Nietzsche, yoksullara duyulan merhametin siyasal bir erdem olarak kurumsallaşmasına neden şüpheyle yaklaşır?

1. Güç İstenci ve Yaşamın Artırımı Sorunu Nietzsche’nin düşüncesinde yaşam, kendini artırma eğilimi olarak güç istenci (Wille zur Macht) kavramıyla betimlenir (Nietzsche, 1883–85/2006). Bu çerçevede bir değer, yaşamı genişletiyor mu yoksa daraltıyor mu sorusuyla ölçülür. Merhametin siyasal erdem olarak kurumsallaşması (ör. refah devleti normlarının ahlâkî üstünlük iddiası), Nietzsche’ye göre şu riski taşır: Also sprach Zarathustra’da

okumak için tıklayınız

Çorak Toprağın Tedavisi: Engelli Bedenin Kâsesi ve Yeni Eril Bilinç

Balıkçı Kral’ın Yarası: Sağlamcı Sistemin Kısırlığı ve İyileşme Çağrısı Yazar: Âkil Bîçare (Eski Dünya Ölüyor, Yeni Bir Bedenleşme (Enkarnasyon) Doğmalı!) Aziz Okuyucularım, Ey Gerçeği Değiştirecek Soruyu Arayanlar! Marion Woodman’ın bu son bölümü, bütün bir medeniyetin psikolojik olarak nasıl çoraklaştığını (The Waste Land) ve bu kısırlığın, engelli ve otizmli bireyin ruhunda nasıl yankı bulduğunu inceler. Bu

okumak için tıklayınız

GÜNLÜK YAŞAMDA KOMŞULUĞUN YERİ – Psk. Banu Beyaz

‘Kon-mak’ kökünden türeyen komşu; ev, işyeri, arazi, köy, şehir ve ülke bakımından yakın olanların birbirlerine göre aldıkları konum olarak tanımlanabilir”. (Yıldız ve Gündüz, 2015, s.4). Komşu sadece bir konumlanış değil, aynı zamanda içinde geniş bir ilişkiler ağını barındıran yapıyı da ifade etmektedir. Mekânsal yapılanmalar beraberinde toplumsal yapıyı da oluşturur. Dolayısıyla komşu mekânsal olarak en yakındakini

okumak için tıklayınız

Elizur’a Göre İş Değerleri – Psk. Banu Beyaz

İş değerleri, işle ilgili inanç, tutum, tercih ve ilgilerdir ve iş tatmini ile motivasyon gibi işle ilgili diğer yapılardan farklıdır. Bir iş ortamında iş değerleri, iş performansını ve iş tatminini etkileyen çalışma koşulları hakkındaki yargılara temel oluşturmaktadır. İş değerlerinin kişilik, iş tatmini, motivasyon, iş performansı, örgütsel bağlılık, kariyer seçimi ve işe uyumla ilgili olduğu belirtilmektedir.

okumak için tıklayınız

Cervantes’in Don Kişot’u Orta Çağ değerleri ile modern dünya görüşü arasındaki geçişi nasıl temsil eder?

Miguel de Cervantes’in Don Kişot’u (1605/1615), yalnızca şövalye romanslarının parodisi değil; aynı zamanda Orta Çağ’ın teolojik–hiyerarşik dünya tasarımından modernitenin seküler, birey-merkezli ve çoğulcu epistemolojisine geçişin edebî bir laboratuvarıdır. Roman, feodal değerler sisteminin çözülüşünü ve modern öznenin doğuşunu, kurmaca düzlemde dramatize eder. 1. Değerler Düzleminde Çözülme: Şövalyelik İdeali ve Tarihsel Anakronizm Orta Çağ ethosunun merkezinde hiyerarşi,

okumak için tıklayınız

Kafka’nın absürd anlayışı ile Albert Camus’nün absürd kavrayışı arasında nasıl bir fark vardır?

“Absürd” kavramı 20. yüzyıl Avrupa düşüncesinde özellikle iki figür üzerinden belirginleşir: Franz Kafka ve Albert Camus. Ancak bu iki düşünür/yazarın absürdü temellendirme biçimleri, ontolojik zeminleri ve etik sonuçları önemli farklılıklar içerir. Kafka’da absürd, bireyin anlaşılmaz bir yasa ve erişilemez bir otorite karşısındaki ontolojik konumunu imlerken; Camus’de absürd, insanın anlam talebi ile dünyanın sessizliği arasındaki bilinçli

okumak için tıklayınız

Franz Kafka’nın Dava Romanında Suçun Belirsizliği ve Modern Hukuka Yönelik Eleştiri

