Sakson Kralı Widukind / Paganların son büyük kahramanı

Günümüzde İngiltere olarak bilinen bölge, Roma tarafından işgal edildiğinde birçok Hristiyan’ın yurdu haline gelmişti. Bu topraklarda Hristiyanlar ve Paganlar bir arada yaşıyorlardı. Aslında insanların hem Roma hem Kelt hem de “Roma-Gal Paganizmi” adı verilen melez bir inanışa sahip oldukları, çok çeşitli dinlerin yaşatıldığı bir hayat söz konusuydu. Romalılar İngiltere’den ayrıldığında Hristiyanlık, Pagan Anglo-Saksonların akınları nedeniyle 5. yüzyılın başlarında etkisini yitirmeye başlamıştı.

Kilise, Anglo-Saksonları dönüştürmek için büyük çaba harcamıştı. Bu çok erken (6. yüzyılla 7. yüzyılın sonları) bir dönemde ortaya çıkan ve karmaşık bir süreçti. Tarihin bu döneminde, hemen hemen tüm Alman kabileleri (o döneme dek uzun yıllardır Roma egemenliğinde olan ve artık Cermen kökenli dil, din ve kimliğini koruyamayan ve Katolikleşmiş olan Franklar hariç) Paganizmi yaşatmaya devam ettiler. Bununla birlikte, günümüzdeki Fransa’nın büyük kısmı, Frank kökenli Merovenj hanedanından I. Clovis’in yönetimi altındayken, MS 496 yılında Roma Kilisesi’yle anlaşarak, Hristiyanlığın siyasi, askeri ve politik gücünü paylaşabilmek için Hristiyan bir topluma dönüşmüştü. Dolayısıyla, Kilise’nin siyasi baskısı, Kuzey Avrupa krallarının ve halklarının dönüşümünde gerçek bir faktör haline gelmişti.

Yine de Anglo-Saksonların Hristiyanlığa geçişi hâlâ çok yavaş gerçekleşiyordu. Bu toplulukların kralları, şiddet kullanarak halklarının zorla dönüştürülmesini kabul etmiyorlardı. Hristiyan bir kralın Pagan oğlu tahtı devraldığında iç savaşlar yaşanıyordu. Sıradan insanlar, Pagan inançlarını korudular ve destanlarında övgüyle anıldılar.

PAGANİZM

Anglo-Saksonlar 7. ve 8. yüzyıllarda Hristiyanlığa geçmeden önce çok çeşitli tanrılara tapıyor ve kendilerine has dini uygulamalar gerçekleştiriyordu. Anglo-Sakson kabileleri 7. yüzyıla dek birleşmedi ve her biri kendi kimliğini ve geleneklerini yaşatmaya devam etti. Neticede, Anglo-Sakson krallıkları arasında da dini inançlar bakımından önemli farklılıklar bulunuyordu.

Ayin gerçekleştirmek için inşa edilen ahşap yapıdaki tapınaklardan, kutsal ağaçlara ve bölgelerindeki dağ ve tepelere varana kadar çeşitli ve farklı dini mekân ve nesnelere tapıyorlardı. Hayvan kurban etmek Anglo-Sakson dininin bir parçasıydı. Tanrıyı onurlandırmak için öküzler ve domuzlar törenle öldürülüyordu.

Anglo-Sakson cenazeleri birkaç farklı yöntemle gerçekleşirdi; bazı kabileler ölü yakmayı tercih ederken, bazıları ölülerini gömüyordu. 6. yüzyılda mezar höyükleri kullanmaya başlamışlardı. Bazen de gemi definleri gerçekleştiriliyor, ceset bir tekneye bindirilip yakılarak denize salınıyordu.

Birçok Anglo-Sakson (çoğunlukla kadınlar) kötü güçlerden korunmak amacıyla tılsımlar kullanıyordu (ağaç kabuğu, hayvan dişleri, amber, ametist, kuvars ve demir piritten yapılmış nesneler).

Anglo-Sakson Paganizminden Hristiyanlığa geçiş, kademeli olarak gerçekleşti. 7. yüzyılda Anglo-Sakson hanedanlarının çoğu Hristiyanlığa devşirildi ve zamanla halk da bu durumu kabul etti. Pagan kökenli Anglo-Sakson dini kutlamalarının çoğu Hristiyanlar tarafından yeniden yorumlandı ve Hristiyan bayramlarına dönüştürüldü. Benzer şekilde, Paganların kutsal alanları da Hristiyan ibadethanelerine dönüştürüldü. 8. yüzyılda Hristiyanlık Anglo-Sakson İngiltere’de ana din haline gelmişti (daha sonra Vikinglerin adaya gelişiyle Paganizm bir süre için geri döndü).

