Şiirin U Dönüşü – Muzaffer İlhan Erdost

(*) Muzaffer İlhan Erdost?un şiir eleştirisiyle ilgili iki kitabı vardı. Birincisi, Üç Şair (1994); ikincisi, İkinci Yeni Yazıları (1997). Şimdi buna üçüncü bir kitabını eklendi: Şairin U Dönüşü. Ama bu üç kitaptaki yazıları iki grupta toplamak mümkün. Birinci grupta; İkinci Yeni?yle ilgili yazılar ve söyleşiler yer almakta, ikinci grupta ise, şairlerle ilgili yazılar yer almaktadır. Birinci gruptaki yazılar da, kendi içinde, İkinci Yeni şiirinin ortaya çıkışı sırasında yazılan yazılar ile daha sonra bu yazıları ?korumaya? yönelik yazı ve söyleşiler olmak üzere iki öbeğe ayrılmaktadır. İkinci gruptaki yazıları da iki gruba ayırmak mümkün. Dört şairle (Nazım Hikmet, Cemal Süreya, Ahmed Arif ve Cahit Külebi) ilgili dört ayrı ana yazı ve diğer kimi şairlerle ilgili olarak yazılmış ?küçük? yazılar. Burada yeni kitap nedeniyle, daha çok ilk grupta yer alan yazılar üzerinde duracağım; yani Şiirin U Dönüşü üzerinde; bu vesileyle de İkinci Yeni Yazıları üzerinde.
Şiirin U Dönüşü, beş bölümden oluşuyor: Şiirin U Dönüşü, Tek Kişilik Düello, Şiir Kalbidir Yeryüzünün Şairler Arkadaşı, Şairler Kalbidir Yeryüzünün Şiirler Arkadaşı, İnsan ve İnsanlaşma. Şiirin U Dönüşü bölümü, İkinci Yeni Yazıları?nın üçüncü bölümü olarak okunabilir. İkinci Yeni Yazıları, iki bölümden oluşuyordu: ?Önce?, yani 1956 ve 1957?de Pazar Postası?nda yayımlanan yazılarla; ?Sonra?, yani 1977-90 arasında yayımlanmış söyleşi ve yazılardan. ?Sonra?daki yazılar, ilk bölümdeki yazılara sahip çıkan söyleşi ve yazılardı, yani 1956?da ortaya konmuş düşüncelerin üzerinden çift dikiş gitme işlevi görüyordu. Üçüncü bölüm olarak okunabileceğini söylediğim, Şiirin U Dönüşü?nün, kitapla aynı adı taşıyan birinci bölümü ise, 1956 ve 1957 yılında yazılamış yazıları, bu yazılarda dile getirilmiş düşüncelere yönelik saldırılara karşı ?koruma? işlevi gören yazı ve söyleşilerden oluşmaktadır. Bu saldırıların niyetini, Erdost?u, İkinci Yeni şiirinin tarihinden devre dışı bırakma teşebbüsü olarak tanımlamak mümkün. Erdost, bu durum karşısında, sadece, ?yazılarıma sahip çıktım? diyecektir. Dolayısıyla bu kitapta yeni bir şey yok denilebilir. Ama yapılan çekicin hep aynı yere vurulmasıdır. Muzaffer İlhan Erdost?u, edebiyat ortamında Muzaffer İlhan Erdost yapan da bu. Şuraya gelmek istiyorum: Muzaffer İlhan Erdost, tek kitapla Türk şiir eleştirisi tarihine girmiş tek yazardır.

