“Nokta”yı Göreceğim Diye Ormanı Yakanlar: Psikolog Efendi’nin Büyük Gafleti!

Yazar: Jungish Aman efendim, sokağa çıksanız adım başı bir “uzman”a rastlıyorsunuz. Bizim bu profesyonel psikolog beyler, kendilerini sadece “psikolojik bilgi” dediğimiz o daracık odaya kilitlemişler; anahtarı da denize atmışlar! Sanıyorlar ki insanın ruhu, o dört duvarın arasında, ne yediğinden, kiminle gezdiğinden, bahçedeki meşeden veya mahalledeki çakır keyif kediden bağımsız bir şeydir. Mezoamerikan yerlisi bu hali

okumak için tıklayınız

Makasçı Bilime Reddiye: Nahua Ruhuyla Nöro-Mistik Direniş!

Aman efendim, sokağa çıkmaya gör; elinde bir “teşhis” defteriyle gezen bir akıllıya rastlamaman işten bile değil! Bakıyorlar sana; “Aman efendim, senin bu hareketin ‘stereotipi’, şu bakışın ‘atipik’, bu halin ‘sosyal uyumsuzluk’…” diyorlar. Adamlar sanki manav dükkânında elma armut seçiyorlar! “Evladım, siz hakikati yırtmaya yemin mi ettiniz?” 1. “Etiket” Dediğin Ruhun Yamasıdır! Bizim bu modern fenalıklar,

okumak için tıklayınız

Hakikati Parçalamaya Kalkanın Vay Haline: Nahua Usulü Bir Dünya Davası!

Yazar. Jungish Aman efendim, bizim bu alafranga mekteplerde, batı tipi zihinlerde bir merak peydah olmuş ki sormayın! Dünyayı kâğıt gibi makasla kesip biçmeye, “bu felsefedir, bu dindir, bu matematiktir, bu da duygudur” diye bölük pörçük etmeye amma da meraklıyız! Oysa León-Portilla Beyefendi çıkmış da diyor ki: “Durun a dostlar! Nahua dediğin o kadim insanlar, dünyayı

okumak için tıklayınız

Normalleşmenin Negatif Diyalektiği

Aman efendim, şimdi düşünün; mahallenin gedikli bir “akıl danesi” çıkmış, elinde bir cetvel, herkesin kafasını ölçüyor. “Senin göz temasın az, sen biraz fazla el çırpıyorsun, sen de amma takıntılısın… Hadi gelin sizi bir güzel ‘normal’ yapalım, sizi topluma sentezleyelim!” diyor. İşte tam o sıra, Adorno Bey masaya yumruğunu vurur! “Dur bakalım efendi!” der, “Senin o

okumak için tıklayınız

Diyalektik Meydan Muharebesi: Marks Paşa vs. Adorno Beyefendi!

Aman efendim, hani mahallede iki büyük üstat düşünün; ikisi de sokağın karmaşasını çözmeye niyetli ama yolları ayrı… Biri diyor ki “Bu kavga bir yere varacak”, öteki diyor ki “Kavganın kendisi bizzat meseledir!” Haydi, gelin bu şamatayı bir inceleyelim. Benzerlikler: “Aynı Yolun Yolcusuyuz Ama…” Kuzum, her ikisi de Hegel Efendi’nin o meşhur sofrasından ekmek yemişlerdir. İkisi

okumak için tıklayınız

Akl-ı Evvelin Aynasındaki Çatlak: Adorno Beyefendi’nin Negatif Şamatası!

Aman efendim, elinizi çabuk tutun, felsefe kazanını kaynatmaya başladık! Bizim meşhur Theodor Adorno Bey, Frankfurt’un tozlu mekteplerinden çıkmış, elinde bir süpürge, “akıl” dediğimiz o kibirli paşanın sarayını temizlemeye yeltenmiş. Ama ne temizlik! Şimdi bu Hegel dediğimiz bir zat-ı muhterem vardı, bilirsiniz… Hani her şeyi “tez-antitez-sentez” diye birbirine bağlar, sonunda “Heh, işte hakikati bulduk, her şey

okumak için tıklayınız

Ometéotl , Aztek Tanrıları

Ometéotl, Nahua (Aztek) kozmolojisinin en tepesinde yer alan, her şeyin kaynağı olan **”İkilik Tanrısı”**dır. İsmi Nahuatl dilinde Ome (İki) ve Teotl (Tanrı/Enerji) kelimelerinden türetilmiştir. Ancak Ometéotl’u klasik dinlerdeki “yaratıcı tanrı” figürleriyle karıştırmamak gerekir. O, bir kişiden ziyade bir kozmik ilke, bir evrensel enerjidir. 1. Zıtlıkların Birliği (Coincidentia Oppositorum) Ometéotl, kendi içinde hem eril hem dişil