SON CERMEN KAHRAMANI WIDUKIND

Widukind (modernize edilmiş haliyle Wittekind) bir Sakson kralıydı ve Saksonlara karşı yürüttüğü saldırılar esnasında Katolik Fransız Kralı Charlemagne’ın (okunuşu Şarlmayn) baş muhalifiydi. Daha sonraki zamanlarda Sakson bağımsızlığının ve efsanelerin simgesi haline geldi.

Widukind’in hayatıyla ilgili çok fazla bilgi bulunmuyor. Hakkındaki tüm kaynaklar düşmanları olan Franklar tarafından kaydedilmişti. Franklar, kendisini “asi” ve “hain” olarak niteleyerek Widukind hakkında olumsuz bir portre çiziyordu.

Kutsal Roma İmparatoru olmayı büyük bir arzuyla isteyen Charlemagne İspanya’da savaştayken, 778 yılında Widukind Franklara karşı bir saldırı başlattı. Zira Katolik fetihçilik Avrupa genelindeki Pagan toplumlarını ağır bir baskı altına alarak büyük katliamlara girişmişti. 782’den 784’e kadar, Saksonlar ve Franklar arasındaki savaşlar devam etti. Widukind, Frankların gözünde Saksonya direnişinin lideri olarak görülürken, askeri alandaki rolü tam olarak hâlâ bilinmiyor. Widukind, Cermen kökenli olan ve Hollanda, Almanya ve Danimarka sınırları içinde, Kuzey Denizi kıyısında yaşamakta olan Frizyalılarla ittifak kurmuş olsa da Charlemagne’ın 784-785 arası dönemdeki kış saldırıları başarılı olmuştu ve Widukind ve müttefikleri Elbe Nehri’nin ötesine itilmişti.

FRANK KRALI CHARLEMAGNE

Charlemagne Frankların kralıydı ve ilk “Kutsal Roma İmparatoru” oldu. Krallığının topraklarında ve çevresindeki fetihleriyle ve Saksonlara karşı yürüttüğü savaşlarla tanındı. MS 768’de kardeşiyle birlikte ve 771’den 814’e kadar tek başına hükümdar olarak süren uzun hükümranlığı, Charlemagne’ı Ortaçağ’ın en tanınmış hükümdarlarından biri yaptı.

Günümüzde Charlemagne tarihsel olarak hem Fransız hem de Alman monarşisinin kurucu babası olarak, aynı zamanda Avrupa Birliği fikrinin kurucusu olarak bilinir: Geniş imparatorluğu, Romalılardan o güne dek ilk kez Batı Avrupa’nın çoğunu birleştirdi, Karolenj Hanedanı’nın Rönesans dönemini teşvik etti ve ortak bir Avrupa kimliğinin oluşumunun ilk nüvelerini oluşturdu.

Bununla birlikte, fetihçi kralın tek amacı hazine ve arazi kazanmak eğildi. Aynı zamanda “putperestleri” yola getirmeyi de kafasına koymuştu. 887 ile 909 yılları arasında Saint Liborius’un yazdığı bir metinde, Charlemagne’ın “Saksonlara demirin diliyle vaaz verdiğini” söylediği aktarılır.

Charlemagne, 772 baharında, kendisine bağlı lordların Ren Nehri kıyısındaki Worms kasabasında toplanmasını sağladı. Orada bir ordu topladı ve kuzeyde, Eresburg’daki Sakson kalesine yürüdü. Kaleyi aldıktan sonra Saksonya topraklarında daha derinlere itti. Yerel kayıtlar bu olayı, “Irminsul’a geldi, kutsal alanı yok etti ve oradaki altın ve gümüşü yağmaladı,” diye anlatıyor.

Fransız Kraliyet Arşivlerinde (FKA) 775 yılında Charlemagne tarafından yapılan bir Sakson seferi konusunda herhangi bir açıklama yapılmaksızın kayıt yapılmış. Ancak gözden geçirilmiş FKA’da, Saksonların anlaşma dilinden anlamadıkları için ya Hristiyanlığı kabul edene ya da tamamen yok edilene dek savaşın süreceği kaydedilmiş. Bu fikriyat, sıradan bir toprak fethinden fazlasını ifade ediyordu.

