Süryaniler ve Diyarbakır – Mehmet Şimşek

Sosyolog Mehmet Şimşek tarafından yazılan ?Süryaniler ve Diyarbakır? isimli çalışmada, Süryani halkı anlatılmaktadır.
Diyarbakır doğumlu olan yazar, lise yıllarında bir tesadüf eseri varlığını öğrendiği Süryanilik üzerine üniversite yıllarında bitirme tezi çalışması yapmış ve daha sonra yaptığı araştırmalarla bu tezi genişleterek kitap olarak okurlara sunmuştur. Kitapta Süryanilerin tarihi, gelenek görenekleri, inançları, edebiyatları ve kiliseleri ayrıntılı bir şekilde ele alınmış. En eski kadim Hıristiyan topluluğunun tarih sayfalarından tozlu yerinden hak ettiği yere ulaştırılması amacının görüldüğü kitap, üretken bir kültür dinamiğine sahip olan Süryanileri etraflıca tanıtmak görevini başarıyla yerine getirmektedir.

Diyarbakır kentinde yaşayan Süryanilerin geçmişten günümüze taşıdığı kültürü ve izleri kitaplaştırarak gelecek nesillere aktarılmasını da amaçlayan yazara, çalışması esnasında Süryani toplumundan bir çok kişi de yardımda bulunmuştur.
Kitapta Süryanilerin kim oldukları, Hıristiyanlık öncesi ve sonrası yaşayışları, dilleri ve tarihteki etkileri oldukça sade ve anlaşılır bir dille anlatılmış. Kitabın içinde Diyarbakır Süryanilerinin kent üzerindeki etkilerini, gelenek ve göreneklerini de inceleyen yazar, kentte iz bırakan Süryanileri de kitabına eklemiş ve onlar hakkında bulduğu tüm bilgi ve resimleri okurlarla paylaşmış. Ayrıca Osmanlı döneminde Süryanilerin kentteki faal yaşamlarını ve kültürel hayata olan katkılarını da araştıran yazar,okurlara oldukça önemli bilgiler sunmaktadır. Osmanlı arşivlerinde Süryanileri konu edinen bazı belgeler yazar tarafından tercümeleri ile birlikte sunulmuştur.

Bu kitabın kadim şehirlerin çok dinli ve çok kültürlü yapılarının yazılmamış kısımları hakkında bilgi edinmenizi sağlayacağını umuyoruz.. Süryaniler ve Diyarbakır isimli kitap, okurları tarihin gizli olduğu bir yere götürüyor. Mehmet Şimşek?in bu çalışması Süryaniler konusunda bir boşluğu dolduracağından ve gereken adreslere ulaşması açısından önemli ve kayda değer.
www.suryaniler.com

Süryaniler…
Elbette Güneydoğulu Süryaniler. Bir de üstüne üstlük Kadim şehir Diyarbekirli Süryaniler. Kadim şehirli olmakla, kadim halk olmak tesadüfî mi? Elbette ki hayır…
Yaşım kırkı geçti, elliye merhaba demeye hazırlanıyorum. Geriye dönüp düşünürken; kendime, ?Süryanileri ne zaman tanıdın?? sorusunu sorduğumda, yanıtını bulmakta zorlanıyorum.
Yazar, Süryani?yi daha lisedeyken, biraz da tesadüfen tanımış. Ama bizimki öyle değil. Benim sınıflarımda da Ermeni, Süryani arkadaşlar vardı… Ama böyle bir ayrımı duyumsayacak durumda değildik doğrusu. Bizim için hepsi Hıristiyan?dı ve din derslerinde dinleri bizimkinden (Müslümanlardan) olmadıkları için sınıfı terk etmesi gerekenlerdendi. İşte bu kadar.
Belki de biz, Ermenilerin yoğun olarak yaşadığı Hasırlı Mahallesinde oturduğumuzdan ?öte mahalledeki? (Lalebey Mahallesi) Süryanileri fazlaca bilmiyorduk. Bir gün Gazi Caddesinde iki azametli adamı koyu renk kıyafetleriyle yan yana yürürken görmüştüm. Çocuk sorgulamacılığıyla babama sormuştum, bunca vakur yürüyenleri… Babam yanıtlamıştı; ?Oğlum biri bizim büyüğümüz Müftü Halil Özaydın Efendi, diğeri de Hıristiyanların büyüğü Keşiş Aziz Efendidir.? Aziz Günel?in Süryani cemaatinin dini lideri olmasına rağmen, kentteki tüm Hıristiyanların önderi olarak öne çıktığını sonradan öğrenecektim.
İşte böyle… İtiraf edeyim ki ben de bu ayrımı geç fark edenlerdenim. ?İsa?nın kuşları? epeyce önce kentin hayatından çekip gitmişlerdi de. Bizler parmakla sayılacak kadar azaldıklarında biraz da ironiyle ?mahlemizdeki Süryani, mahlemizde hoş Süryani? demeye başlamıştık.
Tüm bu yaşananları tarihin yoğun tanıklığında bir akademisyen titizliğiyle, ciddi referans taramasıyla arkadaşım Mehmet Şimşek elinizde tuttuğunuz kitabıyla aktarmış. Derli toplu bir çalışma olmuş ?Süryaniler ve Diyarbakır?. Tarihsel perspektiften günümüze, gündelik hayatlarından kilise ortamına, düğün ve cenazelerine varıncaya dek bir dolu merak edileni titiz bir araştırmacılıkla uzun yılların çabası sonucu kitap boyutuna ulaştırmış Mehmet kardeşim.
Önemli bir boşluğu dolduracağı ve adresine ulaşacağı düşüncesindeyim.
Kadim şehirlerin çok dinli ve çok kültürlü yapılarının yazılmamış olması o şehrin en az yarısının belleklerinden silinmiş olacağı gerçeğinden hareketle, bellek tazeleme açısından da Mehmet Şimşek?in çalışması önemli, kayda değer, dikkate değer…
Şeyhmus Diken