Franz Kafka’nın Dava romanında Josef K.’nın hangi suçla itham edildiğinin hiçbir zaman açıklanmaması, modern hukuk düzeninin meşruiyet, şeffaflık ve usul güvenceleri üzerine kurulu iddiasına radikal bir eleştiri sunar. Bu çalışma, suçun belirsizliğini (indeterminacy) üç düzlemde inceler: (i) normatif belirsizlik ve kanunilik ilkesi, (ii) bürokratik rasyonalite ve iktidarın anonimleşmesi, (iii) öznenin içselleştirilmiş suçluluğu. Metin, hukuk felsefesi

okumak için tıklayınız

En İyi Akü Seçimi Nasıl Yapılmalı? Doğru Aküyü Seçmenin Pratik Kriterleri

Araçta marş basmama, farlarda zayıflama ya da start-stop sisteminin devre dışı kalması gibi sorunların önemli bir kısmı aküyle ilgilidir. Ancak akü değiştirmek “en pahalıyı almak” ya da “aynısını taktırmak” kadar basit bir karar değildir. Doğru akü seçimi; aracın elektrik ihtiyacına, kullanım alışkanlıklarına ve iklim koşullarına göre yapılmalıdır. Afyon akücü arayışındaysanız, aşağıdaki kriterler sizin için hızlı

okumak için tıklayınız

Dört Mevsim Lastikler Kışın Kullanılır mı?

Dört mevsim lastikler, adından da anlaşılacağı gibi yıl boyunca kullanılabilen “kompromi” bir lastik türüdür. Peki kış şartlarında gerçekten yeterli mi? Kısa cevap: Bölgenin kış sertliği ve sürüş alışkanlığına göre değişir. Kışın ılıman geçtiği, karın seyrek görüldüğü yerlerde dört mevsim lastikler günlük kullanım için pratik bir çözüm sunabilir. Ancak yoğun kar, buzlanma ve sık eksi dereceler

okumak için tıklayınız

Citroën Araçlarda Güvenli ve Konforlu Sürüş İçin Doğru Bakım Yaklaşımı

Citroën araçlar; konfor odaklı sürüş karakteri, modern donanımları ve teknolojik altyapısıyla şehir içi ve uzun yol kullanımında keyifli bir deneyim sunar. Ancak her araç gibi Citroën modellerinde de performansı korumak, yakıt tüketimini dengede tutmak ve sürüş güvenliğini artırmak için düzenli bakım şarttır. Özellikle yoğun trafik, kısa mesafeli dur-kalk kullanımı ve mevsim geçişleri; fren sistemi, akü,

okumak için tıklayınız

İzmir Adnan Menderes Havalimanı Araç Kiralama Rehberi

Ege’nin kalbi İzmir’e iniş yaptığınız anda, şehrin enerjisini hissetmek ve rotanızı özgürce çizmek için en kritik adım doğru ulaşım stratejisini belirlemektir. İzmir Adnan Menderes Havalimanı araç kiralama hizmetleri, sadece bir ulaşım tercihi değil; Efes’in antik dokusundan Çeşme’nin masmavi sularına uzanan o eşsiz yolculuğun konfor kapısıdır. Toplu taşıma ağlarının kısıtlı saatlerine hapsolmadan, bagaj yükünüzü dert etmeden ve Ege’nin

okumak için tıklayınız

Mottocup ile Pratik, Kaliteli ve Çevreci Bardak Çözümleri

Günümüzde hem bireysel kullanıcılar hem de işletmeler, içecek servisi konusunda pratik, hijyenik ve estetik çözümleri tercih ediyor. Bu noktada Mottocup, sektördeki güvenilir konumuyla dikkat çekiyor. Geniş ürün gamı, kaliteli üretim anlayışı ve çevre dostu malzeme kullanımıyla Mottocup; kafe, restoran, etkinlik organizasyonu, ofis veya bireysel kullanım fark etmeksizin her ihtiyaca cevap verebilen bir marka haline gelmiştir.

okumak için tıklayınız

5ktur ile Karadeniz’de Konforlu ve Unutulmaz Deneyimler

Karadeniz’in eşsiz doğası, tarih kokan sokakları ve misafirperver insanlarıyla her mevsim ayrı bir güzellik sunan bu bölgede, konforlu, güvenli ve profesyonel ulaşım hizmetleri kadar iyi planlanmış tur deneyimleri de büyük önem taşıyor. 5ktur, yıllardır bölgedeki turizm deneyimini zenginleştiren, teknolojiyle hizmet anlayışını buluşturan bir marka olarak dikkat çekiyor. Seyahatseverler, 5ktur’un sunduğu esnek çözümler ve geniş hizmet

okumak için tıklayınız

Hukukta Kalite ve Güvenin Adresi

Hayatın dönüm noktalarında hukuki destek almak, geleceği güvence altına almanın en etkili yoludur. İzmir avukatarayışındaki bireyler için profesyonellik ve uzmanlık şarttır. Avukat izmir hizmetlerinde müvekkil odaklı yaklaşımıyla tanınan bu büro, özellikle izmir boşanma avukatı ihtiyacında olanlara kapsamlı rehberlik sunar. İzmir Boşanma Avukatı ile Hak Kaybını Önleme Boşanma davaları, anlaşmalı veya çekişmeli olsun, dikkatli planlama gerektirir. Büronun uzmanları, protokol hazırlığından delil toplama aşamasına,

okumak için tıklayınız

“Yalnızca Yaralı Bir Doktor İyileştirebilir”: Jung’un Gözünden Terapist Olma Sanatı ve Analiz Süreci

