Sınıftan Kaçış / Yeni Hakiki Sosyalizm – Ellen Meiksins Wood

Ellen Meiksins Wood, Isaac Deutscher Ödülü’nü kazanan bu klasik çalışmasında postmarksizmin etkili
eğilimleri’nin Marksist bir eleştirisini yapıyor. Postmarksistlerin, politikayı sınıf karakterinden soyma girişimlerine meydan okuyan Wood, sınıf ideoloji ve politika arasındaki karmaşık ilişkilerden kendi özenli
kavramsal çerçevesini kuruyor. Sosyalizm ile demokrasi arasındaki bağlantıların keşfine çıkarken liberal demokrasi ve sosyalist demokrasi arasındaki ilişkileri yeniden yorumluyor.

Ellen Meiksins Wood, kitaba yazdığı yeni önsözde, kitaptaki tezlerini Sovyet sonrası dünya açısından değerlendiriyor. Postmarksizm ile son zamanların akademik eğilimi olan postmodernizm arasındaki bağlantıların izini süren Wood, kapitalizmin bu sinik savunucularının karşısına sınıf siyasetinin yeniden ve ısrarla çıkarılması gerektiğini vurguluyor.

‘Sınıftan Kaçış’ın düşündürdükleri – Semih Gümüş
(08/12/2006 tarihli Radikal Kitap Eki)

Marksizm tartışmalarının gelecekte çoğalıp derinleşeceği öngörüsünde bulunabilir miyiz? Bu öngörünün inandırıcı nesnel karşılıkları var mıdır? Öznel nedenler de Marksizmin en son bırakıldığı yerden alıp ileri götürülmesinde rol oynayabilir mi? Bu soruların karşılıklarını Marksizm çevresinde ararken öyle görülüyor ki, Leninizm tartışmaların büsbütün dışına düşmüştür. Bunun bir nedeni yaşanan yenilgilere getirilen çözümlerin yalnızca kuramsal temelde korunabilmesiyse, öteki de belleğin tarih içinde kalanları unutmaya yatkın oluşudur. Leninizmin yaşandığı sırada unutulmaya da başlandığı elbette öne sürülemez, ama kabuğu genişlerken içinin de boşalmaya başladığı bir evrim yaşamış olmalıdır ki, bugünkü tartışmaların nesnesi olamıyor. Bu sürecin çıplak gözle görülemeyen bir evresinde içi boşalmaya başlamış, sonra dışardan müdahaleyle kabuğu çatlamış, değişimi böylece an be an izlenebilecek kertede hızlanmıştır.
Marksizmin bu bozulmayla karşılaşmamasının nedeni derinliğinin eylemde değil, düşüncenin sularında oluşmasıdır. Onun da 1980’lerin ikinci yarısından sonra bir on yıl boyunca hangi ölçütlerle alınıp değerlendirileceği düşünüldü, ama yaşayan, organik bir düşünce dizgesine sahip oluşu bugün masaya dönmesini sağladı.
Ellen Meiksins Wood’un Sınıftan Kaçış-Yeni ‘Hakiki’ Sosyalizm kitabı bu tartışmaya dönük bakış açılarından birini kurguluyor. Ortodoks Marksizm içinden postmarksist açılımlara getirilmiş bütüncül bir eleştiri olarak okunabilecek Sınıftan Kaçış, bugünkü Marksizm tartışmalarının bir yanını anlamak için önemli.