Benim Diyarbakır ve Diyarbakırlı Süryanileri tanımam, 1990?ların başındadır. Daha Mardin?de havalimanı yokken, Diyarbakır benim için Mardin?e yaptığım ziyaretlerin ilk giriş kapısı olmuştu. İstanbul?dan sabahın erken saatinde ayrılıp, Diyarbakır havalimanına inerken, sonraki rotam hep aynıydı. Önce Lale Bey Mahallesi?nde bulunan Süryani Kadim Meryem Ana Kilisesi?ne uğrar, kilise papazının hazırlattığı çayı içerken sohbet eder, Mardin?e öyle devam ederdim. Sonra gazeteci olarak Diyarbakır?ı tanıdım. Şimdi yılını hatırlamıyorum ama 1994-95 olsa gerek, aralarında benim de olduğum bir gurup gazeteci, ekonomiden sorumlu devlet bakanı Sayın Saraçoğlu?nun da olduğu kalabalık bir işadamı gurubuyla Diyarbakır?a gelmiştik. Bir taraftan Diyarbakır?ın ekonomisini öğrenmeye, diğer taraftan da kenti daha yakından görme fırsatım olmuştu. Diyarbakır?ın dar sokakları ile en lezzetli pirzolanın yapıldığı küçük bir kebapçıyı keşfetmem sevgili Şeyhmus Diken?le yaptığım bir Diyarbakır turunda olmuştu. Ama Diyarbakır?ın unutamadığım şeyi nedir diye sorulsa, geleneksel odun fırınlarında yapılan ekmeğidir derim! İşte benim Diyarbakır?la olan ilişkim.
Ancak Süryanilerin Diyarbakır?la veya Süryani kaynaklarının kent için kullandığı isimle Omid?le ilişkisi kadim zamanlara kadar gidip orada kayboluyor. Hıristiyanlıkla birlikte Süryaniler kentte kiliseler ve manastırlar kurmuş, kentin tarihinde önemli bir renk olmuşlar. Diyarbakır, Süryani Kilise tarihinde önemli bir kent. Şimdilerde sadece 5-10 kişilik cemaati olsa da, bir zamanlar Süryani Kilisesi?nin Diyarbakır?da kalabalık, eğitimli ve görece varlıklı bir cemaati vardı. Tarihsel süreçte kent ve civarındaki manastırlar, Süryani Kilisesi?nde önemli eserler veren yazarlar yetiştirmiş. Diyarbakır ve Urfa hakkındaki Vakayiname?nin yazarı Mar Yeşua ve umumi bir tarihin yazarı olan Zukinli Rahip bunlardandır.
Diyarbakır, kısa da olsa, Süryani patriklerinin kendilerine merkez olarak seçtikleri şanslı kentlerden biridir de! Süryani Patriği IV. Diyonosius, 1034 yılında Patriklik Merkezi olarak kendine Diyarbakır?daki Meryem Ana Kilisesi?ni seçmiştir. Meryem Ana Kilise?nin kendisi ve içinde bulunan mezarlar bile Diyarbakır?ı Süryani Kilisesi için önemli kılıyor. Çünkü Diyarbakırlı olmasalar da, ve VI. yüzyılda yaşamış, ?bilgeliğin bülbülü? olarak adlandırılan, şiirleri ile Süryani edebiyatını zen-ginleştiren Suruçlu Aziz Yakup ile XII. yüzyılda yaşamış, ?döneminin yıldızı? olarak gösterilen, Tevrat ve İncil?i tefsir kitapları ile meşhur, Süryanilerin en iyi hatip ve yazarlarından biri olan ve bu kentin metropolitliğini de yapan Bar Salibi?nin mezarları bu kentin kilisesindedir.
XX. yüzyılda Diyarbakır?ın yetiştirdiği önemli bir Süryani aydın ve yazarı ise Naum Faik?tir ki sevgili Mehmet Şimşek, Faik?in hayatını anlatan Naum Faik ve Süryani Rönesansı adlı kitabı derleyip hazırlayan kişisidir. Öyle anlaşılıyor ki sevgili Mehmet, Süryaniler konusunun içine girmiştir.
Onun kaleme aldığı Süryaniler ve Diyarbakır kitabını okurken, iyi ki de girmiştir diye düşündüm. Çünkü ?akademisyen titizliği? ile kaleme aldığı kitabı ?zanaatkâr inceliği? ile sık dokumuş, ortaya sağlam ve güzel bir eser çıkmış.
Kitap, baştan beri bu konuda ciddi bir çalışma olmanın ipuçlarını veriyor. Taranan kaynak ve referanslar ile bunların doğru kullanılması buna tanıktır. Kitabın kurgu ve düzeni, okuru, sıkmadan ve yavaş yavaş Süryanileri tanımaya, daha sonra ayrıntılarda derinleşmeye ve en sonunda da Diyarbakırlı Süryaniler hakkında bilinmesi icap eden bilgileri almaya davet ediyor.
Sevgili Mehmet Şimşek, tüm bunları, benim her zaman en zor yazı şekli olarak gördüğüm ?yalın ve açık? bir yazı sitiliyle birleştirmiş ki, kitabın her kesim okur tarafından zevkle okun-masını sağlıyor. Kitabın ?yalın ve açık? dili, okurun sıkılmadan, kitabı uzun süre elinde tutmasını sağlayacak önemli bir unsur kazandırmış kitaba. Süryanilerin Diyarbakır?daki hayatına dair basılan resimler, kitabı daha da zenginleştirmiş, canlandırmış ve onu adeta yaşayan bir tarih tanığı haline getirmiş.
Kitap, Süryanilerin ve özellikle de Diyarbakırlı Süryanilerin dünyasına açılan bir pencere gibi…
YAKUP BİLGE

