Orhan Kemal´in “Suçlu”su

Yazar Orhan Kemal 14. baskısını 2014 yılında yapan bu romanında, 1930´lu yılların başlarını bize anlatır. “Suçlu”-1 romanı bütün yönleriyle tam bir Orhan Kemal klasiğidir. Okunmuş diğer romanlarının biraz devamı gibi bildik, tanıdık gelir. Yeni kahramanları ve mekânıyla bildiğimiz olaylar ve iç içe geçmiş hikâyelerle yoksulların dünyasına okuru, yavaş yavaş sözcüklerin sihirli dünyasına çeker.

İhsan Bey PTT´den emekli bir memurdur. Ama şimdilerde bir fabrikada posta memurluğu dahası mutemetlik yapmaktadır. Eşi Sakine Hanım, Cevdet isimli oğlunu doğurduktan bir kaç yıl sonra vefat etmiş, İhsan Bey´de o günlerde evlerinde hizmetçilik yapan Şehnaz Hanım ile yaşamını devama çalışmaktadır. Eski günlerde kodumu oturtan cinsinden dediğim dedik, bildiğimiz maço kocalardan biridir. Şehnaz’a kalınca artık hayatı kaymış vaziyette, ezik ve acınacak bir zavallı haline gelmiştir. Artık roller değişmiş, Şehnaz koca İhsan bey evin hanımı olmuş gibidir. Ne derse onu yapar, yapmaya mecbur kalmıştır. Onun gözünde ağzı kokan pis bir moruktur, yanında bile yatmasına izin yoktur.

İhsan Bey´in 13. yaşındaki oğlu Cevdet üvey annesinin yanlış yönlendirmesiyle okulu bırakıp seyyar satıcılığa başlamıştır. Okuduğu çizgi romanların ve seyrettiği filmlerin etkisi altındadır. Mahalledeki ninesi Kemancı Pembe ile birlikte yaşayan, hayalindeki kahramanının sevgilisi Nelli´ye, yani Çingene Cevriye´ye ilgi duymaktadır. 20 yaşındaki Şehnaz kendisinden otuz yaş büyük İhsan’la mecburen beraber olmuş, şimdilerde moruktan kurtulma derdindedir. Babası gider gitmez oğlunu da defetmenin hesaplarını yapar. Komşusu Muhsine Hanım’ın otuz yaşındaki bekâr oğlu Şoför Adem´i gözüne kestirmiş, kadının da kışkırtması ile gelecekte onunla olmanın hayalleriyle meşguldür. İhsan Bey ise karısını kendisine sadık biri zannetmekte, sırf bu yüzden bile olsa onun bir dediğini ikiletmemektedir.

Mahallede bir de “Perili Konak” vardır. Cevdet´in yeni tanıştığı Rum arkadaşı Kosti´ye de anlattığı gibi, hayalindeki kendisini özdeşleştirdiği kovboy kahramanı Aslan Tomson ile “Kırmızı Eşarp Çetesi” de bu civardadırlar. Anlatının tam ortasında ki bu ev, bütün heybetiyle çevresinde olup bitenleri yansıtır. Çocuklar, onların dünyası, komşuların birbirleriyle olan münasebetleri ve birbirleriyle olan muhabbetleri her halde bugün bile aynıdır.

Üstadın usta ifadeleri arasında kazık kadar büyüklerin acımasız dünyası ve çocukların o saf ve masum hülyaları arasında bu gaddar gerçek dünyaya ayak uydurmaya çalışmaları, ekmek kavgaları bir yandan onca sadeliği ve yalınlığı ile hayret uyandırır, diğer yandan yoksulun, fakirin hayatta kalma mücadelesinin nice bilinmeyen boyutlarına anlatı boyunca yakinen tanıklık edilir. Yazarın aile, mahalle, yani içinde yetiştiği koşullar ve çevre ile çocuğun suçla arasında kurduğu ilişki haddinden fazla sağlam ve güçlüdür. Üstadı usta, romanı kaliteli yapan tam da budur.

Haminne ile Cevriye´nin kavgaları, baba ile oğulun veya üvey annenin çelişkileri, çocukların birbirlerini kayırıp sahiplenmeleri, uyanık komşu Muhsine´nin saf Şehnaz’ı oğlu Adem´e kafalamaya çalışması, dünyadan habersiz İhsan Bey´e oynana oyun, her türlü gerçekçilikten daha gerçekçi ve inandırıcıdır. İlk baskısı 1957 yılında yapılmış roman, bize 60 yıl sonra memlekette genel durumun ve refahın ileriye değil daha da geriye gittiğinin küçük bir kanıtıdır. Orhan Kemal´in “Suçlu”su zamanın ötesine hitap eden klasik yurdum gerçeklerinden biridir.

1956 yılında Vatan gazetesinde günlük tefrika edilen eser, 1960 yılında sinemaya uyarlanmış. 338 sayfalık romanın devamının da olduğu anlaşılıyor. Elimizdeki yapıtın ilk cildi. Eserin ikinci cildinin adı “Sokakların Çocuğu”

Süleyman Deveci
02.01.2017
https://devecisueleyman.wordpress.com/

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here