31 Temmuz 2026

“Diyalogları nasıl kullanıyorsunuz?” Necati Tosuner yanıtlıyor

Gündelik yaşamda çok sık karşılaşılır. “Canım, o öyle söyledi, ben de öyle söyledim!” denir. Demek ki, yazar ona nasıl söyletecek ki, ötekinin şöyle söylemesi kaçınılmaz olsun. Konuşan kişiler, yazarın diliyle değil, kendi ayrı ayrı dilleriyle konuşmalı. Şiveyle konuşulması, konuşulana gerçeklik katmaya yetmez. Susmayı iyi kullanmak, konuşmayı inandırıcı kılar. Moda olmuş deyişlerin bir gün demode olacağını

devamını oku

“Okuru sarsmak gibi bir amacınız da oldu mu?” Necati Tosuner yanıtlıyor

Sarsıcı olmak bir içtenliğe dayanmazsa, okur onu fark eder. Oysa yazar, okurun onu fark ettiğini asla bilemeyecektir. Ve kendini kandırmayı sürdürecektir. Elbette yazık olacaktır. Biliyorsun, ben yıllarca “kambur” öyküleri yazdım. Ama bir öykü ötekine hiç benzemezdi. O yüzden de her öykünün sarsıcılığı kendine özgü oluyordu. Belki bu nedenle, “Aman ya, kambursan kambursun!” diye bir tepki

devamını oku

“Tam istediğiniz gibi bir dil kurduğunuzu düşünüyor musunuz?” Necati Tosuner yanıtlıyor

Demin bir bilinçten söz ettim, zorunlu hareketler, dil. Bu gerçekte her yazar için geçerli. Kendi yazdıklarını güç beğenirlik, kendini sürekli bir denetleme altında tutmak oluyor. “Ben yazdım, oldu!” anlayışından sakınma, bende yerleşti, alışkanlığı da geçen bir ”kendiliğinden öyle” durumuna dönüştü. Yazarken, kalem nereye gidiyorsa, bırak gitsin! Çağrışımların bizi ulaştırdığı yerden ille de hoşnut kalmamız gerekmez.

devamını oku

“Yazar yazdıklarının etkisini, okurda bulduğu karşılıkla mı tam olarak fark ediyor?” Necati Tosuner yanıtlıyor

Bu olmaz, yazar okurunu görmez. Şimdi, paylaşmak diye bir şey var ya, Sait Faik okurlarıyla bir şey paylaşmazdı. Öyle bir derdi yoktu, oturur hikâyesini yazardı. Yazar bilmez, sadece etkilemeyi arzu eder. Ben 20 yaşımda İstanbul’a yazar olmaya geldim. Ufacık bir bekâr odası, uyduruk kontraplak bir masam, çekmecesinde öykülerim var. Köşede de de bir soba… Jack

devamını oku

“Çocukluğunda kaptan olmak istemenin o günlerde okuduğun kitaplarla ilgisi var mı?” Necati Tosuner yanıtlıyor

Yok yok hiç ilgisi yok. Biraz matrak olması da beklenir bir kitaptan. Sulhi Dölek’in “Korugan” kitabı matrak bir kitaptır. Sulhi zaten yakayı kurtaramamıştır mizahçı olmaktan… Edebiyatçılar arasında anlaşılmaz bir şey var; bir kitabı okuyup hüngür hüngür ağlarsan yazınsal değeri yüksek, gülersen edebiyat dışıdır. Mizah gibi. Hâlbuki işte orada çocuğun serüvenlerinde, yetişkinler kendi çocukluklarından izler de bulabilirler. Bilmiyorum, çocuk kitabı

devamını oku

“Siz çocukluk ve ilkgençlik dönemlerinde okuduğunuz kitaplarda neye dikkat ederdiniz? Sizi etkileyen ne olurdu?” Necati Tosuner yanıtlıyor

Bir kere, çocuk kitabı diye özel olarak kitap okumadım. Kitap okurdum. Çünkü sakatlık nedeniyle uzun süreli yatmak zorunda kaldım. Hani kitap arkadaştır denir ya, geçekten de o yaşındaki Necati için en iyi arkadaş kitaptı. Evde kitap vardı. Babam da İstanbul’dan bir sürü kitap getirdi. O zamanlar çocuk kitabı diye bir ayrım yoktu. Kazım Taşkent’in Doğan Kardeş dergisi vardı. Kemalettin Tuğcu,

devamını oku

Jung ve İmgeler

Jung, otobiyografisinin “İmgeler” bölümünde 1944 yılında ayağının kırılmasının hemen ardından geçirdiği ağır kalp krizi sonucunda, ölümün eşiğindeyken (kendi deyimiyle komadayken) yaşadığı ve hayat felsefesini derinden sarsan ölüme yakın deneyimlerini ve vizyonlarını anlatır. Bu bölümde genel olarak, ruhun dünyevi bağlardan kopuşunu, zaman ve mekânın ötesine geçişini ve evrensel bütünlüğü (benliğin tam gerçekleşmesini) deneyimlemesini ele alır. Jung’un

devamını oku

Jung’un Hindistan’da (Kalküta’da Dizanteri tedavisi Gördükten Sonra) Gördüğü Kutsal Kâse Rüyası

