Siyaset ve Dinin Gösterisi / Günümüz Türkiye Sinemasından Altı Film Üzerine – Ebru Thwaites Diken

Günümüz Türkiye sinemasından altı film: Gnostisizmin kefaretçi, mesihçi ve devrimci yönlerine olumlayıcı yaklaşan bir masal üzerine kurulmuş Ulak, din ile ekonomi arasındaki ilişkiyi tartışma fırsatı sunan Takva, din görevlisi başkahramanı Selman Bulut’un Karaköy’deki merkez camisinde işlenen bir cinayeti soruşturduğu İtirazım Var!, heterodoks İslam ve sosyalist düşünce arasındaki paralellikleri konu edinen İftarlık Gazoz, İslam’ın modernlikle bağdaşabilirliği meselesini tartışan The İmam, ve bir roman uyarlaması olan ve din ile felsefeyi karşı karşıya getiren Gölgesizler. — Birbirinden bağımsız görünen üç farklı alanın, siyaset, din ve sinemanın birbirlerini nasıl sorunsallaştırıp yeniden şekillendirdiğini bu filmler üzerinden inceleyen Ebru Thwaites Diken, kitabını şöyle gerekçelendiriyor:

“Siyaset, din ve sinema arasındaki ilişkiye, bu üç alanın ortak kökenleri temelinde odaklanıyorum. Bu üç alanı ‘gösteri’ kavramı birbirine bağlar. Hem siyaset hem din alanında iktidar görsel mekanizmalara dayalıdır. Günümüzde ise sinema, ’gösteri’ bakımından ayrıcalıklı bir konumda; bir kitle sanatı olduğu ölçüde, hangi öznelliğin üretildiğiyle ilgili olarak kolektif bilinçdışını şekillendiriyor. Bu üç alanda da öznelik, görme ilişkisi üzerinden kuruluyor. Kitabın amacı, siyaset ve dinin sinemasal doğasının Türkiye sineması bağlamında kendini gösterme şeklini anlaşılır kılmaktır. Kitap bunun yanı sıra, bir sanat formu olarak sinemanın siyasi ve dinsel ifadeler, duyumlar, duygulanımlar ve hakikatler yaratma kapasitesini de incelemektedir.”


Giriş, Sinema, Siyaset ve Din, s. 11-13

Görünüşe bakılırsa modernlik ne dinle ne de dinsiz yapabiliyor. Çağdaş siyasi ve kültürel tahayyülde çoktan izini bırakmış olan “dinin geri dönüşü” ise bu paradoksu olsa olsa daha da belirginleştirmekte. Dolayısıyla, her ne kadar eskiden modernite ile birlikte din eleştirisinin tamamlandığı düşünülse de (Marx 1957) din günümüzde hakikat fikri için ve bir hakikati ifade etme aracı olarak vazgeçilmez hale gelmiş gibi görünüyor (Thwaites Diken 2015: 393).

Neoliberal ve muhafazakâr bir iktidar tarafından yönetilen bir ülke olan Türkiye, “dinin geri dönüşü”nün farklı versiyonlarından yalnızca siyaseten değil, kültürel açıdan da derin bir şekilde etkilenmektedir (a.g.y.). Çağdaş Türkiye sineması bu bakımdan paradigmatiktir. Fakat Türkiye sinemasında dinin giderek artan görünürlüğü, toplumsal ve kültürel analizlere aynı görünürlükte yansımamaktadır.

Bu kitap birbirinden bağımsız gibi görünen üç farklı alanın, siyaset, din ve sinemanın çağdaş Türkiye sineması örnekleri bağlamında birbirlerini nasıl sorunsallaştırıp yeniden şekillendirdiklerini inceliyor. Siyaset, din ve sinema arasındaki ilişkiye, bu üç alanın ortak kökenleri temelinde odaklanıyorum. Bu üç alanı “gösteri” kavramı birbirine bağlar. Bu kavram aynı zamanda çağdaş toplumlarda din ve siyasetin dolayımının giderek sinemasallaşması nedeniyle önem kazanmıştır. Bu kitabın amacı, siyaset ve dinin sinemasal doğasının, Türkiye sineması bağlamında kendini gösterme şekline dair kavrayışa katkıda bulunmaktır. Kitap bunun yanı sıra, bir sanat formu olarak sinemanın siyasi ve dinsel ifadeler, duyumlar, duygulanımlar ve hakikatler yaratma kapasitesini de incelemektedir.