Ansiklopedilerde tarihin eski halkları, nedense yasa maddelerini andıran soğuk ve mekanik bir şekilde betimlenir. Oysa insanlığın gelişim serüveninde bu kadim halklar, insanlığın bugünkü aşamaya gelişlerinde son derece önemli katkılar sunmuştur. Ancak ne var ki, bu halklar da yüzyılların deviniminde, egemen kesimlerin dinsel veya siyasal bağnazlığın dolayı yok olmaya yüz tutmuşlardır. Bunlardan biri de ayakta durmaya çalışan ve hala “biz varız” demeye çalışan Süryanilerdir.
Kendileri Arami diyen, ancak Yunanlıların Syrian olarak adlandırdıkları Süryani sözcüğü her ne kadar Suriyeli anlamına gelse de bazı kaynaklar farklı kökenlerden geldiğini söyler. Örneğin, Pers Kralı Keyhüsrev’in Süryanicedeki adının Syrus’ten geldiğini veya Antakya kentini inşa eden Arami hükümdarı Sürrüs adından geldiğini, ya da Asur’dan (Asurin)’den geldiği de iddia edilir. Keldaniler ve Asurlularla yakın akraba olan ve 451 yılında Khalkedon (Kadıköy) Konsili’nden sonra Hz. İsa’nın tek bir doğası olduğunu savunan Monofizit öğretiyi benimseyen Hıristiyanlar için kullanılan ancak etnik kimlik anlamına da gelen Süryaniler Mezopotamya’da yaşayan eski halklardan biridir. Aynı inanışın farklı yorumlanışı nedeniyle ilk yıllarda yaşanan çelişkiler, süreç içinde Süryaniler, arasında kendini hissettirir. Khalkedon Konsili’ne göre İsa’nın biri tanrısal diğeri insani olmak üzere iki doğası vardır. Bu iki doğa birbiriyle karışmaz, değişmez ve ayrılmazdı.
Çeşitli dinsel nedenlerden dolayı Süryanilerin bir bölümü Katolikliği benimser, diğer grup ise Monifizitliğe bağlı kalarak Kadim Süryaniler adı ile anılırlar. Süryani Kadim Kilisesi patrikliğinin makamı Antakya olmasına rağmen Mardin’deki Deyrü’l-Zafaran merkez olarak kabul edilir. Süryani Kadim Kilisesi cemaatinin büyük bir bölümü, antidemokratik baskılar nedeniyle Türkiye’den ayrılmak zorunda kalmıştır. Süryaniler Ortadoğu’nun önemli merkezlerinden biri olan Edesse’de (Urfa) Aramca’nın Doğu lehçesini konuşurlar. 5. yüzyılda dinsel anlaşmazlıklar nedeniyle Süryaniler ikiye ayrılır. İran etkisinde kalanlara Nasturiler, Bizans’ın etkisinde kalanlara da Yakubiler denir.
Bugün büyük bir kısmı Avrupa’ya göçen Süryaniler üzerine tez çalışması yapan Sosyolog Mehmet Şimşek ‘in kitap haline getirdiği Süryaniler yapıtı, genel anlamda bir bilgi verdikten sonra özellikle yüzyıllar boyu birçok halkı içinde barındıran ve çok kültürlülüğün simgesi olan Diyarbakır’da yaşayan bu halkı anlatır. Şimşek, Süryanilerin kökenleri ve dinsel yapılanmaları, ekonomik ve kültürel yaşamları hakkında genel bir bilgi verdikten sonra Amed’de yaşayan bu halkın dramını yazar. Amed’deki gittikçe sayıları azalan bu insanların gündelik yaşamından örnekler verir. Üniterlik kavramıyla bu coğrafyadaki kültürel dokuyu yok eden, halkları birbirine düşman kılan resmi ideolojinin yüzyıllık insanlık suçu Bölge’de gündelik yaşamda kendini daha çok hissettirmektedir. Kalıcı bir barışın ve demokratik bir çözümün gerçekleşmesi halinde bölgede yaşanan dramın yerini daha renkli ve farklı bir kültürel oluşum alması yaşamı daha da kolaylaştıracağı açıktır.
Mehmet Şimşek’in her ne kadar Süryanilerle yüzyıllar boyu bir arada yaşayan kardeş Kürt halkından kitabında fazla söz etmemesi eksiklik olarak görünse de önemli bir boşluğu doldurduğu görülüyor. Çünkü aynı coğrafyada farklı dilleri konuşan halkların kültürel dokusu aynı kumaştan dokunmuştur.
Mustafa YELKENLİ