Şiir eleştirisi tarihi
Erdost?u, şiir eleştirmenliğiyle tanımlamak kuşkusuz bir indirgemedir. Önümüzde Türkiye ve Osmanlı ekonomik yapısı, tarım, faşizm ve demokrasi konularında düşünce üretmiş bir teori adamı, bir sosyalist muhalif kimlik durmaktadır. Bununla birlikte, Erdost?un, şiir, öykü, deneme ve eleştiri yazarlığına dayanan edebi kimliği, onun teorik sosyalist kimliğinin oluşumundan daha eskilere dayanır. Örneğin, Erdost?un 1956 ve 1957 yıllarında, yirmi beş yaşındayken Pazar Postası?nda yayımladığı eleştiri yazıları, onu, Türk şiir eleştirisi tarihine kazımıştır.
Bu yazıların künyesini buraya almak gerekecektir: İkili, 5 Şubat 1956; Soyut, 6 Mayıs 1956; Boş Kavga, 24 Haziran 1956; İlhan Berk, 29 Temmuz 1956; İkinci Yeni, 19 Ağustos 1956; Artı Bir, 25 Ağustos 1956; Erdem Diploması, 2 Eylül 1956; Şiir Diline Doğru, 16 Aralık 1956; Bir Şey Söylemeyen Şiir, 23 Aralık 1956; Bir Kırık Çizgi, 30 Aralık 1956; Tartışma Yanılmaları, 3 Şubat 1957; Şiirden Çok Şey Beklemeyelim, 10 Şubat 1957; Yeni Bir Kelime Anlayışına Doğru, 24 Şubat 1957; Şiirimizi Götürenler, 27 Ekim 1957; Üvercinka ile Gelenler, 16 Şubat 1958.
Muzaffer İlhan Erdost?u, yirmi beş yaşında, Türk şiir eleştirisi tarihine sokan bu yazılardır. Aşağı yukarı kırk yıldır, Erdost etrafında ortaya çıkan yazınsal tartışma ve polemiklerin nedeni de bu yazılardır. Bu yazıların birinci ayırıcı özelliği, henüz ikinci yeni şairlerinin ilk şiirlerini yayımladıkları sırada, yani ilk kitap bütünlüklerini yayımlamadan önce yazılmış olmasıdır. Başka bir deyişle, İkinci yeni şiirinin ilk örnekleri yayımlanırken, bu ilk örneklerden hareketle, bu şiirin Türk şiiri içindeki yeri de Erdost?un eleştiri yazıları yoluyla tanımlanmıştır. Türk şiiri tarihinde bunun başka bir örneği olanaklı olmamıştır. Erdost?un yanı sıra, Asım Bezirci ve Hüseyin Cöntürk de yazmaktadır Pazar Postası?nda ve söz konusu şiirin kimi özellikleri üzerinde. Ancak tartışmalar, Erdost?un bu yazıları etrafında ortaya çıkmakta ve bu yazılarda dile getirilen önermeler etrafında yaşanmaktadır. Bu yazılardan, özellikle, İkinci Yeni ve Bir Şey Söylemeyen Şiir başlıklı yazılar, kırk yıl boyunca, Attilâ İlhan?dan Asım Bezirci?ye bütün Erdost muhaliflerinin hareket noktası olmuştur. Son olarak da, Hilmi Yavuz, 2002?de, 1956?da yayımlanan bu yazıyı, eleştiri konusu edinerek, Erdost?un, devre dışı bırakılmasını ima eder. Erdost, Şiirin U Dönüşü?nde, bu yazıya yanıt veriyor. Araya girmek istemem ama Erdost?un yirmi beş yaşında kaleme aldığı bir yazıya, Hilmi Yavuz?un altmış altı yaşında yanıt vermesi de oldukça dikkat çekici ve daha önemlisi Hilmi Yavuz?un da, ?bir şey söylemeyen şiir? tarzındaki Birsen adlı şiirini, Muzaffer İlhan Erdost yönetimindeki Pazar Postası?nın Mart, 1957 tarihli 12. sayısında yayımlamış olması.