Jung’un Hindistan’da (Kalküta’da dizanteri tedavisi gördükten sonra) gördüğü Kutsal Kâse rüyası, onun kendi kültürel köklerine ve asıl görevine geri dönmesini sağlayan güçlü bir uyarı ve uyanış anlamı taşır. Bu rüyanın içeriği ve Jung için taşıdığı anlam kaynaklara göre şu şekilde özetlenebilir: Rüyanın İçeriği: Jung rüyasında, yoğun Hindistan deneyimlerinin tam ortasında olmasına rağmen tamamen Avrupai bir

devamını oku

Carl Gustav Jung ve Hindistan Yolculuğu

Jung, 1938 yılında Kalküta Üniversitesi’nin 25. kuruluş yıldönümü için İngiliz hükümetinden aldığı davet üzerine Hindistan’a gitmiştir. Bu gezi, Jung’un sadece yeni bir kültürü gözlemlediği değil, aynı zamanda kendi içsel gerçeğini, Batılı kimliğini ve analitik psikolojisinin rotasını netleştirdiği bir dönüm noktası olmuştur. Hindistan yolculuğunun öne çıkan noktaları, Jung’un öğrendikleri, kendi sürecine katkıları ve eleştirileri kaynaklara göre

devamını oku

Adalet Yolunda Yanınızda Güçlü Bir Destek

Hukuki uyuşmazlıklar, hayatın akışını değiştirebilecek kadar güçlü etkiye sahiptir. Bu nedenle uzmanlık, deneyim ve etik değerlere bağlılık gösteren bir avukatla çalışmak büyük avantaj sağlar. İzmir gibi canlı bir şehirde izmir avukatarayışı, yerel mevzuatı ve mahkeme uygulamalarını iyi bilen profesyonellerle sonuçlanır. Avukat izmir denildiğinde güven ve başarı hikayeleriyle anılan isimler, müvekkillerine kapsamlı hizmet sunar. İzmir boşanma avukatı olarak bilinen uzmanlar ise aile içi

devamını oku

Ürkütücü bir tesadüf; Poe romanı, 1838. Gerçek olay: 1884. Öldürülen genç tayfa; Richard Parker

📖 1) Poe’nun Romanındaki Olay The Narrative of Arthur Gordon Pym of Nantucket – Edgar Allan Poe (1838) Romanda, gemi kazasından kurtulan dört kişi açlıkla karşı karşıya kalır.Kura çekilir ve Richard Parker adlı genç tayfa kaybeder.Diğerleri onu öldürüp yer. Bu karakter tamamen kurgusaldır. 🚢 2) Gerçek Olay (1884) Mignonette vakası 1884 yılında İngiliz yatı Mignonette,

devamını oku

Nietzsche, yoksullara duyulan merhametin siyasal bir erdem olarak kurumsallaşmasına neden şüpheyle yaklaşır?

1. Güç İstenci ve Yaşamın Artırımı Sorunu Nietzsche’nin düşüncesinde yaşam, kendini artırma eğilimi olarak güç istenci (Wille zur Macht) kavramıyla betimlenir (Nietzsche, 1883–85/2006). Bu çerçevede bir değer, yaşamı genişletiyor mu yoksa daraltıyor mu sorusuyla ölçülür. Merhametin siyasal erdem olarak kurumsallaşması (ör. refah devleti normlarının ahlâkî üstünlük iddiası), Nietzsche’ye göre şu riski taşır: Also sprach Zarathustra’da

devamını oku

Çorak Toprağın Tedavisi: Engelli Bedenin Kâsesi ve Yeni Eril Bilinç

Balıkçı Kral’ın Yarası: Sağlamcı Sistemin Kısırlığı ve İyileşme Çağrısı Yazar: Âkil Bîçare (Eski Dünya Ölüyor, Yeni Bir Bedenleşme (Enkarnasyon) Doğmalı!) Aziz Okuyucularım, Ey Gerçeği Değiştirecek Soruyu Arayanlar! Marion Woodman’ın bu son bölümü, bütün bir medeniyetin psikolojik olarak nasıl çoraklaştığını (The Waste Land) ve bu kısırlığın, engelli ve otizmli bireyin ruhunda nasıl yankı bulduğunu inceler. Bu

