“Yazar yazdıklarının etkisini, okurda bulduğu karşılıkla mı tam olarak fark ediyor?” Necati Tosuner yanıtlıyor
Bu olmaz, yazar okurunu görmez. Şimdi, paylaşmak diye bir şey var ya, Sait Faik okurlarıyla bir şey paylaşmazdı. Öyle bir derdi yoktu, oturur hikâyesini yazardı. Yazar bilmez, sadece etkilemeyi arzu eder. Ben 20 yaşımda İstanbul’a yazar olmaya geldim. Ufacık bir bekâr odası, uyduruk kontraplak bir masam, çekmecesinde öykülerim var. Köşede de de bir soba… Jack London’ı okuyorum. Ateş Yakmak öyküsüne gelince şöyle bir durdum sobaya baktım yanıyor mu diye. İşte budur. Jack London o öyküyü yazarken 15 dolarlık bir çek için mi yazdı, öldükten 50 yıl sonra Necati isimli hevesli, okuyup da dönüp sobaya bakacak diye mi?
Bilmezdi. Yazar yazdığından mutlu olur olabildiği kadar ve ölür gider. Sabahattin Kudret’in büyük lafıdır: 100 yıl sonraya kim kalacak? Büyük laf ederek de, paylaşarak da bilinmez…
SÖYLEŞİ: Kadir İncesu
10.11.2019 BirGün Gazetesi