Erken Postmarksizm
Wood, Sınıftan Kaçış’ın 1998’deki yeni basımında, “Erken postmarksizm ile bugünkü postmodernizm arasında kesintisiz bir süreklilik vardır ve başka şeylerin yanı sıra, her ikisi de ‘söylem’ ve ‘farklılık’ üstünde ya da gerçekliğin ve insan kimliğinin parçalı mahiyeti üstünde durmaktadır,” diyor.
Bunlar önemli saptamalar. Şu da söylenebilir mi: Erken postmarksizm ile postmodernizm arasında kurulabilecek ilişki neden sonra kesilmiş, postmarksizm postmodernizmden bağımsız bir yeni çözümleme biçimi olarak önemli bir başlık oluşturmaya başlamıştır. Erken postmarksizmin olgunlaşmamış düşünceleri, eklektizmi, kendi geçmişini sorgulama üstüne dayalı vazgeçmeler bütünü oluşu, onu postmodernizmle üst üste getirmiştir. Ama nasıl ki Marksizm, kendi açmazları yüzünden modernizmle tamamlanamamış bir yakınlık içinde olmuşsa, postmarksizm de toyluğu nedeniyle postmodernizmle buluşmuştur.
E. M. Wood’un ortodoks çizgisi günümüzde insanların neoliberalizme ve “küreselleşme”ye karşı hareketlere yığınsal katılımında solun herhangi bir katkısının bulunmadığını teslim ediyor. Bunlar yeni tür yığınsal hareketler, üstelik postmodern hayatla hiçbir ilişkileri yok, ama solun yaratmak istediği bütüncül etkilerin fazlasını başarabiliyor. Dahası, solun 1960’lardan 1980’lerin ikinci yarısına kadarki döneminde özlemini duyup sahip olamadığı yığınsallığı kazanabiliyor.
Sınıftan Kaçış’ın bütün boyutlarıyla eleştiri tezgâhına çektiği “yeni hakiki sosyalizm”, aslında sosyalizm anlayışındaki iki temelli ayrılıktan birini oluşturur. Önce devrimci sosyalizmin seçeneği olarak ortaya çıkıp avrokomünizmde karşılığını bulmuş, sonra bağımsızlaşıp kendi başına bir sosyalizm anlayışı olarak varolmaya başlamış olan, demokratik, reformcu sosyalizm biçiminde de tanımlanabilir “yeni hakiki sosyalizm”. Yalnızca sınıfın amaçlarıyla sınırlanmayıp geniş halk bağlaşıklığına dayanan sosyalizm, köktenci değişimleri, devrimci yolları aşıp reformcu değişimi, barışçı ve demokratik yolları seçmiştir. Dolayısıyla sınıf partileri, herhangi bir sekterizme düşmeden geniş halk kesimlerini içinde barındıran, ademi merkeziyetçi partilere dönüşmeye başlamıştır.
Üstelik devrimci sosyalizmin açamayacağına inanılan kapıların çoğalıp hayatın bir labirente dönüştüğü görüldükten sonra kendiliğinden büyüyen küreselleşme karşıtı, antikapitalist hareketler bu kez çok daha radikal bir eşiği aşmaya hazırlanıyor. İktidar olmadan iktidar olmak nedir: Bugün bu amacın peşine düşüp feminist ya da çevreci hareketlerden anarşistlere ya da sosyalistlere uzanan ve bugüne dek benzeri görülmemiş genişlikte bir bağlaşıklık yelpazesinin renklerini oluşturan hareketler bunu araştırmanın ötesinde, somut bir seçenek olduğunu kanıtlamaya çalışıyor. Devlet iktidarı yerine sokakta iktidar olmak yeni tip sosyalizmin somut amacıdır. Dolayısıyla halkın çoğunluğunu kazanmanın yolunu bugüne dek tam anlamıyla bulamamış sosyalistler için apaçık bir gerçeklik ortaya çıkmış görünüyor. Bu gerçekliği ortodoks sosyalizmle sosyal demokrasi arasında, ne o ne o anlayışıyla yeni tip sosyalizm için kullanan düşünce de, Sınıftan Kaçış’ta adamakıllı sorgulanıyor.

Çözümlemelerin gösterdiği…
E. M. Wood çağdaş Marksistler arasında en ilgi çekici kişiliklerden biri olan Nikos Poulantzas’ın Maoculuktan anti-Stalinizme evrilen serüvenini de tartışıyor. Poulantzas, özellikle avrokomünizmle başlayan ayrışma ve değişim sürecinin tipik örneklerinden birini oluşturmuştur. Stalin despotizminin ve sınıf diktatörlüğünün yol açtığı düşünsel kıyamı gören Batılı aydınlar önce Maocu popülizme yakınlık duymuş, ama bir başka diktatörlüğün peşinde olduklarını fark edip arkaik ilişki biçimlerinin ve düşüncelerin yarattığı despotizmi nedeniyle Maoculuktan da uzaklaşmıştır.
Sınıftan Kaçış’daki çözümlemeler şunu da gösteriyor: Aynı kökenden gelip neden sonra kendi yollarına gidenler aynı saptamalardan ayrı sonuçlara varabiliyor. Sözgelimi E. M. Wood’un, “Çağdaş kapitalizmde devletin rolünün genişlemesi nedeniyle, devletin gitgide sınıf mücadelesinin hedefi haline gelebileceğini ileri sürmek de mantıklı olacaktır,” sözünden apayrı sonuçlar çıkarabilirsiniz. Şu var ki, sonunda kapitalist devlet ile onun yerini alan yeni sınıfların devleti arasında niteliksel fark olup olmadığı tam anlamıyla tartışmalıdır. Devletin, sonunda kimin eline ve hangi yollardan geçerse geçsin, aynı yapısını koruma inadı çok güçlü: Bir sınıf yerine başka bir sınıfın eline geçmiş, ama aynı yöntemlerle, araçlarla, benzer amaçlar için kullanılmıştır. Leninizmin tarih sahnesinden büyük ölçüde silinmesine neden olan çaresizlik de budur.

