Pantolon mu? Çok ayıp!

küfür_etmenin_kısa_tarihiMelissa Mohr’un Küfür Etmenin Kısa Tarihi isimli kitabı bildiğimiz küfürlerin bilmediğimiz tarihini anlatıyor. İngilizcede çok sık kullanılan belli başlı küfürler üzerinde yoğunlaşan Mohr, bu sözcüklerin zaman içindeki evrimini incelemiş.

Trafikte sıkışıp önünüzdeki bir saati daha aynı yerde geçireceğinizi hissettiğiniz bir an veya karşınızdakinin hatasını anlamayıp pişkin pişkin üste çıktığı bir tartışma sırasında sinirlerinizin yavaş yavaş tırmanmaya başladığını hissedersiniz. Gerilim de yavaş yavaş artar vücudunuzda. Kalp atışlarının hızlandığını, sinirden vücudunuzun titremeye başladığını fark edersiniz. Bunun dışında hırslandığınızda, öfkenizi kontrol edemediğinizde, hayal kırıklığına uğradığınızda veya sıkışıp kaldığınızı hissettiğinizde bir çıkış noktası olarak genellikle yapılacak bir şey vardır: Küfretmek.

O anlık ağzınızdan çıkan bir küfür, sinirlerinizi az da olsa yatıştırabilir, size derin bir nefes aldırabilir ve tabii kavgayı da alevlendirebilir. Fakat gerçek şudur ki, küfür etmek ya da argo kelimeler kullanmak hepimizin hayatında öyle ya da böyle bir yer tutar. İşin ilginci kullandığımız bu argo sözcüklerin, toplumdan topluma hatta zaman içinde bile farklı anlamlar kazanması ya da anlamını yitirmesidir.

Melissa Mohr’un kaleme aldığı Küfür Etmenin Kısa Tarihi isimli kitap ise bildiğimiz küfürlerin bilmediğimiz tarihini anlatıyor. Bunun için de İngilizcedeki en kötü altı kelimeyi ele almış Mohr. Muhteşem Altılı olarak bahsedilen bu kelime grubunun Antik Latincedeki karşılığının ise Muhteşem Onlu olduğunu söylemiş. İngilizcede çok sık kullanılan belli başlı küfürler üzerinde yoğunlaşan Mohr, bu sözcüklerin zaman içindeki evrimini incelemiş.

İşeyen çamur
Bu dönemler arasında belki de en ilginç olanları İngiltere’de ortaçağ ve Viktoryen dönemlerinde kullanılan argo sözcükler ya da “kötü” bile sayılmayan sözcükler. Bu dönemlerde küfür etme algısını ya da küfür sayılabilecek kelimeleri görmek, küfretmeye karşı algınızı değiştirecek cinsten.

Örneğin, bugün edepsizce, ayıp ya da kaba sayılabilecek bazı kelimeler, Ortaçağ İngilizleri için aynı anlamı ifade etmiyordu. Hatta ortaçağ İngilizcesinde bitki ve hayvan adlarından ders kitaplarına, edebiyata kadar her yerdeydi. Bunun en güzel örneklerini sokak ve cadde isimlerinde görebiliyoruz. Örneğin bu dönemde Warwickshire’da Schetewellwey yani Bok kuyusu yolu bulunurdu. Ya da pek çok kasabada İdrar Geçitleri vardı. Bunlar aşağılayıcı sözcükler değil, betimleyiciydiler. Aynı şekilde, Elizabeth dönemi meşhur şairlerinden birinin adı Thomas Bastard (piç) idi. Doğayı tasvir ederken de kullanılan kelimeler bugünkülerden epey farklıydı. Ortaçağda bir göl etrafında avlanan bir balıkçılın adı shiterow (boksırası), otların arasında karşılaşabileceğiniz hindibanın adı pisabed (idrar yatağı) veyahut karıncalar ise pissemires (işeyen çamur) olarak adlandırılırdı.

Nazik toplum
18. yüzyıl İngilteresi’ne geldiğimizde ise nezaket kurallarının neredeyse tavan yaptığı bir dönem ile karşılaşıyoruz. Bu dönemde belirli vücut uzuvları ve eylemlerinden bahsetmek adeta bir tabu haline gelmişti. Bugün bizim neredeyse her gün kullandığımız, toplu bir ortamda dile getirmekten hiç utanmadığımız bir sözcük o zamanlar yasaklı sayılırdı: Pantolon. Peki, pantolon demenin nesi bu kadar ayıptı? Çok basit: pantolonu çıkardığınız anda çıplaktınız. Aynı zamanda pantolonun şekli erkeklerin dizlerini ortaya çıkarırdı ve diz ise yukarıdaki başka bir uzuva işaret ettiğinden ayıp bir kelime olarak görülürdü. Tercihen daha kibar olacağı için bacak kelimesi kullanılırdı.

Bu dönemde, nazik bir toplumda kullanılması hoş karşılanmayacak onlarca “ayıp” kelime varken hüsnü tabir de tavan yapmıştı. Tarifsiz, tanımlanamaz, ağza alınamaz, isimlendirilemez, gereksiz, vesaire gibi sözcükler ayıp sözcüklerin yerine kullanılırdı. Örneğin eğer o dönemde yaşamış olsaydık muhtemelen “Ayakkabılarını çıkart ve ağza alınamazları sıva” diyecektik.

Bu ve bunun gibi ilgi çekici ayrıntılardan sonra yirminci yüzyıl ve sonrasında kötü sözcüklerin değişimine sıra geliyor. Burada, cinsel müstehcenliklerin yerini kaybetmeye başladığının, bunun yerine ırka ilişkin hakaretlerin gitgide daha da ön plana çıktığından bahsediyor Mohr. Örnek olaraksa, bugün İngilizcede “fuck” kelimesi ve türevlerinin eskisi kadar ayıp karşılanmasa da, nigger (zenci) ya da paki (Pakistanlı) kelimelerinin daha ağır sözcükler olarak algılandığının altını çiziyor.

Küfür Etmenin Kısa Tarihi, İngilizce konuşulan toplumlara ve İngiliz diline odaklandığından, anadili İngilizce olmayanlar için yer yer biraz mesafeli kalabiliyor. Fakat eğlenceli üslubu ve kullandığı çarpıcı örnekleriyle okuru kendisine bağlamayı da başarıyor. Hatta “Bunun ‘yerli’ versiyonunu okumak daha da eğlenceli olacaktır” diye de geçiriyor insan aklından.

BESTE SEZEN ATEŞPARE
26.06.2015 http://kitap.radikal.com.tr/

KÜFÜR ETMENİN KISA TARİHİ
Melissa Mohr
Çeviren: Zeynep Dürtok Abacı
Aylak Kitap
2015, 340 sayfa

Yorum yapın

Daha fazla Bilim, Makaleler, Sosyoloji
Hayır, Shakespeare frengiden ölmedi!

Harvardlı John J. Ross, Shakespeare’in Titremesi Orwell’in Öksürüğü’nde hayat hikâyelerinden yola çıkarak yazarları ölüme götüren hastalıkları ve ölüm sebeplerini inceliyor....

Kapat