuyu?da planlanan nükleer santralin kurulma süresinde, bu santralin 10 katı büyüklüğünde Rüzgar Türbini kurulabileceği öngörülebilir.
Rüzgar Türbinlerinin yatırım maliyetleri 1000 – 1200 $ / MW dolayındadır. Elektrik üretim maliyeti ise 3.5 ? 4.0 sent/kW civarında olup, teknolojik gelişmelerle birlikte bu değerin 3.0 sentin altına düşeceği tahmin edilmektedir.
İngiltere Hükümetinin Şubat 2002 tarihli ?Enerji Özeti ? Performans ve Yenilik Raporu?nun 40. paragrafında Rüzgar Enerjisi konusunda aşağıdaki tespitler bulunmaktadır;
? Son 20 yılda gelişen teknoloji sonucu, rüzgar açısından iyi olan bölgelerde Karasal (Onshore) Rüzgar Enerjisinin birim maliyeti 2 p/kWh?in (2.9 cent/kWh) altına inmiştir. Enerji üretim maliyeti tipik olarak 1.5 – 2.5 p/kWh (2.2 – 3.6 cent/kWh) aralığındadır.
? Dünyada teknoloji olarak yeni ve denenmişliği sınırlı olan Denizüstü (Offshore) Rüzgar Enerjisinin birim maliyeti 2 – 3 p/kWh (2.9 – 4.35 cent/kWh) aralığındadır.

Nükleer Enerji ile Rüzgar Enerjisinin Karşılaştırılması
…………………………………Nükleer……………………………Rüzgar……….
Yatırım Maliyeti (USD/kW) ….3.000 ? 4.000 ………..1.000 ? 1.200…
Üretim Maliyeti (sent/kWh) …….7.5 ? 12.0 ……………3.5 ? 4.0……..
Atık Maliyeti (USD/ton) ………500.000 ? 650.000 ?……………………
İstihdam (kişi/yıl.TWh) …………..75 kişi …………………..918 kişi……..
Yatırım Süresi (yıl) ……………….8 ? 10 yıl ………………..1 – 2 yıl……..
Dışsallık/Yerellik …………………….Dışsal ……………………Yerel……….
Çevresel Risk ………………Yüksek …………………….Düşük……..

Yukarıda belirtilen tüm faktörler dikkate alındığında, Nükleer Santrallerin maliyetleri ve bulundukları ülkelerde doğurduğu sonuçlar ortadadır. Sonuç olarak, Türkiye Nükleer Maceradan vazgeçerek bir an önce Yerel ve Yenilenebilir Enerji Kaynaklarına yönelmelidir.
Türkiye basit bir hesapla; 8-10 yıl içinde her biri 1.000 MW büyüklüğünde, toplam 3.000 MW?lık 3 adet Nükleer Santral (en az 3.5 milyar USD x 3 = 10.5 milyar USD) kurmak yerine, 10.000 MW?lık (yaklaşık 10 milyar USD) Rüzgar Kurulu gücüne erişebilir. Diğer taraftan, nükleer enerjiyle yaratılacak istihdamın en az 10 katı da yaratılmış olacaktır. Bu noktada dikkat edilmesi gereken en önemli konu, Rüzgar Enerjisi konusunda ulusal sanayinin geliştirilmesidir.
TMMOB Çevre Mühendisleri Odası olarak, çevreye duyarlı yenilenebilir enerji kaynaklarının desteklenerek, elektrik enerjisi üretimindeki payının hızla artırılmasını talep ediyoruz.

TMMOB Çevre Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu
Ankara / Ağustos 2004

Yorum yapın

Daha fazla Doğa
Kışladağ’dan Mektup Var / Su Perisine Mektuplar – Muammer Sakaryalı

Ekolojiye saldırılar sürdükçe, saldırıya karşı direnişler de sürecek ve biz yazmaya, söylemeye ve yayınlamaya devam edeceğiz. ?İnsanın canı, acıdığı yerdedir?...

Kapat