Şaman: Mahalledeki “Deli” mi, Ruhun Gizli Rehberi mi?
Yahu efendiler, hanımlar! Toplanın hele; size öyle bir mevzu getirdim ki, bizim mahalledeki Şevki Efendi’nin gece yarıları damda kedi kovalaması bile bunun yanında “evcimenlik” kalır. Efendim, mevzumuz Şaman. Hani şu davul çalıp, ruhlar âlemine uçtuğunu söyleyen, otlarla, kuşlarla dertleşen o kadim zatlar… Jungcu psikanalistler oturmuşlar, “Bu şaman dediğimiz kişi bir arketip midir, yoksa sadece bir maske (persona) mi?” diye tartışıyorlar.
1. Şaman Kimdir?
“Bakın efendim!” Psikolojik bir zaviyeden bakarsak, şaman; toplumun onay verdiği, kendi dikkatini ve bilincini mahsusçuktan değiştirerek normal fanilerin erişemediği bilgilere ulaşan bir ruhsal pratisyendir.
“Yahu, bizde bu işe ‘deli’ derler, hemen bir hoca çağırıp okuturlar ya da Bakırköy’e postacı yaparlar! Ama elin Jungcusu ‘toplum tarafından onaylanmış ruhsal uygulayıcı’ deyince işin rengi değişiyor. Bizim halkın ‘ermiş’ dediğine, Batı ‘şaman’ deyip konferans veriyor!”
2. Şaman Nasıl Şaman Olur?
Peki bu adamlar nasıl bu hale geliyor? Şamanlık öyle “Ben şaman oldum” demekle olmuyor efendim. Genelde büyük bir hastalık, kriz veya “parçalanma” deneyimiyle (wound) başlıyor bu iş. İşte burada “Yaralı Şifacı” (Wounded-Healer) arketipi devreye giriyor.
Jungiyen analist Hollis veya Betts gibi analistler der ki: “Kendi yarasını sarmayı öğrenen kişi, başkasının ruhuna merhem olabilir.” Yani şaman, aslında kendi ruhunun karanlık dehlizlerinden (bilinçdışından) sağ salim dönmeyi başarmış o “bilge delidir”.
3. Modern Çağ ve “Yeni-Şamanizm” Curcunası
“Yirminci yüzyıldaki bu yeni-şamanizm modası da neyin nesi?” Modern insan, gökdelenlerin arasında boğulurken, ruhunu o eski davul seslerinde arıyor.
“Efendim, teknolojiyi bulduk, atomu parçaladık ama içimizdeki boşluğu parçalayamadık! Şimdi herkes yoga matının üzerinde şaman rüyası görüyor. Akıl ve mantığın (Goddess Reason) bizi kurtaracağını sandık ama o da bizi cehennemin ortasında bıraktı. Şimdi gelmişiz, ‘Ayı ruhu bana ne dedi?’ diye psikanaliz yapıyoruz. Ama haklılar; şamanın gördüğü o ‘öte dünya’, aslında bizim her gece rüyamızda girip de sabah korkudan unuttuğumuz o devasa kolektif bilinçdışıdır.”
4. Şaman ve Analist: Aynı Yolun Yolcuları mı?
İşte zurnanın zırt dediği yer burası: Bir psikanalist ile bir şaman arasında ne fark var? Her ikisi de hastanın ruhunun “çalınmış” parçalarını geri getirmeye çalışır. Şaman “ruh uçuşu” yapar, analist ise rüyalar ve aktif imajinasyonla o derin sulara dalar.
Final Vurgusu: Şamanlık bir armağandır ama bedeli ağırdır; topluma uyum sağlamak (normallik) ile deliliğin sınırında dans etmek arasında gidip gelmektir.
“Kısacası efendim; şaman dediğin o zat, hepimizin içindeki o bastırılmış, doğayla konuşan, yıldızlarla dertleşen o vahşi çocuktur. Biz onu ‘akıl’la kovduk, o da ‘hastalık’la, ‘kriz’le kapımızı çalıyor. Haydi şimdi, o davulun sesine kulak verin; bakalım sizin içindeki şaman hangi ağacın gölgesinde uyuyakalmış?