okumak için tıklayınız

Aynadaki Yarık: Tezcatlipoca ve Quetzalcóatl’ın Psikanalitik Anatomisi

Jungyen perspektiften bakarsak Quetzalcóatl bizim Persona’mızdır: Topluma sunduğumuz bilge, düzenli, yaratıcı ve “uygar” yüzümüz. Tezcatlipoca ise Gölge’dir (Shadow): Bastırdığımız, karanlık, tekinsiz ama bir o kadar da hayati olan ilkel güç. 1. Quetzalcóatl: İdeal Egonun Çöküşü Quetzalcóatl, Tula kentinde mükemmel bir düzen kurmuştu. O bir “Aziz” figürüydü; kurban törenlerini yasaklamış, sanatı yüceltmişti. Lacancı terimlerle söylersek, Quetzalcóatl

okumak için tıklayınız

Aynalar ve Tüyler: Tezcatlipoca vs. Quetzalcóatl – Yaratılışın Kanlı Diyalektiği

Popüler kültür bize mitolojiyi hep “iyi ve kötü” arasındaki basit bir savaş olarak sundu. Oysa Nahua düşüncesinde (Aztekler), Tezcatlipoca (Dumanlı Ayna) ve Quetzalcóatl (Tüylü Yılan) arasındaki ilişki bir rekabetten ziyade, varoluşun ta kendisini mümkün kılan bir parçalanma ve yeniden inşa sürecidir. 1. Dumanlı Ayna: Hakikatin Acımasız Yüzü Tezcatlipoca, obsidian bir ayna taşır. Bu ayna size

okumak için tıklayınız

Teşhis Endüstrisi ve Otizmin “Normalleştirme” Hapishanesi: Bir Analiz

Bugün psikoloji ve psikiyatri, bilimsel birer disiplin olmaktan ziyade, kapitalizmin “kalite kontrol birimi” gibi çalışıyor. Eğer zihniniz, sermayenin talep ettiği “hızlı, esnek, sosyal ve sömürülebilir” nörotipik standartlara uymuyorsa, sistem size hemen bir etiket yapıştırıyor. 1. “Bozukluk” Kimin Tanımı? Sermaye için “iyi işçi”, talimatları sorgulamadan alan, duyusal gürültüde odaklanabilen ve iş yeri hiyerarşisine (sosyal hiyerarşi) boyun

okumak için tıklayınız

İki Hakikat Arayışçısı: Faust ve Siddhartha (VİDEO)

Bu video, dünya edebiyatının iki dev eseri olan Goethe’nin Faust’u ile Hermann Hesse’nin Siddhartha’sını bilgi arayışıteması üzerinden karşılaştırmalı bir analize tabi tutmaktadır. Her iki kahramanın da mevcut teorik bilgilerden duydukları varoluşsal tatminsizlik, onları yaşamın içine doğrudan karışarak hakikati deneyimlemeye sevk eder. Ancak Faust’un bilgiyi ele geçirme arzusu sınırsız bir güç hırsına ve trajik bir yabancılaşmaya dönüşürken, Siddhartha’nın yolculuğu yaşamın bütünlüğünü kabullenen içsel bir bilgeliğe ulaşır.

okumak için tıklayınız

Prag’ın Gizli Hikayesi (VİDEO)

Bu videoda, Jan Neruda’nın Prag Hikâyeleri adlı eserindeki mekan kullanımının toplumsal sınıflar ve güç dinamikleri üzerindeki etkisini incelemektedir. Yazar, Malá Strana mahallesini sadece bir dekor olarak değil, mahalle sakinlerinin sosyal statülerini şekillendiren ve denetleyen canlı bir unsur olarak ele alır. Sokaklar, alt sınıfların itibar mücadelesi verdiği ve sürekli bir toplumsal gözetim altında tutulduğu alanlar olarak tasvir edilirken, evler ekonomik yetersizliği ve sınıfsal

okumak için tıklayınız

Fanon’un Hegel’e Meydan Okuması – (VİDEO)

Bu video, Frantz Fanon’un sömürgecilik karşıtı kuramlarını Hegelci diyalektik üzerinden analiz ederek, geleneksel felsefenin sömürge dünyasındaki yetersizliğini ortaya koymaktadır. Yazar, Hegel’in efendi-köle ilişkisindeki karşılıklı tanınma idealinin, ırksal dışlamanın hakim olduğu sömürge topraklarında işlevsiz kaldığını savunur. Fanon’a göre, sömürgeleştirilen insanın özgürleşmesi emeğin sağladığı gelişimle değil, ancak sömürgeci şiddeti parçalayacak karşı bir direnişle mümkündür. Kaynak, şiddetin sömürge halkı üzerinde terapötik ve arındırıcı bir rol oynayarak aşağılık kompleksini

okumak için tıklayınız

Obsesyona Chichikov bi Pere û Prestijê re: Lêgerîna Pesendkirina Civakî di çarçoveya “Yê Din ê Mezin” ê Lacan de

