‘Son romantik’i uğurlarken… – Murat Özer

‘Yedinci Sanatın Şövalyesi’ Rekin Teksoy’un ardından bir şeyler söylemek lâzımdı, çok zor da olsa… Onun söyleyeceklerinin sınırı yoktu, oysa bizimkilerin kifayetsiz kaldığı, kalacağı aşikârdı…

Hayattan göçüp gidenlerin arkasından hep iyi şeyler söylenir, iyi şeyler yazılır. Kimisi bu cümleleri hak eden bir hayat sürmüştür, kimiyse ?âdet yerini bulsun? diye o cümlelerle uğurlanır. Bir de öyle insanlar vardır ki, hayatları boyunca dokundukları herkese ilham vermiş, dokundukları her şeyi aydınlatmışlardır. Onların arkasından kurulacak güzel cümlelerin yetersiz kaldığını hissedersiniz, dahası kendinizi âciz görürsünüz; onun gidişi sizi de eksiltmiş, kapıyı üzerinize kapatmıştır.
Üstadımız Rekin Teksoy?un, sevgili Rekin Bey?in gidişi de ben ve benim gibi hissedenler üzerinde böylesi bir etki bıraktı işte. Herkes çok üzüldü belki, ama geçici bir duygu olan üzüntüyü atlattığımızda hiç dinmeyen ?eksiklik? duygusuyla baş başa kaldık. Bu yazıyı, üstadı kaybedişimizin üzerinden tam bir hafta geçtikten sonra yazıyor olmak, üzüntünün yerini tam anlamıyla eksikliğin aldığını net biçimde görmeyi de getirdi. İnsanlığın ruhunun karardığı bir dünyada onun gibilerin eksikliği çok daha hissedilir oluyor belli ki. Romantik bakışın tu kaka edildiği, hatta lanetlendiği günümüz ikliminde Rekin Bey?i ?son romantik? olarak tanımlamak bile mümkün. Öyle olup olmadığını tartışacak değiliz burada, öyleydi kuşkusuz…
Kadim dostum, sevgili meslektaşım Uğur Vardan , Rekin Bey?in gidişinin ardından şu cümleleri kurdu: ?Çalışkandı, insandı, tatlıydı, nazikti, aydındı, zekiydi, ilkeliydi… Abi olmayı, örnek olmayı, geride derin bir iz bırakmayı başardı. 84 yaşında bile mücadelesini sürdürmeye kararlıydı, sürdürdü de… Hiçbir zaman küçük hesapların peşinde koşmadı, girdiği her mekâna bilgelik kattı. Bilirsiniz, bazı insanların zekâsını, kabına sığmayan ruhunu gözlerinden, hınzırca bakışlarından okumak mümkündür. Rekin Abi bende hep böyle bir izlenim bırakıyordu. Umarım devrettiği mirası korumayı ve zihni açık gelecek kuşaklara (hele ki faşizmin gündeliğe döndüğü, ayak seslerinin her yeni doğan sabahta daha da gürleştiği bir ortamda) aktarmayı becerebiliriz… Sonradan başka yönlere sapan TÜRSAK?ın yeşerip boy vermesindeki en önemli yapı taşlarından biriydi. ?Sinematek ruhu?nun da… Allah gani gani rahmet etsin, mekânı ?Cennet Sineması? olsun…?