Mezopotamya?nın kadim milletlerinden olan Süryanilerin tarihi kökenleri, edebiyatları, kültür, gelenek ve inançları hakkında kapsamlı bir çalışma olan ?Süryaniler ve Diyarbakır? beş bölümden oluşuyor. Eserde Süryaniler hakkında genel bilgilerle beraber Diyarbakır Süryanileri de ayrıntılı bir şekilde tanıtılmış. Son kuşak Süryanilere kadar birçok şahsiyete de kitapta yer verilmiş. Bunlarla beraber Süryaniler ile ilgili birçok fotoğraf ile birçok Diyarbakır Süryanisi?nin de fotoğraflarının bulunduğu albüm kısmı da eseri zenginleştiren bir diğer bölüm
SAYIM ÇINAR

Kitabın Künyesi
Süryaniler ve Diyarbakır
Mehmet Şimşek
Kent Kitap
Basım Tarihi: 08 – 2006
Sayfa Sayısı : 341

***

Süryaniler ve Diyarbakır
Mehmet Şimşek
Chiviyazıları Yayınevi / Mjora (Etnik) Dizisi
257 sayfa

Yorum yapın

Daha fazla İnceleme
Küreselleşme, Kriz ve Türkiye?de Neoliberal Dönüşüm – Nergis Mütevellioğlu, Sinan Sönmez

"Nergis Mütevellioğlu ve Sinan Sönmez'in derlediği ve on makalenin bir araya getirildiği bu kitapta, küresel kapitalizmin ve özel olarak sistemin...

Kapat