Modern psikoterapinin öncülerinden Carl Gustav Jung için terapi, soğuk bir klinik odasında uygulanan teknik bir işlemden çok daha fazlasıydı. O, “Ne kadar insan varsa o kadar da yöntem vardır” diyerek, insan ruhunun standart kalıplara sığdırılamayacağını savunurdu. Jung’un otobiyografisi Anılar, Düşler, Düşünceler, onun terapiye yaklaşımının kuramsal kitaplardan değil, bizzat hastalarıyla yaşadığı sarsıcı deneyimlerden doğduğunu gösterir. Peki,

okumak için tıklayınız

Jung ve Parapiskolojiye İlgisinin Nedenleri

Jung’un parapsikolojiyi derinleştirmesi ve Freud’un buna şiddetle karşı çıkması, basit bir ilgi alanı farklılığı değil, bilinçdışının doğasına dair temel bir psikodinamik çatışmadır. Jung için parapsikoloji, bilinçdışının nesnel gerçekliğine açılan bir kapıyken; Freud için bu alan, bilimsel teorisini tehdit eden, bastırılması gereken “karanlık bir güçtür”. 1. Jung Neden Derinleştirdi? (Bilinçdışının Otonomisi) Jung’un parapsikolojiye ilgisi, batıl inançtan

okumak için tıklayınız

Carl Gustav Jung hastalarından neler öğrenmiştir ?

Jung, Anılar, Düşler, Düşünceler adlı eserinde hastalarından edindiği deneyimlerin, kitaplardan öğrendiklerinden çok daha değerli olduğunu vurgular. Ona göre, “Hastalarım bana insan yaşamının gerçeklerini öğretti”. Jung’un teorisini şekillendiren, yöntemlerini değiştirmesine neden olan ve onu kişisel olarak etkileyen önemli vakalar ve bunlardan çıkardığı dersler şunlardır: 1. “Ayakkabı Dikme Hareketi Yapan” Kadın ve Şizofreninin Anlamı Jung, Burghölzli Akıl

okumak için tıklayınız

Baba Katli mi, Özgürleşme mi? Jung ve Freud’un Büyük Kopuşunun Anatomisi

Psikoloji tarihinin en büyük “aşk ve nefret” hikayelerinden biri, hiç şüphesiz Carl Gustav Jung ve Sigmund Freud arasındakidir. Bir yanda Viyana’nın dahi ama dogmatik babası Freud, diğer yanda Zürih’in mistik ve asi oğlu Jung. Bu ilişki, 1907’de Viyana’da gerçekleşen ve tam 13 saat süren o efsanevi ilk buluşmayla başladı, 1913’te ise sessizliğe gömülen bir mektupla

okumak için tıklayınız

İŞ YERİNDE MUTLULUK – PSK. BANU BEYAZ

Son yıllarda mutluluk üzerine yapılan çalışmalarda önemli bir artış  olmuştur. Konuya olan ilgi hem araştırmalarda bu konunun değerlendirilme sıklığı anlamında, hem de sosyoloji, geriatrik araştırmalar, klinik psikoloji, kişilik özellikleri, bilişsel etki gibi bu konuyu ele alan araştırma alanlarının çeşitliliği anlamında artmıştır Mutluluk kavramı birçok araştırmacı tarafından yakından ilgilenilen bir alan olup birden fazla tanıma sahiptir.

okumak için tıklayınız

Hegel’in Savaş Anlayışı ile Tolstoy’un Savaş Eleştirisi Arasındaki Gerilim

Modern düşüncede savaş, kimi zaman tarihsel ilerlemenin zorunlu bir aracı, kimi zaman ise insanlığın ahlaki iflasının en açık göstergesi olarak kavramsallaştırılmıştır. Bu karşıtlık, G. W. F. Hegel ile Lev Tolstoy arasında belirgin bir felsefi gerilim olarak ortaya çıkar. Hegel, savaşı tarihsel aklın diyalektik işleyişinde zorunlu bir moment olarak konumlandırırken, Tolstoy savaşın bu türden rasyonelleştirilmesini ahlaki

okumak için tıklayınız