“Diyalogları nasıl kullanıyorsunuz?” Necati Tosuner yanıtlıyor
Gündelik yaşamda çok sık karşılaşılır. “Canım, o öyle söyledi, ben de öyle söyledim!” denir. Demek ki, yazar ona nasıl söyletecek ki, ötekinin şöyle söylemesi kaçınılmaz olsun. Konuşan kişiler, yazarın diliyle değil, kendi ayrı ayrı dilleriyle konuşmalı. Şiveyle konuşulması, konuşulana gerçeklik katmaya yetmez. Susmayı iyi kullanmak, konuşmayı inandırıcı kılar. Moda olmuş deyişlerin bir gün demode olacağını düşünmek gerekir. Bir kişinin benzetme gibi kullandığı deyiş, orada kalmalıdır. Başka kişi ve başka yerde –dahası başka bir kitapta bile– başka bir benzetme yapılmalıdır. Reklam da sayılsa, burada kendimden örnek vermem iyi olur: Dokuzuncu öykü kitabım Yakamoz Avına Çıkmak’taki öyküler, öykü tanımına açıklık getirmeye çalışan bir sıralama içerir. Oradaki son öykünün diyalog bakımından zengin olduğu söylenebilir. Sancı… Sancı…nın başarısı –biliyorsun– bir dil başarısıdır. Romanda diyaloglar elbet Almanya’da ve Almanca geçmektedir. Ama Türkçe yazılmış romanın o diyaloglarının okurken özümsenmesinden alınan zevk, yazınsal bakımdan dikkat çekicidir.
SÖYLEŞİ: Semih Gümüş
17 Ekim 2015 oggito.com