Mükemmel bir ?öğreten adam?
Her kelimesine, cümlesine imzamı atacağım bu uğurlayış, bir tür ?isyan? da barındırıyordu bünyesinde. Başta sözünü ettiğim ?kararan dünya? Uğur Vardan ?ı da rahatsız ediyor, Rekin Bey?in gidişi ise bu karanlığı aydınlığa dönüştürme yolunda bize önemli görevler yüklüyordu. Ruhunda gençlere her daim ?özel bir alan? açan Rekin Bey, bilgeliğini tevazuyla buluşturup mükemmel bir ?öğreten adam? olmuştu. Bizler, onun sinemaya dair öğrettiklerinden ziyade, ?insan olma? adına işaret ettiklerini hayatımıza monte ettik. Sinemayı başka yollarla da öğrenme imkânımız vardı, ama insan olmayı öğretecek birilerini bulmak o kadar zordu ki. Çevremizi ?şovmenler? kaplamıştı ve şovlarına bizi de alet etmeye çalışıyorlardı, ki biz de zaman zaman bu tuzaklara düşüyorduk. Rekin Bey, her defasında bilgeliğiyle sille tokat girişti bize, kendimize getirdi, ayaklarımızı yeniden yere basmamızı sağladı. Herkesin birbirinin üzerine basarak yükselmeye çalıştığı bir dünyada, sınıfsal refleksleri (daha doğrusu defansif hamleleri) bir kenara bırakarak genciyle yaşlısıyla ?kol kola? yürümek gerektiğini öğretti Rekin Bey.
Bu yazıda Rekin Teksoy üzerine ansiklopedik bilgiler vermeyeceğim sizlere, tek tuşla ulaşabileceğiniz bilgileri. Ama onun leziz kitaplarını, mükemmel Türkçesiyle yamacımıza getirdiği çevirileri, oyun yazarlığını, kültür tarihimizin önemli kurumlarına önderlik etme çabalarını, sayısız gence eğitmen olarak verdiği katkıları da es geçmek mümkün değil. Sosyalizmin büyük oranda asimile edildiği günümüzde, son nefesine kadar ?sosyalist? kafada kalmış olması da onun ilkelerinden ödün vermeyen kişiliğinin bir göstergesiydi kuşkusuz. ?Komünist Parti Manifestosu?nu çevirip raflara konulmasını sağlamasıysa bu önemli metnin altına kendi imzasını da attığını belgeliyordu.

Bir değil, çok eksiğiz…
Rekin Bey?in sinema külliyatı açısından en önemli mirasıysa devasa ?Rekin Teksoy?un Sinema Tarihi?ydi. 21 Ocak 2005?te gene bu sayfalarda kaleme aldığım yazıda bu eseri enine boyuna irdelemiş, üstadın kendine has bakışının sayfalara nasıl yansıdığını dillendirmiştim. Sinema sanatının 21. yüzyıla kadar uzanan serüvenine kendi penceresinden bakan Teksoy, sinema tarihini ele alırken bir yandan da dünya tarihini gözler önüne seriyordu. Dönemsel özelliklerin yedinci sanatı nasıl etkilediğini ?yorum yapmaktan kaçınmadan? anlatan üstat, sinema yazarlığının ?öznellik? kıstasına sıkı sıkıya tutunuyordu. Daha sonra iki cilt olarak genişletilmiş baskısı da yapılan ?Rekin Teksoy?un Sinema Tarihi?, yalnızca bir kaynak değil, aynı zamanda edebî bir metin gibi baştan sona okunabilecek bir eserdi, ki bu tür kitaplarda böylesi bir yaklaşıma pek rastlayamıyoruz.
Uğur Vardan gibi aynı dönemlerde mesleğe adım attığımız dostum, SİYAD ( Sinema Yazarları Derneği ) Başkanı Tunca Arslan, SİYAD?ın basın duyurusunda Rekin Teksoy için, ?Meslek büyüğümüz, ustamız, ağabeyimiz ve dostumuz, Yedinci Sanatın Şövalyesi Rekin Teksoy?un anısı önünde saygıyla eğiliyoruz? diyordu. Rekin Bey?in ?romantik? mücadelesi herkesi benzer şekillerde etkilemişti belli ki. Özellikle SİYAD üyeleri için ?başka? bir etkisi vardı onun; ?örnek insan?, ?örnek meslek büyüğü?, ?örnek kalem?di o. Birçoğumuz, yanına yaklaşamayacağımızı bilsek de, Rekin Bey?in çıtasına ulaşabilmek uğruna çabaladık, mücadele ettik. ?O çıta? hâlâ duruyor orada aslında ve bizler de çabalamaya devam ediyoruz, her yaklaşma anında onu hatırlayıp eksikliğini hissedeceğimizse bir gerçek. Soruları artık kendimize soracağız, cevaplarını bulmak içinse olanca gücümüzle asılacağız hayata, fazlasıyla zorlansak da…
Güle güle Rekin Bey!
Siz yoksanız bir değil, çok eksiğiz…

Murat Özer
Kaynak: 08/06/2012 tarihli Radikal Kitap Eki

Yorum yapın

Daha fazla Biyografiler, Makaleler
Öğretmenlik ve Kutsallık – Özcan Yolcu

"Dünyada her şeye değer biçilebilir, ama öğretmenin eserine değer biçilemez. Çünkü, onun eseri her şeydir ve hem de hiçbir şeydir"....

Kapat