Siyaset ve din alanlarında iktidar görsel mekanizmalara dayalıdır (Thwaites Diken 2017: 128). Dinsel ritüeller ve siyasi törenler tarih boyunca gösteriler olarak tasarlanmışlardır. Günümüzde ise sinema, gösteri bakımından ayrıcalıklı bir konumda bulunuyor. Sinema, gösterinin tarihsel ve sosyoekonomik bir koşul olduğunu en açık biçimde ifade edebilen sanat formudur (a.g.y.). Bu anlamda sinema bir kitle sanatı olduğu ölçüde, hangi öznelliğin üretildiğiyle ilgili olarak kolektif bilinçdışını şekillendirmektedir (Reine 2014).

Sinema, siyaset ve din ilk bakışta özerk alanlar gibi görünürler. Sonuçta her biri iç hiyerarşilerini düzenleyen farklı kurallarla işlemektedir. Bununla birlikte her üç alanda da öznelik, görme ilişkisi üzerinden inşa edilir. Diğer bir deyişle, üç alanın da “gösteri” kavramıyla hem yapısal hem de soykütüksel bir ilişkisi vardır. “Gösteri” kavramı, iktidarın, çağdaş kapitalizmde zorlayıcı olmayan araçlar kullanan tümleyici etkisini ifade etmekte (Debord 1995) ve eğlendirme, pasifleştirme ve dikkat dağıtma yoluyla toplumsal yaşamın her alanında toplumsal bilince egemen olmaktadır. Bu anlamda Debord’a göre modern toplumlarda dinin yerini gösteri almıştır ve gösteri kitlelerin hayali “afyon”unun işlevini görmektedir. Feuerbach (1841) din eleştirisinde insanların sevgi, dostluk ve adalet gibi insana has iyi özellikleri harici bir Öteki’ne aktardıklarını, kendilerine dair ideal bir kavrayışı “Tanrı” olarak tahayyül ettiklerini ve kendilerine yabancılaştıklarını söyler. Debord da bu aktarıma benzer bir biçimde, modern toplumlarda, insanların gösteri teknolojileri yoluyla kendilerini nesneleştirdiklerini ve kendilerine yabancılaştıklarını söyler (1995:17).

İktidar, kendisini görme teknolojileri dolayımıyla inşa eder, işlerlik gösterir ve pekişir. Görmenin dolayımlanma şekli modern iktidarın kurulmasında temel öneme sahiptir (Crary 2002). İktidar, görmek ve görülmekle ilgilidir. Thomas Hobbes’un (1651) kitabı Leviathan’ın ön kapağı, iktidarın bakış yoluyla kurulmasını açıklıkla gözler önüne seren klasik bir örnektir (bkz. Thwaites Diken 2017: 130). Resimde, bir kente yukarıdan bakan devasa bir insan figürü görülür. Biz Leviathan’ın bedeninin yalnızca üst kısmını görürüz ve bu kısım, yukarıya, Leviathan’ın yüzüne bakan küçük insan figürlerinden oluşmaktadır. Bir elinde kılıç, bir elinde asa tutan Leviathan egemen iktidarı, devleti temsil eder; bedenini meydana getiren insanlar ise modern devletin vatandaşlarıdır.

Resim, egemenin iktidarın kaynağının, yönetilenlerin sağladığı meşruiyet olduğunu tasvir eder. Leviathan’ın otoritesinin kaynağını oluşturan şey otoriteye tabi olanların bakışıdır. Hobbes, insanların ancak özgürlüklerinden vazgeçip güvenlikleri karşılığında haklarını yüksek bir otoriteye devrettikleri takdirde barış içinde yaşayabileceklerini ileri sürer. Toplumsal sözleşme de egemenin meşruiyetinin, halkın egemeni egemen olarak görmesine bağlı olduğuna işaret eder. Halk egemeni egemen olarak görmeyi bırakırsa egemenlik sürdürülemez. Fakat aynı zamanda, seyirci resme hangi açıdan bakarsa baksın, Leviathan’ın da seyirciye yönelmiş ve ona sürekli otoritesine tabi olduğunu hatırlatan inceleyici bakışıyla karşılaşmaktadır. “Egemenin bakışında gördüğümüz şey öznenin kendi bakışıdır – ki bu bakış özneyi kör bir gösterinin yabancılaşmış formunda konumlandırır” (Pye 2015: 172).