devamını oku

GÜNLÜK YAŞAMDA KOMŞULUĞUN YERİ – Psk. Banu Beyaz

‘Kon-mak’ kökünden türeyen komşu; ev, işyeri, arazi, köy, şehir ve ülke bakımından yakın olanların birbirlerine göre aldıkları konum olarak tanımlanabilir”. (Yıldız ve Gündüz, 2015, s.4). Komşu sadece bir konumlanış değil, aynı zamanda içinde geniş bir ilişkiler ağını barındıran yapıyı da ifade etmektedir. Mekânsal yapılanmalar beraberinde toplumsal yapıyı da oluşturur. Dolayısıyla komşu mekânsal olarak en yakındakini

devamını oku

Elizur’a Göre İş Değerleri – Psk. Banu Beyaz

İş değerleri, işle ilgili inanç, tutum, tercih ve ilgilerdir ve iş tatmini ile motivasyon gibi işle ilgili diğer yapılardan farklıdır. Bir iş ortamında iş değerleri, iş performansını ve iş tatminini etkileyen çalışma koşulları hakkındaki yargılara temel oluşturmaktadır. İş değerlerinin kişilik, iş tatmini, motivasyon, iş performansı, örgütsel bağlılık, kariyer seçimi ve işe uyumla ilgili olduğu belirtilmektedir.

devamını oku

Cervantes’in Don Kişot’u Orta Çağ değerleri ile modern dünya görüşü arasındaki geçişi nasıl temsil eder?

Miguel de Cervantes’in Don Kişot’u (1605/1615), yalnızca şövalye romanslarının parodisi değil; aynı zamanda Orta Çağ’ın teolojik–hiyerarşik dünya tasarımından modernitenin seküler, birey-merkezli ve çoğulcu epistemolojisine geçişin edebî bir laboratuvarıdır. Roman, feodal değerler sisteminin çözülüşünü ve modern öznenin doğuşunu, kurmaca düzlemde dramatize eder. 1. Değerler Düzleminde Çözülme: Şövalyelik İdeali ve Tarihsel Anakronizm Orta Çağ ethosunun merkezinde hiyerarşi,

devamını oku

Kafka’nın absürd anlayışı ile Albert Camus’nün absürd kavrayışı arasında nasıl bir fark vardır?

“Absürd” kavramı 20. yüzyıl Avrupa düşüncesinde özellikle iki figür üzerinden belirginleşir: Franz Kafka ve Albert Camus. Ancak bu iki düşünür/yazarın absürdü temellendirme biçimleri, ontolojik zeminleri ve etik sonuçları önemli farklılıklar içerir. Kafka’da absürd, bireyin anlaşılmaz bir yasa ve erişilemez bir otorite karşısındaki ontolojik konumunu imlerken; Camus’de absürd, insanın anlam talebi ile dünyanın sessizliği arasındaki bilinçli

devamını oku

Franz Kafka’nın Dava Romanında Suçun Belirsizliği ve Modern Hukuka Yönelik Eleştiri

Franz Kafka’nın Dava romanında Josef K.’nın hangi suçla itham edildiğinin hiçbir zaman açıklanmaması, modern hukuk düzeninin meşruiyet, şeffaflık ve usul güvenceleri üzerine kurulu iddiasına radikal bir eleştiri sunar. Bu çalışma, suçun belirsizliğini (indeterminacy) üç düzlemde inceler: (i) normatif belirsizlik ve kanunilik ilkesi, (ii) bürokratik rasyonalite ve iktidarın anonimleşmesi, (iii) öznenin içselleştirilmiş suçluluğu. Metin, hukuk felsefesi

devamını oku

En İyi Akü Seçimi Nasıl Yapılmalı? Doğru Aküyü Seçmenin Pratik Kriterleri

Araçta marş basmama, farlarda zayıflama ya da start-stop sisteminin devre dışı kalması gibi sorunların önemli bir kısmı aküyle ilgilidir. Ancak akü değiştirmek “en pahalıyı almak” ya da “aynısını taktırmak” kadar basit bir karar değildir. Doğru akü seçimi; aracın elektrik ihtiyacına, kullanım alışkanlıklarına ve iklim koşullarına göre yapılmalıdır. Afyon akücü arayışındaysanız, aşağıdaki kriterler sizin için hızlı

devamını oku

Dört Mevsim Lastikler Kışın Kullanılır mı?

Dört mevsim lastikler, adından da anlaşılacağı gibi yıl boyunca kullanılabilen “kompromi” bir lastik türüdür. Peki kış şartlarında gerçekten yeterli mi? Kısa cevap: Bölgenin kış sertliği ve sürüş alışkanlığına göre değişir. Kışın ılıman geçtiği, karın seyrek görüldüğü yerlerde dört mevsim lastikler günlük kullanım için pratik bir çözüm sunabilir. Ancak yoğun kar, buzlanma ve sık eksi dereceler

devamını oku