Ortak Belleğimizdir Dostlar – Yusuf Şaylan

Ortak Belleğimiz DostlarORTAK BELLEĞİMİZDİR DOSTLAR(*)
“ Benim memleketimde bugün
Kırk elli bin liradır
Resmin metre karesi
Ve dillere destandır canım
Turan Erol beyazıyla Bodrum’un mavisi

Ama benim memleketimde bugün
İnsan kanı sudan ucuz
Oysa en güzel emek insanın kendisi
Kolay mı kan uykularda kalkıp
Ninniler söylemesi” (**)

Yazının başlığı, Remzi İnanç’ın son kitabının adıdır. Daha önce “Gün Gördüm Yüzler Gördüm”(1998) ve “Kar Altında Güller Var”(2002) tarihlerinde yazdığı anı portrelerin üçüncü kitabı olarak kabul edebiliriz.

Remzi İnanç’ı okurlara benim tanıtmam gerekmeyebilir, kitap ve yayın dünyası ile ilgisi olanlar tanırlar. Ama ben yine de Remzi ağabeyden birazcık bahsetmek istiyorum. 1935 yılında Diyarbakır’da doğdu, aynı kentte ilk ve orta öğrenimini tamamladı. 1954-1955 ders yılında Ziya Gökalp Lisesi’ni bitirdikten sonra Ankara Hukuk Fakültesi’nde bir süre okudu. Memurluk ve gazetecilik yaptı(1955-1960). 1960-62 yılları arasında yedek subay öğretmen olarak askerlik görevini yaptı. Türk Kültür Dernekleri Genel Merkezi’nde (sonra Halkevlerine dönüştü) yayın yönetmeni olarak görev aldı. Daha sonra kısa aralıklarla Türkiye Öğretmen Dernekleri Milli Federasyonu ile Türk Dil Kurumu’nda çalıştı. 1964 yılında Ankara’da Toplum Yayınevi’ni kurdu. Toplumsal ve siyasal içerikli yabancı inceleme/araştırma yanı sıra edebiyat ve plastik sanatlar türünde birçok kitap yayınladı. Yayınladığı bazı kitaplardan ötürü soruşturmaya uğrayıp yargılandı. 1969 yılında Ho Şi Minh’in Milli Kurtuluş Savaşımız adlı kitabı ile mahkum oldu. Mahkumiyetini benim de çocukluğumun geçtiği Ankara’nın Elmadağ ilçesinde evden bozma bir cezaevinde geçirdi. 1972 yılında cezaevinden çıktıktan sonra yayınevi ile aynı adı taşıyan Toplum Kitapevi’ni kurdu. 2003 yılına kadar sürdürdü.

Genç şair ve edebiyatçıların çoğunun ilk kitabı o yıllarda Toplum Yayınevi tarafından yayınlanmıştır. Remzi İnanç yayıncıların duayenlerindendir. 1960’lardan sonra ülkemizde olup biten toplumsal ve siyasal olaylara 27 Mayıs 1960-12 Mart 1971-12 Eylül 1980 yıllarına canlı tanıklık etmiştir.

TİP(Türkiye İşçi Partisi)’in çalışmalarına katılmış Behice Boran, Mehmet Ali Aybar, Sadun Aren başta olmak üzere dönemin politik kişilikleriyle dostluk ve yoldaşlık yapmış. Kitabevinin bulunduğu Zafer Çarşısı 1980 öncesi Ankara Kızılay’da herkesin buluşma noktası idi. Taşradan veya yurt dışından gelen çoğu okuryazarın ziyaret yeri idi. 1980 sonrası darbe nedeni ile ülkeyi terketmek zorunda kalan sosyalistlere ve yurtseverlere ülkede çıkan yayınları dergileri Toplum Kitabevi aracılığıyla ulaştırırdık. Benim de emekçisi olduğum 1987 yılından itibaren yayınlanan Toplumsal Kurtuluş dergimizi de aynı yolla yurt dışı okurlarımıza ulaştırırdık.

