Türk Sineması ve Arabesk – Ahsen Yalvaç

Ahsen Yalvaç yenilikçi Türk sinemasının ‘Tabutta Rövaşata’, ‘Kasaba’ ‘Güneşe Yolculuk’ filmleri üzerine yoğunlaşarak, bir şehir sanatı olan ‘sinema’da, yine şehrin doğurduğu bir popüler kültür olarak ‘arabesk’in nasıl işlendiğini ve günümüz toplumunun kültürel dokusunda bu öğelerin nasıl yer ettiğini ortaya koymaktadır. (Tanıtım Bülteninden)

Ruhumuza işlemiş! – Murat Özer
Sinemamızın ?arabesk? kavramıyla içli dışlı olması kaçınılmaz, bulunduğumuz coğrafya göz önüne alındığında. Neredeyse her adımımızda ruhumuza işlemiş görünen bu kavram, haliyle sinemanın da uzağında kalamazdı, kalmadı da. Türkiye?nin popüler kültür mozaiği içinde önemli bir yer tutan, ?icat edilmiş? bir kavram olan arabesk (mimarlıktaki karşılığından bahsetmiyoruz tabii), şehrin ?kaotik? atmosferini de aynıyla yansıtırken, kısmen ?öteki?yle anlam kazanıyor.

Ahsen Yalvaç?ın Türk Sineması ve Arabesk adlı kitabı, bu kavramın tarihsel gelişimine ışık tutarken, sinemamızın arabeskten yararlanma biçimlerini de deşifre ediyor. Böylece, Türkiye sinemasının geçirdiği aşamalarda ?arabesk?in anlam ve önemini de belgelemiş oluyor yazar.

Örümcek kadının öpücüğü
Dört bölümde toparlanan kitabın ilk bölümü Tarihsel Değişimler ve Kültürel Oluşumlar, Türkiye?nin 20. yüzyıldaki modernleşme hamlelerinin sinemayı hangi biçimlerde etkilediğini ortaya koyarken, kronolojik olarak takip ediyor gelişimi (ve etkiyi). Birinci Tiyatro Dönemi ve İkinci Tiyatro Dönemi?nden sonra Yeşilçam?ın Doğuşu devreye giriyor, 1950?lerden itibaren ivmelenen bu durumun ipuçlarını okuyoruz kitapta. Yeni Sinema ve Halkın Sineması gibi kavramların rağbet gördüğü bir dönemin ardından Yılmaz Güney?e dair de kısa bir tespitte bulunuyor Ahsen Yalvaç.

Kitaba adını veren kavramsa ikinci bölümde, yani Arabesk?te hayat buluyor. 1960?ların sonunda ortaya çıkışından başlayarak kavramı didikleyen yazar, arabeskin şehir ve ulusal kimlikle bağından girip Türkiye sinemasındaki yansımasına uzanıyor bu bölümde. ?Örümcek Kadının Öpücüğü ve Özgürleşme Sürecinde Tutkunun Rolü?adlı alt başlıktaysa ilginç bir saptama kendini gösteriyor. Manuel Puig?in Örümcek Kadının Öpücüğü romanından yola çıkarak, Arjantin?in ?Bolero?suyla bizim ?Arabesk?imizi karşılaştırıyor ve koşutluklar kuruyor yazar.

Yenilikçi Sinema adlı üçüncü bölümde ise, 1980?lerle birlikte değişen kültürel iklimin sinemaya yansımaları masaya yatırılıyor. Bu durumu tespit etmek için üç örnek film seçiliyor ve onların ?arabesk? kavramıyla bağlarına odaklanılıyor: Derviş Zaim?in Tabutta Röveşata?sı, Nuri Bilge Ceylan?ın Kasaba?sı ve Yeşim Ustaoğlu?nun Güneşe Yolculuk?u. Üç film de arabeskin kullanım alanındaki değişimini belgeleyen özellikleriyle öne çıkıyor ve yeni bir sinema anlayışının bayraktarlığını üstleniyorlar.

Şehir ve arabesk
Dördüncü ve son bölüm Bir Arabesk Mekân Olarak Şehir?e geldiğimizde, odağında İstanbul?un olduğu bir ?sinemada mekân? meselesi ortaya çıkıyor. Arabesk için vazgeçilmez unsurlardan biri ?şehir?, ki İstanbul da bu vazgeçilmezliğin merkezinde duruyor. Sürekli değişim gösteren bir şehir olan İstanbul, doğal olarak sinemanın değişiminde de söz sahibi. Arabeske dair üretilen bütün argümanların temelinde yatan bu kent, kültürel yükseliş ve düşüşlerde de başrolde kuşkusuz.

Ahsen Yalvaç?ın kaleme aldığı Türk Sineması ve Arabesk kitabı, Türkiye?nin belirleyici özelliklerinden biri haline gelmiş olan ?arabesk? kavramının ara sokaklarında gezinmeye çalışıyor. Bu sokaklardan topladıklarıyla sinemamıza bakmayı deneyen kitap, doğru tespitleriyle zihin açıcı özellikler taşıyor. 20. yüzyıldan 21. yüzyıla taşınan kavramın Türkiye sinemasının ?modern? yüzüne ışık tutmaya başladığını da söylüyor Ahsen Yalvaç, başlangıçtaki duruşunun aksine. Kitabın sayfaları arasında dolaştıkça yeni ipuçları yakaladığımızı, sinemamızın ?hikâye anlatımı?ndaki geleceğine dair belli fikirlere sahip olduğumuzu da söyleyebiliriz rahatlıkla…
(16.11.2013,http://kitap.radikal.com.tr/)

Kitabın Künyesi
Türk Sineması ve Arabesk
Ahsen Yalvaç
Agora Kitaplığı / Sinema Dizisi
İstanbul, 2013, 1. Basım
176 s

Yorum yapın

Daha fazla Makaleler, Sinema
Onur Mücadelesinin Bir Belgesi: ?Puç Oldum!? – Müslüm Üzülmez

güllerin bedeninden dikenlerini teker teker koparırsan dikenleri kopardığın yerler teker teker kanar dikenleri kopardığın yerleri bir bahar filan sanırsan Kürdistan?da...

Kapat