“Tam istediğiniz gibi bir dil kurduğunuzu düşünüyor musunuz?” Necati Tosuner yanıtlıyor

Demin bir bilinçten söz ettim, zorunlu hareketler, dil. Bu gerçekte her yazar için geçerli. Kendi yazdıklarını güç beğenirlik, kendini sürekli bir denetleme altında tutmak oluyor. “Ben yazdım, oldu!” anlayışından sakınma, bende yerleşti, alışkanlığı da geçen bir ”kendiliğinden öyle” durumuna dönüştü. Yazarken, kalem nereye gidiyorsa, bırak gitsin! Çağrışımların bizi ulaştırdığı yerden ille de hoşnut kalmamız gerekmez. Biraz kaygı duyabilirsek, orayı yeniden yazma isteği için yeterli olabilir. Hepimiz aynı sözlük ve aynı dil kurallarıyla yaşıyoruz. Yazarın dili, onun özel dilidir. Yazar olmak anlatacak bir şey taşımaktır. Yazarın onu anlatacak bir dil kurması, anlatılanı farklı kılar. Değeri, tek olmasıdır. Tek olmazsa, kalıcı olması da söz konusu değildir. Hiç değilse, “Nasıl söylenebilir?” sorusuna yanıt olabilecek üç roman yazdım işte! Gerçekten Semih, şimdi nereye gideceğimi bilmiyorum. Ama, laf olsun diye bir yere gitmeyeceğimi de iyi biliyorum. Bakalım, evet, merak ediyorum. Yaşlanmak merak etmeye engel değil.

SÖYLEŞİ: Semih Gümüş
17 Ekim 2015 oggito.com