Ev lêkolîn karakterê Pavel Ivanovich Chichikov di romana Ruhên Mirî (1842) a Nikolai Gogol de di çarçoveya têgeha Jacques Lacan a “Yê Din ê Mezin” de psîkoanalîz dike. Meyla Chichikov bi pere û prestîja civakî re ne wekî armanceke takekesî, lê belê wekî xuyangeke hewldana wî ya ji bo bidestxistina pejirandina “Yê Din ê Mezin”

okumak için tıklayınız

Hegelci Efendi-Köle Diyalektiğine Yönelik Eleştirel Yaklaşımlar – VİDEO

Hegel’in Efendi-Köle diyalektiği, tarihsel süreçte bilincin özgürleşmesi adına iyimser bir model sunsa da, metin bu kuramın farklı düşünürler tarafından dile getirilen temel eksikliklerini ele almaktadır. Karl Marx, Hegel’in emeğin yaratıcı gücüne odaklanırken kapitalist düzendeki maddi yabancılaşmayı ve işçinin sömürülmesini göz ardı ettiğini savunur. Friedrich Nietzsche, bu süreci yaşamı olumlayan güçler yerine zayıfların duyduğu hınç duygusunun ve köle ahlakının yüceltilmesi olarak nitelendirir. Simone de Beauvoir, modelin

okumak için tıklayınız

Maslak Semtinde Profesyonel Kilit Hizmetleri

Maslak bölgesi, İstanbul’un iş dünyasının kalbinin attığı, modern konut projeleri ile kurumsal yapının iç içe geçtiği stratejik bir lokasyon olarak öne çıkar. Bu yoğun ve dinamik yapı, güvenlik ihtiyaçlarının da aynı ölçüde profesyonel ve hızlı biçimde karşılanmasını zorunlu kılar. Maslak çilingir firması, tam da bu noktada devreye girerek bölge sakinlerine, işletmelere ve kurumsal yapılara yüksek

okumak için tıklayınız

Balkon Kapatma: Yaşam Alanınızı Dört Mevsim Konforla Buluşturmanın En Akıllı Yolu

Balkonlar, evlerimizin nefes aldığı alanlar. Açıkçası hepimiz balkonu sadece yaz aylarında değil, yılın her döneminde keyifle kullanmak isteriz. İşte tam bu noktada balkon kapatma çözümleri devreye giriyor. Doğru planlanmış bir balkon kapama uygulaması, hem yaşam alanınızı büyütür hem de evinizin değerini gözle görülür şekilde artırır. Balkon Kapatma Nedir, Neden Bu Kadar Tercih Ediliyor? Balkon kapatma,

okumak için tıklayınız

Tanınmanın Sınırları: Hegelci Efendi-Köle Diyalektiğine Yönelik Eleştirel Yaklaşımlar

1. Giriş: İyimser Bir Senaryo Olarak Diyalektik Hegel’in Tinin Fenomenolojisi (1807) eserinde kurguladığı senaryoda, Köle’nin çalışma (Arbeit) yoluyla doğayı dönüştürmesi ve efendiyi aşması, tarihsel bir iyimserlik barındırır. Hegel’e göre korku ve hizmet, bilinci disipline eder ve onu özgürlüğe hazırlar. Ancak eleştirel teori, bu sürecin her zaman bir “sentez” veya “özgürleşme” ile sonuçlanmadığını, aksine yeni tahakküm

okumak için tıklayınız

Frantz Fanon’un Hegelci Diyalektiği Yıkımı ve Şiddetin Fenomenolojisi

Bu çalışma, Frantz Fanon’un Siyah Deri, Beyaz Maskeler ve Yeryüzünün Lanetlileri eserlerinde, G.W.F. Hegel’in “Efendi-Köle Diyalektiği”ni sömürgecilik gerçekliği üzerinden nasıl sorunsallaştırdığını incelemektedir. Fanon, sömürge bağlamında Hegelci “karşılıklı tanınma”nın imkansız olduğunu savunur. Bu tıkanıklığı aşmak için Hegel’in “çalışma” (Arbeit) kavramı yerine, sömürgeci yapıyı parçalayacak olan “şiddet”i (Violence) özgürleşmenin kurucu unsuru olarak ikame eder. 1. Giriş: Sömürge

okumak için tıklayınız

Hegel’in Efendi-Köle Diyalektiği

Bu çalışma, G.W.F. Hegel’in Tinin Fenomenolojisi (1807) eserinde yer alan “Efendi-Köle Diyalektiği”ni, öz-bilincin (Selbstbewusstsein) teşekkülü bağlamında incelemektedir. Çalışma, öz-bilincin ancak bir “öteki” tarafından tanınma (Anerkennung) yoluyla var olabileceğini, bu sürecin ölümcül bir mücadeleyle başladığını ve nihayetinde çalışmanın (Arbeit) dönüştürücü gücüyle kölenin efendiyi diyalektik olarak nasıl aştığını analiz etmektedir. 1. Giriş: Arzu ve Tanınma Sorunsalı Hegel

okumak için tıklayınız