Şimdi kitaba dönebiliriz. “Ortak Belleğimizdir Dostlar” adından da anlaşılacağı gibi Remzi ağabey, kendisinin yakinen tanıdığı dostları onda kalan hatıraları bilincin süzgecinden geçirerek ortak beğenimize sunuyor. Bir defa kitabın adı çok kıymetli ortak belleğimizi yani tarih bilincimizi taze tutmamızın önemini anlatıyor. Hakim sınıfların ideologları ve baskı araçları toplumu belleksiz bırakmak için sürekli olarak tarih bilincinden koparmaya çalışırlar. Bütün darbeler toplumun biriktirdiği değer yargılarını silmek, belleksiz bırakmak için gerçekleştirilir. 12 Eylül 1980 darbesi bunun en somut örneğidir. Tam anlamıyla bir bellek silme operasyonudur. Bugün hala AKP eliyle 12 Eylül devam ediyor ise bu darbenin toplumumuzda yarattığı tahribatı gösteriyor. Bizde ısrarla toplumun belleğini geçmişle bağlarını daha önce yaşanmış güzellikleri ve başarıların altını tekrar tekrar çizmeliyiz. Bir anı portre kitabı olarak yazılan “Ortak Belleğimizdir Dostlar” romandan şiire siyasetten sosyolojiye tarihten edebiyata hapishaneden sürgüne müzikten resme birçok yazarı ülkemizin tarihine kazınmış birçok değeri tekrar okuyup sevgimizi saygımızı tazelememizi sağlıyor. Örneğin Aziz Nesin adına Almanya’da bir okul açıldığını kaçımız biliyoruz. Aziz Nesin’in ülkemiz için ne kadar önemli ve değerli olduğunu Remzi ağabeyden okurken bir defa daha anlıyoruz. Genç insanların çoğu bilmez Dr. Hikmet Kıvılcımlı ülkemizin çorak topraklarında yetişmiş önemli Marksistlerdendir. TKP’ye genç yaşta girmiş defalarca yargılanmış rekor denilecek süre(23 yıl) hapis yatmış yüzlerce kitap yazmış birini göreceksiniz. Rasih Nuri İleri oda genç yaşta katıldığı sosyalizm mücadelesini ömrünün son günlerine kadar örgütlü olarak sürdüren nadir insanlardan biridir onunla da tanışacaksınız. Halit Çelenk’le ve Şekibe Çelenk’le dostluklarını anlatıyor. “Binlerce bayrak ve flamadan bayram yerine dönmüştü Sıhhiye Meydanı. İnanılmaz coşku elle tutulur gibiydi. Ankara’nın sonbaharını, hele de Ekim ayını bilmeyene nasıl anlatılır o günün gökyüzü? 2002 yılının 6 Ekim Pazar gününün ayrı bir özelliği vardı: Türkiye Komünist Partisi’nin (TKP) “Paranın saltanatına karşı halkın Ankara buluşması” başlıklı mitingi… sağ olsun polisler komünistleri korumak için olacak, olağanüstü önlem almıştı. Miting alanına ne kadar az kişi gelirse, işleri onca kolaylaşacaktı sanki. Kırk yıl sonra bu miting alanında yeniden yan yana olduk Şekibe ve Halit Çelenk’le. Önce yanımda duran Şekibe Hanım’ı gördüm. Gencecik bir delikanlının elini tutmuştu; gözlerinin içi gülerek tanıştırdı: “ODTÜ’de okuyan torunum…” Hemen yanı başlarında Halit ağabey… Nasıl mutlu oldum… Kucaklaştık. Altmışlı yıllardaki gibi coşkulu ve mutluyduk. İkimizin de gözleri doldu” Halit Beyi ve Şekibe Hanımı çoğumuz tanırız, ülkemizdeki hukuksuzluklara karşı mücadelede hep ön safta olmuşlardır. Halit Bey sadece Deniz Gezmişlerin değil daha sonra ki süreçlerde de birçok devrimci tutsağın avukatlığını yapmıştır. Ayrıca hukuk üzerine yaptığı çalışmalarda genç hukukçuların faydalanacağı önemli eserlerdendir. Şekibe Hanım Denizlerin idamından sonra bu ülkede hukuk yoktur deyip cübbesini çıkarmış ve bir daha giymemiştir. O sadece Denizlerin değil hepimizin Şekibe ablasıdır. Şekibe ablanın şu sözlerini buraya almak istedim “Evlilikte sevgiyi ve inancı beraber yaşamak gibi çoğu kişinin tatmadığı bir ayrıcalığımız oldu. Bedenlerimiz yaşlandı ama ‘yarin yanağından gayrı’ her şeyin