Charlemagne Fransa’da hüküm sürüyordu ve tıpkı selefi Clovis’in Hristiyanlığı benimseyerek Frankları bir araya getirmesi gibi Hristiyan Charlemagne da Alman kabilelerini birleştirmeye çalıştı ve zorla dönüştürmeyi bir araç olarak kullandı. Gerçekten de tarihte ilk defa hükümdarlar toplu halde zorla dönüşüm kullanıyordu.

Elbette, Saksonların dönüştürülmesinden de Charlemagne sorumluydu. Cesur Pagan Sakson Kralı Widukind, Sakson Savaşları olarak bilinen dönem boyunca Charlemagne’a karşı Paganların umudu olmuştu. Yaklaşık 10 yıllık bir savaş döneminin sonunda halkını yeni ve dönüşü olmayan bir katliamdan kurtarmak için teslim oldu ve halkını korumak için kendini feda ederek Hristiyan olmayı kabul etti.

TESLİMİYET VE VAFTİZ

Charlemagne’ın 785 yılında ilk kez Saksonya’da kışlaması, tekrarlanan ayaklanmalara son vermek için artan kararlılığının bir göstergesiydi. Büyük bir savaşın ardından, Widukind ve damadı Abbi’nin kendisine verilmesini talep etti. Bu noktada, iki Pagan şefi anlaşılır bir şekilde kralın huzuruna gitmek konusunda isteksiz davranıyorlardı ve zarar görmeyeceklerine ilişkin güvenceler istediler.

Charlemagne elindeki rehineleri Saksonlara teslim etti; bu olay, Widukind’in Sakson lideri olarak halkın gözündeki önemini daha da artırmıştı. Widukind ve Abbi rehine takasını kabul ettiler, Charlemagne’la Attigny bölgesinden bir araya geldiler ve vaftiz edildiler. Sonraki yıllarda Saksonlar arasında etkisi artan Widukind diğer Pagan kabilelerinin akınlarına karşı Saksonları korumaya devam etti. Savaşlar hiç bitmedi… Kimi tarihi kayıtlarda 802 veya 804 yılında bir savaş sırasında öldürüldüğünden bahsediliyor.

Dokuzuncu yüzyıldan bu yana, Widukind efsanevi bir kahraman olarak putlaştırıldı. Yaklaşık 1100 yılında Enger’de onun için bir mezar yapıldı. Yeni kazılar, mezarın içeriğinin gerçekten erken ortaçağda hazırlandığını ortaya koyuyor; ancak cesedin Widukind’e ait olup olmadığına karar vermek mümkün değil.

10. yüzyılda (Otton Hanedanı’nın) Sakson kralları, Doğu Francia’daki (sonradan Kutsal Roma İmparatorluğu olmuştur) Frank krallarının tahtına geçtiklerinde, bu krallar gururla Widukind’in soyundan geldiklerini iddia ettiler. Kral Henry’nin eşi Matilda, anlatıldığı kadarıyla, Widukind’in torununun büyük-büyük-torunuydu. Saksonya’daki birkaç Dük’ün kayıtlarını tutan Billung Evi, Matilda’nın kız kardeşini atalarının soyağacına eklemişti ve böylece Widukind’in soyundan geldiğini iddia edebilmişti.

Sonraki yüz yıllarda da özellikle Kuzey Avrupa’nın eski Pagan halkları arasında Widukind bir Sakson kahramanı olarak saygı görmeye devam etti.

Tarkan Tufan
26 Kas 2017 gazeteduvar.com.tr

Kaynaklar:
http://www.8thcentury.com/2015/02/charlemagne-destroys-a-pagan-shrine/
https://www.historyguy.com/wars_of_charlemagne_king_of_franks.htm
http://www.norsemyth.org/2015/11/charlemagnes-saxon-war-religio-cultural.html
https://thenortherngrove.wordpress.com/tag/anglo-saxon-paganism/
http://primaryfacts.com/3497/anglo-saxon-religion-paganism/

Yorum yapın

Sitemizi sürdürebilmek için reklam gösterimine ihtiyacımız var.

Sitemizin içeriği ile ilgilendiğiniz için çok teşekkür ederiz.

Afiş, Flash, animasyon, iğrenç ses veya açılır pencere reklamımız yok. Bu sinir bozucu reklam türlerini uygulamıyoruz!

Lütfen www.insanokur.org'u reklam engelleme listenizden çıkarırsanız seviniriz.

Close
Daha fazla İnceleme, Tarih
“Ela Gözlü Pars : Celile” romanına dair – Sadık Güvenç

Kapat