Apolitik bir şiir
Erdost, Şiirin U Dönüşü?nde, bu karşı çıkışların, İkinci Yeni şairlerine ve onların şiirlerine değil de, kendisine yönelik olmasının da dikkat çekici olduğunu da dile getirmektedir. Aslında Attila İlhan?ın, Papirüs dergisinin Aydınlık grubu tarafından çıkarılan ilk sayısında, Cemal Süreya?dan söz ederken, ?Cemal?i bu boka (yani İkinci Yeniye) Muzaffer bulaştırdı. (…) bu boka (İkinci Yeniye) bulaşmasaydı, bayrağı Cemal?e verecektik? sözü, Erdost?u, devre dışı bırakma girişiminin niyetini göstermektedir aslında. Oysa, Erdost?un, Şiirin U Dönüşü?ünde de tekrar tekrar dile getirildiği gibi, İkinci Yeni bir akım olarak gelmemiştir yazın yaşamına. Yani kuralları, ilkeleri, yöntemleri, anlayış ve yaklaşımları önceden belirlenip ona göre yazılmış bir şiir değildir İkinci Yeni. Tam tersine, değişen toplumun değiştirdiği bireyin değişen şiiridir İkinci Yeni.
Dolayısıyla burada dikkatten kaçırılmaması gereken özelliklerden biri, bu yazıların, önceden belirlenen ilkelere, anlayışa göre değil, o günlerde yazılmış veya sözlü olarak dile getirilmiş İkinci Yeni şiirine yönelik eleştirilere karşı kaleme alınmış olmasıdır. Örneğin, Bir Şey Söylemeyen Şiir başlıklı yazı, Ece Ayhan?ın şiirine yönelik eleştiri üzerine kaleme alınmış. Bu yazının açılışı şöyledir: ?Geçen akşam Orhan Duru ile konuşuyorduk. Bize, ?Ece Ayhan?ın şiirlerini basacağınıza, Ümit Oğuzcan?ın, daha başkalarının şiirlerini basın? dedi; bunu biraz eğlenerek söyledi. Çünkü, Ece Ayhan?ın şiirleri bir şey söylemiyormuş, ortaçağ şiirine gidiyormuş. Orhan?a şiirden anlamadığını söyledim, tartışmaya girmedim.? Bugün, Ece Ayhan?ın şiirinin, ?bir şey söylemeyen bir şiir? olduğu ileri sürülebilir mi?
Erdost?u ayırıcı kılan özelliklerden biri, sosyalist bir kimliğe sahip olmasına rağmen, şiirin ideolojiyle yazılamayacağını savunmasında ortaya çıkmaktadır.Bu görüşünden dolayı, bilindiği gibi, İkinci Yeni şiiri, muhalifleri tarafından ?apolitik bir şiir? olarak adlandırılmıştır. Ancak Erdost?a göre, İkinci yeni şiirinin apolitik olduğu da ileri sürülemez. Erdost, apolitik eleştirisine, çarpıcı bir argümanla karşı çıkıyor. Ona göre, İkinci Yeni Şiiri, ideolojik bir şiir değildir ama apolitik bir şiir de değildir. Örneğin der Erdost, Cemal Süreya ile Sezai Karakoç, İkinci Yeni içinde yan yana anılmalarına rağmen biri materyalist, diğeri idealisttir. Bu ayrım, her iki şairin siyasal kimliğinden hareketle değil, şiirlerinden gidilerek yapılan bir ayrımdır.
İkinci Yeni tartışmasının, bugün, onun adlandırıcısı, yayıncısı ve kuramcısı olan Muzaffer İlhan Erdost üzerinden nasıl tartışıldığını görebilmek için Şiirin U Dönüşü?nü okumak gerekiyor.
(*) Yücel Kayıran ‘ın 12/03/2010 tarihli Radikal Kitap’ta yayınlanan “İkinci Yeni ve Erdost” adlı yazısı

Kitabın Künyesi
Şiirin U Dönüşü
Muzaffer İlhan Erdost
Onur Yayınları
2009
211 sayfa

Yorum yapın

Daha fazla İnceleme, Şiire Dair
Torunlar ? Fethiye Çetin, Ayşe Gül Altınay

Fethiye Çetin ve Ayşe Gül Altınay 'ın birlikte hazırladıkları "Torunlar" adlı bu araştırma kitabında, 1915'te ya da öncesinde müslümanlaştırılarak, asimile...

Kapat