Kitabın Künyesi
Siyaset ve Dinin Gösterisi
Günümüz Türkiye Sinemasından Altı Film Üzerine
Ebru Thwaites Diken
Özgün adı: The Spectacle of Politics and Religion
in Contemporary Turkish Cinema
Metis Yayınları
Çeviri: Ayşecan Ay
Yayıma Hazırlayan: Semih Sökmen
Kitabın Baskıları:
1. Basım: Mayıs 2021
144 s.

İÇİNDEKİLER
Teşekkür

1. Giriş: Sinema, Siyaset ve Din

2. Ulak
Bir Ütopya Mekânı Olarak Mistik Masal
Mülksüzlerin Dili Olarak Gnostisizm
Masal Bizim Hikâyemizdir
Masal Gündüz Başlıyor…
İlk Gece: İbrahim’in Dirilişi
İkinci Gece: Olay Yakın
Üçüncü Gece: Mesihçi Olay
Mesihçi Olay: Mucize mi, Hakikat Olayı mı?
Masal ya da Felsefe: Sanata Karşı Din?
Sanata Karşı Din: Anti-Felsefenin Sinemasal Bir Formu Olarak Ulak

3. Takva
Paranın Simyası
Hesaplamanın Ruhu
Sufi Teozofisi mi, Kemale Erme Ekonomisi mi?
Teoloji Kisvesi Altında Siyaset, Hizmet Kisvesi Altında Ekonomi
Ekonominin Üç Anlamı

4. İtirazım Var
Kimlik mi, Pratik mi: Din Görevlisi ve Dedektif
Hakikatin Bekçisi: Vahyedilmiş ve İnşa Edilmiş Hakikatler
Batıl İnanç Olarak Yarım Kalmış Aşk
Gülmenin Rasyonalitesi
Başkaldırının Dinsel Kaynakları
Alevi Nefesi ve Sorunun Önemi
Sherlock ve Watson: Dedektif ve Fotoğrafçı
Selman: Maimonides ve Spinoza
Heykeltıraş Kız Evlat: Din ve Sanat

5. İftarlık Gazoz
Karnavalesk ve Komedi
Üç Din: Devlet İslamı, Heterodoks İslam ve Türkiye Cumhuriyeti İslamı
“Devlet İslamı”nın Müphemliği
“Türk İslamı” Olarak Heterodoks İslam
Türkiye Cumhuriyeti’nin Din Felsefesi
Yerel ile Evrensel: Efendi ile Devrimci
Sokratik bir Diyalog

6. The İmam
Geleneksel-Modern İkili Karşıtlığı
Modern Müslümanlar: Kavram Kargaşası mı?
Modern Bir Siyasal İdeoloji Olarak İslamcılığın Paradoksları
Ilımlı İslam ile Radikal İslam Arasındaki Paralaks İlişkisi
Küreselatinleşmiş Bir Fenomen Olarak Ilımlı İslam

7. Gölgesizler
Gerçekle Kurmaca Arasında
Eril Kaygılar: Şair ve Reis
Din ve Postmodernizm
Din: Hakikatlerden Biri mi, Yegâne Hakikat mi?
Sanat ve Din

8. Sonuç

Kaynaklar
Dizin


Ebru Thwaites Diken
Bilgi Üniversitesi İletişim Fakültesi Sinema Bölümü, Sinema ve Televizyon’da Doktor Öğretim Üyesidir. Lisans derecesini Boğaziçi Üniversitesi Ekonomi Bölümü’nden, doktora derecesini İngiltere Lancaster Üniversitesi Sosyoloji Bölümü’nden almıştır. Lancaster Üniversitesi Sosyoloji’de öğretim asistanı, Siyaset ve Uluslararası İlişkiler Bölümü’nde yarı zamanlı öğretim üyesi olmak üzere çeşitli dersler vermiştir. 2014’te çağdaş Türkiye sinemasında siyaset ve dinin gösterisi ile ilgili projesi için TÜBİTAK Yurda Dönüş Araştırma Burs Programı’ndan araştırma bursu kazanmıştır. Güncel araştırma alanları sinema ve sosyal teori, film ve televizyonda dişil öznellikler, İskandinav sineması, yönetmen etiği ve dijital görsel kültürler üzerine yoğunlaşmaktadır.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here