ortak olacağı günlere dair inancımız gençlik günlerimizdeki kadar taze ve sağlam./Zor ama dolu dolu yaşadık bunca yılı, darısı genç kuşakların başına” Halit ağabeyle Şekibe ablanın genç kuşaklara örnek olacak bir sevgiyi nasıl büyüttüklerini görüyoruz. Burada Erdoğan Berktay’dan(Başar) söz etmek istiyorum. İzmir’de serbest avukatlık yaptığı dönemde(10 Temmuz 1952’de) Türkiye Komünist Partisi’ne üye olmak savıyla tutuklanıyor. İki yıl mahkum oluyor. Cezaevinden çıkınca avukatlık yapmak istemiyor çaresiz bir kitapevi açıyor. Daha sonra 1960’lı yılların ortasında Ankara’ya gelip yerleşiyor. Remzi ağabey kendisiyle tanıştıktan sonra sosyalist kişiler ve kavramlar sözlüğü projesinden söz ediyor. Sevinerek kabul ediyor. Bu kitap “Sosyalizm Sözlüğü/Kavramlar-Biyografiler” 1965 yılında Toplum Yayınevi tarafından yayınlanıyor. Remzi ağabeyin anekdotunu aktarmak istiyorum. “Bu değerli yazar, çevirmen, düşünce ve eylem adamıyla Kızılay’da yürüyorduk. Birden durdu ve şöyle dedi, hiç unutmuyorum: “Remzi Bey günün birinde şu karşıdaki binalardan birinin alnında Türkiye Komünist Partisi’nin tabelasını görsem ne çok sevineceğim… Orada bir süre hademe (çaycı mı demişti yoksa?) olarak bile çalışmaya razıyım.” Biz yeni kuşak komünistler işte Erdoğan yoldaşın ve benzerlerinin mirasçısıyız. Bunun değerini bilmek, köklerimizin çok derinlerde olduğunu anlamak ve anlatmakla görevliyiz. Şükran Kurdakul önemli edebiyatçılarımızdandır, genç yaşta o da TKP davasından yargılanıp hapis yatanlardan. Çıktıktan sonra edebiyata kaldığı yerden TİP saflarında siyasette devam eden değerlerimizdendir. Zekeriya-Sabiha Sertel çifti önemli gazetecilerimizden ve aydınlarımızdandır. Onlar da sürgünde yaşamanın zorluklarını görmüş ve yaban ellerde yitmişlerdir. Türkülerin en güzel sunucusu “İnsan sesinden daha güzel bir enstrüman yoktur diyen Ruhi Su’yu onun hapishanede evlendiği yoldaşı, eşi Sıdıka Su’yu, yine bir hapis yatma rekortmeni “Sarı Hoca” namıyla inadın sembolü İsmail Beşikçi’yi, Erhan Bener’den Cahit Sıtkı Tarancı’ya, Vedat Günyol’dan Metin Altıok’a, Selahattin Hilav’dan İsmail Cem’e, Behçet Aysan’dan Şiar Yalçın’a edebiyat ve düşün adamını, onlarca yaşanmış olay her biri sayfalarca yazı konusu edilebilecek önemde birçok yazarın kitaplarının değerlendirilmesini büyük bir tatla okuyacaksınız. Remzi ağabeyin çok değerli öğretmenleri olmuş birkaçını analım: Cavit Orhan Tütengil, bilim insanı, sanat ve edebiyat dostu 7 Aralık 1979 yılında faşistler tarafından katledilen önemli aydınlarımızdandır. Turhan Erol ülkemizin değerli ressamlarındandır. Daha birçok değeri bir arada zevkle ve öğrenerek okudum. Almanya, Hollanda, ABD, Fransa, Japonya, Avustralya gibi ülkelerden tarihsel ve toplumsal olaylara bir gezinti… Yakın tarihimizin canlı tanığı belleklerimizi tazelememizi sağlayan sevgili Remzi ağabey, hazinesinin bir kısmını bizimle paylaşmak istemiş; evet, sadece bir kısmını kendisine sağlıklı günler dileyelim devamını isteyelim. Biriktirdiği hazinenin saklı kısmını da en kısa zamanda bekliyoruz.

(*) Ortak Belleğimizdir Dostlar, Ürün Yayınları, Ankara, Aralık 2015
(**) İnsan ve Emek şiirinden bir bölüm, Ruhi Su

Yusuf Şaylan
Ankara 29.01.2016

Yorum yapın

Daha fazla Anlatı, Makaleler, Yazarlarımızın son çalışmaları
En Karanlık Işık: Knut Hamsun

Norveç ve dünya edebiyatının en büyük yazarlarından, 1920 Nobel ödülü sahibi Knut Hamsun, ikinci dünya savaşı yıllarında, henüz ülkesi işgal...

Kapat