“Çocukluğunda kaptan olmak istemenin o günlerde okuduğun kitaplarla ilgisi var mı?” Necati Tosuner yanıtlıyor
Yok yok hiç ilgisi yok. Biraz matrak olması da beklenir bir kitaptan. Sulhi Dölek’in “Korugan” kitabı matrak bir kitaptır. Sulhi zaten yakayı kurtaramamıştır mizahçı olmaktan… Edebiyatçılar arasında anlaşılmaz bir şey var; bir kitabı okuyup hüngür hüngür ağlarsan yazınsal değeri yüksek, gülersen edebiyat dışıdır. Mizah gibi. Hâlbuki işte orada çocuğun serüvenlerinde, yetişkinler kendi çocukluklarından izler de bulabilirler. Bilmiyorum, çocuk kitabı diye ayırmak doğru mu? Doğruysa ne kadar doğru? En kestirmesi, hep söylediğim; terziye gidersin pantolon diker, çocuğa göre dikerse çocuk pantolonu olur. Bir yazar da bir çocuğa bir şeyler anlatıyorsa onun erişebileceği yere koymalıdır. Çocuk kendisi alıp içselleştirmelidir. Ama çocuklarda bir standart var mı? Bir çocuğa bir şey anlatıyorsan, öbür çocuk için de o geçerli mi? Yok, o standart şimdi hiç kalmadı. Bizim çocukluğumuzda yoksullukta da bir eşitlik vardı. Herkes aynı şeylere sahipti. Köfte yoktu ama patates köftesi vardı. Şimdi çok değişti, ama bu değişiklik iyi anlamda değil. Yaygın orta sınıfın kalmayışı çocukları da etkiliyor. Bir de iletişim araçlarında herkes görüyor, çocuk isteyecek elbette. Bizim zamanımızda televizyon yoktu ki özenelim. Şimdi hangi çocuğa sesleneceğiz. Onun için benim gözümde şöyledir, benim elimden gelen odur; yetişkinlere yazıyormuş gibi özenerek çocuklar için yazmak. Onu alan, okuyan mutlu olarak, bir şey öğrensin. Böyleymiş diye kendi öğrensin. Bak bu böyledir değil, böyleymiş desin…
SÖYLEŞİ: Kadir İncesu
10.11.2019 BirGün Gazetesi