Marksizm harcanmaya yüz tuttu
Devletin rolünün giderek genişlemesi kapitalizm içinde nasıl bütün toplumun sıkışmasına neden olmuşsa, sosyalizmde de aynı sonuçları vermiştir. Artık azınlıkların diktatörlüğü tarih sahnesinden silinmek üzeredir. Demokrasinin ve özgürlüklerin yerini ekmeğin bile tutamayacağının görülmesinden bu yana en çok yirmi yıl geçti. Bu yirmi yılda Marksizm giderek harcanmaya yüz tuttu, ama bundan sonra aynı kayıtsızlığın yaşanacağı söylenemez. Tam tersine, kendini yenilemek, uluslararası sorunların çözümünde gerilim stratejisi ve silaha dayalı çözümler yerine barışçı ve demokratik yolların tek geçerli yol olduğunun görülmesinda Marksizm başlıca düşünsel anahtarı oluşturuyor.
Sınıftan Kaçış ‘ın Ernesto Laclau ve Chantal Mouffe üstüne kapsamlı eleştirileri de önemli, ama bu eleştiriler sosyalizm anlayışında görülen farklılıkların da yakın geçmişteki en belirgin uçları arasında. Özellikle ideoloji ve politikanın bağımsızlaştırılması (ikisinden kurtulmuş bir sosyalizmin mümkün olup olmadığı önemsiz bir soru değildir), sınıfın oynayamadığı özne rolünü çoğunluğun oynaması istemi ve katkısız demokrasi amacına uygun bir demokrasi savaşımının biçimleri konusundaki ayrılıklar, birbirinin hasmı olmayan, ama uzlaşması kolay olmayan iki sosyalizm anlayışını belirtir.
Ortodoks anlayış bu düzeyde karşıtının Marksizmi ret ettiği sonucuna varıyor; oysa Marksizm bir soyutlama edimi, yol yordam öğretisi ve bir düşünme biçimi olarak paylaşılabilir bir dizgedir. Belki burada, paylaşılabileceğinde anlaşmak olanaksız. Ama Sınıftan Kaçış bu tartışmalar için nesnel ve nitelikli bir zemin, örnek bir veri alanı yaratıyor. Sözgelimi, sosyalist demokrasi kavramı varlığını koruyabilir, ama kendine bugüne dek inandırıcı bir gerçekten demokratik gerçeklik alanı yaratamamış olması, yeni bir demokrasi tanımı ve gerçeklik alanı kurgulamayı gerektiriyor. İnanca dönüşmesini istemediğimiz bütün nitelikli düşünceler için kurgulama yapmak, düşünceyi, dolayısıyla düşünen bireyi özgürleştirmenin başlıca yoludur.

Kitabın Künyesi
Sınıftan Kaçış Yeni Hakiki Sosyalizm
(Yeni ‘Hakiki’ Sosyalizm)
Orjinal isim: The Retreat From Class
Ellen Meiksins Wood
Çeviri : Şükrü Alpagut
Yordam Kitap / Kuram / Siyaset Dizisi
Sayfa Düzeni : Gönül Göner
Kapak Tasarımı : Savaş Çekiç
Düzeltmen : Mehmet Tayak
İstanbul, 2006, 1. Basım
272 sayfa

Yorum yapın

Daha fazla Politika
Yoksulluktan Sefalete Bir Göç Hikayesi (Sokakta Çalışan Çocuklar Sorununun Ekonomi-Politiği) ? Servet Gün

"... Ben en çok bazen çöpte bulduğum oyuncakları küçük kardeşime götürdüğümde mutlu oluyorum." 12 yaşındaki katı atık toplayıcısı. Ekonomi politikaları...

Kapat